Yıllar önce... Lunavera İmparayorluğu'nda, Dünya'ya sarı saçlı, mavi gözlü, güzeller güzeli bir kız geldi. "Elyna Lunavera"... Soy adından tahmin ettiğiniz gibi, imparatorluğun kralının kızı, yani prensesiydi.
Bu güzeller güzeli kız, 3 ayda konuşmaya, 6 ayda yürümeye başladı. Hatta 3 yaşında da okuma yazmayı öğrendi. Bu kadar zeki olmasının asıl sebebi yoktu aslında. Doğuştan gelen bir zekaydı bu.
Aynı zamanda, zeki olduğu kadar da inatçıydı. Ailesi özel öğretmenler tutmak isterdi, ama o asla kabul etmezdi. Sadece sıradan insanlar gibi okula gitmek isterdi. Ve öyle de oldu.
7 yaşına geldiğinde, bale yapmaya ve Fransızca konuşmaya başladı. Hayvanlarla da bebekliğinden beri arası çok iyiydi.
11 yaşında, okçuluk, dövüş sanatları gibi spor dallarında başarılar elde etti. Yarışmalara katıldı, kendinden yaşça büyükleri alt etti.
14 yaşında ise, bir sürü kurala aykırı hareket yaptığı için odasından çıkması yasaklandı. (Bu kurallardan bazıları: Şato bahçesinden uzaklaşmak, sakız çiğnemek, evde fare beslemek vb.) Ama o yinede, camlarını kırdı, çarşaflardan bir halat yaptı ve dışarı çıktı.
Ve sonunda, 16 yaşında...
Gğnlerden bir gün, Elyna bahçede kuşları beslerken, kapıya gelen atlıları gördü. Hızlıca kılıcını onlara doğrultup bağırdı;
"Ne cürretle habersizce şatoma gelirsiniz?"
-Biz buraya kralı görmeye geldik. Suçlu prensesi görmeye değil. (Arthur)
-Sana ne benim suçumdan? Bu seni alakadar etmez. Ayrıca kimi görmeye geldiyseniz gelin, habersiz bu şekilde 10 tane atla gelmeniz babamı çıldırtacaktır. Bu sadece bir uyarıydı. (Elyna)
-Vaay. Demek o yüzden her şeye ceza veriyormuş. Sinirli bir kral. Gülerek konuşur Sakin ol prenses habersiz gelmedik. Tabii ki haberi var kralın. (Arthur)
-(Kaşlarını çatarak konuştu) Babama sadece ben sinirli, her şeye ceza veren birisi diyebilirim. Sen ağzını bile açamazsın. Bu yüzden kelleni almadan önce kapa çeneni. (Elyna)
-Bak cesur prenses, amacımız kötü değil. Ayrıca sen prenses isen ben de prensim. Yani karşındakinin kim olduğunu bil. Şimdi, bana babanın nerede olduğunu söyle. (Arthur)
-*Göz devirir* Emredersiniz bay cahil. Belki adını bilmiyorum ama ne kadar gereksiz havalara girdiğini çok iyi anladım. Babam büyük balkonda. Yukarıya bakarsan görürsün. (Elyna)
Prens Arthur kafasını kaldırdı ve yukarıda, balkonda oturan kralı gördü. Kral ona gülümseyip el salladı.
-Hey, Arthur! Yukarı gel. Hizmetkâr Luna sana yardımcı olur. (Kral Mankus)
-Tamamdır Majesteleri. Hemen geliyorum. (Arthur)
Elyna, Arthur'un ağzını ökeledi;
-tAmAMdıR MAjEsteLeRİ😒 (Elyna)
Arthur içinden geçirdi;
-Cesur ama sinir bozucu ve inat... İyiymiş, farklı. (Arthur)
Arthur, şatoya girdi ve onu Hizmetkâr Luna karşıladı;
-Hoşgeldiniz Prens Arthur, sizi karşılamak şereftir! Majesteleri yukarıdaki balkonda sizi bekliyor. Gelin size yolu göstereyim isterseniz. (Luna)
-Zahmet olmazsa, lütfen. (Arthur)
Hizmetkâr Luna, Arthur'a yolu gösterdi. Kral Mankus onu hoş karşıladı;
-Tekrardan hoşgeldin Arthur. Görüşmeyeli uzun zaman oldu (5 yıl). (Kral Mankus)
-Hoşbuldum Majesteleri Mankus. Dediğiniz gibi görüşmeyeli uzun zaman oldu. Gördüğüm kadarıyla artık daha asilsiniz. Gerçi hep asildiniz :). (Arthur)
-Sağ ol Arthur. Sen de büyümüşsün. Seni son gördüğümde 12 yaşındaydın. Şimdi ise 17 yaşında, uzun boylu, saygılı bir genç olmuşsun. Bu halin hoşuma gitti. (Kral Mankus)
-Teşekkürler Majesteleri. Beni buraya çağırma amacınızı konuşalım mı artık? (Arthur)
-Tabii. Öncelikle... Sizin krallığınızla yaptığımız anlaşma sürüyor, biliyorsun. Ancak geçtiğimiz hafta, sizden askerler şatonun etrafında bizi izliyorlardı. Açıkçası pek hoş karşılamadım bu davranışı. Bunun bir nedeni var mıydı Prens Arthur? (Kral Mankus)
-Aslında... Babam kızınız Elyna'yı benimle evlendirmek istiyor. Ama görünüşe göre Elyna beni unutmuş. Çocukken çok iyi arkadaştık. Onunla tekrar arkadaş olmak isterim ancak şu an evlenecek durumda değilim desemde, beni çok fazla zorluyor. O askerlerin sizi izleme nedeni ise Elyna'nın gün boyunca ne yaptığını gözlemlemek. Rahatsız oluyorsanız, hepsini engelleriz. (Arthur)
-Demek evlilik ha... Aslında ben de kızıma akıl verebilecek saygın bir erkek arıyordum. Ancak... Şu an uygun bir zaman değil. Dediğim gibi, askerler tarafından izlenmeyi pek hoş karşılamadım. Bu yüzden, lütfen buna engel olmaya çalış. (Kral Mankus)
-Tabii, elimden geldiğince engel olmaya çalışırım. Babamı ikna etmek zor olacak ama... Uğraşırım. (Arthur)
-Teşekkürler. Şimdi gidebilirsin. Seni daha fazla oyalamak istemiyorum. (Kral Mankus)
-Rica ederim. Ben de sizi oyalamak istemem. İyi günler. (Arthur)
Arthur, şatodan çıkıp Elyna'ya seslendi;
-Hey, Kuralsız Prenses! (Arthur)
-Buyurun Cahil Prens :)? (Elyna)
-Görüşmek üzere. (Arthur)
-Bir müddet görüşmeyelim lütfen. (Elyna)
-Bölüm Sonu-