İçeriğe geç

Kupa Üçlüsü

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Kupa Üçlüsü

Bölüm 1

Prolog

>

Belli belirsiz bir kaş hareketiyle karşıdan gelmekte olan düz saçlı bir kızı işaret ederek "Bak, şu gelen Bade," dedi konuşkan kız, yanında meraklı gözlerle etrafı süzen yeni arkadaşına.

Bahsettiği kız sınıf koridorlarının başından bulut üzerinde yürür gibi sakin adımlarla ilerliyordu. Konuşkan kız devam etti. "Grubun en sessizidir ama aynı zamanda da en uzak durulması gereken üyesidir. Sessizliği bize karşı, kendi aralarında aslında bayağı bayağı eğlenirler. Kendisine güvenebilirsin ama çok da samimi olma derim ben çünkü asla seninle arkadaş mı olduğunu, yoksa sana tahammül mü ettiğini kestiremezsin. Sağı solu pek belli olmayan bir insandır yani. Herkes onun ağzından çıkanlara inanır ama bu Bade'nin yalan söylemediğinden değil, aksine çok iyi yalan söylüyor da olabilir. Dediğim gibi tahmin edilmesi güç biri olduğundan bunun ayrımını yapmak biraz zor."

Konuşkan kız ne olur ne olmaz diye son cümlesini daha kısık sesle söylerken arkadaşının bahsettiği Bade ismindeki kıza dönüp baktı yeni kız.

Bade; orta boylarda, biraz minyon yapılı, koyu kahverengi uzun saçları omuzundan dökülen sıradan bir kız gibi gözüküyordu ve sınıf kapılarının birinin önünde durmuştu. Onun uzakta kaldığını görünce sesini normal seviyeye çekti konuşkan kız.

"Eğer bunlar okulda yeni bir tiyatro, gezi ya da film gösterimi gibi bir şeyler yapıyorsa bil ki fikir Bade'den çıkmıştır. Kitaplardan başını kaldırmaz ama eğlencenin adresi de ondan sorulur. Fazlasıyla kendini beğenmiştir bu yüzden. Gruptaki diğer kızlar onun fikrini almadan değil bir yere gitmek teneffüse bile çıkmazlar. Anlaşmazlığa falan düştüklerinde de son sözü Bade söyler. Olayları genelde tatlıya bağlar ama damarına basılırsa kimsenin gözünün yaşına bakmaz bir çırpıda siliverir karşısındakini. Pek belli etmese de kinci bir yapısı vardır."

Genç kız yine son cümlesinde sesini kısarken gözlerini de bahsettiği kızın üzerinden ayırmıyordu. "Bunlar aslında dört kişiydiler ama şimdi kimse Bade'nin yanında o kızın adını bile söyleyemiyor. Aralarında ne olduğu meçhul. Zaten hiçkimse de onlarla ters düşmemek için bu mevzuyu dillendiremiyor. Okuldaki herkesi şöyle böyle tanırlar. İsim olarak bilmeseler de kimin hangi sınıfta olduğunu kesin bilirler. Çoğu hocayla da araları çok iyidir. Biri hariç."

Bir derken tek elinin işaret parmağı havaya kalkmış ve bakışları yeni kızın yüzüne dönmüştü. "Bir tek Fizik hocası Serhat hoca hiç haz etmez bunlardan. Koridorda selam verseler yüzlerine bakmaz. Derste parmak kaldırsalar bile söz hakkı vermez. Onun haricinde bütün hocaların gözü, sınıfa girer girmez onları arar. Eğer gruptan biri, o gün okula gelmediyse muhakkak neden gelmediğini sorarlar ama ders Serhat hocanınsa sırf morallerini bozmak için dersi daha bir keyifli işler o gün. Zeki adamdır Serhat hoca, onları nasıl sinir edeceğini iyi bilir."

Arkadaşının bahsettiği Bade'ye yeniden baktı yeni kız. Dersliklerin olduğu koridorun başında, sınıflardan birinin kapısının önünde biriyle konuşuyordu Bade ama kendisine ismiyle seslenen kıvırcık saçlı, zayıf bir kız yüzünden arkasını dönmek zorunda kalmıştı.

"Bak, onun yanına gelen şu kıvırcık saçlı kız var ya o da İrem. Hani sana dedim ya Bade grubun en uzak durulması gereken üyesidir diye, eğer Bade'den uzak durman gerekiyorsa İrem'den koşarak kaçman gerekiyor. Onun istediği bir şeyi elde edemediği ya da sahip olamadığı ne görülmüş ne de duyulmuş şey değil.

Hırs demek İrem demek, İrem demek hırs demek yani bir nevi."

Yeni kızın bakışları şaşkınlıkla büyürken konuşkan kız devam etti. "Aralarında dersleri en iyi olan Bade ama İrem'in de dersleri iyiyse Bade sayesinde. Çok yakın arkadaş olmalarına rağmen İrem sırf Bade kadar başarılı olmak için ders çalışır. Biraz rekabetçidir yani. Hatta biraz hafif kalır. Eğer Bade'nin sevgilisi yoksa bu da İrem yüzünden. İrem kadar olmasa da Bade de güzel kız ama saçma sapan bahanelerle kendisine gelen çıkma tekliflerini hep geri çevirir. Hem İrem'i kıskandırmamak için hem de kimseyi beğenmediği için."

Yeni kızın aklında Bade için ilk oluşan sıfat 'mükemmelliyetçi," iken İrem içinse 'hırslı' idi. Konuşkan kızın bakışları bahsettiği kızların üzerindeydi.

"Kısacası Bade baya seçici geçirgendir ama İrem öyle değil. O herkese bir şans verilmesi gerektiğini düşünenlerden. Buna rağmen de bir erkeğe tahammül edebilme süresi en fazla iki ay. Şimdi böyle anlatıyorum diye duygusuz biri gibi anlaşılmasın ama. Sadece bir hafta konuştuğu çocukla ayrılsa bile sanki kocasından ayrılmış gibi acı çeker. Duyguları söz konusu olduğu zaman hırslarının yerinde yeller eser yani anlayacağın."

Kızlar kendi aralarında hafifçe kıkırdaştıktan sonra günlük sıradan bir şeyden bahsediyormuş gibi rahat bir tavır takındı konuşkan kız.

"Okulda bir olay olduğunda, mesela atıyorum kavga ya da ona benzer bir şey olduğu zaman olayın iç yüzü İrem'e sorulur. Her yerde gözü kulağı vardır. Bu konuda da Bade ile yarışırlar. Birinin bilmediğini öteki muhakkak bilir ve sadece birbirleriyle paylaşırlar. Olayı nasıl öğrendiklerini nereden duyduklarını da aynı şekilde. Kaynaklarını, gruplarından olmayan birine asla söylemezler."

Asla derken kafasını hafifçe iki yana sallamış ve bakışlarını yeni arkadaşına çevirmişti.

"Bade okulumuzun öğrenci temsilcisi zaten. Onun İrem'le arkadaş olduğunu bilen herkes sırf onlara yaranmak için laf taşır. Haberleri nasıl öğrendikleri belli aslında ama haberi taşıyan kişiler sürekli değiştiğinden kim olduklarını anlamak zor."

Yeni gelen kız, kısa bir an sessizliğini korurken bakışları tekrar Bade ve İrem ismindeki kızlar üzerinde dolaştı. İrem, gerçekten de arkadaşının bahsettiği gibi boynunun biraz aşağısına gelen siyah kıvırcık saçları, ince yüzü ve ince uzun fiziği ile Bade'den daha güzel bir kızdı. Sınıfların olduğu koridorun en başında durmuş kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlardı. İrem, kendisine bir şeyler anlatan Bade'yi kafasıyla onayladıktan sonra onun yüzünü inceleyen Bade birkaç adım geri atarak kantine çıkan koridora bir göz attı, ardından eliyle hadi işareti yaparak birini yanlarına çağırdı.

Sonuna kadar açılan gözleriyle birleşen aceleci tavırlarıyla bir şeyler söylemek için sabırsızlanıyor gibi görünüyordu. Çok geçmeden kendi boylarında, kumral saçlı, açık tenli bir kız yanlarına geldi.

"Bak yanlarına gelen şu kumral saçlı kız da Zilan," diyerek kaldığı yerden anlatmaya devam etti genç kız.

"Ne yaparsan yap ama sakın Zilan ile fiziksel kavgaya girme. Geçen senenin birinci döneminde üst sınıflardan biri Bade'ye çıkma teklifi etmişti ama Bade bu teklifi kabul etmemişti ve o sıralar Edebiyat hocası ile 29 Ekim için hazırlık yaptıklarından çocuğa olumsuz cevabı Zilan vermişti. Olay tam olarak ne bilmiyorum ama sanırım istediği cevabı alamayan çocuk Bade'ye küfür etmiş. Bunu duyan Zilan kendini tutamayıp çocuğun sol gözüne yumruğu indirmiş."

"Hii," diyerek derin bir nefes aldı yeni kız. "Sonra ne oldu peki?" diye sordu.

"Sonrasında gelişen olaylar tıpkı Fenerbahçe Galatasaray maçı sonrasında yaşananlar gibiydi. Bütün okul resmen Kupa Üçlüsü'nü sevenler ve sevmeyenler olarak ikiye ayrılmıştı. Bu olaydan sonra kimse onlar hakkında kötü en ufak tek kelime bile edemez oldu çünkü Zilan çocuğun gözünü morartmakla kalmamış aynı zamanda dudağını da patlatmıştı."

Duydukları karşısında yeni kızın gözleri büyürken şaşkınlıktan konuşamadı ve bunları anlatan kız yarattığı etkiden memnun bir şekilde devam etti. "Ama kavgadan sonra Zilan'ı da görmek istemezdin. Saçı başı dağılmış haldeydi ve çocuğun buna attığı tokatın izi yüzüne çıkmıştı. Çocuğun arkadaşları kızlara el kalkmaz falan diyerek çocuğu uzaklaştırmaya çalışmışlar ama çocuk küfretmeye devam edince Zilan kendini kaybetmiş. O gün nöbetçi olan İngilizce hocası bile kavgayı ayıramayınca Müdür yardımcısını çağırmak zorunda kalmışlardı. Kavgayı bir şekilde ayırdılar ama sonrasında ikisi de kınama cezası almıştı."

"Olaya bak be," dedi yeni kız. "Gençlik dizisi gibi."

Konuşkan kız kafasıyla onu onayladıktan sonra devam etti. "Yani kısacası Zilan o gün kendinden iri olan çocuğu öyle bir pataklamıştı ki ondan sonraki hafta bazı erkekler Kupa Üçlüsü'ne bakmaya bile cesaret edememişti. Hoş, zaten normalde çoğu erkek Zilan'a bakmaya cesaret edemez çünkü Zilan'ın hepsi de birbirinden kalıplı dört tane abisi var. Kavga olayından sonra herkes abilerinin okula geleceğinden korkmuştu ama Allahtan öyle bir şey olmadı. Muhtemelen Zilan ailesine kavgayla ilgili hiçbir şey söylemedi çünkü o zaman abileri, bir erkekle saç baş kavga ettiği için önce Zilan'ı daha sonrasında da kavga ettiği çocuğu eşek sudan gelinceye kadar döverdi."

Kendi aralarında kısa bir an sessizlik oluştuğunda Zilan'ın diğerlerine nazaran daha sempatik olduğunu anımsadı konuşkan kız.

"Aralarında en güler yüzlü olanı da yine Zilan'dır ama. Mesela Bade'ye ya da İrem'e bir şey sorduğunda alacağın tepki genellikle kim olduğuna bağlıdır. Yani hiç tanımadıkları biriysen bu hemen onların bakışlarına yansır, bunu hissedersin ama Zilan öyle değil. O kiminle konuşursa konuşsun güler yüzle yaklaşır. Kötü ya da ters bir şey söylemediğin sürece seninle samimi bir şekilde anlaşır. Aslında oldukça sıcakkanlıdır yani."

Hafiften yan dönerek arkadaşının bahsettiği Zilan ismindeki kıza baktı yeni kız. Uzun kumral saçları, yapılı fiziği ve bu mesafeden bile seçebildiği renkli gözleriyle oldukça güzel bir kızdı Zilan.

Bahsettiği kızlardan Bade; İrem'i bir yanına, Zilan'ı bir yanına almıştı ve hızlı hızlı bir şeyler anlatıyordu.

"Uzun lafın kısası onlarla konuş ama samimi olma. Yanlarında dur ama yanlarında olma. Yani düzenledikleri etkinliklere falan katılabilirsin ama onlardan biri gibi olmaya çalışma."

Ayak üstü sınıf kapısının önünde arkadaşından duyduklarını olabildiğince aklına kazımaya çalıştı yeni kız. Ela bakışları kendi aralarında konuşmakta olan bu üç kızda takılı kalmış, mimiksiz bir yüzle kendi aralarında konuşan kızların dudaklarını okumaya çalışıyordu.

Zihninde nasıl bu kızların arasına katılabileceğini sorunu cevaplamaya çalışırken "Yoksa?" diyerek arkadaşına döndü. "Yoksa ne olur ki?"

"Yani sen onlarla istediğin kadar samimi ol, onlar bunu istemedikten sonra bu boşuna bir çaba olur," diyerek umursamaz bir tavırla yeni kızın sorusunu cevapladı yeni arkadaşı.

Yeni kızın gözleri yeniden kendi aralarında konuşmakta olan üç kıza döndüğünde anladığını belirtircesine "Hmm," şeklinde bir ses çıkarttı gözlerini kızların üzerinden çekmeden.

Bir şeyler anlatmakta olan Zilan'ı dinleyen Bade'nin gözleri o sustuktan sonra konuşmakta olan İrem'e döndü ama bu kısacık anda kendisini izleyen yeni bir çift göz Bade'nin dikkatinden kaçmamıştı. Kızlar sabırlı bir şekilde İrem'in söyleyeceklerini dinledikten sonra aralarında kısa bir suskunluk oluştu ve bu esnada Bade'nin gözleri saf bir merakla kendisini izleyen yeni gözlerle buluştu.

Onun zihninde kendisine bakan bu gözleri ilk defa görmüş olmasının yabancılığı oluşurken yeni kızın zihninde çoktan onlardan biri olmanın hayali oluşmaya başlamıştı bile.

>

Bölüm sonu

6 yorum