İçeriğe geç

Kurban / Aref

Bölüm 5 · 6 dk okuma

Kurban / Aref

Bölüm 5

Gerçek Av, Gerçek Avcı

Doğan Apartmanı'nın üzerindeki hava, gecenin ilerleyen saatlerinde daha da soguklaşti. Çay planının patlamasıyla sabrı tükenen beşli, daha kestirme ve sert bir yöntem izlemeye karar vermişti.

Efe ise odasındaki loş ışıkta masa başında oturmuş, Aykut'un kurduğu dinleme sisteminden gelen alt katın ağ trafiğini ve ses dalgalanmalarını izliyordu. Her şey tam da tahmin ettiği gibi ilerliyordu.

Doğan

Oğuzhan

Yeni doz hazırlamak zaman alacak demiştim

İlaçla zaman kaybetmeyelim artık

Miraç

Katılıyorum

Çocuk zaten yalnız ve pısırık bir tip Neyi bekliyoruz ki

Batu

Üstüme çayı döktüğünde yüzündeki o korkak ifadeyi gördüm

İki kişi kapısına dayansak gıkı bile çıkamaz

Milan

Gece yarısı bina tamamen sessizleştiğinde işi bitirelim

İlanını şimdiden hazırlıyorum organları sabaha kadar elimizden çıkarırız

Arda

Tamam

Gece 02:00'de kilit açıcıyla 4 numaranın kapısını açıyoruz

Batu ve Miraç önden girecek, adamı etkisiz hale getirecek

Oğuzhan ve ben arkadan geleceğiz

Arda

Sessiz ve temiz iş olsun

Kimse ses çıkarmasın gürültü çıkmasın

Efe ekranındaki mesaj akışını okurken yüzünde hoşnut piç bir tebessüm belirdi. Ceketinin iç cebinden gümüş kaplama bisturisini çıkardı, masanın üzerindeki küçük dezenfektan şişesi ve özel kimyasal çözeltilerle birlikte düzenli bir şekilde sıraladı.

Telefonunu eline alıp hemen gruba yazdı.

Baba tahliye

Efe

Bu gece geliyorlar

Saat 02:00

Aykut

Kapıyı zorlayacaklar mı

Efe

Maymuncukla açacaklarmış

Beni uykuda yakalayıp kolayca bağlayabileceklerini düşünüyorlar salaklar

Barış

Temizlik için ben geleyim mi

Efe

Hayır Barış henüz değil

Bu gece sadece ilk teması kuracağız Çok ileri gitmeyeceğim zaten sadece kimin kurban olduğunu anlamalarını sağlayacak ufak bir karşılama hazırlıyorum

Aykut

Bina girişindeki kameraları sabote edeyim mi

Efe

Gerek yok bırak kayıt alsınlar

Nasıl olsa o kameraların ipleri senin elinde

Ben işimi bitirene kadar hiçbir şey yapmayın

Saat tam 01:55

Efe, dairesinin ışıklarını kapattı. Yatağın üzerine birkaç yastık koyarak üstünü örttü, tıpkı uyuyan bir insan silüeti oluşturdu. Kendisi ise kapının tam arkasında, karanlığın en koyu köşesinde sakince beklemeye başladı. Nefes alışı bile neredeyse durmuştu.

Saat 02:00'de merdivenlerde hafif ayak sesleri duyulmaya başlamıştı. 4 numaranın kapı kilidinden ince bir metal tıkırtısı geldi. Birkaç saniye sonra kilit pürüzsüzce döndü ve kapı hafifçe aralandı.

İçeri önden Batu süzüldü, elinde ağır bir bez parçası ve bayıltıcı sprey vardı. Arkasından Miraç girdi. İkisi de parmak uçlarında yatağa doğru ilerlemeye başladı.

Batu yatağa yaklaşıp elindeki bezi tam yastıkların üzerine bastıracakken, arkalarındaki kapı büyük bir sessizlikle kendiliğinden kapandı.

Karanlığın içinden Efe'nin o son derece sakin, soğuk ve tüyler ürpertici sesi duyuldu:

"Yanlış yatağa bakıyorsunuz."

Batu ve Miraç panikle arkalarına döndüklerinde, Efe'yi kapının önünde dikilirken buldular. Efe'nin elinde tuttuğu küçük fenerin ışığı aşağıdan yüzüne vuruyor, bakışlarındaki o vahşi, psikopat simayı tamamen ortaya seriyordu. Gözlerinde ne bir korku, ne de bir şaşkınlık vardı; sadece avını izleyen bir yırtıcının hazzı duruyordu.

"Sen... Uyumuyor muydun?" diye sordu Miraç, geri adım atmaya çalışarak.

Efe adım adım üzerlerine yürüdü. Batu refleksle elini savurmaya çalıştı ama Efe inanılmaz bir hızla Batu'nun bileğini kavradı. Parmaklarını Batu'nin eklem yerine o kadar sert bastırdı ki, Batu acıdan dizlerinin üzerine çöktü. Efe diğer elindeki küçük iğneyi Batu'nun omzuna hafifçe batırıp çıkardı; öldürücü değil ama dayanılmaz bir yakıcı his veren hafif bir asit çözeltisiydi.

Batu acıyla bağırmamak için dudaklarını ısırdı.

"Şşş..." dedi Efe, parmağını dudaklarına götürerek. "Binada gürültü yapmak yok, komşular rahatsız olur. Değil mi?"

Miraç korkudan dona kalmıştı. Karşılarındaki uysal, pısırık çocuk gitmiş; yerine acıdan beslenen tescilli bir psikopat gelmişti.

Efe, Miraç'ın boğazına doğru bisturinin soğuk ucunu hafifçe değdirdi. Derisini kesmedi ama metalin o soğuk teması Miraç'ın iliklerine kadar titremesine yetti.

"Arda'ya söyleyin," dedi Efe, Miraç'ın kulağına doğru fısıldayarak. "Bir dahakine kapımı çalmadan içeri girmeye kalkarsa, buraya gönderdiği organları kendi ellerimle ona yediririm. Şimdi defolun."

Efe kapıyı açtı. Batu omzunu tutarak, Miraç ise şok içinde Batu'yu sürükleyerek dışarı fırladı.

Aşağıda Arda ve Oğuzhan bekliyordu. Kapıdan kan ter içinde çıkan ikiliyi görünce Arda'nın gözleri büyüdü.

Miraç, merdivenleri inerken adeta nefes dahi alamıyordu. Soluk soluğa, omzundan akan acıyla yüzü bembeyaz kesilmiş Batu'yu dairesine kadar zorlukla taşıdı. Arda ve Oğuzhan kapıda beklerken ikilinin bu perişan halini gördüklerinde dehşete düşmüşlerdi.

Oğuzhan hızlıca kapıyı kapatıp kilitledi. Batu'yu salondaki deri koltuğa yatırdıklarında, genç adamın dudakları acıdan titriyor, iniltilerini bastırmak için dişlerini birbirine sıkıyordu. Omzundaki gömlek kumaşı, derisinin üzerine hafifçe yapışmış ve garip bir kimyasal koku odaya yayılmaya başlamıştı.

"Ne oldu orada?!" diye kükredi Arda, gözleri öfke ve şaşkınlıkla büyüyerek. "Ne bu haliniz?"

Miraç titreyen elleriyle yüzünü kapattı. "Arda... O adam insansı bir şey değil," dedi, sesi kontrolsüzce titriyordu.

"Bizi bekliyordu. Kapıyı açtığımız an karanlıkta dikilmiş bizi izliyordu. Ne bir korku, ne bir tereddüt... Batu daha elini kaldıramadan bileğini kıracak gibi sıktı, ardından cebinden çıkardığı bir iğneyi omzuna batırdı."

Oğuzhan hemen Batu'nun yanına diz çöktü. Neşter ve makasını çıkarıp Batu'nun omzundaki kumaşı dikkatle kesti. Gördüğü manzara karşısında bir an donakaldı. Derinin üzerinde iğnenin battığı nokta morarmış, etrafındaki doku ise garip bir şekilde büzüşüp aşınmıştı.

"Leke değil bu..." dedi Oğuzhan, çantasından çıkardığı cımbız ve pamukla bölgeyi incelerken. "Dokuya kimyasal bir madde zerk edilmiş. Reaksiyona bakılırsa son derece özel, sentezlenmiş bir asit çözeltisi."

Batu acıyla inledi. "Oğuzhan... Yanıyor... Etim kemiğimden ayrılıyor gibi..."

Oğuzhan çantasından çıkardığı nötralize edici sıvıyı pamuğa döküp Batu'nun omzuna hafifçe bastırdı. Cızırdayan bir sesle birlikte hafif bir buhar yükseldi. Oğuzhan'ın alnından soğuk terler dökülüyordu.

"Akılalmaz bir hassasiyetle hazırlanmış buarada, " dedi Oğuzhan, Arda'ya dönerek.

"İğnedeki dozaj tam yerinde. Adam ne yaptığını çok iyi biliyor. Eğer bu asidi bir miligram bile fazla katsaydı, kimyasal bileşen Batu'nun omurilik sinirlerine kadar ulaşır ve omuzdan aşağısını tamamen felç bırakırdı. Hatta dozu biraz daha arttırsa sinir krizinden kalbini durdururdu. Öldürmemiş... Bilerek, sadece en üst düzeyde acı vermek için bu dozda kesmiş."

Salona ağır bir sessizlik çöktü. Arda'nın yüzü kireç gibi olmuştu. Aklındaki pısırık, uysal kiracı imajı yerini bambaşka bir şeye bırakmıştı.

Miraç gözlerini Arda'ya dikti. "Arda, boğazıma bisturiyi dayadı. 'Arda'ya söyle' dedi... 'Bir dahakine kapımı çalmadan içeri girmeye kalkarsa, buraya gönderdiği organları kendi ellerimle ona yediririm.' Adam organ sattığımızı biliyor. Bizim kim olduğumuzu, binada ne yaptığımızı adımız gibi biliyor!"

Oğuzhan yerdeki pamuğu kenara atıp doğruldu. "Bu sıradan bir adam değil Arda. Kullandığı kimyasal maddeyi piyasada bulamazsın, laboratuvar ortamında sentezlemiş. Adam bir tıp uzmanı ya da insan anatomisi üzerinde uzmanlaşmış bir uzman."

Arda derin bir nefes aldı. Yumruklarını sıkarken sinirden ve içini kaplayan o ilk belirgin korkudan parmak boğumları sararmıştı. Binaya av diye getirdikleri adam, meğerse kendi ayaklarıyla inlerine giren bir cellattı.

O sırada Arda'nın cebindeki telefon titreşti. Ekrandaki isim Efe'ydi.

Arda / Efe

Efe

Uyudun mu komşu

Arda

Kimsin sen

Efe

Dedim ya yeni kiracınızım

Ama binanın düzenini pek beğenmedim

Ameliyat teknikleriniz çok amatörce tuzaklarınız ise gülünç

Batu'nun omzu nasıl bu arada Oğuzhan dozu beğenmiştir umarım tam da sınırda tuttum

Arda

Evimden ve binamdan uzak dur Buradan canlı çıkamayacaksın

Efe

Yanlış teşhis Arda

Asıl bu binadan canlı çıkamayacak olanlar sizlersiniz

Oyun yeni başlıyor

Arda telefonu kilitleyip masanın üzerine fırlattı.

Salondakilere döndüğünde yüzündeki o kibirli lider ifadesi tamamen yok olmuştu. Efe yukarıda, loş odasında son derece sakin bir şekilde bisturisini alkolle silip kutusuna kaldırırken; alt kattaki beşli, avcı olduklarını sandıkları bu binada ilk kez gerçek bir av gibi hissetmenin dehşetiyle baş başa kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.