Öncelikle merhaba, bu benim yayımlamaya başladığım ilk kurgum ve size şunu söylemek istiyorum. Ben normalde yazdığım kitaplarda ana karakterlerimi altı veya yedi bölüm sonrasında yakınlaştırmaya başlarım ancak bu durum Kürkçü Dükkanı için geçerli değil. Ana karakterlerimizin bir kaç bölümde bu kadar yakın olmasının altında elbet bir şeyler var bilginize. Ayrıca bu bir yaz kitabı olduğundan, sizi de çok sıkmamak adına elimden geldiğince karakterli yakınlaştırmaya çalıştım. İyi okumalar 🤍
LÜTFEN OYLAMAYI VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN BUNLAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ 🌟
𐙚
Instagram hesabımı da takip etmeyi unutmayınn dediğim gibi orada aktifim 🤍🤍
Instagram: @/lenora.iish
𐙚
Başlangıç tarihi: 1 Temmuz 2024
𐙚
Yeni bir ateş söndürür başkasının
yaktığını,
Yeni bir acıyla hafifler,
eski bir ağrı.
-William SHAKESPEARE
Romeo ve Juliet
𐙚
KÜRKÇÜ DÜKKANI
𐙚
Lana Del Rey-Chemtrails Over The Country Clup
Taylor Swift-Shake It Off
Carly Rae Jepsen-Call Me Maybe
𐙚
Ne derler bilirsiniz; Tilki dönüp dolaşsa da eninde sonunda yine kürkçü dükkanına dönermiş. O da benim Kürkçü Dükkanımdı. Ne kadar dönüp dolaşsam da yine ona gidiyordum.
"Kızlar hadi! Takım dediğin aile olmalı, yuva olmalı, uyum olmalı. Bizim takımımızda hala bu saydıklarımdan hiç birisi yok. Az daha gayret gösterin, takımda birbirinizden nefret etmek ne? Elis, sırf Lavinya'dan nefret ediyorsun diye kız atlarken onu tutmamak ne demek ya? Milletim içinde de mi böyle yapacaksın sen?" diye sorduğumda Elis, göz devirerek omuz silkti.
"Tanrım, bu kız beni delirtecek!"
"Alin, biraz sakin mi olsan balım?" diye sordu ne zamandır yanımda durduğunu bilmediğim arkadaşım.
"Nasıl sakin olayım Vera? Allah aşkına kızın yaptığına bakar mısın, sırf sevmiyor diye kız atlarken tutmamak ne? Güya biz bir takımız, aileyiz falan filan. Saçmalığa bak! Yemin ediyorum bir gün elimde kalacak bu kız benim!"
Vera gülerek kollarını boynuma doladı ve çenesini omzuma yasladı. Bende sarılmasına karşılık verdim. Eğer Vera olmasaydı çoktan Elis elimde kalırdı.
"Ya neden takım kaptanıyım ki? Tamam, kabul ediyorum bu çok güzel bir his. Kaptan olmak. Ama bir o kadar da zor yani, nasıl yapacağımı anlamıyorum." dedim. O sırada Vera da saçlarımı okşuyordu.
Vera cevap vermeyince, "Hadi çalışmaya devam edelim, yakında gösteriler var." dedim ve çalışmaların olduğu yere doğru yürümeye başladık.
Aralıksız üç saat boyunca çalıştığımızdan dolayı kızların hali kalmamıştı.
"Hadi kızlar!" diye bağırdığımda Vera ve bende yerimi aldım ardından hareketlere başladık. Ben bir, iki dediğimde herkes ellerindeki ponponları sağ tarafına ve yukarıya doğru sallıyor, ardından düz bir sıra olup benim hareketlerimi tekrarlıyorlardı.
Bir kaç hareketten sonra hepimiz müziğin coşkusuyla ortaya toplandık ve ponponlarımızı sallamaya başladık. Ardından ben, parende atarak öne doğru geldim ve bir kaç jimnastik hareketi yapmaya başladım. Benden sonra Vera ve Elis de parende atarak yan taraflarıma geçip yaptığım hareketleri yapmaya başladılar. İşin sonunda üçümüzü de takımdaki üç kız nazikçe kolumuzdan tutarak arka tarafa diğerlerinin aerobik danslar yaptığı tarafa doğru sürüklediler ve ortaya toplandık.
Toplanmamızın ardından Lavin, kendini hazırlamış ve yukarıya doğru atlamıştı ki tam o sırada çalıştığımız tarafa okulumuzun basketbol takımı geldi ve hepimizin dikkati dibimizde olan takıma gittiğinden zavallı kız yere çakıldı.
Vera'yla, "Kahretsin, şu ana kadar yaptığımızın en iyisi buydu!" diye isyan ettiğimizde herkesin gözü bize döndü ve basketbol takımından birisi bize bakarak gülmeye başladı.
Hemen öne çıkarak, "Pardon, bize mi gülüyorsun?" diye sorduğumda çocuk, "He, size gülüyorum. Ne olmuş yani?" dedi. Aval, aval ona bakıyordum. Tipten belli, malın tekiydi.
Çocuk, "Noldu, niye konuşmuyorsun? Nesin sen dilsiz mi?" diye sordu. Ardından, "Yoksa dilini mi yurttun?" dedi. Sanki düşünüyormuş gibi yaptı ve kahkaha patlattı. Ne diyeceğimi bilemedim, takımımın ortasında resmen beni eziyordu? Elimdeki ponponları kafasına geçirmek istiyordum. Ayrıca hangi hakla biz antrenman yaparken takımıyla buraya gelebiliyordu? Gerçekten ona şu ponponları geçirmek istiyordum.
"Alin dur ne yapıyorsun?" diye bağıran Vera'nın beni kendine doğru çektiğini fark ettiğimde kabustan yeni uyanmış gibi bana şaşkınlıkla bakan kıza gözlerimi büyüttüm.
Abo, fark etmeden de gerçekten çocuğun kafasına ponponlarımla vurmuştum. Şu anda hem pick me hem de cringe gözüküyordum.
Çocuk ciddi bir şekilde bir kaç adımda dibime girdiğinde sessizce, "Şimdi ponponlarınızı alın ve burayı terk edin." dedi. Burunlarımızın değmesine bir kaç milim kalmıştı. Ya da dudaklarımızın...
Geriye doğru bir adım attım ve alaycı bir şekilde dudağının kenarı yukarıya doğru kalktı. Ardından sadece dudaklarını oynatarak bir şeyler dedi. İlahi güçlerim olmadığından sadece tek anlayabildiğim, "GÖRÜŞ" demesiydi. Görüş, görüşürüz, görüşeceğiz, görüşmek, görüşmeliyiz...
𐙚
Bu giriş bölümü olduğundan dolayı kısaydı, biliyorum. Diğer bölümlerimizin de kelime sayısı gittikçe artacak 🤍
Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın orada aktifim canlarım.
Instagram : @/lenora.iish
𐙚

Öncelikle merhaba, bu benim yayımlamaya başladığım ilk kurgum ve size şunu söylemek istiyorum. Ben normalde yazdığım kitaplarda ana karakterlerimi altı veya yedi bölüm sonrasında yakınlaştırmaya başlarım ancak bu durum Kürkçü Dükkanı için geçerli değil. Ana karakterlerimizin bir kaç bölümde bu kadar yakın olmasının altında elbet bir şeyler var bilginize. Ayrıca bu bir yaz kitabı olduğundan, sizi de çok sıkmamak adına elimden geldiğince karakterli yakınlaştırmaya çalıştım. İyi okumalar 🤍
LÜTFEN OYLAMAYI VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN BUNLAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ 🌟
𐙚
Instagram hesabımı da takip etmeyi unutmayınn dediğim gibi orada aktifim 🤍🤍
Instagram: @/lenora.iish
𐙚
Başlangıç tarihi: 1 Temmuz 2024
𐙚
Yeni bir ateş söndürür başkasının
yaktığını,
Yeni bir acıyla hafifler,
eski bir ağrı.
-William SHAKESPEARE
Romeo ve Juliet
𐙚
KÜRKÇÜ DÜKKANI
𐙚
Lana Del Rey-Chemtrails Over The Country Clup
Taylor Swift-Shake It Off
Carly Rae Jepsen-Call Me Maybe
𐙚
Ne derler bilirsiniz; Tilki dönüp dolaşsa da eninde sonunda yine kürkçü dükkanına dönermiş. O da benim Kürkçü Dükkanımdı. Ne kadar dönüp dolaşsam da yine ona gidiyordum.
"Kızlar hadi! Takım dediğin aile olmalı, yuva olmalı, uyum olmalı. Bizim takımımızda hala bu saydıklarımdan hiç birisi yok. Az daha gayret gösterin, takımda birbirinizden nefret etmek ne? Elis, sırf Lavinya'dan nefret ediyorsun diye kız atlarken onu tutmamak ne demek ya? Milletim içinde de mi böyle yapacaksın sen?" diye sorduğumda Elis, göz devirerek omuz silkti.
"Tanrım, bu kız beni delirtecek!"
"Alin, biraz sakin mi olsan balım?" diye sordu ne zamandır yanımda durduğunu bilmediğim arkadaşım.
"Nasıl sakin olayım Vera? Allah aşkına kızın yaptığına bakar mısın, sırf sevmiyor diye kız atlarken tutmamak ne? Güya biz bir takımız, aileyiz falan filan. Saçmalığa bak! Yemin ediyorum bir gün elimde kalacak bu kız benim!"
Vera gülerek kollarını boynuma doladı ve çenesini omzuma yasladı. Bende sarılmasına karşılık verdim. Eğer Vera olmasaydı çoktan Elis elimde kalırdı.
"Ya neden takım kaptanıyım ki? Tamam, kabul ediyorum bu çok güzel bir his. Kaptan olmak. Ama bir o kadar da zor yani, nasıl yapacağımı anlamıyorum." dedim. O sırada Vera da saçlarımı okşuyordu.
Vera cevap vermeyince, "Hadi çalışmaya devam edelim, yakında gösteriler var." dedim ve çalışmaların olduğu yere doğru yürümeye başladık.
Aralıksız üç saat boyunca çalıştığımızdan dolayı kızların hali kalmamıştı.
"Hadi kızlar!" diye bağırdığımda Vera ve bende yerimi aldım ardından hareketlere başladık. Ben bir, iki dediğimde herkes ellerindeki ponponları sağ tarafına ve yukarıya doğru sallıyor, ardından düz bir sıra olup benim hareketlerimi tekrarlıyorlardı.
Bir kaç hareketten sonra hepimiz müziğin coşkusuyla ortaya toplandık ve ponponlarımızı sallamaya başladık. Ardından ben, parende atarak öne doğru geldim ve bir kaç jimnastik hareketi yapmaya başladım. Benden sonra Vera ve Elis de parende atarak yan taraflarıma geçip yaptığım hareketleri yapmaya başladılar. İşin sonunda üçümüzü de takımdaki üç kız nazikçe kolumuzdan tutarak arka tarafa diğerlerinin aerobik danslar yaptığı tarafa doğru sürüklediler ve ortaya toplandık.
Toplanmamızın ardından Lavin, kendini hazırlamış ve yukarıya doğru atlamıştı ki tam o sırada çalıştığımız tarafa okulumuzun basketbol takımı geldi ve hepimizin dikkati dibimizde olan takıma gittiğinden zavallı kız yere çakıldı.
Vera'yla, "Kahretsin, şu ana kadar yaptığımızın en iyisi buydu!" diye isyan ettiğimizde herkesin gözü bize döndü ve basketbol takımından birisi bize bakarak gülmeye başladı.
Hemen öne çıkarak, "Pardon, bize mi gülüyorsun?" diye sorduğumda çocuk, "He, size gülüyorum. Ne olmuş yani?" dedi. Aval, aval ona bakıyordum. Tipten belli, malın tekiydi.
Çocuk, "Noldu, niye konuşmuyorsun? Nesin sen dilsiz mi?" diye sordu. Ardından, "Yoksa dilini mi yurttun?" dedi. Sanki düşünüyormuş gibi yaptı ve kahkaha patlattı. Ne diyeceğimi bilemedim, takımımın ortasında resmen beni eziyordu? Elimdeki ponponları kafasına geçirmek istiyordum. Ayrıca hangi hakla biz antrenman yaparken takımıyla buraya gelebiliyordu? Gerçekten ona şu ponponları geçirmek istiyordum.
"Alin dur ne yapıyorsun?" diye bağıran Vera'nın beni kendine doğru çektiğini fark ettiğimde kabustan yeni uyanmış gibi bana şaşkınlıkla bakan kıza gözlerimi büyüttüm.
Abo, fark etmeden de gerçekten çocuğun kafasına ponponlarımla vurmuştum. Şu anda hem pick me hem de cringe gözüküyordum.
Çocuk ciddi bir şekilde bir kaç adımda dibime girdiğinde sessizce, "Şimdi ponponlarınızı alın ve burayı terk edin." dedi. Burunlarımızın değmesine bir kaç milim kalmıştı. Ya da dudaklarımızın...
Geriye doğru bir adım attım ve alaycı bir şekilde dudağının kenarı yukarıya doğru kalktı. Ardından sadece dudaklarını oynatarak bir şeyler dedi. İlahi güçlerim olmadığından sadece tek anlayabildiğim, "GÖRÜŞ" demesiydi. Görüş, görüşürüz, görüşeceğiz, görüşmek, görüşmeliyiz...
𐙚
Bu giriş bölümü olduğundan dolayı kısaydı, biliyorum. Diğer bölümlerimizin de kelime sayısı gittikçe artacak 🤍
Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın orada aktifim canlarım.
Instagram : @/lenora.iish
𐙚

Öncelikle merhaba, bu benim yayımlamaya başladığım ilk kurgum ve size şunu söylemek istiyorum. Ben normalde yazdığım kitaplarda ana karakterlerimi altı veya yedi bölüm sonrasında yakınlaştırmaya başlarım ancak bu durum Kürkçü Dükkanı için geçerli değil. Ana karakterlerimizin bir kaç bölümde bu kadar yakın olmasının altında elbet bir şeyler var bilginize. Ayrıca bu bir yaz kitabı olduğundan, sizi de çok sıkmamak adına elimden geldiğince karakterli yakınlaştırmaya çalıştım. İyi okumalar 🤍
LÜTFEN OYLAMAYI VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN BUNLAR BENİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ 🌟
𐙚
Instagram hesabımı da takip etmeyi unutmayınn dediğim gibi orada aktifim 🤍🤍
Instagram: @/lenora.iish
𐙚
Başlangıç tarihi: 1 Temmuz 2024
𐙚
Yeni bir ateş söndürür başkasının
yaktığını,
Yeni bir acıyla hafifler,
eski bir ağrı.
-William SHAKESPEARE
Romeo ve Juliet
𐙚
KÜRKÇÜ DÜKKANI
𐙚
Lana Del Rey-Chemtrails Over The Country Clup
Taylor Swift-Shake It Off
Carly Rae Jepsen-Call Me Maybe
𐙚
Ne derler bilirsiniz; Tilki dönüp dolaşsa da eninde sonunda yine kürkçü dükkanına dönermiş. O da benim Kürkçü Dükkanımdı. Ne kadar dönüp dolaşsam da yine ona gidiyordum.
"Kızlar hadi! Takım dediğin aile olmalı, yuva olmalı, uyum olmalı. Bizim takımımızda hala bu saydıklarımdan hiç birisi yok. Az daha gayret gösterin, takımda birbirinizden nefret etmek ne? Elis, sırf Lavinya'dan nefret ediyorsun diye kız atlarken onu tutmamak ne demek ya? Milletim içinde de mi böyle yapacaksın sen?" diye sorduğumda Elis, göz devirerek omuz silkti.
"Tanrım, bu kız beni delirtecek!"
"Alin, biraz sakin mi olsan balım?" diye sordu ne zamandır yanımda durduğunu bilmediğim arkadaşım.
"Nasıl sakin olayım Vera? Allah aşkına kızın yaptığına bakar mısın, sırf sevmiyor diye kız atlarken tutmamak ne? Güya biz bir takımız, aileyiz falan filan. Saçmalığa bak! Yemin ediyorum bir gün elimde kalacak bu kız benim!"
Vera gülerek kollarını boynuma doladı ve çenesini omzuma yasladı. Bende sarılmasına karşılık verdim. Eğer Vera olmasaydı çoktan Elis elimde kalırdı.
"Ya neden takım kaptanıyım ki? Tamam, kabul ediyorum bu çok güzel bir his. Kaptan olmak. Ama bir o kadar da zor yani, nasıl yapacağımı anlamıyorum." dedim. O sırada Vera da saçlarımı okşuyordu.
Vera cevap vermeyince, "Hadi çalışmaya devam edelim, yakında gösteriler var." dedim ve çalışmaların olduğu yere doğru yürümeye başladık.
Aralıksız üç saat boyunca çalıştığımızdan dolayı kızların hali kalmamıştı.
"Hadi kızlar!" diye bağırdığımda Vera ve bende yerimi aldım ardından hareketlere başladık. Ben bir, iki dediğimde herkes ellerindeki ponponları sağ tarafına ve yukarıya doğru sallıyor, ardından düz bir sıra olup benim hareketlerimi tekrarlıyorlardı.
Bir kaç hareketten sonra hepimiz müziğin coşkusuyla ortaya toplandık ve ponponlarımızı sallamaya başladık. Ardından ben, parende atarak öne doğru geldim ve bir kaç jimnastik hareketi yapmaya başladım. Benden sonra Vera ve Elis de parende atarak yan taraflarıma geçip yaptığım hareketleri yapmaya başladılar. İşin sonunda üçümüzü de takımdaki üç kız nazikçe kolumuzdan tutarak arka tarafa diğerlerinin aerobik danslar yaptığı tarafa doğru sürüklediler ve ortaya toplandık.
Toplanmamızın ardından Lavin, kendini hazırlamış ve yukarıya doğru atlamıştı ki tam o sırada çalıştığımız tarafa okulumuzun basketbol takımı geldi ve hepimizin dikkati dibimizde olan takıma gittiğinden zavallı kız yere çakıldı.
Vera'yla, "Kahretsin, şu ana kadar yaptığımızın en iyisi buydu!" diye isyan ettiğimizde herkesin gözü bize döndü ve basketbol takımından birisi bize bakarak gülmeye başladı.
Hemen öne çıkarak, "Pardon, bize mi gülüyorsun?" diye sorduğumda çocuk, "He, size gülüyorum. Ne olmuş yani?" dedi. Aval, aval ona bakıyordum. Tipten belli, malın tekiydi.
Çocuk, "Noldu, niye konuşmuyorsun? Nesin sen dilsiz mi?" diye sordu. Ardından, "Yoksa dilini mi yurttun?" dedi. Sanki düşünüyormuş gibi yaptı ve kahkaha patlattı. Ne diyeceğimi bilemedim, takımımın ortasında resmen beni eziyordu? Elimdeki ponponları kafasına geçirmek istiyordum. Ayrıca hangi hakla biz antrenman yaparken takımıyla buraya gelebiliyordu? Gerçekten ona şu ponponları geçirmek istiyordum.
"Alin dur ne yapıyorsun?" diye bağıran Vera'nın beni kendine doğru çektiğini fark ettiğimde kabustan yeni uyanmış gibi bana şaşkınlıkla bakan kıza gözlerimi büyüttüm.
Abo, fark etmeden de gerçekten çocuğun kafasına ponponlarımla vurmuştum. Şu anda hem pick me hem de cringe gözüküyordum.
Çocuk ciddi bir şekilde bir kaç adımda dibime girdiğinde sessizce, "Şimdi ponponlarınızı alın ve burayı terk edin." dedi. Burunlarımızın değmesine bir kaç milim kalmıştı. Ya da dudaklarımızın...
Geriye doğru bir adım attım ve alaycı bir şekilde dudağının kenarı yukarıya doğru kalktı. Ardından sadece dudaklarını oynatarak bir şeyler dedi. İlahi güçlerim olmadığından sadece tek anlayabildiğim, "GÖRÜŞ" demesiydi. Görüş, görüşürüz, görüşeceğiz, görüşmek, görüşmeliyiz...
𐙚
Bu giriş bölümü olduğundan dolayı kısaydı, biliyorum. Diğer bölümlerimizin de kelime sayısı gittikçe artacak 🤍
Instagram hesabımı takip etmeyi unutmayın orada aktifim canlarım.
Instagram : @/lenora.iish
𐙚