İçeriğe geç

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 12 · 21 dk okuma

KURŞUNLU ZİNCİR

Bölüm 12

ACI GERÇEK

Acı gerçek neye denirdi?

Hayata mı?

Yada Gördüklerimize mi?

Bu iki seçenekten hiçbir şeye denmezdi, çünkü asıl acı gerçek bildiklerimiz ama kabullenemediklerimizdir...

-

Kollarımın arasındaki kıpırdanmayla gözlerimi açtığımda odanın içerisi aydınlanmıştı hızla ellerimi Lavin'in bedeninden çekerken yataktan kalkmıştım.

Uyanacaktı ve beni yanında ona sarılıyor bir şekilde görmesi istediğim son şey olurken benden uzaklaşmasını göze alamazdım

"Almıyacağım lan zaten"

Kulaklarımda daha bu akşam Lavin için Evrene söylediğim söz çınlarken şimdi ise benden uzaklaşmasın diye yaptığım bu hareketime anlam veremiyordum!, ben ne istiyordum?, Lavin'in benden gitmesinimi?, gitmemesinimi?, derin bir nefes verip odanın camına gittiğimde arkamı dönerek dışarıya baktım, korumalar evin etrafında gezinirken Lavin dün evime sessizce girmişti içimdeki öfke artarken korumların da hesaplarını kesmek için elbet zaman gelecekti ama ilk önce yatağımda yatan Lavin ile ilgilenecektim, arkamda hareketlilik olmasıyla cama Lavin'in yansıması düşerken Lavin irkilerek yataktan doğrulmuş ve hızla kalkarken etrafa kısa bir bakış atıp kapıya yönelmişti, Lavin'in hareketiyle kaşlarım çatılırken omzumun üzerinden arkama baktığımda Lavin gerçekten de odadan sessizce çıkmaya çalışıyordu

"Sende körlük mü var!"

Sesimi yükselterek söylediğim cümleyle Lavin korkarken arkasına bakmıştı, Lavin devam etmemi beklerken ben cevap bekliyordum

"Cevap!"

"Ne diyorsun be sen?"

Lavin kaşlarını çatarak yönünü bana çevirirken kapının yanından ayrılmamıştı

"Diyorum ki beni göremeyecek kadar körmüsün?, yoksa burada senin hesap vermeni beklerken sen çekip gidebileceğini mi zannediyorsun?"

Lavin cevap vermek için hareketlenmesiyle susması bir olurken etrafa bakmıştı, Lavin'in her hareketini dikkatle izlerken bir sonraki yapacağı hareketi daha doğrusu saçmalığı bilmek istiyordum

"Beklemeseydin, sana bekle diyen mi oldu?"

"Hahaha" Lavin'in cevabıyla kahkaha atarken bir kere daha anlamıştım ki Lavin'in sağını solunu asla tahmin edemeyecektim

"Gerçekten sabaha kadar oradamı bekledin?"

Lavin'in sorusuyla kahkahamı keserken kaşlarımı çatarak başımı yana çevirdim

"Sabaha kadar oradamı bekledin?"

Lavin sorusunu yenilerken birşeyin sonucuna ulaşmaya çalışıyordu ama neyin sonucu olduğu konusunda en ufak bir fikrim olmazken başımı dikleştirerek ellerimi cebime koyduğumda konuştum

"Kaçabilirdin!, hem nerede bekleseydim?" yatağa bakmamla Lavin'e baktığımda Lavin gözlerini kaçırmadan bana bakıyordu

"Sen sapıkmısın?"

"Ne?"

"Göz kulak olma ayağına benimi izledin!"

Lavin'in fütursuzca düşüncesine karşı yüzüm gerilirken sinirle konuştum

"Saçmalamayı kes!" Dişlerimin arasından konuşmama rağmen sesim fazla çıkarken Lavin'in gözü dönmüştü

"Cevap ver!" Lavin hızla yanıma gelmesiyle göğsümden ittirirken geriye sendellemiştim

"Benimi izledin cevap ver!"

"Lavin!"

"Ne!, Ne Lavin, Lavin!"

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdiğimde Lavin'in elleri göğsümden ayrılmıştı, gözlerimi açarak Lavine baktığımda, Lavin sinirle yatağın başındaki komodine gitmesiyle üstündeki gece lambasını çekerek koparırken asla bu hareketini beklemiyordum ama Lavin beklemediğim her şeyi yapıyordu

"Sapık herif" Lavin bağırarak bana dönmesiyle elindeki lambayı fırlatırken son anda yana çekilmem ile lamba başımın yanından geçerek arkamdaki duvara çarpmasıyla tuzla buz olmuştu

"Delirdin mi!, ne yapıyorsun!"

Bir adım öne atarak bağırmamla Lavin umursamazken bu kez yatağın diğer tarafına giderek aynı şekilde lambayı söküp bana dönmüştü

"Şerefsiz, Sapık!" Lavin lambayı bu kez kaçtığım tarafa atmasıyla hızla diğer tarafa yönelmiştim

"Lavin!" Odayı Lavin'in ismiyle inletsemde Lavin banamısın demezken bakışlarını benden başka bir yere çevirmesiyle oraya bakmıştım, ne kadar Lavin masanın üzerindeki bana atacağı eşyanlara baksada benim gözüm masanın üzerine bıraktığım Lavin'in bilgileri olan dosyada takılı kalmıştı, Lavin masaya yönelmesiyle bağırmıştım

"Dur!"

Lavin bir kere daha beni dinlemezken Lavin'in önüne geçmemle kolundan yakalarken hızla kendime çekmiştim, az önce benden ayrılan Lavin ellerini yöğsüme koymuş kirpiklerinin altından gözlerime bakarken bal rengi harelerine öfkeyle bakıyordum

"Ne yaptığını zannediyorsun sen!" Lavin'in kolunu kendime daha fazla çekerken Lavin'in bedeni iyicene bana yaslanmıştı

"Senin gibi sapığın birine haddini bildiriyorum"

Lavin bakışlarıyla yüzümü taradıktan sonra konuşurken uzaklaşmaya çalışmasıyla bir kere daha kolundan kendime çektiğimde tek kaşımı kaldırarak başımı hafif yana çevirdim

"Demek sapık"

"Değilmisin!"

"Birincisi o sesini alçalt, ikincisi ise gece evime sessizce girip boğazıma bıçak dayayan sensin"

Lavin bakışlarını benden çekerek bal rengi gözlerini yere sabitlerken birşeyler hatırlamaya çalışıyordu, çok zaman geçmeden Lavin bana bakmasıyla yüzünde şaşkınlık belirtisi olmazken dün yaşananlar ile ilgili herşeyi hatırladığını anlamıştım, tek kaşımı havaya kaldırarak Lavine daha fazla yaklaştığımda devam ettim

"Şimdi şöyle bakalım kimde sorun var, yada sapıklık var"

"Ha- hatırlamıyorum ben, yalan söylüyorsun"

"Yalan!" tek kaşımı kaldırarak başımı eğdiğimde devam ettim "Ne garip, o zaman buraya nasıl geldim, neredeyim ben?, demek yerine seni izledim' mi izlemedim' mi onu soruyorsun!"

Lavin bakışlarını benden çekmesiyle etrafa baktığında ılık nefesini yüzüme doğru vermişti

"Taksiyle geldim"

"Demek başını hatırlıyorsun ne güzel"

Lavin sesimdeki alaylı tavrı hissetmesiyle göz gevirdiğinde duruşumu bozmadan bakmaya devam ettim, Lavin göğsümden ittirerek bedenini geri çekerken kolunu ellerimin arasından çekmişti

"Devam"

"Devamı yok!, en son evimin adresini söyledim o kadar"

Lavin'in yalanını hayretle dinlediğimde ne tepki vereceğimi şaşırmıştım, demek partneri olacağım diye verdiğim sözün bir anlamı kalmazken şimdi ise canının derdine düşmüştü, başımla onayladığımda geriye hiçbirşey olmamış gibi davranmaktan başka seçeneğim kalmıyordu

"Doğru buda arkadaşını arayıp eve geldiğini söylediğin kelimeyi doğrular"

Lavin kaşını kaldırmasıyla gözleri kısılırken bal rengi gözleri karanlık gözlerimi bulmuştu

"Gidebilirsin"

Lavin birşey demeden arkasını dönmesiyle kapıya doğru bir kaç adım attığında olduğu yerde durup aklından birşeyler düşünürken öfkeyle yüzünü bana dönmüştü

"Yalancı"

"Anlamadım?"

"Bencil olduğun kadar yalancısın da"

Lavin'in çıkışıyla şaşırırken bu kez ne olmuştu gerçekten merak ediyordum Lavin bir kaç adımda yanıma gelip omzumdan ittirmesiyle tek kaşını kaldırarak alayla güldü

"Beni kandırabileceğinimi zannediyorsun"

"Demek hatırlıyorsun?"

"Tabikide hatırlıyorum"

"Sevindim"

"Benimle dans edeceğine mi"

Lavin'in tek kaşını kaldırmasıyla gülerek kurduğu cümleye karşı dişlerimin arasından cık yaparken Lavin'i arkamda bırakarak cama gitmiştim

"Dünkü yaptığının arkasında kalacak kadar cesaretli olduğuna, başta baktım lafi çeviriyorsun gözümde küçülmüştün, en azından yerini korudun"

"Ne mutlu sana" Lavin'in sesi cümlesinin sonuna doğru yavaş yavaş kısılırken omzumun üzerinden arkama bakmıştım, Lavin elini karnına götürürken diğer elini hızla ağzına kapatarak arkasını dönmesiyle "Sağ kapı" demiştim, Lavin beni duymasıyla hızla odada olan kapıyı açarak tuvalete koştuğunda başımı iki yana sallayarak cama geri döndüm, içeride Lavin'in sesi gelsede iğrenmek yerine yüzümde saçma bir gülümseme peyda olmuştu, bir kere daha anlamıştım ki bu kadın'ın hiçbir şeyinden tiksinmiyordum.

Aradan geçen dakikalar sonunda hafif yan dönerek boğazımı temizlediğimde tuvaletin kapısına bakmıştım

Lavin yere çökmüş klazöte eğilirken giydiği etek bacaklarının üzerinde toplanmıştı, baş parmağımın kenarıyla dudağımın kenarına sürttüğümde başımı cama çevirmiştim, son kez dışarıdaki korumalara baktığımda arkamı dönerek kapıya doğru giderek bağırdım "Aşağıya gel!" Lavin bana cevap veremezken duyduğundan emindim, beklemeden kapıdan çıkıp merdivenleri indiğimde salonun kapısından Efe çıkmıştı

"Abi"

"Korumları çağır"

Efeye yapması gerektiğini söylerken salondan Mert ve Evrende çıkmasıyla merdivenleri bitirdiğimde mutfağa geçmiştim, mutfağa gelişi güzel baktığımda kapakları açık çekmeceleri görmemle yemek masanın etrafında olan sandalyeye gittiğimde boynumdaki yara ben buradayım der gibi sızlarken sandalyenin başından tutarak kapıya yöneldiğimde sandalyeyi arkamdan sürüklemeye başladım, gereksiz sesden rahatsız olurken şimdi sandalyenin çıkardığı sesi umursamamıştım, umursamaktan ziyade daha çok sandalyenin sesi içimdeki öfkeyi dışarı çıkarırken koridorda merdivenlerin başına sandalyeyi bırakmamla otururken bacağımı dizimin üzerine koymuştum, evin etrafında bekleyen korumalar karşımda hizalanmasıyla başlarında da güvenlikten sorumlu olan Selim duruyordu

"Dağhan bey buyrun"

Selime bakmamla Selim boynuma bakarak kaşlarını çattığında, başını hafif yan çevirerek adamlarına baktığında bir terslik olduğunu anlamıştı

"Dağhan bey bir sorun mu var?" Selim'in cümlesiyle alayla gülmüştüm

"Selim, Selim" dediğimde tek kaşımı kaldırarak başımla onayladım

"Sorunun büyüğü var Selim" Selime bakarak söylediğim kelimeyle merdivenlerden kıpırtı gelmesiyle kimin geldiğini bildiğim için merdivenlere bakmazken Selim'in bakışları yukarıya kaymıştı, Selim'in yüzünde an bean şaşırma belirirken Lavin merdivenleri inmiş yanıma geçmesiyle ayağa kalktım.

"Bu gece kapıda duran koruna kim Selim"

Sakin bir şekilde sorduğum soruya karşı Selim yutkunarak bakışlarını gözlerimden çekmesiyle yere bakarken cevap verdi

"Ben abi"

"Sen demek"

"Evet"

Başımla onaylarak karşımda sıralanan diğer korumalar varken teker teker önlerine giderek yüzlerine baktım o kapıda Selim'in durmadığına adım kadar emindim ama Selim bana karşı adamlarını korurken kendisini ateşe atıyordu, korumalar başlarını yerden kaldırmazken bir kere daha bağırdım

"Kapıda duran kim Selim!"

"Bu gece kapıda duran bendim abi"

Selim aynı cevabı verirken dişlerimi sıkarak Selim'in karşısına geçmiştim

"Lavin nasıl girdi içeri Selim"

Selim cevap vermezken sadece yere bakıyordu, Selim ya diyeceği kelimeyi düşünüyordu yada beni umursamayıp cevap vermiyordu

"Kimden izin alarak içeri aldınız"

"Dağhan"

Lavin arkamda kıpırdayarak titrek bir sesle ismimi zikretmesiyle Selim başını kaldırmıştı

"İçeri biz almadık"

"Anlamadım?"

Selim söylediği kelimenin karşılığını bilmeden konuşurken böyle birşeyin olma ihtimalini bile düşünemiyordum, almadıkda ne demekti onca korumaya rağmen Lavin içeriye kendisi girmişti nasıl yapabilmişti, nasıl içeriye girebilmişti, eğitimsiz biri bile benim adamlarımı geçebiliyorsa düşmanlarım hayli hayli geçebilirdi, omzumun üzerinden arkama baktığımda Lavin kaşlarını çatmış alt dudağını dişleri arasında ezerken Selim'in sesi duyulmuştu

"Lavin hanım'ın kendisi girmiş içeri"

"Ne diyorsun lan sen!"

Duyduklarımla öfkelenirken Selim'in kendini bilmez bir şekilde dediği tam anlamıyla güvenlik açığını belirtiyordu Selim'e dönmemle yumruk yaptığım elimi Selim'in yüzüne geçirdiğimde Lavin'in çığlığı duyulması bir olmuştu, Selim yere düşmesiyle Selim'in üzerine eğilerek bir kere daha vurarak bağırdım

"Ne diyorsun lan sen!"

"Özür dilerim"

Selim'in kaşı açılmasıyla yüzü kan olurken durmak ne demek bilmeden yumruklarımı peşi sıra vurmaya devam etmiştim

"Ne diyorsun lan sen!" Bir kere daha vurduğumda Selim geri bana bakarken suratına doğru bağırdım

"Ne dediğini kulağın duyuyormu senin"

Selim'in başı yana düşmesiyle durmazken havaya kaldırdığım elimi bir kere daha indirecekken koluma tutunan el ile başımı yana çevirerek baktığımda Lavin korkmuş gözlerle bana bakarken elimi tutmaktan da geri durmamıştı

"Öldüreceksin!"

Lavin'in söylediği kelimeyle yerde boylu boyunca yatan Selime baktığımda Selim'in bayıldığını yeni fark etmiştim, derin bir nefes vermemle ayağa kalktığımda Lavin'in sıcak teni kolumdan çekilmişti, gözlerimi kapatıp derin bir nefes verdiğimde başını yerden kaldırmayan korumalara baktığımda başımla Selimi işaret ettiğimde iki koruma Selim'in kollarından tutmasıyla ayağa kaldırırlarken Selim'in başı öne düşmesiyle adamlar Selim'i sürükleyerek evden çıkmışlardı

"Defolun sizde!" Diğer korumalara bağırmamla korumalar çıkarlarken Lavin benden bir adım atarak uzaklaşmıştı Lavin'in bu hareketiyle bakışlarım Lavin'i bulurken Lavin korkarak konuşmuştu

"Ben artık gi-gidiyim"

Lavin korku içinde lafını söylemesiyle arkasını dönüp giderken benden gidecek korkusuyla bir adım öne atılarak Lavin'in kolundan tutmuştum, Lavin irkilerek hızla bana baktığında bakışlarını kolundaki elime çevirmişti, Lavin'in bakışları elimde gerektiğinden fazla oyalanırken bakışlarımı Lavin'in suratından yavaş yavaş çekerek elime baktığımda elim kan içindeydi

Buydum işte ben Dağhan kelimesini anlatan tek renk kırmızı, Dağhan kelimesini anlatan tek kelime kan, olurken tek kelime ile buydum, kandan başka birşey bilmeyen bilmek istemeyen kişi ama bu saatten sonra birşeyi bilmek istiyordum Lavini istiyordum ama nasıl yapacağımı bilmezken bu ikilemde yavaş yavaş kaybolacaktım, gözlerimi kapatıp yavaş yavaş açtığımda Lavin gözlerime bakarak bir cevap bekliyordu yada onu bırakmamı bekliyordu!, Lavin'in ne istediğini bilmezken dudaklarımdan tek kelime dökülmüştü

"Bayıldı"

Lavin başını sallayarak onaylamasıyla "Bayıldı" demişti biliyordum bu kelime kendine inandırmak için söylenen bir kelimeydi, kendine inandırıp normalleştirecekti yoksa başa çıkamayacak, içindeki korku daha da büyüyecekti

"Tamam ben gidiyim, teşekkür ederim" Lavin konuşmak için konuşurken başımla onayladığımda kolunu bırakmıştım, Lavin arkasını dönmesiyle salona giderken hızla arkasını dönmesiyle işaret parmağıyla boynumu göstermişti

"Özür dilerim ya-" Lavin cümlesinin devamını getiremezken ne demek istediğini anlamıştım bir kere daha başımla Lavini onayladığımda Lavin salonun camına doğru ilerlemiş hızla arkasını dönerek kapıya yönelmişti Lavin'in bu haline buruk bir şekilde gülümsemiştim, Lavin kapıyı açıp çıkmasıyla bakışlarım çıplak ayağına değerken bir kere daha kendimden nefret etmiştim Lavin bahçenin taşlarına ayağını basmasıyla bakışları ayağına kayarken çıplak ayağına rağmen evden çıkmıştı

Lavin bir saniye bile durmazken hızlı adımlarla bahçe kapısına varmasıyla kapıya taksi gelirken omzumun üzerinden Evren'e bakmıştım, Evren kendisine baktığımı fark etmesiyle bakışları beni bulurken istemeye istemeye konuşmuştu

"Merak etme bizim taksilerden"

Evren'in cümlesiyle başımla onaylarken önüme dönüp Lavine bakmıştım ama Lavin kaçar gibi vakit kaybetmeden taksinin kapısını açıp binmişti, taksi anında hareket etmesiyle gözden kaybolurken bakışlarımı kapıdan çekip yere sabitlediğimde kendim bile zor duyacak şekilde fısıldamıştım

"Allah kahretsin"

Arkamı dönmemle sandalyenin başından tutarak kaldırırken öfkeyle karşı duvara firlarttığımda içimdeki tüm öfkeyi dindirebilmek için var gücümle bağırmıştım

"Allah kahretsin!"

Başımı arkaya atıp gözlerimi anlattığımda içimdeki öfke dinmek bir yana daha da katlanmıştı, içimde ki buna sebep olan herkesi öldürme isteği dahada katlanırken kendimi durdurmam gerekiyordu yoksa Lavine zarar verecektim ve bu benim istediğim son şey bile olamazdı

Başımı kaldırıp salona geçtiğimde köşedeki içki dolabından sert bir içki ve bardak aldığım da yandaki tekli koltuğa oturarak içkiyi bardağa doldurmamla tek dikişte içerken bardağı tekrardan doldurmuştum, onca zorluğa rağmen bana gelirken tek bir hareketimle gitmişti!, elimde tuttuğum bardağı içerken peşi sıra geri doldurmuştum bardağı, bakışlarım içki dolu olan bardakta olsada gördüğüm Lavin'in korku dolu gözleriydi!

Benden korkmuştu ben korkutmuştum bardağı bir dikişte içerken tekrar doldurmaktan da geri durmamıştım en başta Lavin'in çığlığını duymamla durmam gerekirken ben daha ileriye gitmiştim, benim kim olduğumu bilmeden tek hareketimle benden korkmuştu ilerde beni tanıyınca ne yapacaktı buna asla müsaade edemezdim, Lavin beni asla tanımayacaktı!, şişeyi bardağa dökmemle tek damla damlamazken sinirle gülerek elimdeki şişeyi yere fırlatmamla şişe kırılırken ayağa kalmıştım, dengemi kaybedip yana düşecek gibi olsamda hemen toparlanarak dolaptan yeni bir şişe almamla koltuğa gidip oturdum.

Bardağa içkiyi doldurmamla içerken karşıma baktığımda Lavin gülümseyerek bana bakıyordu gözlerimi kısarak Lavine baktığımda başını hafif yana eğerek "Senden korkmadım" demişti birşey demeden elimdeki bardağı bir dikişte içerken yeniden doldurarak Lavine baktım, Lavin hareket etmesiyle karşıma geçerken koltuğun kenarına oturmuş bacak bacak üzerine atmıştı

"Senden korkabilirmiyim!"

Lavin oturarak bana eğilmesiyle burnu burnuma değerken kısık sesiyle devam etti

"Korkamam" Lavin yüzünü yana çevirmesiyle burnunu yanağına ardından boynuma sürterken devam etmişti

"Korkmam"

Lavin'in dedikleriyle dudağımın kenarıyla gülümsediğimde benden uzaklaşmıştı, bardağı başıma dikmemle içerken Lavin'in yüzü gitmiş boş duvar gelmişti!

Herşeyin hayal olduğu gerçeği yüzüme vurmasıyla gözlerim büyürken elimdeki bardağı bırakmamla yere düşerken şişeyi kafama dikip içmiştim, Lavin'in onca dedikleri koca bir yalanken ortada tek bir gerçek vardı oda Lavin'in benden kaçarca gitmesiydi, soluksuzca içtiğim içki boğazımı yaka yaka gitmesiyle şişenin bitmesi bir olurken ayağa kalktığımda elimdeki şişeyi karşı duvara fırlatmamla şişe param parça olurken acımasızca etrafa cam parçaları dağılmıştı, tekrardan içki almak için dolaba yönelmemle karşıma Evren çıkarken omzundan ittirerek geçmeye çalıştım

Evren başını iki yana sallayarak beni tuttuğunda geriye gitsemde arkamdaki koltuğa çarpmış dengemi kaybetmiştim yere düşecekken kolumdan Efe ve Mert beni tutarlarken "Abi düşeceksin" demişti başımı iki yana sallayarak kolumu çektiğinde "Bırak" desemde Efe ve Mert banamısın demezlerken bu kez bağırmamla kolumu çekmiştim

"Bırak lan!"

"Dağhan kendini topla kontrolünü kaybediyorsun"

Evren'in sinirle kurduğu cümleyle gülümserken yavaş yavaş gülmem kahkahaya dönüşmüştü kendimi durdurmazken "Gitti" dememle kulaklarım dediğim kelimeyi işitmesiyle bıçak keser gibi gülümsemem kesilirken çenemi sıkmıştım

"Lavin benden gitti!" İşaret parmağımla karşımda duran kişileri gösterdiğimde bağırdım

"Siz bana engel olsaydınız Lavin benden kaçmayacaktı"

Arkamı dönüp öfkeyle koltuğu alaşağa ettiğimde kendimi kaybetmiş gibi bağırmaya devam ediyordum

"Dağhan sakin ol!" Evren'in bağırmasıyla umursamazken bağırmamla içki dolabına yönelmiştim

"Kendi ayaklarıyla bana gelmişken benden gitmeyecekti" içki dolabının arkasından tutmamla öne çekerken güç bela dolabı da yere devirmemle içkiler yere düşerek param parça olurken etrafa dağılmaya başlamıştı, bir kaç saniye sonunda dolap yere devrilmesiyle gürültü koparken sırtım duvara çarpmıştı, başımı duvara vurmamla yavaş yavaş yere çökerken gözlerimden akan yaşlara engel olamamıştım

Gitmişti benden, korkarak arkasına bakmadan kaçıp gitmişti, ben bunu hak etmemiştim ben Lavin ile ilgili plan kurarken hayatın benden başka planları vardı

"Böyle olmayacaktı" yavaş yavaş gozlerim kapanırken duvarın köşesinden kalkmamış başımı duvara bir kere daha vurmuştum

"Lavin benden gidemez"

Son kelimemle gözlerimi kapatırken tüm cihana öğretecektim bu gerçeği Lavin benden gidemezdi, gitmeyecekti

EFE BOLAÇ

Dağhan abiyi salonda bırakırken abim ve Mert ile evin bahçesine çıktığımızda derin bir nefes verdim,

Yıllar önce Dağhan abiyi bu şekilde gördüğümüzde bizden biri eksilmişti ama bu kez farklıydı, neden bu kadına bu kadar tutulmuştu, nasıl tutulmuştu anlamıyordum, hemde Dağhan abim yaşadığımız hayatın farkındayken böyle bir hataya nasıl göz göre göre yürüyordu hiç anlamıyordum

"Ne olacak böyle?"

"Dağhan vaz geçecek!"

Abim'in beklemeden cevap vermesiyle abime bakarken abim bana bakmadan devam etti

"Eğer o kadının da aklı varsa bu gördükleriyle korkar ve kaçar!"

"Aklı yoksa?" Mert ne kadar alaylı ses tonuyla konuşsada yüzünde de boş vermişlik bir tavır vardı, abim Mert'in dedikleriyle Mert'e bakarken soğuk ses tonuyla devam etti

"O zaman ölür" Mert başıyla onaylayarak önüne dönerken "Şirkete geçiyorum ben" diyerek abim yanımızdan ayrılmıştı

"Ne fark var şimdi?, abimde öldürmekten bahsetti"

"Ne?" Mert anlamayan gözlerle bana baktığında Mert'e bakmıştım

"Abimde Lavin'in öleceğini söyledi ben söyleyince sıkıntı oluyor"

"Lan herşeyden sen kendine niye pay biçiyorsun Evren abi onumu söyledi"

"Ne söyledi?"

"Hani bizim düşmanlarımız varya Efe!, o şerefsizler Dağhan abinin canını yakmak için Lavin'i öldürürler dedi"

Birşey demeden önüme döndüğümde Mert başını iki yana sallayarak devam etti "Ben demiştim Evren abiye seni almayalım diye de işte kardeş dedik aldık"

"Kes lan sesini!"

"Lan bir koruma daha mı alsak?"

Mert ona çıkışımı es geçerek konuşurken aklında bir şey varmış gibi davranıyordu

"Korkarak soruyorum ama ne koruması Mert"

"Sana alt yazı geçecek bir koruma"

Masanın üzerindeki sıgara küllüğünü Mert'in kafasına fırlattığımda Mert gülerek yana kaçmasıyla kurtulurken pis pis gülerek devam etti

"Ne lan hem korumalığını yapar bize de bulaşmazsın fenamı"

"Si* git lan şerefsiz!"

"Aman be gidiyorum tek başına kalda aklın başına gelsin"

"Şerefsiz"

Mert sandalyeden kalkmasıyla uzaklaşırken telefonumun çalmasıyla cebimden telefonu alarak ekrana baktığımda Elif'im yazısını görmemle gülümserken vakit kaybetmeden telefonu cevapladım

"Yavrum"

"Aşkım" telefonun ucundan Elif'in sesi duyulmasıyla gülümsemem derinleşirken sandalyeye daha da yaslanmıştım

"Ne yapıyorsun bakalım?"

"Sevgilimi özlüyorum ne yapabilirim"

"Demek özlüyorsun başka ne yapıyorsun"

"Korkuyorum Efe" Elif'in birden sesi değişmesiyle kaşlarım çatılırken bu tezatlığa anlam verememiştim

"Ne oldu Elif'im"

"Babam bana birşey söyledi Efe"

"Şerefsiz öddümü hemen"

"Babam hakkında doğru konuş Efe, şerefsiz dediğin kişi benim babam"

"İyi ya yakında benimde kayınbabam olacak"

"Lafı çevirme Efe duyduklarım doğrumu?"

Elif sinirli bir şekilde nefes vermesiyle konuşmasına devam ederken cevabını alana kadar sormaktan vaz geçmeyecekti

"Doğru yanlış diyecemde ne duydun yavrum bilmiyorum ki"

"Efe tutuklanmışsın başka ne duyacam!"

"Senin uzakta sesin ne gür çıkıyormuş, yanımda olsaydın böyle olmazdı"

"Allahalla ne olacakmış o zaman"

"Buluruz bir yöntemini dert etme sen"

"Efe soruma cevap veriyorsan ver kapatıyorum yoksa"

Elif ne kadar sormaktan vaz geçsede sesinden anladığım kadar kırılmıştı da gözlerimi kapatıp derin nefes verdiğimde başımı arkaya atarak devam ettim

"Bizim ofise gelsene söz oturup herşeyi anlatacam"

"Söz mü?"

"Söz!"

"Tamam çıkıyorum ben"

"Tamam yavrum"

Telefonu kulağımdan çekip masaya attığımda başımı kaldırmamıştım, gözümden sakındığım kadına ne diyecektim ben şimdi, birini öldürdüm ondan mı tutuklandım diyecektim, hali hazırda hakim ve savcıyı tehdit ederek serbast kaldım deseydim tam olurdu.

Derin bir nefes verdiğimde ellerimle yüzümü sıvazlarken doğrultarak ayağa kalktığımda bahçenin köşesinde duran araca giderek vakit kaybetmeden binmemle aracı çalıştırırken korumalar demir kapıyı açarak beni bekliyorlardı

-

Aradan yirmi dakikanın sonunda ofisin önüne gelmemle araçtan inip ofise girecekken duyduğum araba sesiyle yan dönüp arkama baktığımda ofisin önüne Elif'in aracı durmasıyla araca giderken Elif asık bir surarla araçtan inmiş yanıma gelmişti

Elif'in çenesinden tutmamla havaya kaldırırken "Ne oldu bu gül yüzüne?"

"Birşey olmadı" Elif bana bakmadan geçiştirirken bukez gözlerinin hizasına geçerek bana bakmasını sağlamıştım

"Baban demi?, yine birşey söyledi"

"Boşver Efe"

Bilmiştim işte sinirle gülümsediğimde başımı iki yana sallayarak derin nefes verdim, ne yapsam ne etsem de Elif'in babası Remzi ilişkimizi kabul etmezken yaptığı saygısızlık had safhaya ulaşmıştı, Elif'e yaklaşarak alnına küçük bir buse kondurduğumda geri çekilecekken ileride çalışır vaziyette duran siyah araba dikkatimi çekmişti,

Elif den ayrılmadan etrafa baktığımda ne gelen vardı nede giden vardı ama bu araç neden buradaydı?, en önemlisi ise neden çalışır vaziyetteydi?, aracın içerisine daha dikkatli baktığımda ön tarafta iki kişi otururken şoför koltuğunda oturan kişi başıyla yanındakine işaret vermesiyle kapı açılırken Elifin belinden tutarak önüme aldığımda sırtımı araca dönmüştüm

"Bir şeymi var?"

"Yok hadi içeri geçelim" Elif başıyla onaylarken öfise yöneldiğimde omzumun üzerinden yan tarafta kalan araca baktığımda araçtan inen kişinin geriye doğru giddiğini görmemle düşüncelerimden yersiz olduğunu anlamıştım belliki atres arıyorlardı veya yeni gelmişlerdi, önüme dönüp içeri girdiğimizde kapıyı kapatıp koltuklara oturmuştuk, Elif ne kadar uzak dursada Elif'in yanına oturarak kendime çektiğimde naif bedeni yanıma sinmişti, Elif'in bu haline yandan gülümseyerek sim siyah saçlarını öptüğümde eşsiz kokusu burnuma dolmuştu

"Seni dinliyorum?"

"Bende hasret gideriyorum" burnumu saçlarından çekmeden konuştuğumda Elif derin bir nefes vererek başını geriye çekmişti

"Unutma söz vermiştin"

"Tamam yavrum tutarız sözümüzü, sadece biraz eşsiz kokunu soluyayaım anlatacam sonra"

Ne kadar Elif' e gerçeği anlatmadan pes etmeyeceğini bilsemde gerçekleri anlatamazdım, benim kim olduğumu bilmesine rağmen yanımda olurken ileriye gitdiğimi nasıl söylerdim

"Offf"

Elif bıkkın bir nefes vermesiyle sinirle ayağa kalktığında kapıya doğru gitmişti

"Biliyordum böyle yapacağını"

"Yavrum -" Elife bakarak söylediğim cümle camın önünde gördüklerimle yarım kalırken az önce park edilen aracın yanaşmasıyla arabanın camları açılırken camdan çıkardıkları silahlarıyla bakışlarım Elif'i bulduğunda dudaklarımdan ismi firar etmişti

"Eliiif!" hızla oturduğum koltuktan fırlamamla Elif'i kolundan tutuğum gibi önüne kendimi siper ederken kendimizi yan tarafa atmıştım, ofisin camları parçalanarak yere dökülürken silah sesleri susmak bilmiyordu Elif le beraber yerde yatarken cam parçaları Elife gelmemesi için üzerine kapanırken başımı boynuna yaslamıştım, Elif'in çığlıkları her cam parçalanmasıyla artarken kendime daha fazla çekerek bir nebzede silah seslerini susmasını bekliyordum ama bu imkansız olurken daha da artmıştı silah sesleri, bu böyle olmayacaktı başımı Eli'in boynundan çekmemle sığınabileceğimiz bir yere baktığımda ileride arkası dönüp kanepeyi görmemle Elif'in alnından öptüğümde Elif'in dolu ğözleri gözlerimle buluşmuştu, Elif'e başımla ileriyi göstermemle Elif gösterdiğim yere bakıp başıyla onaylamasıyla Elif'in üzerinden çekilmeden dönmesini beklemiştim ona en ufak zara görecek ihtimali kontrolden çıkmam için yeterliyken şimdi üzerinden çekilmezdim, Elif koltuğa ilerlemesiyle arkasından ilerlerken sonunda koltuğu kendimize siper etmişti, derin bir nefes vermemle doğrulurken sırtımızı koltuğa yaslamıştık.

"Efe!" Elif'in ağlamaklı sesiyle bakışlarım Elifi bulurken hızla toparlanarak oturur pozisyona geçtiğimde Elifi arkama almıştım, silah sesleri susmazken Elif'e güven vermek için gülümsedim

"Sakin ol güzelim halledeceğim"

"Efe kolun"

Elif'in sözleriyle koluma baktığımda kolumun üst kısmında sızan kan ile bakışlarım Elif'i bulmuştu, Elif'in incileri bir bir gözlerinden dökülürken içten gülümseyerek eğilip Elif'in alnından öptüm

"Dökme bakıyım incilerini hem canım acımıyor" belimdeki silahı çıkartmamla gözlerimdeki Elifin bakışları silaha kayarken başımı iki yana sallayarak çenesinden tutup geri çevirmiştim gözerini

"Halledecem!" Elif başıyla onay vermesiyle oturduğun yerden birazda olsa doğrulmuş araçtaki kişilere karşılık verdim ama durmak, durulmak bilmezken adamlar daha da bastırırken artık kafamı çıkaramaz olmuştum, hızla elim pantolonun cebini bulmasıyla telefona saldırırken elim boş kalmıştı diğer cebimi yoklamamla telefon olmazken aklıma bahçede masaya bıraktığım telefon gelirken küfür savurmama engel olamamıştım

"Si*"

Elif'i kendime çekip saçlarını öptüğümde yüzünü göğsüme saklamış bana sarılmıştı "Merak etme hala kurşunum var sana dokunamazlar" silahı gözümün önünde sallamamla gülümserken Elif'e daha sıkı sarılmıştım camdan içeriye birşeyin atılmasıyla başımı çevirip baktığımda etrafa duman dolması bir olmuştu, sesin duyulmasıyla Elif başını göğsümden kaldırıp etrafa baktığında benim gördüklerimi oda görmüştü

"Efe ne yapacağız?" silahla beraber alnıma dokunduğumda diger elimle de Elifi sımsıkı sarmıştım, birşey yapmam lazımdı yoksa Elif'in canı tehlikeliye giriyordu

"Seni seviyorum!" son sözü söylememle Elif den ayrılırken ayağa kalkıp kapıdan içeriye giren kişilere ateş açtığımda içeriye girmek uzere olan dört beş kişiyi indirirken başıma aldığım darbeyle yere yığılmıştım

"Efee!" bilincim kapanmadan son duyduğum ses Elif'in sesi olurken gördüğüm son şey Elifin başına biri silahla vurmuştu

-

yavaş yavaş kendime gelirken gözlerimi açmaya çalışsamda gözlerim adete açılmamak için direniyoardı "Efee!" kulağımda Elif'in bağırması çınlarken hızla gözlerimi aralayarak başımı kaldırdığımda ellerim arkada bağlı bir şekilde sandalyeye bağlanmıştım

"Elif" sevdiğim kadın'ın adını zikredirken yanıma baktığımda az ileride Elif baygın bir şekilde sandalyede bağlı bir şekide dururken derin bir nefes verdim, buradaydı işte yanımdaydı, yaşıyordu, etrafa baktığımda kimseler olmazken karanlık bir depo gibi bir yerdeydik

"Lan!" avazım çıktığı kadar bağırırken bir taraftanda elimi açmak için ipi çekiştirsemde elimi kesmekten başka hiçbir şeye yaramıyordu

"Kimsiniz lan siz or* ço*" her bağırmam her sorum cevapsız kalırken etrafı dinlediğimde hiç bir ses yoktu

"Elif" yan tarafa bakmamla Elif'in alnından kan süzülürken yere tüm gerçekliğiyle damlıyordu, saçının teline kıyamadığım kadından kan akıtmışlardı!

"Elif uyan!, Elif!" Bağırmamla kalkmaya yeltenmiş ve sandalye bir kez daha yere çarpmıştı ama başarılı olamamıştım bırak kalkıp yanına gitmeyi bir milim dahi yaklaşamamıştım

"Efe" Elif'in sesi boş depoda duyulmasıyla hızla başımı yana çevirdiğimde Elif başını doğrultmaya başlamıştı

"Yavrum bana bak"

Elif sonunda kendine geldiğinde bana bakmasıyla korkuyla etrafa baktığında devam ettim "İyimisin" Elif bana bakmasıyla başıyla onaylarken

"Ne oluyor Efe?" demişti

"Bilmiyorum!" başımı iki yana sallayarak konuştuğumda demir kapı açılmasıyla ses çıkarken içeriye iki kişi arkada biri önde üç kişi girerken başlarındaki adam belliydi

"Kimsiniz lan siz!, kim!"

"Şşşş"

Adamın biri yanıma gelmesiyle omzumdan tutarak sallarken diğer adamlarda bir adım atarak yaklaşsalar da aydınlık tarafa geçmemişlerdi, omzumu sinirle geri çektiğimde adam geri çekilirken Elif'e baktığını görmemle Elif'e bakmıştım bakmasına ama Elif'in başında içeriye giren adamlardan olurken adan bana bakmasıyla Elif'in yüzünü tutarak bana göstermişti

"Burada kim varmış!"

"Bırak lan, dokunma şerefsiz!"

"Sakın ol aslanım niye alevleniyorsun?" adam Elif'i bırakmasıyla arkasından dolaşırken yüzünü göstermeyen sahiplerine dönmüştüm

"Kimsin sen?, ne istiyorsun?"

Karşımdaki adam bana bakmasıyla birşey demezken öfkem giddikçe artıyordu "Cevap versene lan it?" adam başını hafif yan yatırmasıyla eli beline giderken karanlıkta bile parlayan metali çıkarması bir olmuştu, gözümden bir damla yaş süzülmesiyle omzumun üzerinden sevdiğim kadına baktığımda adama yeniden baktım

"Kadını bırak beni al!, senin işin ne ise benimle! onunla değil!, bırak onu"

Adam sinirle elindeki silahın namlusunu dizine vurmasıyla sağa sola giderken Elif'e doğru dönmüştü

"Hayır, hayır, bırak lan onu!"

Adam elindeki silahı Elif'e doğrulmasıyla Elif'in ağlamaklı sesi duyulmasıyla kalbim yerinden çıkacak gibiydi, sevdiğim kadın, canına bir zarar gelmemesi için gözümü kırpmadan öleceğim kadın bir adım uzağımda zor durumdayken ben hiç birşey yapamıyordum, sevdiğim kadını çekip alamıyordum!, gözyaşlarım peşi sıra dökülürken karşımdaki zalime yalvarmaktan başka birşey çarem kalmamıştı

"Yalvarırım bırak onu, beni öldür, benim canımı al, onu bırak"

Adam silahı bırakmasıyla başını eğip yere baktığında vaz geçmişti, olmuştu işte sevdiğim kadın yaşamıştı, kurtarmıştım adam arkasını dönüp gitmeye başlamasıyla sebepsizce devam ettim

"Masumsun sen"

Elif'e bakarak söylediğim kelimeyle gülümserken sevdiğim kadın dolu gözleriyle bana bakarak zar zor gülümsemişti, onun gülüşü herşeye bedelken onun için haysiyetimi, gururumu ayaklar altına alırdım, son kelimemle silah patlaması bir olurken Elif'in başı geriye düşmüş alnından kan akmaya başlamıştı gördüklerimle beynimden vurulmuşa dönerken dudaklarımdan tek bir isim firar etmişti.

"Eliiif!"

Elif, sevdiğim kadın cevap vermezken alnından akan kan daha fazla çoğalıyordu!

🖤🖤🖤 KURŞUNLU ZİNCİR 🖤🖤🖤

SEVİLİYORSUNUZ

Yorum ve Beğeni yapmayı unutmayın

Bölümü nasıl buldunuz yorumlarda buluşalım

İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_

İSTEGRAM HESABIM :Kitaplar_meclisi

TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06

TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İNSTAGRAM' da ve TİKTOK' aa güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)

SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.