İçeriğe geç

KURAK DİYARLAR

Bölüm 2 · 3 dk okuma

KURAK DİYARLAR

Bölüm 2

BÖLÜM 2-DAVETSİZ MİSAFİR

BÖLÜM-2

-Yerimizi öğrenmişler, radyo ve telsizlerin olduğu, sinyal vericileri kurduğumuz, buluştuğumuz yer… Planları biz içindeyken patlatmaktı; ama bugün bekçi Uğur kulübesine gelmeyince, yanlış bir şeyler olduğundan şüphelenip erteledik. Onu yakalayıp öttürmüş olmalılar.

Hızlı hızlı konuşuyor, gözleri yuvalarından fırlayacak gibi açılmış, derin derin nefesler alıp veriyordu.

-Sen de koşa koşa buraya geldin, çünkü bekçilerin gözleri benim üzerimde değildi.

-Amcan Büyük İsyan gazisi, buraya bakmak akıllarına gelmez diye düşündüm.

-Biraz daha ses çıkarmaya devam edersen Büyük İsyan gazisi amcam seni onlara teslim edecek zaten, durma, devam et. Ayrıca senin bu özgürlük zırvalarını önemsemediğimi sana kaç defa söyledim, beni bu meseleyi dâhil edersen seni herkesten önce ben öldürürüm.

Amcası Halit, gece vardiyasından 2 saat önce dönmüş, üst kattaki odasında uyuyordu. Derme çatma bir binanın en üst 2 katı onlara aitti. Amcası fark etmeden Yaman’ı birkaç gün saklayıp saklamayacağını düşündü. Amcası yoğun çalışıyordu ve yaşlanmanın da etkisiyle eskisi kadar iyi duymuyordu.

-Peki ya sonra ne yapacaksın? Radyo ve telsizlerden bahsediyorsun, peşinizi hayatta bırakmazlar.

-Eskişehir’e gideceğim, orada isyancılarının sayısının fazla olduğunu duydum.

- Ailen ne olacak?

Onlara bir şekilde ulaşırım. Sandığından daha güçlü biriyim. Barut’un omzuna vurdu. Önceki telaşı yatışmış, tüm bunları atlatırsa belki de isyanda büyük görevler üstlenir, dört yıl önceki ölen isyan liderinin yerini alırdı. Hayallerini art arda sıralıyor, zaman zaman heyecanlanıyor, zaman zaman ümitsizliğe kapılıyordu. Peki ya hoşlandığı kız ne olacaktı? İsyan lideri olursa gelir onu bulurdu. Beklerse zaten onu gerçekten sevdiğini kanıtlamış olurdu.

Barut bekçilerin onun evini de aramaya geleceklerini biliyordu. Onu merdivenlerin yan tarafında girişi olan, eskiyen eşyaları atmayıp parçaları lazım olur diye sakladıkları kilerde saklamaya karar verdi. Bekçiler geldiğinde kilerin önüne dolabı çekerdi. Bu deli oğlanı kaçıncı kez kurtardığını artık saymayı bırakmıştı. O ve ailesi çocukluğundan beri onu ailelerinden biri kabul etmiş, amcasının göstermediği aile sıcaklığını biraz olsun onlarda bulmuştu.

Bir battaniye ve yastık, biraz da ekmek verip kilerde yerleşmesi için alan açarak eşyaların bir kısmını kendi odasına taşıdı. Tam odasına giderken Yaman fısıldayarak seslendi:

Gözetimde tutulma nedenini bir gün söyleyecek misin? En azından ölüme bu kadar yakın olan bu odama biraz olsun sıcaklık gösterirsin. Sırıttı, sırıtması sararmış dişlerini ortaya çıkardı. İri bir adamdı Yaman, hem uzun boylu hem kiloluydu. Her zaman ağır ağır konuşur; ama vurucu cümlelerle karşısındakini etkileyip yönetimi ele almanın bir yolunu bulurdu. Mora yakın bir esmerliği vardı, gözleri ve kaşları yuvarlak hatlara sahipti. Dışarıdan gören biri onu saf zannedebilirdi, belki de en büyük silahı buydu.

Cebimde kitap buldular.

Kitap mı? O ne ki?

Bilmem, üzerinde çiftçiler kitabı yazıyordu. Dışı sert, içinde bir sürü kâğıt ve yazı vardı, amcamın eski eşyaları arasında buldum. İçinde buğday, arpa, pancar gibi bir sürü bitkinin nasıl yetiştirileceğinden, toplanma zamanından, işlenmesinden bahsediyordu.

Halkın okuma ve yazma öğrenmeleri yasaklanmıştı; ama bazı ailelerde, isyanın durdurulmasında görev alan ailelerde, okuma yazma bilen baba çocuğa öğretiyor, böylece devletten gelen haberler bekçilere iletiliyordu. Bekçilerin bir kısmı köyü korurken, daha üst kademedeki bekçiler, denetimci adını alıyor, köy halkını yönetiyordu.

Yaman’ın ailesi de bu özel ailelerdendi. Yaman babasında okuma yazmayı öğrenmiş, o da yasak olduğu halde Barut’a öğretmişti.

İşe gitmesi gereken saate bir saat kalmıştı. Gidip yatağına uzanıp biraz olsun uyumaya çalıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.