Depodaki hava ağırdı.
Lenora sandalyede oturuyordu. Ellerini bağlamamışlardı ama yine de kaçamayacağını biliyordu. Kapının dışında Hector’un adamları vardı ve burası tanımadığı bir yerdi.
Karşısında ise Hector duruyordu.
Sessizdi.
Sanki onu inceliyordu.
Lenora sonunda sessizliği bozdu.
“Ne kadar daha bakacaksın?”
Hector hafifçe başını yana eğdi.
“Kaç yaşındasın?”
Lenora kaşlarını çattı.
“Bu mu merak ettiğin şey?”
Hector omuz silkti.
“Başlangıç için kötü bir soru değil.”
Lenora birkaç saniye ona baktı.
Sonra cevap verdi.
“Yirmi iki.”
Hector’un gözleri hafifçe daraldı.
“Gençsin.”
Lenora soğuk bir şekilde cevap verdi.
“Sen de çok yaşlı görünmüyorsun.”
Hector hafifçe güldü.
“Yirmi altı.”
Bir süre sessizlik oldu.
Lenora sonunda derin bir nefes aldı.
“Şimdi soruları bitirdiysen beni bırakabilirsin.”
Hector hiçbir şey söylemedi.
Sadece masaya doğru yürüdü ve üzerine yaslandı.
“Bunun bu kadar kolay olacağını mı sanıyorsun?”
Lenora sinirlendi.
“Ben sana hiçbir şey yapmadım.”
Hector başını salladı.
“Hayır. Ama bu şehirde dolaşan bir vampir… benim için küçük bir detay değil.”
Lenora gözlerini kısmıştı.
“Bu şehir sana mı ait?”
Hector birkaç saniye düşündü.
Sonra sakin bir şekilde konuştu.
“Bazı insanlar öyle olduğunu düşünüyor.”
Lenora alaycı bir şekilde gülümsedi.
“Demek mafyasın.”
Hector cevap vermedi.
Ama sessizliği zaten yeterince şey söylüyordu.
Lenora arkasına yaslandı.
“Harika. Bir kurt mafyanın deposunda kaçırılmış bir vampirim.”
Hector’un dudaklarında küçük bir gülümseme belirdi.
“Şimdi kulağa daha ilginç geldi.”
Lenora ona sert bir bakış attı.
“Bu komik değil.”
Hector birkaç saniye boyunca onu izledi.
Sonra ciddileşti.
“Burada ne yapıyorsun?”
Lenora kaşlarını çattı.
“Ne demek istiyorsun?”
“Bu şehirde.”
Lenora kısa bir süre durdu.
“Tatildeyim.”
Hector’un kaşları hafifçe kalktı.
“Tatilde.”
Lenora başını salladı.
“Ailemle.”
Hector birkaç saniye düşündü.
Sanki yalan söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyordu.
Sonunda tekrar konuştu.
“Bu şehir güvenli bir yer değil.”
Lenora hemen cevap verdi.
“Bunu fark ettim.”
Hector’un bakışları keskinleşti.
“Burada başka şeyler de var.”
Lenora gözlerini ona dikti.
“Mesela?”
Hector cevap vermedi.
Birkaç saniye sessizlik oldu.
Sonra Hector yavaşça yürümeye başladı.
Lenora’nın etrafında dolaşıyordu.
Lenora dikkatle onu izliyordu.
“Benimle ne yapmayı düşünüyorsun?” diye sordu sonunda.
Hector durdu.
Bir süre düşündü.
Sonra dürüst bir şekilde konuştu.
“Henüz bilmiyorum.”
Lenora buna inanamadı.
“Ciddi misin?”
Hector başını salladı.
“Evet.”
Lenora sinirli bir nefes verdi.
“Beni kaçırdın ve şimdi ne yapacağını bilmiyorsun?”
Hector omuz silkti.
“Planlar bazen değişir.”
Lenora birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra dikkatle Hector’a baktı.
“Beni öldürmeyeceksin.”
Hector kaşlarını kaldırdı.
“Bu kadar emin olma.”
Lenora başını salladı.
“Hayır.”
Hector yaklaştı.
“Niye?”
Lenora birkaç saniye düşündü.
Sonra yavaşça konuştu.
“Çünkü merak ediyorsun.”
Hector’un gözleri bir an parladı.
Lenora devam etti.
“Beni öldürmek isteseydin… çoktan yapardın.”
Hector birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
“Akıllısın.”
Lenora arkasına yaslandı.
“Şimdi beni bırak.”
Hector tekrar düşündü.
Gerçekten bırakabilir miydi?
Bir vampirin şehirde özgürce dolaşmasına izin vermek akıllıca değildi.
Ama…
Lenora’ya baktı.
Onun davranışlarında garip bir şey vardı.
Vahşi değildi.
Tehlikeli görünmüyordu.
En azından şimdilik.
Hector sonunda konuştu.
“Bir şartla.”
Lenora dikkatle baktı.
“Ne şartı?”
Hector sakin bir sesle konuştu.
“Yarın gece.”
Lenora kaşlarını çattı.
“Ne var yarın gece?”
Hector’un bakışları karardı.
“Dolunay.”
Lenora’nın yüzü biraz ciddileşti.
Hector devam etti.
“Eğer gerçekten kontrolünü kaybetmeyen bir vampirsen… bunu görmek istiyorum.”
Lenora bunu duyunca hemen anladı.
“Beni test etmek istiyorsun.”
Hector başını salladı.
“Evet.”
Lenora birkaç saniye düşündü.
“Ve eğer geçersem?”
Hector cevap verdi.
“O zaman özgürsün.”
Lenora gözlerini kısmıştı.
“Ve geçemezsem?”
Hector’un sesi soğuktu.
“O zaman bu şehirde kalmana izin veremem.”
Sessizlik oldu.
Lenora derin bir nefes aldı.
Sonra yavaşça ayağa kalktı.
“Anlaştık.”
Hector birkaç saniye ona baktı.
Sonra kapıya doğru yürüdü ve kapıyı açtı.
Dışarıdaki adamlara baktı.
“Silahları indirin.”
Adamlar şaşırdı.
“Patron?”
Hector tekrar Lenora’ya baktı.
“Şimdilik misafirimiz.”
Lenora kaşlarını kaldırdı.
“Misafir mi?”
Hector hafifçe gülümsedi.
“Evet.”
Sonra ekledi:
“Yarın geceye kadar.”
Depoda sessizlik hâkimdi.
Ama ikisi de biliyordu.
Yarın gece…
her şeyi değiştirecekti.