Sabahleyin güzel bir kek kokusuyla uyandım. Masamda oturuyor işyerinden gelen evrakları inceliyordum, işim bitmişti, yatak odasından çıkıp mutfağa doğru gittim ve Luna, tezgahın önünde yapmış olduğu kremalı keki süslüyordu. Açık olan sürgülü kapıya yaslanıp gülümseyerek, " O kek kime böyle? Yoksa bana mı? " Dedim.
Sanki Luna'nın sinirleri bozulmuştu, tamam yavrum sakın ol! Yemeyiz kekini olur biter. Gergin bir ses tonuyla " Kime bilmezsin! Ama sana olmadığı kesin! " Diyerek keki bir sepetin içine koydu ve beni Ittirerek mutfaktan dışarıya doğru çıktı. Arkasından yürüdüm, kapının önünde ayakkabısını giyinirken " Damian ve sende geliyorsun! Hazırlanırsanız iyi edersiniz, ziyaretimizi yaptıktan sonra işe gideriz oldu mu pısırık?" Dedi ve kapıyı açıp dışarı çıktığında ters giden bir şeylerin olduğunu çok iyi sindirmiştim. Pısırık mıydı? Tamam kabul etmek gerekirse bazı durumlarda özgüvensizim ama pısırık falan değilim! Kapıya böm böm bakınırken Damina' a seslendim ki Rose odasından çıkarken "Baba neden Damian diyorsun? O yurtta ya! "
Doğru! Yurttan alıcaz birde o salağı daha! Rose sırıtır bir tavırla "OÇUS olduğunu söyleme bana! " Dedi. Oç ne? Kızım sen ne biçim konuşuyosun yahu! Şaşkın bir tavırla " O ne be? Saçma sapan konuşma benimle" dedim. Rose bilgili bir tavırla "OÇUS ortanca çoçuğu unutma sendromu demek! Annemle bu espiriyi yapıyoruz ve onun dediği kadar varsın biliyor musun? " Dedi ve mutfağa doğru gitti. Neydi bu şimdi! Utanmıştım,Luna benim hakkımda ne düşünüyordu ki acaba? Luna! Siktir, şimdi yanına gitmezsem ağızma net sıçardı, hızlıca ayakkabılarımı giyinip araba anahtarını kaptım ve kapıyı açtım. Ah keşke açmaz olaydım kapının önünde dikeliyormuş zaten! Luna bana bakarak " Güzel! Üstünü başını değiştirmemişsin " Dedi ve saçımı düzelterek " Ben seninle napıcam böyle? " Diyerek arabaya doğru yürüdü. Benle köfte patates falan yaparsın anca, zate onuda yapmaya zahmet etmezsin!
Arabada üçümüzde konu açmamıştık Damian sürekli nereye gittiğimizi soruyor Luna ise sürpriz olucağını söylüyordu, sahi nere gidiyorduk? En doğru soru kime gidiyorduk? En sonunda Luna arabayı bir evin önüne park etti ve arabadan indik. Luna elinde yapmış olduğu kekle evin ziline bastı ve kapıyı açan bir kadın olmuştu saçları kısa ve bukleliydi, üstünde ise pembe bir elbise vardı sanki bir misafi bekliyordu. Eve girdiğimizde oturma odasında tanıdık bir simayla karşılaştım, okulda suratına indirdiğim adamdı! Luna naptın sen? Daha doğrusu neden yaptın? Sinirlerime hakim olamıyorken Luna kolumdan tutup beni evin mutfağına çekti ve sinirli bir şekilde " Sakın bir daha salaklık yapayım deme! Suçsuz olabilirsin ama bir damla kanda bile suçlu sen olursun anladın mı beni? Olanlardan haberim var! Şiddete başvurarak neyi elde etmeye çalıştın! Sen- " Sözünü keserek " Adam dediklerimin hiçbirini dinlemiyor bile! Salağın teki! " Luna daha da sinirlenmişti " Bu birine vurucağın anlamına gelmez! Biz böyle bir Ailemiyiz!" Değiliz, hiçbir zamanda olmadık, bir anda sessizlik oldu ve mutfağa Luna'nın arkadaşım dedi kadın içeri girdi. Olayları sindirmeye çalışıyordum, neden bana bu kadar sinirliydi? Evet, belliki bir hata yaptım ama neden? Neden böyle davranıyor neden bana bu kadar sertti? Sitres altındayım ve bundan nasıl kurtulucam bilmiyorum!
Mutfaktan çıkıp oturma odasına geçtik ve ben o hırtla karşı karşıyaydım, ya be kadın şu tipe bak! Dövmemek nasıl imkansız olsun bunu! Adamla son ana kadar hiç konuşmadım, göz teması bile kurmadım! En sonunda kekler dağıtıldı ve özürler söylendi bende öğrendim ki meğersem adamın sağlık problemleri varmış ve bende yumruğu geçirincede hastaneye kaldırılmış, bana dava açılabilirdi ama Luna olayın işine karışınca bana dava açma düşünceleri ortadan kalkmış. Bunların hepsini tek başına yapmış! Bana haber vermeden! Oysa suç bendeydi! Yaptığımın bu denli büyük bir olay olduğunu ben bilmiyordum! Neden bunu yaptı ki! Dava açılabilirdi! Neden beni korudu! Evden ayrılıp iş yerine doğru gidiyorduk, arabayı Luna kullanıyordu. Şirkete kadar konuşmamıştık.
İş yerine vardığımızda yaklaşık iki saat geçmişti tüm evrakları ve işlemleri bir hiçe sayarak Luna'nın odasında, masasının önünde duran sandalyenin üstünde oturuyordum, kafama çok takılmıştı, neden yardım istemedi? Lunaya baktım " Neden benden yardım istemedin?" Luna bana bakarak " Benim yardıma ihtiyacım yok, tek başıma hallediyorum " İç çekti ve " Hem konu kapandı bile! " Dedi. Ona bakmaya devam ettim kısa bir sessizliğin ardından " Yardım almanın kurallarından biri de yardım istemektir Kardelen " Dedim. Luna oyalandığını belirtmek için önündeki kağıtları okuyormuş gibi yaptı, ağlamamak için hep bir şeylerle ilgilenirmiş gibi yapardı. Masada duran elini tuttum " Benden yardım alman gerektiğini öğrenmelisin Luna! Aksi taktirde sırtındaki yükler kanatlarını kırıcak!" Elini elimden çekti ve dönen sandalyeyi ters döndürerek bana sırtını çevirdi, gözlerinden akan damlaların sesini duyabiliyordum. Gözlerini silerek " Benim yüküm yok! Ben tek başıma hallederim! Kimseyede ihtiyacım yok! Anlamıyor musun-" Cümlesini keserek " Anlamıyorum tamam mı! Bazı şeyler tek başına yapılmaz! Yükü ağırdır, seni yorar! Durumdan kendini uzaklaştırma, yakınına bak! Gözlerin bir başkasını göremeyecek kadar kör mü? Şimdi ben sana soruyorum! Benim burda olduğumu, yanında kaldığımı anlamıyor musun? " Odayı bir anda sessizlik kaplamıştı, ikimizde oturmuş ağlayacak haldeydik! Kapı hızlıca açıldı ve Luna'nın bir stajyer öğrencisi içeri girdi ve Lunada hızlıca göz yaşlarını silerek öğrencisiyle konuşmaya başladı. Gözüm bir anlığına O'nun masasının üstünde duran deftere kaydı, defterin ilk sayfası açıktı ve bir ayçiçeği resmi vardı! Ayçiçeği bana söylediği bir lakaptı ve her söylediğinde benim içimi hoşnut ediyordu, bende ona Kardelen derim ama bununla ilgili gerçekten ne hissettiğini o söylemeden asla bilemem! Ne garip öyle değil mi? Onlarca insanın senin yada dediklerinin hakkında ne düşündüğünü bilememek! Kötü yada iyi, doğru yada yanlış, namahrem yada mahrem ne düşündüklerini bilemezsin!
Eve gelmiştik, ben yatakta oturmuş kitap okuyordum Luna ise çalışma odasında yarınki proje için çalışmalarını sürdürüyordu dediklerine göre seçilen çizimler İngiltereye gönderilip sergide yer alıcakmış. Luna bunun için neredeyse üç ayını harcamıştı, eğer resimleri seçilmezse hayatı kararır diyebilirim. Kitabı yatağın üstüne bırakıp çalışma odasına gittim, Luna altı resmide yere koymuş inceliyordu, yanına gittim. Düşünceli bir şekilde " Sence hangisi İngiltere'yi temsil ediyor? " Dedi. Şahsen benim gözümde hepside İngiltereydi ve çok güzellerdi ama kesin bir karak suncağım vahimdi. " İkinci olan, kırmızı otabüs, telefon kulübesi ve Paddington İngilterereyi yansıtan temel üç şey fakat diyerleride çok güzeller! " Luna kararsız gibiydi, tırnaklarını yiyor ve eli sürekli ensesine gidiyordu. Lunaya baktım " Sakinleşmen için sana çay yapmamı ister misin? Seçmen için daha zamanın var Luna! Eninde sonunda senin en güzelini seçiceğin kesin" Ses etmedi, bende yanından ayrılmadım, elimi tuttu ve resimlere bakmaya devam etti, o elimi bırakana kadar hiç kıpırdamadım. Bi anlığına sessizlik oldu sanki sadece kalplerimiz konuşuyordu, soğuk ve yıkıcı bir sessizlikten ziyâde gün ışığında ısınan bir kedi gibi sıcacıktı, kalbim hızlıca atıyordu. Yavaşça Lunaya iyice yaklaştım ve onu dudağından öptüm. Karşılıklı sevdiğiniz birisini öpünce stres seviyen azalırdı, bunu biliyordum çünkü o beni her öptüğünde stresim ve endişem bir anda yok oluyordu. Dudağımı dudağından çektikten sonra bana baka kalmıştı, bir anda şaşkına dönmüştü! Oysaki hiç bir şey yapmamıştım! Yanaklarının kızardığını görebiliyordum, gülerek " Bundan etkilendiğin kesin! " Dedim. Utanarak yerde duran resimleri topladı ve " Hiç de bile! Etkilenmedim! Hem neden etkileneyim kim? " Dedi. Role devam ederek " Ah! Ne yazık oysa ben senden çok etkilenmiştim! " Luna sırıtıp " Deme ama öyle bende senden etkilendim bak! " Lunaya tek gözümü kırparak sırıttım şahsen işte buna gerçekten etkilenmişe benziyordu! "Beni çok etkileyici buluyorsun değil mi? " Dedim. Gözlerindeki ışıtıyı görebiliyordum " Eh, sonuçta sen benim eşimsin! Her şeyden önce benim aşık olduğum adamsın! " Dedi ve yanıma gelerek beni yanağımdan öptü, şahsen bende ondan feci derecede etkileniyordum! Sonuçta o benim aşık olduğum kadın, eşim, Kardelenimdi.
Gece olmuştu dışarıda, bahçede oturmuştuk, Rose çimenlere uzanmış yıldızlara bakıyor, Luna elindeki kitabı bitirmeye odaklanıyordu bende oturduğum yerden onu çiziyordum. Resim yeteneklerim onunki kadar mükemmel olmasada bende bir iki şey karalıyorum işte, çizmeyi bildiğim tek kişi Luna ki zaten ondan başkasınıda çizmem zaten. Luna okuduğu kitabın arasına ayraç koydu ve bana dönerek " Ne çizdin sen öyle? Ver bakayım! " Dedi. Gülerek " Ne sandın sen beni! Stajyer falan mı?" Dedim. Elimden resmi almaya çalıştı fakat ben öyle şeyleri kaptırmam güzelim! Uzaktan resmi gösterdim. Gülümseyerek " Yeteneklisin! Ama şahsen benim dudaklarım öyle çok dolgun değil! " Dedi. Ona bakarak " Senin kadar çizemesemde yinede teşekkürler ederim! " Hiç bir şey demedi sadece bana bakıp gülümsedi ve bu yeterliydi! Kalbime dokunması için yeterli bir eylemdi! Gülüşü tıpkı bir gün ışığı gibiydi! Gerçekten gülerken dudakları yukarı kaymaktansa yavaşça aşağı doğru kayıyordu bu da ona bambaşka bir farkındalık katıyordu. Onun tersten gülüşünü seviyorum. Onu seviyorum!
Bahçede duran koltukta uzanırken telefonuma bir bildirim geldi Deanden gelen bir bildirildi ve sarhoş olduğu kesindi ki bana hiç anlamadığım kumarhane adresleri atıyor ve uygulamalar öneriyordu! Telefonu kapattım ve Rosa'un yanına giderek çimenlere uzandım. Yıldızlara bakmak beni rahatlatmıştı, geçmişle ilgilenmek istemiyor tekrardan elimi yüzümü bulaştırmak istemiyordum ama bir tarafımda vardı ki o deneyimi tekrardan yaşamak, hissetmek istediği kesindi.