Bir bedene çarpmamla geriye savrulduğumda göz yaşlarımı sİlerek karşımda bana öfkeyle bakan adama baktığımda adam bağırmıştı
"Dikkat etsene" bir şey demeden uzaklaştığımda ileride bir kalabalık vardı ne kadar dikkatimi çekmesede ayaklarım oraya giderken etrafa baktığımda diğer caddelere nazaran burası daha kalabalıkdı, bir kaç adım daha attığımda adamların önünde toplandığı yer bir bardı, kapının önünde bir kaç gurup olurken adamlar gülüp eğleniyordı, bu satte gidecek bir yerim olmadığı için düşünmeden bara giderken rahatsız edici bir müzik kulaklarıma gelmişti, ama geri çıkmazken bir kaç saniye sonra yüksek seste çalan müziğe alışmıştım, adamlar ve kadınlar içerek dans ederlerken zaman kaybetmeden bar kısmına gittiğimde şansıma boş bir sandalye vardı, yandan gülümsediğimde yüzümü buruşturmamak elde değildi, gerçekten saçma bir yerde şanslı olmam tam bir saçmalık ken ağlamaktan başka yapacağım birşey yoktu, sandalyeye oturup başımı tezgaha yasladığımda dudaklarımdan hıçkırıkların çıkması umurumda bile değildi, müziğin sesinden ağladığım duyulmazken yabancı bir müzik çalmaya başlamıştı, masaya birşeyin çarpmasıyla başımı kaldırdığımda hafif kumral bir barmen önüme içki bardağı koymasıyla yandan gülümsemişti
"Senin gibi bir kadına yakışıyormu ağlamak" birşey demeden adama baktığımda barmen içkiyi göstermesiyle bakışlarım bardağa kayarken "Benden" demişti
"Cenk!" birinin bağırmasıyla karşımdaki barmen göz kırparak seslenen adama dönmesiyle cebinden çıkardığı bir poşedi verirken barmene baktığımda barmen gözünü kırpmadan bana bakıyordu, barmen'in bakışlarını boşvererek bakışlarımı insanların üzerinde gezdirmemle derin bir nefes verdim, kimsenin hiçbir tasası derdi yokmuş gibi eğlenip gülerken kimileri konuşarak olduğu yerde dans ediyordu
Gerçekten kimsenin derdi yokmuydu yoksa yok gibimi davranıyorlardı?, aklıma dakikalar önce Dağhan için söylediğim cümle gelirken oda aynısını yapmıştı!, evde vardı ama bana karşı yoktu!, buda demek oluyorduki insanların derdi vardı ama göstermiyorlardı, peki ben nasıl göstermeyecektim?, nasıl hayatıma sahte bir gülümsemeyle devam edecektim?, önüme gelen saçları sinirle geriye attığımda barmene geri baktım, barmen yanındaki adamla konuşurken barmen'in az önce bıraktığı içkiyi bir dikişte içerek masaya geri koydum
"Vaaay hızlısın"
Benimle ilgilenmediğini zannettiğim barmenin'in sesiyle barmene bakarken bıraktığım bardağa hazırladığı karışımdan tekrardan koyarken yanına bir bardak daha çıkarıp doldurmuştu, barmen göz kırpmasıyla diğer bardağı alırken bardağıma çarparak benden hamle beklerken yandan gülümseyerek başımla onaylamıştım
Barmen bana bakarken bardağı almış ve aynı anda içtiğimizde ikimizde aynı hızla masaya geri koymuştuk bardakları, kafam yavaş yavaş bulanırken sebepsizce gülmeye başlamıştım, Cenk denen barmen bardaklara her ne koyduysa çok sert ve ağır bir karışımdı, barmen benden onay beklemeden masanın altından hazırladığı karışımdan çıkarıp bardaklara tekrardan doldurduğunda bardakları birbirine çarpıp aynı anda içmiştik, ikimizde yüzümüzü kırıştırarak gülerken gülüşlerimiz artık kahkahaya dönmüştü,
Kaç bardak içtik barmen kaç kez bize karışım hazırladı bilmiyorum ama barmen her defasında farklı bir karışım hazırlayarak dengemizi alt üst ederken artık sandalyede düz oturamıyordum, sürekli dengem şaşarken barmen Cenk gülerek kolumdan tutmasıyla sandalyeye geri çekiyordu, dj den Ziynet Sali' nin 'Deli' müziği çalarken sanatçının dediği gibi yapıp derin bir nefes aldığımda gözlerimi acıyla kapattım!, çünkü Ziynet Sali'nin dediği gibi daha kötü günler beni bekliyor şarkının sözleri tamamen beni anlatırken bir fark vardı benim ne bir numaram vardı nede yakacağım bir gemim vardı, bu sabah elindeki bütün kozları bitirmiştim!
Cenk'in tuttuğu kolumu kendime doğru çekerken sendelleyerek sandalyeden inmiştim, zar zor insanların arasından geçerek barın orta kısmına gittiğimde dans etmeye başladım, sanki herşey düzelmiş bir derdim tasam yokmuş gibi gülerek eğlenirken müzik değişmiş daha eğlenceli bir müzik çalarken yanımdan geçen garsondan bir içki almamla içerek dans ederken bir saniye bile durmamıştım.
-
Ne zamana kadar dans ettim bilmezken sebepsizce gözerimin dolmasına engel olamazken, başımı iki yana sallayarak göz yaşlarımı silmiştim, bu böyle olmayacaktı olamazdı ben Lavindim onca yaşadığım şeye rağmen danstan vaz geçmeyerek dansa tutunan kişiydim!, küçücük bir sorunla mı dans'dan vaz geçecektim?, tabikide hayır!, elimdeki bardağı yakınımda olan bir masaya koymamla arkamı dönmeden uzaklaşırken bardan hızla çıktım.
Gidecek bir yolum olmasa' da şu gecenin karanlığında düşüncem önümü aydınlatırken Dağhan denen adam başka çare bırakmamıştı bana!, gel yardım et demiştim ama burnu havada olan beyfendi kabul etmemiş düşünmeden geri çevirmişti, ama madem bana karşı düşüncesiz davranmıştı bende ona aynı şekilde karşılık verecektim.
Bardan çıkmamla soğuk rüzgar titrememe yeterken hızla yoldan geçen taksiyi durdurmuştum taksiye binmemle beklemeden ezberlediğim adresi söylediğimde sebepsizce gülümsemiştim!
"Kırkhınar caddesi"
Taksici adresi duymasıyla bana ters ters bakarken "Eminmisin hanımefendi orası tenhadır" demişti "Eminim sen sür" taksici alkolden dolayı sesimdeki kaymayı anlamasıyla "Çattık sarhoşa" demesiyle elini sinirle direksiyona vurduğunda taksiciye karşı cevap vermezken yola çıktığımızda camı açarak dışardaki rüzgarın içeriye dolmasını sağlamıştım, ne kadar rüzgar üşütsede kendime gelmemi sağlamıştı, başımı arkaya atmamla gözlerimi kapatarak karanlığa teslim olurken derin bir nefes verdim.
-
Aradan geçen dakikalar sonunda taksici ana yoldan ayrılarak karanlık bir yere girmesiyle beş on dakika daha gidip bir yokuşu çıkmaya başlamıştı, aklıma daha bu sabah taksicinin çıktığı yokuş gelmesiyle panikle konuştum "Tamam burada dur" Taksici dediğim cümleyle dururken "Şimdi senin paranda yoktur" demişti
"Sussana sen artık, kadın başına burada ne yapacaksın, götüremem demiyorsun onun yerine para diyorsun" demem ile taksiciye ödemeyi fazlasıyla yapıp araçtan indiğimde kapıyı çarparak geri kapattım.
"Gerizekalı"
Taksi geriye dönmesiyle geldiği yönden giderken yokuşu çıkmaya başladım korumaların bir kere daha beni görmelerine izin veremezdim!, başımı iki yana sallayarak yokuşu çıkmaya devam ettiğimde yeniden elimin boş dönme ihtimalini düşünemiyordum buna izin veremezdim!
Yokuşun bitmesiyle düzlüğe çıktığımda kapıdaki korumalar sabahki gibi kapının önünde beklerlerken bir kaç adım daha atmamla kapıdaki korumaların durup etrafa bakması bir olmuştu, korumaların hareketiyle olduğum yerde durmam bir olurken adamların birden atrafi kolaçan etmesine şaşırmıştım, yoksa taksiyi'mi görmüşlerdi ama yok göremezlerdi, sırf bunun için tüm yokuş boyu yürümüştüm
"Sakin ol Lavin kimse görmedi göremez!" Kendi kendime konuşurken birazda olsa sakinleşmeye çalıyordum çünkü bu benim son şansımdı!
Olduğum yerde dururken nefes dahi almamıştım,
"Bu karanlıkta buradan beni göremezlerya!"
Korumalar sağa ve sola giderek etrafa bakarlarken sonunda herkes birşeyin olmadığını anlamış olacaklarki tekrardan kapının önüne gitmesiyle nöbetlerine devam ederlerken tuttuğum nefesimi geri vermiştim!
Yolun en köşesine geçip bir kaç adım daha atmamla boş sokakta topuklu ayakkabımın sesi yankılanmasıyla olduğum yerde durmak zorunda kalmıştım, gözlerimin büyümesine engel olamazken hızla başımı kaldırarak kapıdaki korumalara baktığımda adamlar yeniden etrafa kulak kesilmişti
"Enes!"
Kapıdaki koruma içeriden birine seslenmesiyle birkaç dakika sessizlik oluşurken içeriden bir adam gelmişti korumanın ne dediğini duyamasamda eliyle birşeyler anlatmasıyla bu tarafa gelmesi bir olmuştu
"Allah kahretsin!" sessiz bir şekilde söylediğim sözle ağaçların köşesine iyice sinmiştim, korumanın yerinden ayrıldığı yetmezmiş gibi yerine yeni bir nöbetçi koyması tam bir takdire şayanken benim için Yiğit denen korumadan nefret etmeme yetmişti
"Yiğit hayvandır boşuna gitme"
Koruma arkadaşının dediğini umursamadan bir kaç adım daha atmasıyla daha fazla ilerlemezken nihayet arkadaşını dinlemeyi seçmişti Yiğit denen koruma geri gitmesiyle derin nefes verirken hızla eğilmemle ayaklarımdan topuklu ayakkabıyı çıkarttım, ayaklarım yerle buluşmasıyla üşümeye başladığımda söylenmeye de başlamıştım
"Şunun sesinden ne olurki, sanki bana sokağı inletti"
Kapıdaki korumaların dikkatlerinden dolayı daha fazla ilerleyemeceğim için etrafa bakınmaya başladığımda etrafımda ağaç ve yoldan başka hiçbirşey yoktu, sinirle nefes verdiğimde kendime lanet okumaktan başka bir yolum yoktu, hayır yani buraya gelirken ne düşünmüştüm ki elimi kolumu sallaya sallaya görünmeden gireceğimi falan mı?, geri de gidemezdim burada ne araç geçerdi nede birşey?
"Allah kahretsin!"
Yanında durduğum ağaçlara baktığımda arkadaki duvarı görmemle kaşlarım çatılırken kapıdaki korumalara geri baktım, adamlar kendi aralarında konuşurlarken duvara geri bakmamla önündeki duvarı kapatan ağaçların dallarını biraz kenara çektiğimde bu girmeye çalıştığım evin duvarıydı!, yandan gülümsediğimde duvar fazla olmasada biraz vardı ama en azınan duvar kenarında eşik olurken çıkmak için buradan yardım alabilirdim!, elimde tuttuğum topuklu ayakkabılarımı yanıma bırakmamla eteğimi yukarıya doğru çekiştirdiğimde eteğimin uç kısımlarını bacağımın üst kısmında topladığımda hareket etmem için yeterli bir alan oluşmuştu, arkamı dönmemle ellerimi duvarın eşiğine koyduğumda derin bir nefes verdim!, bence yapabilirdim sonuçta dans ederken Baen'in omzuna çıkarken kendi yükümü kendim havaya kaldırıyordum, bu kez derin bir nefes almamla gözlerimi kapattığımda kollarımdan güç almamla bedenimi yukarı çekmemle kalçamı duvar eşiğine koyduğumda derin bir nefes verip gülümsedim, işte olmuştu! belimi hafif bir şekilde yana çevirmemle sağ bacağımı kaldırarak duvar eşiğine koyduğumda başımı yukarıya kaldırarak kolumu kaldırdığımda demir korkuluklarına tutunmamla ayağa kalkarken hızla sol bacağımıda duvar eşiğine koymuştum, büyük bir kısmı atlatırken sadece buradan geçmek kalmıştı!, ama nasıl yapacaktım?, gözlerimi kapatmamla başımı demir korkuluklarına yaslağımda derin nefes alıp vermiştim yorulmuştum gerçekten ve ben hala içeriye girememiştim.
Sağa sola bakındığımda az ileride duvar kolonu olurken üstünde lamba vardı demirlere tutuna tutuna yana doğru ilerlediğimde ister istemez arkama bakmıştım kimse olmazken önüme dönüp ağaçlardan göre bildiğim kadarıyla bahçeye baksamda etrafta kimseler yoktu!, sonunda lambanın olduğu duvara gelmemle duvarın üstüne yükümü vermiş ve dirseklerimle duvardan destek alarak kendimi öne uzattığımda ayaklarım duvarın eşiğinden ayrılmıştı, kendime zarar verme pahasına olsada ayağımı demir korkuluğun diğer tarafına attığımda çevik bir hareketle belimi çevirmemle diğer ayağımıda demirin diğer tarafına atarken kollarımı duvardan ayırmadan başımı yana çevirerek olduğum yere baktım.
Bahçeye girdiğimi görmemle derin bir nefes verdiğimde kazasız belasız içeriye girmiştim kollarımı duvardan çekmemle düşerken dudaklarımın arasından küçük bir çığlık kaçmıştı,
"Aaa!" Yere çarpmamla hızla doğrulurken elimle ağzımı kapattığımda etrafa bakmıştım gelen giden varmı diye ama çok şükür ki kimse duymamıştı, elimi ağzımdan yavaşça çekmemle canımın acısıyla yüzümü kırıştırmıştım.
"Nalet olsun düştüğüm hale bak!" Sitemim kendimeydi hatta nalet Bayeneydi!, o salak kaçmasaydı korkak gibi şimdi bir hırsız yada suçlu gibi girmeyecektim!
Yerden kalkmamla etrafa daha dikkatli baktığımda kimseler yoktu, ne kadar kimseler olmasada tedbir amaçlı açığa çıkmadan ağaçların kenarlarında gezindiğimde heryer kapı duvar olurken korumaların hiçbir yerde yoktu ya Dağhan evde yoktu korumalar o yüzden yoktu, yada evinin içinde koruma istemiyordu!, gerçi bu sabahta Dağhan'ı beklediğimde evin bahçesinde korumalar yoktu o yüzden de daha rahat olabilirdim.
Bahçenin etrafında temkinli adımlarla gezdiğimde içeriye girecek bir yer aramaya başlamıştım elbette koca evde dış kapıdan başka kapı vardı!
Bir kaç adım daha attığımda evin arka kısmına dolanırken sürgülü bir kapı görmemle kapıya yanaşırken elim hızla kapı kulpunu bulmuştu, kulpu geri çekmemle kapı açılırken kaşlarımın çatılmasına engel olamamıştım
Başta bahçede hiçbir koruma yoktu şimdi ise kapı açıktı ne oluyordu böyle?, yutkunmamla bir adım geri giderken aklımdaki düşünceler bir bir kendini hatırlatıyordu
Ya bunların hepsi bir plansa?, benim geldiğimi görüp plan yaptılarsa?, ama plan olsa eve bahçeden atlayarak değil kapıdan girerdim!, öyleyse bunca şey tesadüf olabilirmiydi başımı iki yana sallayarak elimi kapı kulpundan çekmemle arkamı dönüp geldiğim yerden gidecekken aklıma gelen düşünceyle olduğum yerde durmuştum
Ya içeride birşey olduysa kapıdaki korumaların haberi olmadıysa, ne kadar korksamda içimdeki meraka yenik düşerek eve dönmemle bir kaç adımda içeriye girmiştim!
Dışarıdan sızan ışığın yardımıyla görebildiğim kadar girdiğim yer salon olurken düşündüğümden ziyade bir terslik yoktu!, bir kaç adım daha atıp ilerideki koltuğun yanına gitmemle hareketlik olması bir olmuştu!
Korkuyla bir kaç adım arkaya gitmemle koltuğa bakarken bir adam yatıyordu, biraz öne doğru eğilmemle adam'ın suratına baktığımda ise bu sabah beni görmesiyle kapıda Evren denen adama hareretli birşey anlatan adamdı!, sinirle gülmüştüm ne yani yardıma ihtiyacım olduğu halde bana yardım etmezlerken, hiçbir vicdan azabı çekmeden burada uyuyorlarmıydı?, gerçekten şaka gibiydi bu kez sesli bir şekilde gülerken sinirle konuştum
"Dağhan!"
Homurdanma sesi gelmesiyle koltukta yatan kişiye baktığımda adam başını yana çevirerek uyumaya devam ediyordu, Dağhan' ında hiçbirşey olmamış gibi ondan yardım istenmemiş gibi uyuduğu düşüncesi sinirlenmeme yeterken "Sen bittin Dağhan" demiştim.
Salonun çıkışına yönelmemle bir kaç adımda çıktığımda rast gele bir yere girmemle duvarın kenarında olan düğmeye vurarak ışığı açarken girdiğim yer mutfaktan başka bir yer değildi, mutfaktan dönüp çıkacakken aklıma gelen fikirle olduğum yerde durmuş hızla arkamı dönmemle çekmeceleri tek tek açmaya başlamıştım
"Demek beni geri çevirirsin!" açık bıraktığım saçlarım gözümün önüne gelirken geriye çekmiş ve cekmeceyi açmıştım ama sadece bardaklar olurken hızla çarparak kapatmıştım, çıkan gürültü umrumda bile olmazken bir kere gözümü karartmıştım, gerçi ben bu değilmiydim zaten, kendi çıkarlarım için arkasını önünü düşünmeden karar veren Lavin Nafhair'dim!, tıpkı yıllar öncede evden çıktığım gibi bu günde kendim için birşey yapacaktım!
Son çekmeceyi sert bir şekilde açmamla çekmecedeki bıçak beni karşılarken bir saniye bile düşünmeden elime almıştım
"Demek uyuyorsun?"
"Si-"
Sinirle az önce çıktığım salonun önünden geçerken duyduğum küfürle salona baktığımda daha demin uyuyan adam cin görmüş gibi yattığı yerden kalkmış bana doğru gelirken önüne geldigim merdivenleri koşarak çıkmıştım
"Lan!" Arkamda bağıran adamı umursamadan merdivenleri bitirirken dört kapısı olan bir koridor karşılamıştı beni, koridorun en ucunda olan kapıyı açmamla içerisi boş olurken hızla diğer kapıya dönmemle açarken çalışma odası gibi bir yer karşılamıştı ama bu oda da boştu diğer kapıya yönelmemle peşimden gelen adam beni tutmuştu
"Bırak beni!" Bağırarak hızla arkamı dönmemle elimdeki bıçağı unutarak adamı ittirdiğimde bıçağın ucu adamın kolunu keserken adam inleyerek ellerini kolumdan çekmişti, diğer kapıyı açacakken kapı hızla açılırken içeriden Evren denen adam çıkmıştı
Geriye tek bir kapı!, tek bir oda kalıyordu!, Evren arkamda kolunu tutan arkadaşına bakmasıyla elime bakarken bıçağı yeni fark etmişti!
Arkamı dönüp diğer kapıya yönelmemle kolumu tutan elle dururken arkama baktığımda bu kez beni tutan Evren di!, düşünmeden Evren'e dönmemle elimdeki bıçağı öne doğru sallarken bağırdım!
"Bırak!"
Ne kadar Evren'in beni bırakma düşüncesi olmasada adını bilmediğim başka biri Evren'i çekerken Evren beni bırakmak zorunda kalmıştı
Son kapıya gitmemle açarken içeriye girmiştim, Dağhan sersem bir şekilde yataktan doğrulmasıyla ne olduğunu anlamaya çalışıyordu ama artık çok geçti!
Dağhan beni görmesiyle şaşırdığından birşey yapamazken yatağın önünden geçerek Dağhan'ın tarafına geçtiğimde arkamda bağırışın kopması bir olmuştu
"Bırak lan!"
Dağhan'ın yanına varmamla omzundan tutarak geriye ittigimde Dağhan'ın sırtı yatak ile birleşmesiyle tek ayağımı yatağın kenarına yaslarken bıçağı Dağhan'ın boynuna doğrultmuştum
"Lavin!" Dağhan bir bana birde boynuna dayadığım bıçağa bakarken gülümsedim
"Lavin ya, Lavin!" İlk başta ne kadar sessiz konuşsamda son cümlemle bağırmıştım
"Kapına yardım diye gelen ama senin umursamadan gönderdiğin Lavin!"
Dağhan kaşlarını çatmasıyla kalkmak için hamle yaparken gücümle onu durduramayacağımı biliyordum, bıçağı biraz daha boğazına bastırmamla Dağhan yüzünü kırıştırırken kendini geriye bırakmış sinirle nefes vermişti
"Ne oldu?, canın mı yandı?" dudağımı aşağı doğru büzerken bir taraftanda kaşlarımı çatmıştım
"Ama emin ol benim kadar yanmamıştır!" arkamda bi kaç adım hissetsemde umursamamıştım
"Sana yardım et dedim"
Dağhan öfkelenirken arkamda bir yere baktığında dizimi göğüs kafesinin arasına koyup bastırmamla Dağhan kalkamazken sinirle arkaya baktığımda tam da tahmin ettiğim gibiydi Evren denen adam vaz geçmezken beni tutacaktı, bıçağı öne doğru sallamamla Evren refleksle arkaya giderken dişlerimin arasından fısıldamıştım
"Sakın!, anladınmı Sakın bir hata yapma!, yoksa acımam keserim"
Dağhan hareketlenmesiyle hızla önüme dönerken ani hareketimden dolayı dengemi kaybetmemle Dağhan'a biraz daha yaklaşmamla bıçağı tekrardan boynuna doğrultmuştum
"Cevap ver!" Dağhan'a bağırmamla elimdeki bıçağı bastırdığımda Dağhan yutkunmuştu, Dağhan'ın yutkunmasıyla bıçağın altındaki teni kayıp giderken bıçak tenini çizsede umurumda olmamıştı
"Bende hayır dedim" Dağhan bıçağa bakmasıyla sözlerini sarf ederken gözümden bir damla yaşın akmasına neden olmuştu
"Ölürmüsün!, yardım etsen ölürmüsün!"
Dağhan dişleri arasında "Cık" yaparken devam etti
"Ölmem ama ne var biliyormusun?"
Başımı hafif yana çevirmemle Dağhan devam etti
"Canım istemiyor!"
"Canın istemiyor!" Dağhan'ın cümlesini tekrarlarken başımla onayladığımda Dağhan da benimle beraber onaylamıştı
"Canım istemiyor"
Dağhan ağladığımda dolayı beni zayıf, iradesiz biri olarak görürken kahkaha atmamla tüm gücümü Dağhan'a verdiğimde bıçakla boğazına baskı yapmıştım, Dağhan yüzünü karıştırmamak için çaba sarf etsede tamamen boş bir çabaydı!, zar zor kahkahamı durdurup Dağhan'in yüzüne doğru eğildim!
"Benim canım da ne istiyor biliyormusun?" Dağhan gözlerini kısmasıyla tek kaşını kaldırdığında az önceki benim aksime soru sormuştu
"Ne?"
"Seni burada öldürmek!"
"Yap o zaman!"
Dağhan sesinde barındırdığı alay dolu tınıyla konuşurken beni öfkelendirdiğinden haberi yoktu, yapamayacağımı, korkacağımı zannediyordu, elime değen sıcaklıkla bakışlarım Dağhan'ın boynuna kayarken kırmızı kan beni karşılamıştı, kan boynundan akıp giderken benimle beraber herkes görmüştü
"Yeter lan!"
Evren'in bağırmasıyla bana hamle yaparken Dağhan elini kaldırmasıyla Evren olduğu yerden daha ileriye gidememişti
"Dağhan aptal olma!" Evren'in bağırmasıyla ne kast ettiğini anlamasam'da şuan bunu düşünecek değildim, bıçağı şah damarını üzerine çıkartmamla
"Eminim bu kan şakamın olmadığını göstermiştir Dağhan, ama seni öldürmemek için bir şartım var"
"Öylemi neymiş merak ettim?" Dağhan umursamadan konuşmasıyla boynundaki kan giddikçe daha da çoğalırken devam ettim
"Benim partnerim olacaksın"
Dağhan başını yana çevirip bir yere bakmasıyla baktığı yere bakmıştım, yeni fark ettiğim odanın içerisindeki şömineye baktığımda geri Dağhan'a baktım ama Dağhan gözünü kırmadan şomineye bakarken öfkem daha da katlanmaştı, beni dinlemesi gereken yerde ateş parçasınamı bakıyordu?
Bıçaktaki elimi daha sert boynuna bastırmamla bağırmıştım
"Seni o ateşte yakarım Dağhan, beni dinle!"
"Ateşin alasında yandım"
Dağhan ağzının içinde birşey gevelemesiyle gözlerimin içine bakarken devam etti
"Lavin!"
Dağhan'ın sesinde anlamadığım bir tınıyla ismimi zikrederken birşey dememiştim, zaten Dağhan da cevap beklemezken devam etti
"Tamam"
Duyduğum kelimeyi anlamakta güçlük çekerken kabul ettiğine inanamıyordum
"Ne?" demiştim, Dağhan gözünü kapatarak elini bıçağı tutan elimin üzerine koymasıyla soğuk teni tenimin üzerini örtmüştü
"Tamam" Dağhan az önceki dediğini tekrarlarken elimi boynundan çekmesiyle bıçağı bırakmadan Dağhan'ın üzerinden kalkarken ayağa kalkmış birkaç adım ilerlememle bıçak ellerimin arasından kayıp yere düşmüştü
"Tamam dedin" Dağhan yatakdan doğrulmasıyla boynunu tutarken Evren kolumu tutup geriye doğru savurmuştu!, Evren'in bu hareketiyle bir kaç adım geriye gidip sanki sorumlusu ben değilmişim gibi olan bitene bakıyordum!, Evren'in Dağhan'ın boynuna bakmasıyla cebinden telefonu çıkartıp bir kaç tuşa basmasıyla birini aramıştı
"Eve gel!" Evren telefonun ucundaki kişiye emir vermesiyle telefonu kapatırken Dağhan belli belirsiz yüzünü kırıştırmıştı, canı yanıyordu ama güçsüzlüğünü göstermek onu daha çok yakıyordu!, Evren Dağhan'ın boynuna son kez bakmasıyla omuzunun üzerinden bana bakarken öfkesinin kaynağı ben olmuştum Evren hızla ayağa kalkmış kolumdan tutmasıyla bir kere daha geriye iteklemişti
"Ne yaptığını zannediyorsun lan sen?"
Evren'e cevap vermezken bakışlarımı Dağhan dan ayırmadan her hareketini izliyordum, Dağhan elini boynundan çekip parmakları arasındaki kana bakmıştı
"Si-" Dağhan ne kadar sessiz bir şekilde küfür etsede dudak hareketleriyle anlamıştım
"Hey!, sana diyorum!" Evren bağırarak kolumdan sarsmasıyla zar zor dengemi sağlarken Dağhan'ın bakışları bizi bulmuştu
"Evren!" Dağhan durması için Evren'e seslenirken Evren umursamamıştı bile
"Canımın istediğini" Dağhan'a bakarak konuştuğumda Dağhan gözlerini kapatarak sinirini yatıştırmaya çalışıyordu "Canın mı?, sıçarım lan canına!, benimde canım-" Evren elini beline doğru götürmesiyle Dağhan hızla ayağa kalkarken bir adımda yanımıza gelmesiyle Evren'in elini tutmuştu
"Bırak!"
"Sakın!"
Evren ve Dağhan birbirlerine bağırmalarıyla ikiside geri adım atmazken Dağhan Evren ile aramıza kendisi girerken Evren'in elini kolumdan çekmişti
"Aptal olma Dağhan o kadın seni öldürmeye çalıştı!" Dağhan'ın beni korumaya çalışması Evren'i daha da öfkelendirirken Dağhan daha kısık bir sesle tekrar etmişti
"Sakın!"
Evren sinirle kolunu Dağhan dan kurtarıp arkasına dönmesiyle yatağa tekme atarken Dağhan odadaki diğer kişilere başıyla çıkmalarını söylemişti, içlerinden biri bir adım öne atarak "iyimisin" demesiyle gözlerim kısılırken Dağhan'a baktığımda bende merak etmiştim nasıl olduğunu ama Dağhan'ın gözlerinde gördüğüm sadece öfke olurken bir kadın yüzünden bu hale geldiği için kesinlikle benden nefret ediyordu, Dağhan bana bakmadan başıyla onayladığında, adamlar Dağhan'ı onaylayarak çıkarlarken bir kere daha Dağhan'ın sesi yankılanmıştı oda'da
"Mert!"
Az önce iyimisin diyen adam Dağhan'a baktığında Dağhan Evreni göstermesiyle Mert derin bir nefes verip Evren'in yanına gidip omzuna dokunmasıyla Evrende kapıya doğru yönelmişti, arkamı dönüp bende giderken Dağhan arkamdan bağırmıştı
"Sen kalıyorsun!"
Evren ve yanındaki kişiler arkalarını dönüp bana baktıklarında göz devirmemle, Dağhan'ın dediğini umursamadan kapıya gittiğimde Adını bilmediğim adam odanın kapısını açıp dışarıya çıktığında Evren ve Mert de kapıdan çıkmışlardı, kapının diğer kenarından kapıya yaslanarak Evren'e baktığımda az önce bana sarf ettiği sözleri unutmamıştım
"Şşşt" Evren ve Mert şâşırmış bir şekilde birbirlerine bakmasıyla bana bakarlerken elimle kendimi gösterirken konuştum
"Ben olduğum müddetçe haksız da olsam sizin dedikleriniz umurunda bile olmayacak ve odadan sadece siz çıkacaksınız!"
"Lan gebertirim seni!" Evren beni tutmak için hamle yapmasıyla Mert "Evren!" diye bağırırken arkasındaki adam "Abi!" diye bağırmışt, Evren kolumu var gücüyle sıkarken yandaki duvara doğru savurmasıyla dengemi kaybetmiştim, duvara çarpacak korkusuyla elimi yüzüme siper ederken bir kolun kendine çekmesiyle duvara değilde bir bedene çarpmıştım, ellerimi indirip başımı kaldırdığımda şüphesizki bu kişi az önce boynuna bıçak dayadığım Dağhan dan başka biri değildi!, niye korumuştuki beni şuan onunda aynısını yapması gerekmiyormuydu?, somuçta onu öldürmeye çalışmıştım boynundan aşşağıya yavaş yavaş akan kan bunun en büyük kanıtıydı!, ama Dağhan beni duvardan duvara fırlatmayı değil korumayı seçmişti şimdide az öncede, ama neden?, aklımdaki düşünce gün yüzüne çıkarken Dağhan'ın gür sesiyle yerimde sıçramıştım
"Yeter!" Dağhan'ın bağırmasıyla Mert'in elinden kurtulmaya çalışan Efe bakışlarını benden çekmezken Dağhan aramıza duvar olmuştu
"Sana dur dedim!" Dağhan bir adım öne gitmesiyle işaret parmağıyla Evreni gösterirken bir kere daha bağırdı
"Durmadın!, Sustum, ileri gitmezsin dedim"
Dağhan boynunu umursamadan her seferinde sesini yükseltirken başını hafif yana yatırarak Evrene baktığında sesini alçaltarak kendi cümlesine cevap vermişti
"Gittin!, birdaha olmasın Evren Bolaç"
Evren sinirle gülümseyerek başıyla onayladığında az önce bir lafımla deliren adam Dağhan'ın onca sözünden sonra çekip gitmişti, bu ikileme anlam veremezken Dağhan dan korktu desem gözlerini böyle karartan adamlar birbirlerinden korkmazdı, ama bir gerçek varsa bu adamın tavrı çok değişikti!
Kapının önünden herkesin gitmesiyle Dağhan kapıyı kapatıp bana baktığında bende ona bakmıştım , Dağhan bakışlarını üzerimde gezdirmesiyle bana yaklaşırken ne yaptığını anlamaya çalışarak kıpırdamadan olduğum yerde durdum, Dağhan üstüme doğru eğilmesiyle burnunu çekerken doğrulmasıyla yüzünü buruşturmuştu
"Leş gibi kokuyorsun"
Dağhan'ın yiğrenerek konuşmasıyla gözlerim büyürken yakamı çekmemle üstümü koklamıştım, burnuma gelen keskin kokuyla yakamı bırakırken göz devirmeme engel olamamıştım !
"Saçmalama Dağhan sadece biraz ağır kokuyor o kadar"
"Biraz mı?"
"Evet!" umursamaz bir şekilde cevaplarken Dağhan baştan aşağıya bir kere daha bakıp başıyla beni gösterdiğinde alayla konuştu
"Hadi aklın yerinde değilde duyu organındamı yok senin!"
Dağhan'ın cümlesiyle yüzümü buruşturuduğumda kapının açılmasıyla arkama dönüp baktığımda Dağhan da bakmıştı, gelen kişi Dağhan'ın yaşıtlarında uzun boylu esmer bir adam olurken elinde çantasıyla hızla içeriye girmişti
"Hosgeldin Burak"
"Hoşbuldum Dağhan"
Yanılmıyorsam eğer adının Burak olduğunu öğrendiğim adam doktordu,
Burak Dağhan'ın yanına gitmesiyle boynuna bakarken konuşmuştu
"Ciddi birşey yok ama enfeksiyon kapmaması için dikiş gerekiyor" doktorun cümlesiyle başımla onaylarken doktor yatağın diğer tarafına gidip çantası açarken Dağhan yanına gidip oturmuştu, gözlerimin kapanmasıyla durduğum yerde hareket ederken kimseyi rahatsız etmemek için küçük adımlarla yatağın diğer tarafına ilerledim
"Ne yapıyorsun sen?"
Ani ses ile irkilirken olduğum yerde durmuş Dağhan'a bakmıştım
"Uykum geldi yatacam" Dağhan doktorun pansuman yaptığını umursamazken omzunun üzerinden yatağın diğer tarafına bakmış ardından bana bakmıştı, Dağhan'ın gözlerinde şaşkınlık varken yüzü sopsoğuktu
"Sakın yatağıma o üstündeki kokuyla yatıyım deme"
Dağhan'ın dediğini idrak etmeye çalışırken gözlerimi kısdığımda Dağhan geri adım bile atmamıştı ne yani hala bana pis kokuyorsun mu diyordu, gözlerim giddikçe daha da ağırlaşırken gözlerimi kapattığımda başımı arkaya attım, Dağhan'ın dediğini başımla onayladığımda, bir kaç dakika aynı pozisyonda kalırken başımı eğip tekrardan yatağa doğru gittiğimde Dağhan'ın sinirle konuşmasıyla bu kez durmamıştım
"Lavin sana diyorum!"
Ters ters Dağhan'a baktığımda , Dağhan doktoru umursamadan hareket ederken Doktor derin bir nefes vererek bana bakıyordu "Lavin!" Yatağın ucuna gelmemle Dağhan'ın iki de bir bağırmasına sinir olmuştum
"Tamam!" Dağhan'a bağırırken kendimi yana bıraktığımda sırtım çoktan yatakla buluşmuştu "Ne yatacağım senin yatağına" söylenerek yatakda yan dönmemle yönümü Dağhan'a çevirirken gözlerimi çoktan kapatmıştım,
"Yatmam yatağında"
Kendi kendime söylenirken ayaklarımı kendime çekmemle yatağa yerleşirken yarım yamalak Dağhan'ın sesini duymuştum
"Kahretsin"
-
Ayağıma değen el ile irkilirken "Şşş" kulağıma dolan tok bir ses ile gözlerimi hafif araladığımda Dağhan ayak ucuma eğilerek ayağındaki topuklu ayakkabıyı çıkarmaya çalışıyordu, Dağhan bacağıma dokunmasıyla ayağımı kaldırıp topuklu ayakkabın birini çıkartırken yüzümde hafif gülümsemeyle öbür ayakkabıyı çıkarabilmesi için ayaklarımı uzatırken gözlerimi yeniden kapattım
DAĞHAN BOLAÇ
Karşımda herşeyden habersiz yatan kadına bakarken yandan gülümseyerek kadına biraz daha eğildiğimde eşsiz kokusu burnuma dolmuştu, gelmişti kendi isteğiyle gelip beni partneri olmam için zorlarken geriye bir adım bile atmamıştı!, yüzümdeki gülümsemeyle yan tarafa yatarken dirseğimi yatağa yaslayarak Lavin'in saçlarına dokundum, saçlar o kadar narin ve yumuşacıktıki sanki biraz sert dokunsam kırılacak gibiydi, kolumun üzerinden eğilerek saçlarına öpücük kondurduğum da burnumu yanağına sürttüm, alkol kokusu bile eşsiz kokusunun önüne geçemezken Lavine tam tersini söylemiştim söylemiştim yoksa kendime engel olamazdım daha bu sabah bir karar almışken gecesinde herşey darma duman olmuştu ve sonuç Lavin yatağımda uyurken ben yanındaydım!
Demek kadınım Hayır kelimesinden anlamayacaktı o zaman bende kendi kurallarımla oynardım, kapının tıklatılmasıyla Lavin'in yanağından ayrılmazken kapıyı çalan her kimse gitmişti "Özür dilerim" Lavin'in boynundan öpmemle bir saniye bile düşünmeden yataktan kalkarken arkama bakmadan odadan çıktım.
Merdivenleri hızla inmemle salona girdiğimde Evren sinirle ortalıkta gezerken diğer herkes oturmuş olacakları bekliyorlardı
"Senin derdin ne lan!" Öfkeyle Evren'in karşısında durduğumda Evren cevap vermek için bir saniye bile beklememişti
"Benim derdim o kadın!"
"Sakın!" Bağırarak bir adım öne gittiğimde Evren'in omzuna vurmuştum
"Sakın, Lavin'e elleyim deme"
"Lan boğazına bıçak dayadı bu kadın"
"Senin yüzünden"
"Benim mi?, lan ben mi eve aldım kadını?" Evren şaşkın bir şekilde konuşurken yandan Mert ve Efeye bakmıştı
"Sen o ilacı bana vermeseydin Lavin boğazıma bıçak dayayamayacaktı"
"Lan uyuya bil diye verdim"
Evren'e başka birşey demezken işaret parmağımla Evren'i gösterdim
"Neyse ne Lavin'e ellemeyeceksin"
"Hani bırakmıştım, almayacaktın burana"
Evren de aynı hızda göğsüme vurduğunda salonu inletirken bakışlarım salonun kapısından merdivenleri bulmuştu ama Lavin duyup da gelmezdi, o kadar içmiştiki kulağının dibinde top patlasa uyanmazdı!
"Almıycam lan zaten, anladınmı beni?, almıyacağım!"
Evren kahkaha atmasıyla arkasını dönüp uzaklaştığında kendi kendine söylenirken uzaklaşmıştı
"Almayacaksın!"
Evren ileride kanepeye gidip gülerek oturduğunda sakin bir şekilde bana bakmıştı
"Senin olayların la benim olaylar farklı ilerliyor Dağhan, bu son yaptıklarınla nasıl ilerlemeyi planlıyorsun peki?"
Evren'e cevap vermeden arkamı dönüp cama gittiğimde Evren devam etti
"Dalga falan geçmiyorum lan, Gerçekten doğru söylüyorum bak, anlatta bilelim"
Evren' in dedikleriyle yarım yamalak gülümsediğimde omzumun üzerinden Evren'e baktım, benimle dalga geçmek mi?, kim benimle dalga geçebilirdi!, bu canıma can bildiğim ailemden biride olsa böyle birşey olamazdı.
"Bana saygılı olacaksın" Evren'e doğru ilerlediğimde Evren konunun nereye gideceğini bildiği için gözlerini kısarak başını yana eğmiş diyeceklerimi bekliyordu
"Bu evin büyüğü benim, bu içinde olduğumuz dünyanın sahibi benim"
Evren'in önüne geçmemle Evren ayağa kalkarken gözlerinin içine bakarak devam ettim
"Ha yok baş ben olacam, bana saygı göstereceksin diyorsan eğer bana ihanet edip karşıma geçtiğin an sana baş eğerim"
Evren alayla gülümsediğinde tek kaşını kaldırarak devam etti "Öylemi nasıl olacakmış o dediğin"
"Mezarda"
Son sözümü söyleyip karşısından çekildiğimde salondan çıkıp merdivenlere yöneldim, az önce dediklerimden sonuna kadar arkasında olurken bu ev sonuna kadar Evren'e açıktı asla bana ihanet eder düşüncesiyle gardımı almayacaktım, karşıma geldi gün ne gerekiyorsa onu yapacaktım, kapının önüne gelmemle kapıyı açarken Lavin yatakta sere serpe yatıyordu, yandan gülümseyerek başımı iki yana salladigimda içeriye girip arkamdan kapıyı kapattım
Yatağın diğer yanına geçip yattığımda Lavin'in arkası dönüktü, yan dönüp Lavine yaklaştığımda hissettiğim şeyler her zaman değişik duygular olsada birtek Lavin'in eşsiz kokusu değişmiyordu!
Gülümseyerek elimi belinden karnına doğru attığımda küçücük bedeni kollarımın arasın da kalmasıyla iyicene olduğu yere sinmişti, Lavin'in bu bilinçsiz yaptığı hareketle gülümserken Lavin'in bedenini kendime daha çok çekerek sırtını göğsüme yasladım, Lavin'in giydiği ince gömleğinden dolayı elim tenine değer gibi naif bedenini hissederken gülümsememe engel olamamıştım
Elimi lavin'in karnından çekip koluna dokunduğumda başımı yastıktan kaldırarak omzunu öpücük kondurmamla derin nefes aldım işte ciğerlerim şimdi hayat bulmuştu, Lavin'in kokusunu içime hap settiğimde elimi kolundan çekmezken aşağıya doğru sürüklediğimde elimi parmakları arasından geçirerek karnının üzerine koymuştum, benim uyumak için ilaca ihtiyacım yoktuki Lavinimin naif teni ve onun kokusu yetiyordu!, Lavin'in her zerresi benden ayrı kalmaması için kendime daha çok çektiğimde gözleri mi kapattım.
🖤🖤🖤 KURŞUNLU ZİNCİR 🖤🖤🖤
SEVİLİYORSUNUZ
Yorum ve Beğeni yapmayı unutmayın
Bölümü nasıl buldunuz yorumlarda buluşalım
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
İSTEGRAM HESABIM :Kitaplar_meclisi
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İNSTAGRAM' da ve TİKTOK' aa güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇