İçeriğe geç

Kumsal ayazı

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Kumsal ayazı

Bölüm 1

1.Bölüm∆Bir Yaz Tesadüfü

Temmuz ayının son haftasıydı.

Bodrum'un sabahları bambaşka olurdu. Hafif bir meltem, iyot kokusunu otelin bahçesine kadar taşıyor, palmiyelerin yaprakları yavaşça sallanıyordu. Havuzun kenarında çocukların kahkahaları yükselirken deniz, cam gibi durgundu.

İstanbul'dan gelen Yılmaz ailesi, daha ilk günden tatilin tadını çıkarmaya başlamıştı.

"Kumsal, hadi kızım! Kahvaltı soğuyacak!" diye seslendi annesi Selin Hanım.

"Geliyorum anne!"

On yedi yaşındaki Kumsal odasının balkonundan denizi son kez izledi. Uzun kumral saçlarını topladı, güneş gözlüğünü taktı ve aşağı indi.

Kumsal dışarıdan bakıldığında oldukça soğuk görünen biriydi. Yeni tanıştığı insanlarla kolay kolay konuşmaz, kimseye hemen güvenmezdi. Ama onu gerçekten tanıyanlar ne kadar eğlenceli ve merhametli biri olduğunu bilirdi.

Kahvaltıdan sonra babası Murat Bey, "Herkes hazırsa denize geçiyoruz." dedi.

Kumsal gülümseyerek kardeşi Ege'nin elinden tuttu.

"Hadi bakalım yarışalım."

Ege çoktan koşmaya başlamıştı bile.

Aynı saatlerde...

Sahilin biraz ilerisinde siyah tişörtlü bir genç voleybol oynuyordu.

Adı Ayaz'dı.

Arkadaşları Emir, Kerem ve Doruk ile her yaz aynı otele gelirlerdi.

"Ayaz! Top!"

Emir'in bağırmasıyla top havalandı.

Ayaz sert bir smaç vurdu.

Top karşı tarafa kaçınca peşinden koştu.

Tam geri dönerken...

Denize doğru yürüyen bir kız dikkatini çekti.

Kızın rüzgârda savrulan saçları ve yüzündeki huzurlu ifade istemsizce gözünü üzerine çevirmişti.

"Ne oldu?" diye sordu Emir.

"Bir şey yok."

Ama gözlerini ayıramıyordu.

İlk gün boyunca yalnızca uzaktan gördü onu.

Kız ailesiyle denize giriyor, kardeşiyle kumdan kale yapıyor, bazen de kitabını okuyordu.

Adını bile bilmiyordu.

İkinci gün...

Kumsal sabah erkenden denize girmek istemişti.

O saatlerde sahil neredeyse bomboştu.

Suyun içine doğru ilerledi.

Güneş henüz tam yükselmemişti.

Ayaz da sabah yüzmesini yapmak için denize girmişti.

İkisi birbirlerinden habersiz farklı yönlerden yüzüyorlardı.

Bir dalga geldi.

İkisi de aynı anda yön değiştirdi.

Ve...

Pat!

Omuzları birbirine çarptı.

"Ah!"

Kumsal dengesini kaybetti.

Ayaz hemen elini uzattı.

"Çok özür dilerim!"

Kumsal kaşlarını çattı.

"Önüne baksaydın keşke."

"Gerçekten istemeden oldu."

"Tamam."

Kumsal elini bile sıkmadan arkasını döndü ve kıyıya doğru yüzdü.

Ayaz ise olduğu yerde kaldı.

Birkaç saniye boyunca sadece onun uzaklaşmasını izledi.

"Adını bile soramadım..." diye mırıldandı.

Sonraki günlerde...

Ne Ayaz konuşmaya cesaret edebildi...

Ne de Kumsal onu tekrar fark edecek kadar önem verdi.

Sadece bazen...

Yolları kesişiyordu.

Kumsal dondurma alırken Ayaz uzaktan onu görüyordu.

Akşam yürüyüşünde aynı iskeleden geçiyorlardı ama hiç konuşmuyorlardı.

Bir gün Kumsal kardeşiyle basket oynarken top Ayaz'ın ayağına kadar geldi.

Ayaz topu eline aldı.

Bir an göz göze geldiler.

Topu sessizce geri attı.

Kumsal ise sadece kısa bir "Teşekkürler." deyip oyununa döndü.

Hepsi buydu.

Ayaz gün geçtikçe onu daha çok merak etmeye başladı.

"Acaba adı ne?"

"Hangi şehirde yaşıyor?"

"Neden sürekli yalnız oturuyor?"

Soruların hiçbirinin cevabını bilmiyordu.

Emir bir akşam dayanamadı.

"Oğlum git konuş artık."

Ayaz başını iki yana salladı.

"Yok."

"Neden?"

"Rahatsız etmek istemiyorum."

"İlk defa seni bu kadar çekingen görüyorum."

Ayaz denize bakarak gülümsedi.

"Ben de ilk defa böyle hissediyorum."

Tatil bitene kadar Kumsal ve Ayaz'ın arasında yalnızca birkaç kelime geçmişti.

İsimlerini bile öğrenememişlerdi.

Son gün...

Kumsal ailesiyle arabaya bindi.

Araba otelin kapısından çıkarken Ayaz balkonundan sessizce izliyordu.

İçinden yalnızca tek cümle geçti:

"Belki bir daha hiç göremeyeceğim..."

Ama kaderin onlar için çok farklı planları vardı...

Devam edecek...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.