İçeriğe geç

KURŞUN

Bölüm 17 · 4 dk okuma

KURŞUN

Bölüm 17

17.)Sana Aşık Oldum

(Zehra'nın Anlatımıyla)

"Ablaaaaa!"

Yüksek sesle bağırışım ile bütün apartmanı inlettiğimden emindim. Bir yandan da çalışma masamın yerini değiştirmeye çalışıyordum. Ablam içeri girdi ve şaşkın bir ifade ile bana bakmaya başladı.

"Zehra ne yapıyorsun?"

"Sence? Hadi şu masanın ucundan tut, yatağın olduğu tarafa taşıyalım."

"Zehra saçmalama! Yatağın nereye koyacaksın sonra?"

"Yatağı da masanın tarafına koyarız."

"Sen bırak masayı da, yatağı da. Neler olup bittiğini anlat. Yarım yamalak anlattın hiçbir şey anlamadım zaten."

"Ne anlatayım abla, her üşey çok açık değil mi zaten?"

"Hayır Zehra, açık falan değil."

"İyi, Yaman Amca'nın oğluymuş ve buraya bizi gözetlemek için gelmiş."

"Neden bizi gözetlemek istesin ki?"

"Neva Teyze istemiş."

"Peki sen neden sinirlendin?"

"Neden mi? Bildiğin duygularımls oynadı abla! Daha çok bilgi öğrenmek için..."

"Ya sen bunların büyük bir kısmını kafanda kuruyorsan?"

"Nasıl yani?"

"Göktuğ sana açık açık sana karşı bir şey hissetmediğini söyledi mi?"

"Hayır."

"Peki başka bir açıklama yaptı mı?"

"Hayır."

"O zaman neden bu kadar cellallendin?"

"Bilmiyorum, bir anda sinirlendim işte. Yalnız merak ettiğim bir şey var. Sen neden hiç şaşırmadın?"

"İlk başta şaşırdım ama Neva Teyze'nin bu davranışı ondan gayet beklenecek bir şey. Hem senin anlık bir sinirle yanlış bir şey yapmaman için benim hemen toparlanıp seni kendine getirmem gerekiyor.

"Haklısın aslında, peki sence ben ne yapmalıyım."

"Bence en azından onu bir kere dinleyebilirsin."

"Tamam abla."

Yatağa geçip oturdum ablam ise akşam yemeği hazırlamak için mutfağa geçti. Yatağıma uzandım. Telefon rehperime girdim ve Göktuğ'u aradım. Arar aramaz telefonu açtı. Ben daha söze giremeden:

"Zehra beni bir dakika dinlesen her şeyi anlatacağım."

"Göktuğ."

"Gerçekten düşündüğün gibi değil."

"Göktuğ."

"Zehra-"

"GÖKTUĞ BENİ BİR DİNLER MİSİN ?"

"Tabii."

"Konuşmamız lazım."

"Konuşalım."

"Ama telefonda olmaz buluşalım mı?"

"Buluşalım."

"Nerede?"

"Sen nerede istersen."

"Sahil kenarında buluşalım o zaman. Bir saate orada olurum."

"Bende."

Kalktım, dolabımı açıp üzerime beyaz bir tişört üzerine siyah hırka, altıma da kot pantalon çıkardım. Saçlarımı arkada topladım. Çantama temel birkaç şey koydum. Temel şeylerden bahsettiğim şeyler arasında kraker bile vardı. Çantamı taktım ve ablama dönüp:

"Abla ben buluşmaya gidiyorum. Yemek hazır olana kadar gelirim merak etme."

Ablam gülümsedi.

"Tamam son anda temizliğe girişmeye karar verdiğim için yemeğin hazır olmasına daha var ama olsun."

"İstersen gelirken yiyecek bir şeyler getireyim."

"Hiç fena olmaz."

"Tamam o zaman görüşürüz."

"Görüşürüz."

Evden çıkıp kapıyı kapattım hızlı adımlar ile yürümeye başladım. Kısa bir yürüyüşün ardından sahile vardım. Sahilde masa ve sandalyeler vardı, sandalyelerin birinde Göktuğ'un oturduğunu gördüm. Masaya doğru yöneldim ve karşısındaki sandalyeye oturdum.

Göktuğ bana döndü. Bir şey söylemesine fırsat vermeden:

"Gereksiz bahaneler duymak istemiyorum, direkt konuya gir."

Göktuğ derin bir nefes verdi:

"O zaman uzatmadan anlatmaya başlıyorum. Evet, seninle sadece annem istiyor diye tanıştım. Casus gibi davranmak bana çok saçma gelmişti ve istemiyordum. Bunu saklamayacağım ama annem sadece arkadaşın olmamı istiyordu daha öte bir beklentisi yoktu zaten ama sana senden hoşlandığımı söylemiştim ya."

Gözlerimi başka bir yöne çevirdim.

"Evet, henüz doğruluğundan emin olamadığımız hisler."

"İşte artık basit bir his olmadığından eminim, ben sana aşık oldum. Emin ol ki sana hislerim ile ilgili söylediğim herşey gerçekti."

Şaşırmış bir şekilde Göktuğ'a döndüm, psikoloji okumaya karar verince araştırma yapmaya başladım. O sırada birkaç psikolojik bilgi öğrenmiştim. Onlardan biri ise bir insanın doğru söyleyip söylemediğini anlamak için gözlerinin içine bakındı. Ben de aynısını yaptım. Göktuğ'un gözlerinin içine bakıp:

"Doğru mu söylüyorsun?"

Ayağa kalktı, yanıma gelip önümde diz çöktü, gözlerimin içine bakarak:

"Yemin ederim."

Etkilenmedim diyemezdim, evet biraz etkilendim, tamam, birazdan daha fazla etkilendim, kabul ediyorum bayağı etkilendim. İstemsizce gülümsedim:

"İyi tamam, doğru söylüyorsun."

Göktuğ gülümsedi ayağa kalktı elini bana uzatıp:

"O zaman beraber bankların olduğu tarafa gidelim mi?"

Elini tutup kalktım. Banklara doğru yürürken gökyüzüne bakmaya başladım. Bazen güneş batmadığı halde ay görünmeye başlar ya. Bugün de öyleydi, güneşte ayda gökyüzündeydi. Birkaç dakika yürüdükten sonra bankların olduğu tarafa ulaştık. Rastgele birine oturduk ve etrafı izlemeye başladık. Etrafta uçuşan kuşlar vardı. Göktuğ bana dönüp:

"Şu tarafta kuşlar için yem satan biri var, ben oradan yem alıp geliyorum."

"Tamam, bekliyorum."

Ayağa kalktı ve arka tarafa doğru yöneldi. Ben de etrafı izlemeye başladım. Yaklaşık birkaç dakika içinde geldi. Yemler bir parşömen kağıdının içindeydi. Açıkçası şaşırmıştım çünkü normalde karton bardakların içinde veriyorlardı. Elime kağıdı tutuşturdu içindeki yem kutusunu çıkardım.

Kutuyu çıkarmam ile ağzım açık kaldı. Kutunun üzerinde bir tane dolunay figürü vardı. Gözümü kapatıp gülümsedim. Gülümserken gözümü kapatmak gibi bir alışkanlığım vardı.

"Yani, ne diyeceğimi bilemiyorum."

"Bir şey demene gerek yok zaten. Gülümsemen benim için yeterli."

Çıkardığım yemleri kuşlara atmaya başladım. On dakika içerisinde bütün yemleri attıktan sonra gökyüzüne baktım.

"Az önce Ay görünüyordu ama şimdi kaybolmuş."

"Sen varsın ya, Ay'a ne gerek var. Senin ışığın yeter."

Ufak çaplı bir şokun ardından aynı sessizliği bir daha yaşadık. Dilim tutulmuş gibi etrafa bakıyordum. Uzanıp Göktuğ'un elini tuttum şaşkın bir şekilde bana döndü ama ben hala etrafı izliyor, bir yandan da sırıtıyordum. O da gülümsedi ve parmaklarını benimkilere kenetledi. Eğilip kulağıma fısıldadı:

"Seni Seviyorum."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.