İçeriğe geç

Kural #texting #lise

Bölüm 18 · 2 dk okuma

Kural #texting #lise

Bölüm 18

Sabah.

Sabah ilk ders zilinden önce sınıf, alışılmış kalabalığına kavuşmuştu. Kimisi gözünü ovuşturuyor, kimisi son anda ödevini tamamlamaya çalışıyordu. Mert, her zamanki gibi erkenden yerini almış, pencere kenarında kahvesini yudumluyordu. Gözleri dışarıda gibiydi ama aslında bir tek kişiyi bekliyordu: Su’yu. Ve o an geldi. Su içeri girdiğinde, Mert’in bakışları anında ona kaydı. Fakat Su bugün… farklıydı. Dünkü gece gibi. Göz göze geldiklerinde, bir tebessümle Mert’in yanına yürüdü. “Günaydın, sabrın sınırı.” Mert gözlerini kısmıştı. “Sen gerçekten hiç utanmıyorsun değil mi?” Su, çantasını yerine bıraktı. Ardından onun oturduğu sıranın arkasına geçti, öne doğru eğildi. Ağzını Mert’in kulağına yaklaştırdı, sesi buğulu ama cıvıktı: “Seninle uğraşmak sabah kahvesinden daha çok uyandırıyor.” Mert gözlerini kapattı, içinden “Nefes al, sakin ol,” diye tekrarladı. Ama Su durmadı. Yanına oturdu. Kalemliğini çıkarırken hafifçe dizini Mert’in bacağına değdirdi. Sonra sanki yanlışlıkla olmuş gibi, ama kesinlikle yanlışlıkla olmayan bir şekilde, biraz daha yaklaştı. “Sınırları seviyorsun değil mi?” diye fısıldadı. “Ben de onları aşmayı.” Mert ani bir refleksle geri çekilmedi. Tam tersine dönüp gözlerinin içine baktı. Artık ciddiydi. “Su, bu yaptıkların… oyun gibi geliyor sana. Ama ben ciddi ciddi sana yükseliyorum. O yüzden, durman lazım.” Su hafifçe kaşlarını kaldırdı. “Yükseliyorsan, demek ki başarılıyım. Neden durayım ki?” Mert gözlerini kaçırdı, gülümsedi ama gergin bir şekilde. “Çünkü durmazsan, ben de kendimi durduramam.” Başını yana eğdi, sesi iyice kısıldı. “Ve seninle öylece oturmakla yetinmek zor olacak.” Su bir anlığına sustu. Ama sonra dudaklarında şeytani bir gülümsemeyle: “Peki ya ben yetinmek istemiyorsam?” Mert hızla ona döndü, bir anda eğildi, yüzü Su’nun yüzüne çok yakındı. Gözleri, Su’nun gözlerine mıhlanmıştı. “O zaman oyun biter, Su.” “Ve sen artık sadece flört değil, benim olursun.” Su’nun yüzü anlık bir dalgalanma geçirdi. Ama hemen toparladı. Hafifçe geri yaslandı. “Belki de ben tam da bunu istiyorumdur.” Mert sessiz kaldı. Dudaklarını birbirine bastırdı, sonra arkasına yaslandı. Gözleri hâlâ onun üzerindeydi ama bu sefer biraz daha farklı bir bakışla. “Tamam,” dedi sessizce. “O zaman sıradaki adımı ben atacağım. Ve bu sefer gerçekten hazır olman gerekecek.” Su göz kırptı. “Bekliyorum.” Ve böylece sabah, sessiz sınıfta iki yanan kalp arasında bir savaşa sahne olmuştu. Ama bu savaşın kazananı yoktu—ya da belki ikisi de kazanıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.