“Bak Leya abla bilmediğin şeyler var “Anlat o zaman yoksa evimden atılacaksın!” “Bizim annelerimiz aynı!” Dedi bağırarak “Ne sana inanmıyorum” “Bak şimdi ben kaza sonucu doğdum annemiz babanı aldatmış ve sonuç benim sonrasında beni yurda bırakmış beni sahiplenen ailem bir boyut kapısı açtı ve oraya girdik bizim evimiz oradaymış halbuki sihirli bir anne beni sahiplenmiş oranın ileri düzey sihiriyle artık ben de sihirliyim” Güçlü bir nefes vererek “Ah gerçekten bu kadın bunu da mı yaptı” aslında normal insanların ilk söyleyeceği şey annem bunu yapmaz,sana inanmıyorum,hemen DNA testi yaptıralım, anneme nasıl suç atarsın ve benzeri cümleler olurdu fakat ben şaşıramıyorum bile çünkü annem hiç bir zaman bana doğru düzgün annelik etmemişti babamı dolandırıp kötü tabiriyle bir adama kaçmıştı bunların hepsini biliyordum daha neler neler yapmıştı bu evde bir dolaba kitlemediği kalmıştı beni babam tedavisi için başka ülkeye taşındığından beri tek yaşıyordum her ay bana düzenli olarak para gönderiyordu ve geçimimi bu şekilde sağlıyordum fakat tek yaşamaktan mutsuz da değildim burada benim kurallarım vardı ama ne olursa olsun karşımda yıllardır annesi ve babasını görmemiş bir kız duruyordu annem olacak o kadının bütün yaptıkları yetmezmiş gibi bir kişinin daha hayatını mahvetmişti bu nasıl bir çirkinlikti? En azından karşımdaki kız mutsuz gözükmüyordu bu durum şu anki duygularımı birazda olsun bastırmıştı fakat gözlerimden akan birkaç damla yaşa engel olamamıştım karşımda daha önce hiç görmediğim bir kız vardı ve ben onun ablasıydım “Lütfen bize yardım et sihirli dünyamıza kötü bir büyücü saldırıya geçmeye çalışıyor ve onu bir an önce durdurmalıyız” dedi Umay bu durumda Umay’ın teklifini geri çevirmeyi doğru bulmuyorum fakat benim de bir hayatım var gitmek istediğim bir okul var hem sihirli dünya ancak masallarda,kitaplarda olurdu bu bizim yaşadığımız dünya için mümkün değil en azından ben öyle düşünüyordum, o sırada telefonum çaldı “Alo ne ama nasıl?” “Ne oldu?” Gitmek istediğim okulun kontejyanı dolmuş” ah daha kaybedecek neyim var ki? “Tamam Umay sana yardım edeceğim fakat neden koskoca sihirli dünyayı sen kurtarmalısın?” Çünkü oradaki herkesin doğuştan sihir yeteneklerin var ben ise oraya sonradan dahil oldum ve sihirli dünyamızı kurtarmak için sihirli evrende yaşayan biriyle dünyada yaşayan birinin kan bağı lazım” “Peki neden ben?” “Çünkü sen benim ablamsın bizim kan bağımız var” “Ah doğru böyle söyleyince kulağıma bir garip geldi hem sen o evrende olmasaydın o zaman ne olacaktı?” “Zaten beni sahiplenme sebepleri tam olarak buydu böyle bir şey başımıza gelirse diye” bir kıza bunu sormak doğru muydu bilmiyorum ama yine de sordum “ y-yani seni sevmiyorlar mı?” “Hayır tabiki de seviyorlar bu görevi evrendeki hangi aile yapmak istiyorsa o aileye veriliyor o seçilen çocuklar yani biz artık sadece o ailenin değil o evrenin çocuğu seçiliyoruz” “Vay be ne kadar da havalı bu arada çocuklar derken?” “Üç seçilmiş ada ve o üç farklı ada içinde üç seçilmiş çocuk var ve artık yola koyulmalıyız” “Sen sihirli değil misin ışınla işte bizi” dedim sanki kırk yıldır sihirle uğraşıyormuşum gibi “bir kere sihirli evren değil Kipnatya Adası ve ayrıca biz kendimiz haricinde bu dünyadaki kişileri ışınlayamıyoruz bu yüzden seni ışınlayamam” bu lafının üzerine iki tane sırt çantasının içine gerekli malzemeleri koymak için odama çıktık geniş çantanın içerisine iki adet uyku tulumu, bir kaç tane tişört ve bir adet su koyduk, fakat anlamadığım bir şey vardı “Sen zaten sihirlisin neden yanımıza bir şeyler alıyoruz ki?” Diye sordum merakla “Çünkü güçlerimi bir süre sonra kullanamayacağım” “Peki ama neden?” “Bazı tehlikeli yerlerden geçeceğiz eğer güçlerimi oralarda kullanırsam tehlike altına girer ve bir daha kullanamam” “ Evet her şey hazır hemen telefonumu ve şarj aletimi alıp geliyorum” dedim tam salona gidecekken “Dur ne telefonu orada telefonunu kullanabileceğini mi sanıyorsun? Orada telefon çekmez” dedi Umay “Ya sizin nasıl bir dünyanız var sihirli dünya diyorsunuz telefon bile çekmiyor!” “Telefonuna çok ihtiyaç duyacağını sanmıyorum” dedi çok sorun etmemeye çalıştım işte her şey hazırdı, enerjimi toplayıp büyük bir heyecanla “bekle bizi sosna diyarı!!!” Deyince Umay kahkahayı bastı “sosna değil sonya”dedi küçümseyici bir sesle “içinde hala küçük bir çocuğun ruhu var” “kusura bakma ufaklık,sonuçta bende her gün sihirli bir diyarı kurtarmaya çalışmıyorum” “farkında mısın abla daha evden bile çıkmadık” “tamam haklısın kendimi biraz kaptırmışım” “herneyse fazla zamanımız yok,bir an önce yola koyulmalıyız”dedi Umay ve bir anda çantasından bir adet rengi biraz solmuş bir elma çıkardı ben ise “bu kaosun ortasında elma mı yiyeceksin cidden?” Dedim “ahh tabiki de hayır bu elma normal bir elma değil bu özel yapılmış sihirli bir elma”dedi “nasıl yani? Peki bu elma bizim ne işimize yarayacak?” “Bu elmadan bir ısırık alman gerekiyor.Önce biraz başın dönecek ve bayılacaksın yaklaşık 6-7 saniye sonra kendini Kipnatya adasında benim evimde bulacaksın ve bende tabiki yanında olacağım” “tamam o zaman ısırıyorum” en fazla ne olur ki diye düşündüm,elmayı ısırdığım anda sanki beynim tamamen kapanmıştı başım şiddetli şekilde dönmeye başladı neredeyse kusacaktım hatta kusmuşum bile gözlerimi araladımda bir de ne göreyim büyük boynuzları ve dişleri olan mavi renkli,mor desenleri olan tüylü bir canavarı üstü kusmuğa kaplanmış şekilde gördüm kabus gibiydi resmen kendime geldiğimde ilk iş tüylü canavardan özür diledim Evet yanlış duymadınız bir canavardan ÖZÜR DİLEDİM,”aman tanrım b-ben çok üzgünüm nasıl olduğunu bile anlamadım”derken kafamı yana çevirdiğimde küçük kardeşim Umayı ve yanında hafif sivri kulaklı yüzlerinde ve gövdelerinde yeşil,pembe desenleri olan bir kadın ve erkek gördüm ikisininde ayakları tam olarak yerde değildi “abla seni annem ve babam ile tanıştırayım annem Onyo ve babam Simon o yanında duran tatlı tüylü şey ise bize yardım edecek olan Lenya” Lenya enerjik bir şekilde “merhaba dostum ben Lenya gerçi yüzüme kusarak tanışmak istemezdim” “n-nasıl yani sen konuşabiliyor musun gerçi niye şaşırıyorsam”biraz da olumlu şeylerden bahsedeyim evin içi o kadar büyüleyiciydi ki gözlerimi evden alamadım özellikle turkuaz,pembe ve mor renkler baz alınmıştı pembe koltuklar turkuaz işlemeli bir halı lila duvar desenleri mavi ile kaplatılmış masa masanın üstündeki uçan kap kekler ve daha bir sürü detay”eviniz gerçekten çok güzelmiş bayan Onyo ve bay Simon”ahh teşekkür ederiz Leya” dedi bayan Onyo bay,Simon ekledi “Lenacığım burası bir mantar ev sizin dünyanızdaki gibi yada Umbrella Adası’nda olduğu gibi dikdörtgen bir ev değil” “umbrella adası mı orası da neresi?” Kardeşim “orası da bu evrende bulunan başka bir ada sürekli yağmur yağdığından dolayı adanın ismi umbrella,nasıl sizin dünyanızda bir sürü şehir var, bizde de bir sürü farklı diyarlar ve adalar var” “hmm şimdi anladım” tatlı canavar ekledi “daha öğrenmen gereken çok şey olacak” Umay “bunları sonra konuşuruz.Şimdi en önemlisi bir an önce plan yapıp adamızı kurtarmak olacak” “haklısın kızım” kardeşimin babası Simon planı anlatmaya geçti Sonya Diyarına varmak için Lenya size yardım edecek sonrasında sizin kara bulut üçgenini bulmanız lazım oradaki kara bulutları eski rengine çevirmelisiniz bunun için orada bulutların efendisi Sonvara’yı bulup ondan bir harita almalısınız o haritayı aldıktan sonra hem sizin hem de bizim kaderimiz ellerinizde” Onyo “soğuk kanlı olun size güveniyorum,size güveniyoruz” dedi ve Lenya’nın tüylü mü tüylü gövdesine atladık bir anda havada süzülmeye başladık o an kendimi rüyada gibi hissettim baya bir zaman geçti artık açlıktan havanın verdiği güzel serinliği ya da tüylü gövdesinin verdiği yumuşaklığı hissedemiyordum Lenya’ya “Lenya biraz duramaz mıyız hem benim karnım acıktı”dedim üç yaşında bir çocuk gibi mızmızlanmaya başladım ama pek de haksız sayılmazdım bence.Kardeşim Umay elleriyle bir hareket yaptı ve bir şeyler söyledi sonrasında önüme içi yemekler ile dolu büyük bir sepet geldi “bu da neyin nesi?” Diye sordum Umaya“sen yemek istemiyor muydun al işte istediğin kadar yemek” “t-teşekkür ederim” böyle böyle saatler geçti her dakika söylendim bakın her dakika “off ne zaman varacağız?” Umay “birkaç saat sonra” ve o birkaç saat de geçti fakat havanın rengi birden bire garipleşmeye başladı “havanın rengine ne oldu?” Diye sordum,Lenya “bunlar kara bulut geldiğimizi bu bulutlardan anlaya bilirsin” Umay “Lenya lütfen bizi yere kanatlar mısın?” Kanatlamak o da neydi “şey kanatlamak ne demek?” “Kanatlamak Lenyanın ırkında yere bırakmak anlamı taşıyor” “hmm anladım” sonra Lenya bizi gökyüzünden indirip yere bıraktı Lenya”ben artık gitmeliyim adamız beni bekler…” “Lenya gitme…bize yardım et” dedim Lenya”merak etme sizi almaya geri döneceğim…” dedi ve yolumuz orada ayrıldı Umay “öncelikle barınacak bir yer bulmalıyız burada çok zaman geçireceğiz” tamam dedim ve yola devam ettik.
Bölüm 2
2. BÖLÜM BOYUTLAR ARASI YOLCULUK
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.