İçeriğe geç

Kurşunlarla Yazılan Aşk

Bölüm 7 · 18 dk okuma

Kurşunlarla Yazılan Aşk

Bölüm 7

7. Bölüm

7. bölüm Emrilerin Ağızından: Alel acele Hazal'ı Atlas'a götürdüm. Onu sedyeye götürdü ve oksijen maskersi taktı. Ardından kolundaki yarayı dikmeye başladı. (birkaç dakika sonra) Atlas: -Kan kaydından bu hale gelmiş. Eğer biraz daha orada olsaydı ölebilirdi. Üzüntüsünden kimse konuşamıyordu. Atlas işin bitirikten sonra bana dönüp - Merak etmeyin birazdan uyanır. Soner Bey arkamdan gelip omuzuma elini koydu yüzündeki acılı üzgünlük ifadesi herşeyi anlatıyordu. Onu bu işlere karıştırmamalıydım. Örgütün yanına gittik. Hazal'ı uyanması için neredeye sabaha kadar orada kaldık. Atlas 12.30 gibi yanıma gelip''Hazal uyandı'' dedi ve hep birlikte Hazal'ın yanına koşar adımlarla gittik. Sol kolunu bükemiyordu. Korku ve üzüntüye. - Alçıya alamaz mısın Atlas. Atlas: - Alçı olmaz bu nedenle kolunu bükmemeye özen göstersin. Hazal: - Ama ben suikastçıyım kolumu illaki bükmem lazım. Soner bey sesiz adımlarla yanımıza geldi. -İyi olmanıza sevindim Hazal hanım ama bir kaç operasyona buradan devam edeceksiniz. Hazal: - Ben iyiyim ne abarttınız yaaa. Soner bey: -Olmaz. Eğer giderseniz düşmanlarınız bu durumunuzu kullanır ve yaranız daha kötü olabilir. Hazal: - Ama ben iyiyim ne abarttınız alt tarafı küçük bir sıyrık. Zeyenp: -Alt tarafı küçük bir sıyrık mı?? Hazal dikiş izi ile bileğin arasında dört parmak boşluk var neresi küçük! Asaf: - Harbi neredesi küçük?? Hazal: - Bence küçük. İklim: -Başlatma bencesine sencesine sana bir şey olucak diye çok korktuk. der dermez Hazal'a sımsıkı sarıldı.Ardından Zeynep'te sarıldı. Hazal: - Bende sizi gördüğüme sevindim ama ben sarlmaya sevmiyorum. Zeynep: - Bizi endişlendirdiğin için sımsıkı sarılcaz.İklim ilk defa bir sevgilin olmuş ve o sevgilinin kolları yumuşacıkmış gibi sarıllllll. Hazal: - Hayırrrr. Çok sıkııı. Gebericem şimbiii. Asaf: - Sarılmaktan ölen ilk kişi olucak birazdan. Emre,Asaf, Murat ve ben gülmeye başladık. Hazal kafasını çıkartmayı başardı ve ''Hiç komik değil'' demesine rağmen duymazlıktan gelip gülmeye devam ettik. Kaanların Ağızından: O gece hiç uyku girmedi gözüme.Ertesi gün gözlerimin altı mor bir şekilde aşağıya kahvaltıya indim. Kerem: - Birileri bu gece uykusunu alamamış gibi. Funda: - Kardeşinle dalga geçme Kerem. Kerem: -Ama anne doğruları söylüyorum uyumamış belli. Kaan: - Kerem kes. Yoksa boğazını keser oradan aldığım deriyi ağızına dikerim. Kadir: - Tamam kimse konuşmasın belli ki birileri ters taraftan uyanmış. Hadi ikiniz birbirinizi öldürmeden kahvaltınızı yapın ve ne yapıyorsanız bana o flashı getirin. Funda: - Kadir zorlama yavrularımı zaten çok çalışıyorlar. Kadir: - Hayatım zaten şimbi getirin demedim. En yakın zamanda getirin dedim. Kaan: - Kerem hadi kalk gidiyoruz. Kerem: - Ne ara yedin yaa yuh.Neyse geliyorun bekle. Anneciğim, babacığım izninizle Kaan'la gidiyorum. Funda: - Tamam kuzum hadi kardeşini bekletme. Onu arabada bekledim ve gelince diğerlerine mesaj attık ve onları almaya gittik.Aldıktan sonra kimse çıt çıkarmıyordu. O sesizliği Kerem bozdu. - Kaan ne oldu bugün çok sinirlisin. Timuçin: - Harbi birader sinirin yüzünden belli. Kaan: - Dersem susacağınıza. Yorum yapıp, dalga geçmeyeceğinize ve en önemlisi kimseye söylemeyeceğinize söz verirseniz söylerim. Bir anlığına beyinleri yandı. Sinirliyken çok hızlı konuşuyorum. Barış: - Hiç bir deniğini anlamadım ama tamam. Kaan: - Dersem susacağınıza. Yorum yapıp, dalga geçmeyeceğinize ve en önemlisi kimseye söylemeyeceğinize söz verirseniz söylerim. dedim tane tane. Barış: - Heee tamam söz. Timuçin ve Kerem '' Söz'' dediler aynı anda. Kaan: - O kolunu hançerle kestiğim kişi Hazal'dı. Timuçin: - Benimde köşeye çektiğim Yazel'di. Kaan: - Sözümü kesme Timuçin. Timuçin: - Pardon birader. Barış: - Timuçin bi sus da anlatsı. Kaan: - İşte birde kolunu çok derin kestim. Kerem: - Pardon ama kesmedin kızın kolunun içinden geçtin. Kaan: - O olduğunu bilsem yapmazdım zaten. Her neyse işte birde depodan çıkarken baktığımda bayılmıştı. Barış: - Birileri Hazal'ı mı düşünüyormuş. Ayyy çok romantik. Herkes birden Barış'a dik dik bakmaya başladı. Barış: -Yani şey öhm öhm birileri Hazal'ı mı düşünüyormuş.Çok romantik. Kaan: - BARIŞ ÖLDÜN SEN KOÇUM. Timuçin: - Barış ölünlerden ölüm beğendin birader. Barış: - Allah'ım en sevdiğin kulun yanına geliyor. Timuçin: - Alkol kullanıyorsun. 20 yaşından beri vergi kaçakçılığı yapıp 58 adam öldürdün ve 27 adamı yoğun bakımlık yaptın. Çok imanlısın birader. Barış: - Sus benim kadar sizinde var. Kerem: - Kaan eğer kendini kötü hissediyorsan kızların yanına gidelim. Kaan: - ''Nasıl bildiniz biz?Size söylemedik.''Derlerse ne yapcaz? Barış: - Ben İklim'e yazabilirim. Kerem: - O kim? Barış: - Bizim tır şöförü. Kaan: - Birde bana diyor. Sen önce kendine bak. Barış: - Tamam biraz oyuna getirmiş olabilirim. Ama planım işe yaradı. İsmini ve telefon numarasını aldım. Kerem gülerek: -Eee biz de onların adlarını biliyoruz ve telefon numarasını aldı çoğumuz. Baş harfi Kaan. Zorla aldı ama olsun. Kaan: - Kerem. Neyse bugün için bir tane ölü yeter. Barış: - Birader ben ne yaptım yaa? Timuçin ve Kerem'in bu sırada gülmekten gözlerinden yaş geliyordu. Hazalların Ağızından: Örgütten çıkıp eve gittik. Tamda sol kolum olduğu için bükesim geliyor ama bükülürse canım acımaya başlıyor. Zeynep ve Yazel bir işi yaparken solumu kullanmamam için beni sürekli uyarıyorlardı. İklimlerin Ağazından: Örgütten çıkar çıkmaz telefonuma baktığımda Barış bana -Müsait misin İklim? yazdığını gördüm. -Evet müsaitim. yazdım ve kapattım. Anında bir bildirim geldi. -Konuşabilir miyiz? Bende şaşkın bir şekilde telefona baktım.Bu kadar hızlı bir geri dönüş almayı beklemiyordum. -Birazdan konuşsak olur mu Hazal'ı daha yeni aldık. - Hazal'a ne oldu ki? -Koluna dikiş attırdık. - Aaaa çok geçmiş olsun. Eğer müsaitseniz geçmiş olsuna gelelim mi? - Bilmiyorum Emir ve Murat'a sormam lazım. -Sor bana yaz sonra. dedi ve kapattı. Bende Murat ve Emir'e dönüp. -Canım abilerim. Emir: - Ne isticen İklim? İklim: - Ya nereden anladan. Her neyse Barışgil Hazal'a geçmiş olsuna gelmek istiorlar gelebilirler mi? Emir: - Onlar kim be. İklim: - Şu avmde kavga ettiğiniz çocuklar. Emir: - Hayır onlara değil evime girmesine izin veririm, kız bile vermem. Murat: -Gelsinler. Emir, Emre ve Asaf şaşkın bir biçimde Murat'a bakıyorlardı. Emir: - Ne? Neden? Nasıl? Kim bu hakkı verdi sana? Murat: - Evin şu anda en büyüğü benim yani sorumluluk bende. İzin veriyorum İklim gelsinler. Hem insanları tanımak iyi birşeydir. Biraz sosyalleş kulağına küpe olsun. Abi nasihati olsun buda. Asaf'ın İç sesi: - Ne çok felsefe yaptı yaaa.Felsefe derslerine giren hocalar bu kadar felsefe yapmıyorlardır. Anladık en olgun ve bilge sensin. Allah Allah bu kadar felsefeye ne gerek vardı. ''Evin en büyüğü benim ve benim sözüm geçer . Sana mı sorucam lavuk'' demen yeterdi ne uzatıyorsun. Murat: - Hayırdır Asaf bi daldın gittin. Asaf: - Senin dediklerini düşünüyordum. Çok haklısın sosyalleşmek iyidir. Emre: - İyi hadi binin arabaya. Hemen arabay bindim ve Barış'a yazdım. - Barış burada mısın? - Evet buradayım. - Murat abimler izin verdi. - Tamam gelyoruz. -Evi biliyor musunuz? - Yok bilmiyoruz. Eve gidince konumunu atabilir misin? - Tamam atarım. Barışların Ağazından: Onları dinlemedim ve İklim'e yazdım. İklim''Gelebilirsiniz'' diyince Kaan'a sevinçli bir sesle -Kaan örgütün orya değil Hazalların evine gidicez. Kaan: - Yine ne işler karıştırdın Barış. Kerem: - Bu Barış yapma denileni yapar biliyorsun işte. Barış: - İklim'e yazdın normal bir şekilde oda ''Hazal'ı aldık eve yeni geçiyoruz'' dedi. Hiç birşey bilmiyormuşum gibi konuştum. İşte o da ''gelin'' dedi Timuçin: - Vallaha Barış bu zeka sana fazla kardeşim(!) Kerem: - Aferin lan kedi olalı bir fare tutun Barış. Timuçin: - Kaan git bi çikolata ve buket yaptır. Kaan: - Sanki kızı istemeye gidiyoruz aq. Timuçin: - Olur olur onuda aradan çıkartırız. Kerem: - Salak geçmiş olsun diye. Allah'ın fesatı. Barış: - Konumu attı hadi gidelim. Kaan: - İyi tamam gidelim ama o Emir'in izin vereceğini sanmıyorum ben. İnşallah oyuna gelmiyoruzdur. Kerem: - Pozitif düşün. Pozitif olsun. Gevur gevur işler yapma. İki rekat namaz kıl desem kılmaz. Kaan: - İyi ya tamam boş yapmayın. Hadi gidelim. Sonunda Kaan'ı ikna etti ve İklimlerin yanına gitmek için yola çıktık. Hazalların Ağazından: Arabada İklim çok mutlu görünüyordu. Eve geldiğimizde hemen telefonunu çıkardı ve bir şeyler yazdı. Zıplaya zıplaya eve girdi. Asaf: - Ya İklim ben gelsem bu kadar sevinmezsin. Zeynep: - Sen zaten yer zaman yanımızdasın. Neden sen geldin diye sevinelim Asaf: -Bu sözü herkesten beklerdim ama senden beklemezdim. öyle olsun ikizim. Diyip Zeynep'e trip attı. Kollarını bağladı ve mutfağa doğru gitti. Arkasından Zeynep bağıra bağıra - Asaf özür dilerim gel buraya. Emir abim Emre ve Murat'a dönüp - Başımıza dört kız yetmezmiş gibi bir tane daha çıktı. Bizde Zeynep ve Asaf'a gülerek büyük salona gittik. Biz Yazel'le tam oturduk mutfakta Asaf ve Zeynep geldi. Emre: - Asaf Tırnak yaptırmaya gidelim mi? İster misin? Asaf bir elini beline koydu,dudaklarını düzdü ve podyumda yürüyormuş gibi yürümeye başladı.Tiz ve ince bir sesle - Olur aşkooo. Bizde gülmemek için zor duruyorduk ama Emir'in gülmesiyle herkes gülmeye başladı. Asaf'da taklit yapmaya devam ediyordu. Biz gülerken kapı çalmış ama İklim dışında herkes Asaf'ın taklitine odaklanıyordu. İklim kapının önünüdeydi ve kapı tıklatılır tıklatılmaz kapıyı hemen açtı. Onları içeri alana kadar hiç farkına bile varmamıştık. Herkesle selamlaştık ve oturduk. Hiç kimse konuşmuyordu havada mezarlık sesizliği vardı.Bir kaç dakika sonra Kerem: - Eee Hazal nasılsın? Nasıl oldu kolun? Hazal: - İyi biraz ağrıyor sadece. Keremlerin Ağızından: Kaan'a baktım sonra çok pişman görünüyordu. Kolunla Kaan'ı dürttüm ve gözlerimle Hazal'ı göstererek konuşmasını söyledim. Sersemleyerek Hazal'a - Çok mu acıdı bu yara olduğunda? + Biraz ama çok hissetmedim. İşim biraz acaleydi ve çok fark etmedim. Kaanların Ağızından: Hazal bunları söledikten sonra Yarayı açarken attığı çığlıklar akılma geldi. Hala kendimi çok kötü hissediyordum. Emir beni ve arkadaşlarını öldürcek bir köpek gibi bakıyordu. Komut bekliyordu sanki, komut gelince hepimize saldıracak gibi bakışllar atıyordu bana. Şu esir aldığımız Hazal'ın büyük abisi Emir'e dokundu. - Bizi bekliyorlar hadi gidelim. Bütün erkekler ayağa kalktılar ve - Kızlar biz gidiyoruz. Bir kaç işimiz var. Dedi Emir. Hazal: -Emir telefonunu verir misin? Emir ve diğerleri Hazal'a telefonlarını verdiler. Sonra gittiler. Hazal'da telefonları bir çekmeceye kondu. İklim: - Şey Barış konuşma ister misin? Barış ayağa fırladı ve İklim'le bahçeye gittiler. Zeynep'te kahve yapmaya gitti. Peşinden Kerem'de yardım etme bahanesi ile gitti. Hazal ve Yazel,Ben ve Timuçin kaldık. Timuçin: - Siz ikiniz kardeş misiniz? Yazel: - Yooo arkadaşız. Neden sordun? Timuçin: - Çok benziyorsunuz birbirinize. Hazal: - Evet benzetirler çoğu kişiler. Zeyneplerin Ağazından: Mutfakta kahve hazrlarken Kerem yanıma geldi. Kerem: - Sana nasıl yardımcı olabilirim? Zeynep: - Yardıma gerek yok. Sadece kahveleri hazırlayacağım ve Hazal'ın ilaçlarını hazırlayacağım. Kerem: - İzinin olursa yardım edebilirim. Çünkü sana kolaylık sağlamak, beni mutlu eder. (Hafif bir gülümsemeyle)Zeynep: - Sen kahve yapmayı biliyor musun? Kerem: - Evet, Kaan'ın sabah kahvelerini ben yaparım. Bizim hizetçilerin yaptıklarını sevmez. Zeynep: - Bende Hazal'a yaparım. Kafein almadığı gün çok sinirli ve gergin oluyor. Kerem elimdeki kahve çekirdeklerinin olduğu torbayı aldı ve hazırlamaya başladı. Bende Hazal'ın ilaçlarını hazırladım ve Kerem'in yanında durdum. Zeynep: - İstersen kahveleri ben yapabilirim işim bitti.Sıkılmış gibi duruyorsun. Kerem: - Yok sıkılmadım. Böyle nazik biri olunca yanımda yardım etmek keyifli oluyor. Biraz utanmıştım ama belli etmemeye çalışıyordum. Salondan Yazel bana seslendi - Zeynoo hadi gel artık. Utanmayı bıraktım ve bardakları hazırladım. Kerem'de o sırada kahveleri hazırlamıştı ve bardakları doldurdu. Bende tepsi ile kahveleri götürdün. Arkamdan Kerem geldi. Kahveleri dağıttım ve İklim'i bulmaya gittim. İklim,Barış'la beraber birşeyler konuşuyordu fısır fısır. - İklim hadi kahve yaptım gelin. İklim: - Tamam birazdan geliyoruz. Sonra Hazalların yanına gitti ve yanlarına oturdum. Kaan: - Zeynep tıpkı Kerem'in yaptıkları gibi olmuş ellerine sağlık. Zeynep: - Ben yapmadın ki Kerem yaptı. Onun elline sağlık. Timuçin: - Kerem yaptıysa kötü olmuştur. Kerem: - O senin ağzının tadının bozukluğu. İklim ve Barış gelir ve kahvelerini alır otururlar. Kaan: - Ooo Barış beyler gelmeyi teşrif etmişler. Barış: - Kaan başına saksı mı düştü? Hiç böyle konuşmazdın. Timuçin: - Geç dalganı. İklim: - Hadi ekip dışarı çıkalım. Hava çok güzel, evde durmayalım. Hazal: - Evettt. Ama nereye gidicez. Zeynep: - Olur fark etmez. İklim: -İnsanların çok olmadığı bir park var oraya gidebiliriz. Barış: - Güzel fikir hadi kahveleri bitirelim sonra gidelim. Hazal kahvesini çoktan bitirmişti. - Ben hazırlanmaya gidiyorum. Dedi ve ayağa fırladı. Timuçin: - Ama bir sorun var. Bizim araba 6 kişilik Hazal: - Sıkıntı yok siz Zeynep ve İklim'i alın. Kaan: - Siz Yazel'le ne yapacaksınız? Hazal: - Ben Yazel'i alıp motorla giderim. Zeynep: - Kolun yaralı nasıl süreceksin. Hazal: - İnsan düşe kalka yürür. Hem bana bu küçük sıyırık bir şey yapmaz. Bu arada sakın annem gibi '' Motor çok tehlikeli '' deme. Çünkü dilemem. Sonra arkasına döndü ve odasına hazırlanmaya gitti. Bende arkasından baka kaldım. Zeynep: -Yakında bu kızın başına bir şey gelecek bu motor yüzünden. Bu kız ifla olmaz. Dedim bir iç çekerek. Kaan: - Hazal motor mu sürüyor? İklim: - Evet ama çok hızlı sürüyor. Bir gün kaza yapacak. Hazal hazırlanmış ve yanımıza geldi. Hazal: - Eee gençilk hadi hala konuşuyor musunuz? Kaan: - Hazal mtorun modeli ne? Hazal: -Kawasaki H2r Ninja. Timuçin: - Lan motor diyince Scooter sandım. Bu hayvan sürüyor. Kerem: - O motorla hiç trafik polisleri yakalamadı mı seni? Zeynep: - Adamımız- Yazel koluma dirseği ile dürttü ve sonra hatırladım onların bizim mafya olduğumuzu ve polis merkezinde adamlarımızın olduğunu bilmiyolardı. - Adamlar göremiyor ki Hazal'ı. Kız ışık hızında gidiyor. Barış: - O zaman sen profesyonel sürücüsün değil mi? Hazal: - Yani denebilir. Yazel: - Kızlar hadi hazırlanalım ve çıkalım. Hazırlandık ve aşağı indik. İndiğimizde Hazal kasakın birini Yazel'e verdi ve onlar motorun yanına gittiler. Bizde arabaya bindik. O sırada Hazal yanımıza geldi. - İklim oranın konumunu bana bir atsana. İklim: - Gönderdim. Hazal: - Trafikte görüşürü tabi görürseniz. Dedi ve gitti. Hazalların Ağazından: Yazel ile kaskları taktık ve motora bindik. Evin önüne geldiğimizde onlar gitmişlerdi bile. Yazel arkamdan. - Yetişir miyiyiz onlara? Hazal: - Tabi yetişiriz sen sıkı tutn sadece bana. Yazel: - Onların arabasını biliyor musun? Hazal: - İklim'den konumu istemek için gittimde plakaya baktım. Yazel: - Hadi gidelim. Yarım saat ya sürdü ya sürmedi onları bulmamız. Hazal: - Gördüm şu araba. Yazel: -Hadi yanlarına gidip ön tekeri kaldıralım. Hazal: -O zaman sıkı tutun ama çok sıkı tutun. Yazel: - Tamammm. Sonra arabaları sollayıp onların arabanın yanına geldik. Yazel arka camı iki defa tıklattı ve arabanın içindekiler bize baktı. Bende dört, beş defa ara gaz verdim ve son ara gazı verirken ön tekeri yukarı kaldırdım. Yazel'le beraber sağ elimizle işaret ve orta parmaklarımız dışındaki diğer tüm parmaklarımızı kapattık ve işaret ve orta parmaklarımızı anlımıza dayadık ve onlara doğru uzattık.Sonra yanlarından bir fişek edasıyla geçip gittik. Yazel: - Çok iyi oldu lan. Hazal: -Giderken bir daha yaparız istersen. Yazel: -Gitmemize gerek kalmadı geldiler. Sağ tarafıma baktığımda onlar değildi tıpatıp aynı arabaydı ama eski modeliydi bu dikiz aynasına baktığımda bizimkiler arkadaydı geliyorlardı,trafik ışıklarında bekliyorduk Yazel'in dediği araç sağ tarafımızda bizimkiler ise sol tarafımızdaydı sağ taraftaki cam birden açıldı. Hazal: -Bunlar bizimkiler değil bizimkiler solda. Yazel: -Oha arabalar çok benziyor. Baktığımda şöför koltuğundaki kişi bana göz kırptı ne alakaydı şimdi. Yiğit: -Ştt yarışa var mısınız fıstıklar? Yağız: -Biz yenerizde her türlü. Tam cevap vericekken yan taraftan bir ses geldi. Kaan: -Biz yarışalım birader bakalım kim kimi yeniyor. Yiğit: -Ben kızlara sordum sana noluyor. Timuçin: -Yenilmekten mi korktun tırrek. Yağız: -Önce sen kulağındaki küpeyle ilgilen top. Timuçin tam kapıyı açıcakken sarı ışık yanmaya başladı. Yiğit: -Hadi güzelim kırma bizi 1,2 Yazel hemen anlayıp daha sağlam tutundu ve "yenilirsek şerefsisiz yen şunları" dedi. Hazal: -3! Aniden gaza yüklendim diğer ışıklara kadar yarışacaktık demek ki. Çocuklarla başa baş gidiyorduk bizimkiler az arkada kalmışlardı uzun bir korna sesi geldi.Sona yaklaşmıştık. Yazel'e "sıkı tutun" dedim ve ön yaparak hızımı arttırdım sarı yanarken ışıktan geçtim biz yenmiştik. Biraz yavaşlayıp arkama baktığımda onlar ışıkta kalmıştı ama bir sorun vardı hemde çok büyük bir sorun bizimkiler hemen yanlarına durmuştu. Kaanların Ağazından Hem kolu kötü hem yarış yapıyor aklını kaçırmış olmalı bu kız Timuçin tam inecekken sarı yandı ve hemen kapıyı kapatmasını söyledim ,arkada bizimkiler vardı .Timuçin'le ben öndeydim. Hazal'a baktığımda yarışa hazırlanıyordu ve birden ikiside ok gibi fırladı bizde onların arkasından bastık. Uzunca kornaya bastım diğer arabalar kaysın, kaza çıkmasın diye ama bir çoğu sövüyorum sandı galiba .Hazal son anda tekerlek yaparak geçmişti birden teker kaysa nolurdu hiç düşünmüyor.Zeynep bir ara arkada baygınlık geçirecekti kızlara bir şey olucak diye. Kerem de onu sakinleştirmeye çalışıyordu.Işıklara geldiğimizde o çocuklar hemen yanımızdaydı Hazallar gözden kaybolmuştu. Timuçin: -Lan kızlara bir şey olsaydı napacaktınız!? Yiğit: -Yarışmasalardı. Timuçin: -Arkasında artçısı var siz arabanın içindesiniz birden dengeleri bozulsaydı o zaman aynı acıyı size yaşatırdım. Yağız: -Ağırbas kardeş biz teklif ettik onlarda meraklılarmış hemen kabul ettiler.Ya da cazibemize dayanamadılar. Kaan: -Cazibe mi(!) Alaylı bir gülüş belirdi dudaklarımda. Timuçin: -Sizden ancak civciv olur ne cazibesi. Barış: -Sarı erkek mi olur ya . İklim: -Olur. Zeynep: -İklim en olmadık yerde. Yiğit: -Kızın instegramını aldık ama arkadaşınınkinide buluruz. Kaan: -Ne ara aldınız amk. Yiğit: -Motorunda yazıyordu. Kaan: -Hay Hazal yazacak başka yer mi bulamadın? Timuçin: -Sanki az kıskandın. Kaan: -Ne kıskanması?Bu trafik lambası niye değişmiyor lan? Kerem: -Sakin. Yağız: -Tutmayın küçük enişteyi salıverin gitsin. Kaan: -Bak çocuk senin münasip yerlerine şu trafik direğini sokarım bir işe yarar en azından. Timuçin: -Kızlar nerde? Zeynep: -Atıyorum konum gelsinler gittiğimiz yere. İklim: -Nereye gideceğiz? Zeynep: -Korku evine ne dersiniz. Barış: -Bu gün bu kadar adrenalin yeter. İklim: -Başka gün gideriz balım ona erkekler gelmez hem mis gibi gideriz. Kerem: - Kaan her zaman ki cafeye sür. Kaan: -Tamamdır. Cafeye geldik oturduk manzarası güzel bir masaya karşıda kızlar, önlerinde biz olucak şekilde Hazalları bekliyorduk kızlar lavaboya göçmüşlerdi bildiğin.Bir kaç dakika geçtikten sonra Yazelle Hazal geldi ilk Yazel geçti Timuçi'nin karşısına sonra Hazalda benim karşıma geçti. Hazal: -Kızlar nerde? Barış: -Lavaboya gittiler İklim makyajını tazelicekmiş. Kerem: -Zeynep yapmaz galiba makyaj ya çok görmedim sade takılıyor. Barış: -Sen şimdi İklim'e filli boya mı dedin. Kerem: -Ne alaka ben sade severim diye sadeyi değindim ne badanasından bahsediyorsun. Yazel: -Sanki adam Türk kahvesi söylüyor sade severim ne ya. Hazal: -Orda ne ima etti harbi. Barış: -Kerem iyi çocuktu. Kaan: -Allah rahmet eylesin. Timuçin: -Sıçtın kardeşim. Hazal'la Yazel aynanda birbirine baktılar bu ne oluyordu şimdi kadınlar çok karmaşık sonra Yazel konuyu dağıtmak ister gibi konuşmaya başladı. Yazel: -Ayy manzara çok iyi çeksenize beni. Hazal: -Ver telefonu çekiyim. Hazal telefonu alınca sanki en ciddi işmiş gibi fotoğrafı çekmeye başladı Yazel de her defasında pozunu değiştiriyorsun kaç tane çekti anlayamadım çok hızlı çekiyordu Yazel telefonu aldı baktı baya bir uzun süre. Yazel: -Ya Hazal güzel çekmissinde açı yanlış burdan olmamış sanki. Timuçin: -Ben çekiyim mi? Yazel: -Olurr Telefonu uzattı ama Timuçin almadı çakal anlamıştım taktiğini ama keşke ben yapsaydım. Timuçin: -Yok sende kalsın benim kamera güzel çekiyor. Yazel: -Tamam sen bilirsin. Timuçin çekmeye başladı. Timuçin: -Güzel çıkmışsın istersen al bak. Yazel: -Bakıyım. Telefonu eline alıp bakmaya başladı Hazal'a baktığımda bana bakıyordu. Kaan: -Bende çekiyim mi seni? Hazal: -Bilmem olur mu ki. Kaan: -Olur,olur. Bende kendi telefonumdan çekmeye başladım bir kaç tane çektim Hazal'a verdim telefonu inşallah üsten babam filan yazmaz herkes karı,kız yazacak diye derde düşer. Ben babam veya elemanlar yazarsa diye korkuyorum Allahım ya. Yazel: -Bana atar mısın bunları ? Timuçin: -Tabiki ama instagramdan pikselli indiriliyor telefon numaranı söylesen onu yazsam. Yazel: -Söyliyim 054******** Timuçin: -Attım. Yazel: -Kaydettim sağol hemen paylaşıyim. Kaan: -Ben senin telefon numaranı kaybetmedim bir daha versene. Hazal: -Al 055******** Hazal'a fotoğrafları atıp Timuçin'le yumruk çaktık uyanık hem fotoğrafları almış olduk hemde telefon numaralarını 1 taşla iki kuş vurduk.İklimler gelince garsona bir el hareketiyle yanıma çağırdım Hazal etkilenmiş gibi bakıyordu herzamankinden bizim dördümüze sen kızlara sor. Garson: -Tabi Kaan Efendim. Zeynep: -Ben bir tane orta şekerli kahve. İklim: -Bende Çilekli Yoğurtlu Milkshake alıyım ama çilekleri çok büyük olmasın. Hazal: -Ben Cold brew alıyım. Garson: -Siz hanımefendi? Zeynep: -Net yanında çikolatalı süt getirinde. Yazel: -Evet bir çikolatalı süt. Garson: -Kalmadı ne yazık ki. Yazel: -Nasıl kalmadı ya. Barış: -Utanmasa oturup ağlayacak. Yazel: -O zaman ben bir çikolatalı soğuk kahve alıyım. Sonra Yazel'in telefonuna mesaj geldi bi kaç saniye mesajı okudu ve Hazal'a sinsi bir bakış atarak "Olur" dedi. Kerem türk kahvesi, ben americano, Barış mocha, Timuçin ise filtre kahve aldı. Garson gitti ve siparişler hazır olana kadar konuştuk.İçecekler geldi ve herkes sohbete devam ediyordu . Bir anda Yazel ve Hazal'a aynı anda,üç dört tane mesaj geldi. Hazal bakmadı önce telefona. Bizimle konuşuyordu. Yazel bildirim gelir gelmez açtı telefonu. Hazal'a telefondaki mesajı görsetererek -Sanada bunu yazdılar mı? Hazal endişe ile telefonu açtı sonra Yazel'e gösterdi. Ardından Zeynep ve İklim'e de gösterdiler mesajları. Timuçin ile bakıştık ve benim akılma o sarı angutun dediklerini hatırladım. Hazal'a -Mesaja bakabilir miyim? Hazal endişelik bir şekilde telefonu bana uzattı. Mesajda: -Merhaba yavrum nasıl da güzel sürdün be ortalığı aleve çevirdin. Sen böyle sürmeye devam edersen dünyadaki su biter haberin olsun yazıyordu. Bunu Timuçin'e de gösterdim. Timuçin: -Yazel sana ne yazmışlar bakabilir miyim? Yazel: - Al bak . Dedi ve telefonu uzattı. Mesajda: - Sen ne güzel bir artçısın ya. Düşseydin seni o kulağı küpeliden önce tutardım. Sonra bara gidelim diyecektim ama sen zaten kafa güzelleştiriyorsun. yazıyordu. Bunları okurken Timuçin sinirden kıpkırmızı oldu. Ben Timuçin'e bakarken Hazal'a mesaj geldi aynı orusbu çocuğunda. - Şampiyon,kaybedenler sizin yanınıza gelebir mi? Hazal yanıma geldi. Önce bana baktı masun bakışlarla sonra mesaja baktı.Korkmuş görünüyordu. Bende rahatlasın diye. - İstersen çağıralım. Eğer rahatsız olursan kalkarız buradan. Ardından Yazel Timuçin'in yanına geldi. Onada mesaj geldi. Attığı fotoğrafa yorum yapmış. - Çok güzel görünüyorsunuz tıpkı bir sanat eseri gibi. O sanat eserini kendi gözlerim görmek istiyorum. Timuçin derin derin nefes alıyordu. Yazel mesajı okudu ve Hazal'a bakarak Timuçin: -Hazal,Kaan biraz haklı gibi çağırsak mı?? Timuçin sanki bunları söylerken o sünepeleri ölüdürücek gibi bana bakıyordu. Bakışları aşırı ürkütücüydü.Onu hiç bu kadar sinirli görmedim. Soğuk davranırdı böyle durumlarda.Kızlara telefonlarını geri verdik ve yerlerine geçtiler. Timuçin giydiğim krem rengi polo yaka tişörtün yakasını tutu ve beni kendine doğru çekti. - Kaan o puştlar gelince kızları yanımıza alalım yoksa bu sünepeler kızları kapıcak. Kaan: -Tamam Kerem'e söylerim ben sende Barış'a söyle. Arabanın içindeki kızları falanda gördülerse kalabalık gelir bu köpekler. Timuçin: - Anlaştık. Eğer kızlara yaklaşırlarsa öldürebilir miyim? Kaan: -Timuçin abartma koçum. Barış: -Fısır fısır ne konuşuyorsunuz beyler. Kaan: -Papağan kuşu gibi dikildi buda. Kerem: -Başka zamana da mı bir şeyler ayarlasak ya böyle güzel oluyormuş. Barış: -Buldun tabi güzel kı- Ayağıma niye basıyorsun hayvann! 7. Bölümün sonu

Bölüm sonu

Sonraki bölüm kilitli

8. bölümü 5 jetonla uygulamada açabilir, kaldığın yerden devam edebilirsin.

2 yorum