Saat 22.03. Su yatağının ucuna oturmuş, ayaklarını sallıyordu. Telefonu yanındaydı ama bildirim sesi çıkmamıştı. Oysa Mert genelde günün bu saatlerinde mesaj atardı. “Ne oldu? Yoksa cidden bozuldu mu?” diye düşündü. Ama hayır… sabahki hamlesi, şaka yollu bir intikamdı. Zaten Mert’in suratındaki o karışık ama hafif gülümseyen ifade hâlâ gözünün önündeydi. Tam o sırada ekran aydınlandı. Mert: Günaydın desem, bu kadar geç saatte yakışık almaz. Ama “iyi geceler” de fazla sıradan. O yüzden sadece: Hâlâ seni düşünüyorum. Su’nun yüzü istemsizce gülümsedi. Mesaj basit görünüyordu ama tonundaki o hafif içtenlik… sanki ilk defa gerçek bir his sızıyordu Mert’ten. Su: Bugün seni biraz utandırmış olabilirim… Pardon demeyeceğim çünkü çok zevkliydi. Mert: Kabul. Baya iyi vurdun. Repliklerim içimi acıttı. Ama sesinden daha acı değildi. Su bir an duraksadı. “Sesinden daha acı değildi…” Bir flört müydü? Yoksa ciddi miydi? Su: Sesimden mi? Mert: Evet. Gülüşün bazen beni cümle kuramayacak hale getiriyor. Ama bugün senin o karşımda dikilip okuman… Sadece utandırmadı. Sana bir şey daha itiraf edeyim mi? Su: Ne? Mert: Sınıfın ortasında bana bakarken söylediklerin… Bir an, cidden unuttum bu bir oyun mu diye. Çünkü içimden, “Keşke bu kız gerçekten bana böyle baksaydı,” dedim. Su’nun yanakları yandı. Ellerini yüzüne kapadı. “Gerçekten mi ya? Şimdi mi bunu söylüyorsun!” Ama mesaj atması gerekiyordu. Parmakları hafif titreyerek yazdı: Su: Mert… Seninle dalga geçmeye çalışıyordum, biliyorsun değil mi? Mert: Biliyorum. Ama bana gerçek gibi hissettirdi. Ve bu oyun artık biraz fazla gerçek gelmeye başladı. Su iç çekti. Kafası karışıktı. Bu çocuk bazen öyle şeyler söylüyordu ki, insan “şaka mı bu?” diyemiyordu. Ama tam da bu yüzden… daha fazla sormak istiyordu. Su: Peki ya ben gerçekten etkilenirsem? Mert: O zaman bu iddia bozulmaz. Sadece… kazanan ikimiz oluruz. Su’nun yanakları kıpkırmızıydı. Gözlerini telefondan kaçırmak isterken bile tekrar tekrar okuyordu cümleyi. Su: Neyse. Çok havalı olmaya başladın. Geri al şu cümlelerini. Yoksa sana bir liste daha yaparım. Mert: Bu kez listeyi sesinden dinlemek isterim. Tercihen biraz daha yakından. Su yastığa kapandı. Resmen yüzü yanıyordu. Ama kalbi… o çoktan oynamaya başlamıştı bile. Su: İyi geceler, dengesiz çocuk. Rüyama girmeye çalışma. Mert: Geç kaldın. Zaten oradayım. Uyandığında hâlâ aklında olursam… bu iddiayı kazanırım. O gece Su uzun süre uyuyamadı. Çünkü Mert’in sesi zihninde dolaşıp duruyordu. Ve sanki kalbi, kendi kendine bir karar vermeye başlamıştı bile.
Bölüm 11
Geceye Sığmayan Kelimeler.
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.