Şirket binasının alarm sesi durmaksızın çalıyordu.
Koridorlarda panik vardı.
Çalışanlar çıkış kapılarına koşuyor, polisler ise herkesi sakinleştirmeye çalışıyordu.
Komiser Aras yüksek sesle bağırdı:
"Kimse binadan çıkmayacak!"
Kalabalık bir anda durdu.
"Katil hâlâ bu binada olabilir."
Bu sözler koridordaki sessizliği daha da ağırlaştırdı.
Zeynep istemsizce Mete'ye baktı.
Mete'nin yüzü ifadesizdi.
Sanki bir şey düşünüyordu.
"Lara nerede?" diye sordu Zeynep.
Mete etrafına baktı.
"Az önce buradaydı."
Zeynep'in kalbi sıkıştı.
"Lara!"
Koridor boyunca koşmaya başladı.
Hiçbir cevap gelmedi.
Tam o sırada Ela, toplantı odasının kapısını gösterdi.
"Oradan bir ses geldi."
Mete kapıyı yavaşça açtı.
Oda bomboştu.
Ancak masanın üzerinde Lara'nın telefonu duruyordu.
Telefonun ekranı açıktı.
Yeni bir mesaj gelmişti.
"Arkadaşını canlı görmek istiyorsan bodrum kata gel. Tek başına."
Mesajın altında gönderen kısmında tek bir rakam yazıyordu.
7
Zeynep'in elleri titremeye başladı.
"Lara'nın başına bir şey geldi..."
Mete hemen telefonu aldı.
"Bu tuzak olabilir."
"Umurumda değil!"
Zeynep koşarak kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Komiser Aras önünü kesti.
"Nereye gidiyorsun?"
"Lara'yı bulacağım."
"Tek başına gidemezsin."
"O benim en yakın arkadaşım!"
Komiser birkaç saniye düşündü.
Sonunda iki polisi yanlarına verdi.
Hep birlikte bodrum kata indiler.
Koridor karanlıktı.
Sadece acil durum lambaları yanıyordu.
Duvarlarda eski depo odalarının kapıları vardı.
Bir kapının üzerinde kırmızı sprey boyayla tek bir kelime yazıyordu.
GİR.
Mete yavaşça kapıyı itti.
Kapı gıcırdayarak açıldı.
İçeride tek bir ampul yanıyordu.
Odanın ortasında bir sandalye vardı.
Sandalyeye biri bağlanmıştı.
"Lara!"
Zeynep koşarak yanına gitti.
Ama sandalyedeki kişi Lara değildi.
Şirketin güvenlik görevlisiydi.
Başı öne düşmüştü.
Göğsüne bantlanmış küçük bir zarf vardı.
Komiser dikkatlice zarfı çıkardı.
İçindeki notu açtı.
Notta tek bir cümle yazıyordu.
"Bir sonraki oyuna hazır olun."
Tam o anda odanın kapısı büyük bir gürültüyle kapandı.
KİLİTLENDİ.
İçeridekiler birbirine baktı.
Bu kez... av olan onlardı.