İçeriğe geç

Kurşunlarla Yazılan Aşk

Bölüm 6 · 11 dk okuma

Kurşunlarla Yazılan Aşk

Bölüm 6

6. Bölüm

6. Bölüm Bunları söylerken bile o aklıma geliyordu. Kapımın tıklatılmasıyla irkilerek kendime geldim. Gelen Kerem'di. - Ne var Kerem?İşim gücüm var yarın, uyumam lazım. Kerem: - Aşk olsun kırk yılın başında bir odana geldim gördüğüm muameleye bak. Kaan: - Lan söyle ne söyleyeceksen. Lafı ağızında geveleme. Kerem: - Tamam tamam sakin. Şu depodaki sürekli bağırıyor. Eğer biraz daha bağırırsa onuda diğer tarafa yollayacağım. Kaan: - Depoda biri mi var? Kerem: - Emir'in abisi var ya Kaan: -Hee şu Hazal'ın büyük abisi. Kerem: - Evet bravo dahi çocuk ondan bahsediyorum. Kaan: - Sakın ona bir şey yapma eğer bu erkekler işleri zora sokarsa onu öldürmekle tehtih edicem. Kerem: - İyi tamam ama söyle adamlarına işkence yaparken ağızını bantlasınlar, uyuyamıyorum. Kaan: -Tamam uyuyan güzel söylerim. Kerem: - Hahaha çok komik. Çok güldüm. Dedi ve kapıyı çarpıp çıktı. Bende arkasından güldüm karnım ağıryana kadar güldüm ve yarın yine bu kızlar gezerler diyerek yattım. Hazalların Ağazından: Ertesi Gün Kahvalıda: Hazal: -Bu gün çok yoğunuz. Bir operasyonumuz bu akşam. Bu nedenle sizlerin bu operasyondaki yerinizi ve özelliğinizi belirleyeceğiz. Zeynep: - Sizinkiler belli mi? Emir: - Evet ben mafya yardımcısı yani sağ koluyum ve Hazal'da mafya lideri ve suikastçı. İklim: - İşte benim arkadaşım abisinden daha psikopat. Herkes aynı aynda gülmeye başladık. Asaf: - Eee ne operasyonu bu? Emir: - Murat'ı kurtarma operasyonu. Zeynep: -Hadi çabuk yapın kahvaltınızı da biran önce yerlerimizi öğrenelim. Emir: - Haa birde odaya telefon ve benzeri sinyal taşıyan unsur götürmek yok bu önemli bir kural. Eğer sinyal giderse düşmanlarımız veya polisler bizi bulursa ömür boyu hapse gireriz. İklim: - Uçak moduna alsak. Olmaz mı?? Hazal: - Olmaz çünkü sinyaller sizin bildiğiniz gibi işlemiyor ve bunu yapmaya çalışana acımam öldürürüm. Yazel: - Emir büyük yerden canını sevmeyen varsa yapsın. İklim: - Ben canımı seviyorum. Emre: - O zaman akılndan bile geçirme. İklim korkarak başını öne arkaya salladı.Yemek bittikten sonra herkes hazırlandı ve telefonları bırakıp örgütün olduğu depoya gittik. Asaf: - Ohaaa ne büyük ve bir sürü silah ve cephan var. Aaaa bilgisayarlar son çıkan model mii??? Zeynep: -Sen biraz önce bilgisayarlara mı yükseldin lann!! Asaf: -Yok yaa güzel ondan dedim. Soner bey: -Hazal hanım bunlar kim? Emir: - Saha operasyonu elemanlarımız.Aynı zamanda arkaşlarımız. Soner bey: - Test yapılcak mı peki? Hazal: -Evet. İklim: - Ne test mi ben çalşmadım.Zeynep bana kopya versene. Ben hiç çalışmadım. Hazal: - Öyle bir test değil silah tutma ve işleyiş testi. Sizin operasyondaki yerleiniz bulucaz yani. İkilm büyük bir oh çekti ve Soner bey onları test alanına götürdü bizde abimle plan hakkında konuşmaya başladık. Zeyneplerin Ağızından: Soner bey bizi test alanına görürdü. Zaten hepimizin ailesi mafya olduğu için silah tutmayı falan biliyorduk ve bu yüzden eğitim verilmeden teste tabi tutulduk. FN Five-seveN tabancaları verdi ve önümüzdeki hedef tahtasına vurmamızı istedi. Emre ve Asaf bu işi kolaylıkla yaptılar. Yani bir zahmet yapsınlar o kadar askere gittiler. Ama benim en şaşırdığım İklim oldu.Çünkü İklim hedef tahtasının en orta noktasından hedefi üç defa vurmayı başardı. Ben ve Yazel ise sürekli orta noktayı kenardan kaçırıyorduk. Soner bey: - Beyler sizi benimle gelin sizi cansusluk odasına götüreyim birde orada hünerlerinizi gösterin. Hanımlar sizlerde biraz bekleyin birazdan gelirim. Dedi ve abimleri götürdü. Beş - on dakika bekledikten sonra Soner bey geldi. -Hanımlar sizleri bir sonraki göreviniz olan nişancılığa alayım. Bu seferde biz Yazel'le yaptık ama İklim yapamadı. O sırada ellerinde kağıtlarla abimler geldi. Oradaki hocalar bu kağıtları Soner beye vermeleri için vermişler.Soner bey kağıtları aldı ve bizimde sonuçlarımızda o kağıttaymış. Gülümseyerek. - Hayırlı olsun çocuklar. Bunları Hazal hanıma vermeliyim size o açıklar yerlerinizi. Hazalların Ağazından: Onlar gelene kadar bizde planları ve yerleri hazırladık.Soner bey ciddi bir şekilde geldi ve raporlar bana verdi. Bakarken bizimkiler geldi ve biraz göz attıktan sonra: - Emre ve Asaf siz cansussunuz. İklim sen tetikçisin ve Zeynep ve Yazel'de keskin nişancı. Arkadaşlar bu hackerimiz Bora Sefer. Saha operasyonlarındaki kamera kayıtlarını silerve bizlere kulaklıklarla düşman yerini söyler. İklim: - Tamam da nereye,nasıl,ne zaman gitcez??? Emir : - Murat abimi tutkuklarıyer,Hyundai H-1 ile ve en son olarak akşam saatlerimde,hava kararınca. Hazal: - Hava kararana kadar ne yapıyorsanız yapın.Emir sen planı onlara anlat.Ben biraz Fairbairn-Sykes,Emeici çalışacağım. Saat 22.11 suları Emir: -Hadi herkes araçın içine. Bora, Murat'ın konumunu buldun mu? Bora: -Buldum Emir bey. Konumun gösterdeiği yere gittiğizde bir çok asker ve güvenliği vardı. Emir: -Bu Kadir puştu herşeyi düşünmüş. Onu öldürmeye geleceğimi biliyormuş demektir. Hazal: - Önce Murat abimi kurtarcaz sonra bakarız ona. Aralarına sızdık ve içeri girdik.Kimse şüphe etmedi.Bağarış çığlıkları gelen bir depo vardı. Bora hackleme işlemleri için Yazel ve Zeynep çatışma çıkarsa dışarıyı temizlemek için araçın içindelerdi. Bizde maskeleri taktık ve bağırış seslerinin olduğu yere doğru gittik. İçeri girdiğimizde kocaman bir kafesin içimde eller ve ayakları birbirine bağlı gözleri bir bez parçasıyla yerde kanlar ve çiğ et parçalarıyla yerde yatan abimi gördüm ağlamamak için kendimi çok zor tutum. Kapının anahtarlaını ararken Murat abim: - Sizi puşt,pislik herifler yakında sizlerin sonuda toprak olacak ve sizleride kendi ellerimle öldürüp ben gömücem sizi. Ses etmeden anahatarlı buldum ve kafesim kilidini açtım. Abim kıvranarak kilit sesine doğru geldi. Gözler kapalı olduğu için beni geldiğimi bilmiyordu ve kiliti açar açmaz bileğimi ıstırdı ve o acıyla çığlık attım.Emir abim onun hemen gözlerin açtı ve ellerindeki ve ayaklarındaki zincirleri çıkardı. Bende acı içinde kıvarnırken biranda dış kapı açıldı.Abimler Murat abimi alıp açık bir pencereden onu çıkardılar kızlar içer geldi. Beni kaldırmaya çalışıyorlardı. Yazel: -Geliyorlar hadi biraz çabuk olun. Ben ayak kalkıp yürürken canım çok acıyordu.Onlar pencereden çıktılar tam beni yanlarına çekecekken dört tane eli silahlı kişi içeri geldi.Yazellerin arkasındanda bizim araba geçti ve Emir abim onları içeri çekti. Kaanların Ağızından: Birden bir kız çığlık sesi geldi. Gruptakilere toplanmalarını söyledim ve çığlığın geldiği yere doğru ellerimizde tapandalarla ve hançerlerle o yöne doğru ilerledik. Bize ait olmayan bir arabanın içinden iki kişi indi ve bizde onları görünce hızlı adımlarla oraya gittik üç kişi pencerenin önünde birini çekiyorlardı. Sonra yabancı bir araba dışarıdakileri arabanın içine aldı ve burdan uzaklaştılar. Yerde ayağını tutarak yerde kıvaranan kişinin yanına doğru Kerem ile ilerledik. Bizim ona doğru geldiğimizi gördü ama ayağını tutmaya devam ediyordu. Sol elini ben Sağ elini Kerem tutuk ama kıvranmaya kurtulmaya çalışmaya devam ediyordu bizde düzgün dursun diye onun omuzlarına dizlerimezle baskı yaptık. Çığlık atmaya başlayınca Barış onun ağızına koli bandı yapıştırdı. Timuçin: - Çok akıllısın yaa ultra zeka abimiz. Kaan: -Kesin sesinizi!! Bana bak sende onu nereye görürdünüz? (sesizlik yaklaşık iki-üç dakika) Söyle nereye götürdünüz onuu!!!! Kerem: - Salak mısın? ağızı bantlı. dedi ve bantı bir hışımla çekti. Hazal: - Onu cehennemin dibine götürüyorlar gitcen mi? +Demek cehennemin dibine götürdüler. dedim ve cebime koyduğum hançeri çıkardım ve sol kolunu sıyırıp dirseğinden şah damara kadar bir çizgi çektim. Hançer ile şah damarı arasında dört parmak boşluk vardı. Çığlıkları giderek şiddetleniyordu. Barış onun önüne geçti ve: - Acaba sen kimsin? diyerek onun maskesini ağızını üzerine çıkarması ile onun Barış'a kafa atması bir oldu. Barış burnun tutarak sorhoş gibi bir o yana bir bu yana giderken bir anda yere yığıldı. Ben sinirlendim ve açtığım yaranın üzerinden bir daha geçtim. - Burda tek başınasın istesem sen öldürebilirim. Burası benim mekanım ve burada benim sözüm geçer dediklerimi yapmazsan sana hiç acımam ve seni öldürürüm. Yazellerin Ağızından: (yarım saat sonra) Asaf: - Ee biz bu kadar kişi değildik birisi eksik. İklim: - Has... Lan Hazal nerede? Zeynep: -En son çekiyorduk. Çıkamadı mı? Lan Emir geri dön Hazal orada kalmış kızı unutmuşuz. Emir: - Ne demek orada kalmış amk? Yazel: - Orada kalmış demek çabuk dön. Murat: -Lan ben çıktım onu aldılar ben böyle şansın... Zeynep: - Kusura bakmayın ama küfür edince Hazal geri gelmiyor hızlı gidersek onu sağ bulabiliriz. Oraya vardığımızda Ben,EmirEmre,Zeynep arabanda indik ve sesizce içeri girdik bizim geldiğimizi göremez ve duyamazlardı.Çünkü kapı onların arkalarında kalıyordu ve Hazal'ı tutan kişilerden biri koluna hançer ile yara açarken: - Burda tek başınasın istesem sen öldürebilirim. Burası benim mekanım ve burada benim sözüm geçer dediklerimi yapmazsan sana hiç acımam ve seni öldürürüm. Diye bağırıyordu ve diğer iki kişi ise bizim kaçtığımız pencereden dışarı bakıyorlardı. Emir bağıran kişini arkasından Sig Sauer P226 tabancası ile arkasında ona doğrultmuş bekliyordu. Adamın bağırması bitince hançeri yere bıraktı ve Hazal'ın yüzündeki maskeyi çıkaracaktı tam da gözlerinin altına kadar açınca Emir: -Sen dur bakalım kim kimi öldürüyor. dedikten sonra Hazal'ın sağ kolunu tutan çocuk elindeki silahı Emir'e doğruttu ama arkasınadaki Emre'yi fark etmemişti.Emre de onun kafasına doğruttu silahını. Penceredeki diğer iki çocukta silahlarını Emir'e ve Emre'ye doğruttu Zeynep ve bende En köşede durmuş silahlarınız onlara doğrultuk. İklim dış kapıdaki bir kaç kişiye yakın temas sıktıktan sonra çatışma başladı biz Zeynep'le gerilere giderek ateş ediyorduk Hazal'a baktığımda. Hançeri tutan kişinin Hazal'ı götürdüğünü gördüm bir şey yapmasın diye onların tarafına gitmeye çalıştım kimseye gözükmeden.Hazal'ın maskesini kaldırıp bakınca adam biraz duraksadı sonra Hazal'ın maskesini geri kapattı etrafı birden 10 adam sarılmıştı. Silahımı hazırladım yere yattım tam nişan alacakken Kaanların Ağazından: Maskeyi kaldırdığımla Hazal'ı görmem bir oldu Hazal'a bir de kolunda yaptığım hançer izine bakıyordum,bilsem yapmazdım.Hemen Hazal'ı adamlara bırakıp bizimkilere mesaj attım ve adamlarıma kimseyi öldürmemesi gerektiğini söyledim. Yazellerin Ağazından: Timuçin: -Çabuk bırak o silahı yoksa kafana sıkarım! Ayağa kalktığımda bana dönmüş bir silahı farkettim ve adam yanıma gelmeye başladı bende ona doğru gitmeye başladım.O sırada telefonuna değişik bir bildirim de mesaj geldi göz ucuyla hem mesaja hemde bana bakıyordu. Timuçin: -Çıkar maskeni! Yazel: -Ben çıkarırsam sende çıkaracaksın. Timuçin: -Şuanda bunu tartışacak bir halin yok sanki.Arkadaşlarına bak istersen. Arkadaşlarıma baktığımda erkeklere bir sürü kişi saldırıyordu. Zeynep yukarıdan onlara yardım ediyordu.İklim'de bir kaç kişi daha öldürüyordu.Hazal'a baktığımda ise halsizdi büyük ihtimal kan kayıbındandı 10 kişi etrafını çevrelemiş ortalarına diz üstünde oturuyordu. Yazel: -Arkadaşlarımın çokta yardıma ihtiyacı yok sanki. Timuçin: -Çıkar yoksa ben çıkarırım. Yazel: -Denesene. Birden adam üstüme doğru gelmeye başladı ve elinden kolayca sıyrılabiliyordum ama yetersizdi.Birbirimizle boğuşarak geçti bir kaç dakika en sonunda kolumdan tuttu ve maskeyi birden çıkarıp yere attı bir kaç saniye gözlerime baktı.Afallamış gibi olduğunu fark edip hemen malum yerine tekme attım.Yere devrilmesiyle küfür savurması bir oldu hemen silahımın olduğu yere yatıp nişan aldım.Hazal'ın etrafındaki adamları teker teker indirmeye başladım. Ne olduğunu bile anlamadılar on mermi on isabetli atış Hazal'a baktığımda'' iyi misin'' işareti yaptım o da bana ''iyiyim ''işareti yaptı tam arkamı döndüm ve o çocuk yoktu yerden maskemi alıp taktım yerimi değiştirmem gerekiyordu. Hazalların Ağazından: Hançer elinde olan yabancı kolumdan dizini çekti. Adamları geldi ve beni bir köşeye çektiler. Sonra beni dizlerimin üstüme otutturdular. Kollarımı tutan o iki kişi ayağa kalktı ve havaya iki el ateş ettiler. Abimler ne olduğunu anlamaya çalışmaları,ellerindeki silahların düşmesi ve karınlarına tekme yemeleri bir oldu. Köşeye baktım bir anlığına Yazel'in maskesini çıkarıyordu bir adam. Adam birkaç saniye onu baktı Yazel'de ona güzel okkalı bir vuruş yaptı. adam yere yığıldı.Ardından önümdeki adamları yere serdi. '' İyi misin'' işareti yaptı bende ''iyiyim ''işareti yaptım ne kadar canım acısada. Halsiz bakışlarmı abimlere çevirdim. İki kişiye neredeyse otuz kişi geliyorlardı. Birden arkamdan Skinning knife( avcı bıçağı)ile boğazıma yapışmış biri. - Eğer kimse durmassa bu ölür. diye haykırdı.herkes bir anda durdu. Emir: - Onu öldürürsen senin beynini tazikli su ile param parça yaparım. Emre: - O kadar çok düşünme bunlar için. Bunların kafasına bir tane sıksan yeter. Emir: - Doğru sende haklısın. Kaanların Ağızından: Yaralanmamak için oradan kaçtım. Kameralardan adamlara onları öldürmemeleri için emirler verirken Barış'ın Hazal'ın boğazına Skinning knife( avcı bıçağı) ile tehtitler şavuruyordu. Barış'ın kulaklığına seslendim. - Barış o kızı yere bırak. Hemen. Barış kulağındaki kulaklığı yere fırlattı. - Eğer o rehini buraya getirmezseniz bunu öldürürüm. Çareyi oraya gidip Barış'ın hırsını almakta buldum. Yanıma ne olur ne olaz diye Bowie Knife ve Glock 43aldım ve depoya gittim. Barış'ın olduğu yerin arkasındaki kapıdan içeri girdim. Boğuk ve derinden gelen bir sesle - Toz ol.Onu hemen yere bırak. Yoksa seni görevden alırım. Toz ol kelimesi çatışma anında geri çekil veya kaç emir demekti. Barış arkasına döndü bir kaç saniye bana baktı. - Emrederseniz patron. Diyerek Hazal'ı yere bıraktı. Hazal çok halsiz görünüyordu. Onu götürebilmeleri için adamlarıma - Buz kaçışı! Sıfır iz!! Bunlar sesizce kaçın iz veya delil bırakmayın anlamına gelmekteydi.Bunlar duyan adamlarım bir kaç saniye içinde depoyu boşartılar ve onlar çıkarken bende aralarına karıştım ve oradan Hazal'a bakarak ayrıldım.Ona bakarken içim sızlıyordu. Hiç bir insana yaptığım işkenceden sonra böyle hissetmemiştim. Bir anda Hazal yere yığıldı. Yanına gitmek isterdim ama oraya gidersem bana zarar veririlerdi. canm sıkkın bir şekilde arabaya bindim. maskeyi çıkardım ve diğerlerininde gelmesini bekledim. Kerem: - Ne oldu canın sıkkın gibi. Kaan: - Yok birşey bir daha soran olursa onun soran ağızına cimento dökerim. Timuçin: - Reisin canı sıkkın belli. Kaan: - SESİZ OLUN!!! herkes bir anda sustu. nefes alma sesleri geliyordu sadece. Zeyneplerin Ağızından: Hazal'a baktığım anda onu yerde baygın bir şekildeydi. Hızlıca yanına giderken Emir Hazal'ın yanına varmıştı. Başını yerden kaldırıp dizinin üzerine koydu. - Hazal güzelim aç gözlerini. Bak ben burdayım. Yanındayım lütfen gözlerini aç. Gülüm, balım hadi aç gözlerini gözleri dolmuştu. Onu hiç bu kadar üzgün görmemiştim. Emir hıçkırarak göz yaşları dökerken -Emre çabuk Asaf'ı çağır telefonumu getirdin. Emre abim hemen bir koşu Asaf'ı ve telefonu getirdi. Emir ise Hazal'ın bedenine sarılmış olduğu için üstü kan olmuştu. Asaf: - Ne old- Emirlere baktı elleri titriyordu. Gözleri doldu herkes gibi. Emir: - Asaf çabuk telefonumdan Atlas Çapa'yı ara. Asaf: - Hemen arıyorum.(arar) Atlas: - Efendim patron. Asaf telefonu Emir'e verir. Emir: - Oraya geliyoruz Hazal bayıldı.Çok kan kaybetti. Atlas: - Hemen gelin yoksa kan kaybından ölebilir. (Telefon kapatılır) Emir kucağına alır Hazal'ı ve arabaya binerler ve örgütün yanına gettik. Atlas mafya çetesinin doktoruymuş. Emir kapıyı tekme atarak açtı. Atlas onu hemen sedyeye yatırdı. Kaanların Ağızımdan: Eve gittiğimde kapıyı hızlıca çarptım ve odama bir hışımla girdim ve kimseyi odama almadım. Dansı ve gülüşü akılma geldikçe gözlerim doluyordu. Kendime çok sinirlendim odamdaki boks torbasını yumruklamaya başladım ama hiç bir fayda etmedi. 6. bölümün sonu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.