Yatakta yatıyordum elimi yatağın sağ tarafına attığım da eşim yoktu uyandığını düşündüm, mutfaktan sesler duydum herhalde yemek yapıyordu, yataktan kalktım, üstümü giyinip kapıyı açtığımda karım önümde belirdi bana gülümsüyordu sanki bir sürprizi varmış gibiydi, elimi tutup oturma odasına götürdü ve koltuğa oturmamı söyledi, dediğini yaptım. Önümde ise çocuklarım ve eşim bağdaş kurmuş yerde oturuyorlardı. Kızım bana bakıp "baba bize beş yıl önceki o heyecan verici anılarını anlatırmısın" demişti. Severdim böyle şeyleri ama sırası değildi iki üç "edemem", "daha sonra anlatırım" diye gevelemiştim lafı ama çok ısrar etmişlerdi. Bundan beş yıl önce kumara bağımlı bir adamdım ama madem bu kadar çok istek ve merak ediyorlardı neden bunu anlatmayacaktım ki?
"Ben gençken" diye başladım konuşmaya "kumara çok takıntılı bir adamdım ve eşimle çok kumarhaneye gitmişliğim vardır." Luna alttan alttan gülüyordu ama hiç belli etmiyordu, "kumardan çok zevk alırdım ve hatta bir grubumuz bile vardı diyebilirim, her pazartesi buluşur ve kumarhaneye giderdik arabayı arkadaşım ve sizindinde bildiğiniz üzere amcanız Dean sürerdi ön koltukta hemen yanında ben arka koltukta eşim Luna ve küçük kardeşi Alperen olurdu, Emy ise kendi motoru ile gelirdi, motorun öyle dandik birşey olduğunu düşünmeyin ki zaten siz biliyorsunuz motoru ile fotoğraf çektiren bile olurdu o derece havalı bi motoru var. Birbirimizin huyunu çok iyi tanırdık kim hile yaptı, yemekler kimden, borcu kim ödeyecek diye tartışmazdık hiç kim ne yapar hepimiz çok iyi bilirdi resmen bir aile gibiydik ve hepimiz kumar oynamayı bir sorumluluk haline getirmiştik. Yıl 2008 Temmuz ayının 12si Dean gene hile yaparak oyunu kazanmıştı ve girdiğim iddia beni hayal kırıklığına uğratmıştı. Dean Luna hakkında kötü şeyler yapıcaktı buna izin vermedim, veremezdim, masadan kalkıp Dean'nin yakasına yapışmıştım. Buna nası çüret ettim bende bilmiyorum." Biraz sustum beş dakikalık bir aradan sonra tekrardan konuşmaya başladım "O benden kat kat güçlü biriydi o an ben bile korkmuştum beni bile iki dakikada yere sererdi. Ama konu kadınım Luna' ya gelince şeytanı bile ters köşe ederdim." Çocuklar buna gülmüştü, bunda gülücek ne vardı insan eşini sevemez miydi? Ben şahsen eşimi böyle seviyordum ve bu onun hoşuna gidiyordu hikayeye başlıyacakken eşim durmamı söyledi neden bilmiyorum ama koşarak mutfağa gitti, onun kızarıp utandığını oturduğum yerden anlamıştım bile, onaltı yıldır evli olmamıza rağmen kalplerimiz çok uzaktı. Luna elinde çay tepsisi ile geldiğinde minik bir tebessüm ettim, çay tepsisini yere koydu, hepimiz kendi çaylarımızı aldık ve eşim hikayeye başlamam için kafasını 'başla' anlamında sallayıp işaret verdi. "O gün Dean'e fazla kin beslemiştim sonuçta bu bir oyundu sadece biz fazla kendimizi kaptırıyorduk, hem işime de odaklanamıyordum üstelik Luna'da bu tür işlere karışmak istemiyordu." Burda durmuştum, sahiden de onu arkamda sürükleyen bendim.
Koltuktan kalktım eşim ve çocuklarım bana dik dik bakıyorlardı. Luna'ya dönüp "İşe gitmem gerek sevgilim, hiç yemek de yemedim malum bir çayla duruyorum sanada zahmet birşeyler yapıverir misin?" dedim. Luna hemen yerden kalkıp mutfağa benden önce gitmişti bende arkasından gittim. Ona ilk defa sevgilim demiyordum ama her diyişimde başımdan aşağı resmen lavlar akıyordu, o güzel bir kadındı beni her koşulda seven biriydi ve bende ona bağlı bir adamdım. Mutfağa gittiğimde masada bir kase pirinç ve yanında bir bardak gazoz vardı, uyandığımda sadece çayla duruyordum ve midem iyice bulanmıştı. Yemek masasına oturdum yemek çubuklarımı aldım mühim burası Japonya, pirincin tadına baktım, tadı önceki yediklereme göre biraz farklıydı hoş ve hafif bir tadı vardı, ben yemeğimi yerken eşimde mutfağı temizliyor, toparlıyordu. Onu bu halde görmek beni üzüyordu, her koşulda bir şeyler yapmayı beceriyordu o güçlü bir kadındı ama içindeki çocuğu hiç söndürmemişti.
Yemeğimi yedikten sonra iş kıyafetlerimi giyindim ve eşime "ben çıkıyorum sevgilim." dedim. Luna gelip, yanağıma bir öpücük kondurdu, o an yanaklarım kıpkırmızı olmuştu. O güzel zarif sesi ve gülümsemesi ile "görüşürüz ve kendine iyi bak" dedi. Evden çıkmıştım bu gün yürüyerek gidecektim çünkü arabayı eşim arkadaşları ile buluşmak için kullanacaktı. Yolda yürüyordum ki önüme eski dostum Dean düştü, ona selam verdim o da bana karşılık elini uzattı, elini sıkıcaktım ki o mühim olan 'çakmak' şakasını yaptı. Klasik Deandi hiç değişmemişti, ona benimle birlikte yürümek isteyip istemediğini sordum, kabul etti, yürürken eski anılardan bahsetmiştik, halanda kumar oynadığını ama bizsiz daha sıkıcı olduğunu söyledi. Gerçi bende eski anıları özlüyordum, hepimiz oyunu kazandığımızda birlikte tatil yapardık, aslınsa güzel günlerdi Dean bizim çeteyi toplamayı denemişti ama herkes kendi kariyerinde ilerlemişti buna bende dahildim kimse artık elini yüzünü kumara bulaştırmak istemiyor.
Yolun sonuna gelmiştik Deanle burda ayrılıyordum o kendi yoluna gitti bende işe gittim, yolda giderken Luna'nın bana verdiği bilekliği cebimde evirip çeviriyordum ki önüme patronumuz Rumi Aki çıktı, bana dik dik bakıyordu ve elini saatine götürüp "çok geç kaldın neredeydin sen böyle?" diyordu. Hiç kulak asmadım ve iş yerine girdim Rumi arkamdan gevelenip duruyordu hemen bizim salona geçtim.
Eve gelmiştim, Luna evde yoktu heralde arkadaşları ile halanda dışarda diye düşündüm koltuğa gittim ve oracıkta yığıldım, gözlerim kapanıyordu, rüya ve gerçeklik arasında gidip geliyordum, kafam çatlıyordu.
O kadar yorulmuştum ki uyuduğumda uykumda sapıkça şeyler sayıklamışım bunuda kızım Rosedan duymuştum. Akşam olmuştu Luna eve gelmişti çantası ve ceketi bi yanda fırlatılmış duruyordu koltuktan kalktım elimi yüzüme götürüp kendime bir tokat attım ve kendime gelmeye çalıştım. O esnada Luna duymuş olmalı ki yatak odasından çıkıp "iyimisin" diyerek yanıma geldi kendimde değildim sarhoşta değildim, içkiyi bırakalı uzun zaman olmuştu zaten, ama nasıl oldu bilmiyorum dudağını dudağıma götürmüştüm o ise hiç bişey yapmadı onu öptüğümde yanakları kızarmıştı ilk defa da öpmüyordum ama terden nerdeyse sırıl sıklam olmuştum resmen beni etkileyecek yada azdıracak birşey de yapmamıştı ama sebepsizce gülüyordum ben güldüğümde o da gülmeye başladı ikimizde gecenin bi vakti saçma sapan gülüyorduk, gülmemiz bittiğinde ise Luna gene yanağıma bir öpücük kondurup yatak odasına gitti ben ise koltukta yığılmıştım ve sürekli onu düşünüyordum karım olmasına rağmen onu çok az görüyordum, şu aralar hiç birbirimize bile vakit ayıramamıştık, yatak odasına gittim, Luna yatakta kitap okuyordu, kitap okurken çok ciddi görünüyordu. Kapıda öyle dikeldiğimi görünce "O kapıda dikelim durucak mısın? Yoksa içeri gelip oturmayı düşünür müsün? " dedi. Sesi o kadar zarifti ki, ah be sevdiceğim sen iste yeterki ben dünyaları bile sana veririm, "Otururum elbet" demek zorunda kaldım. Kitaplığa yöneldim, şu aralar bek fazla kitapda okuyamıyordum zaten, buda bana bir fırsat oldu, elime ilk gelen kitabı almıştım kitabın adı "Kumarbaz"dı Dostoyevski'nin kitabıydı artık kumar kelimesini duymak istememe rağmen önüme çıkan kitap da bu mu? Olurdu hiç. Kitabı aldım ve yatağa eşimin yanına oturdum ne okuduğuma baktı bende onunkisine, kitap konusundaki zevklerimiz neredeyse aynıydı o da Kafka'nın kitabını okuyordu çok kitap okuyan biriydi iki kitaplığı ki 200 × 80 cm boyundaydılar ve onlarıda yarısından fazlasını bitirmiş bi kadındı bazı konuları ben bile ona danışıyordum. Okuduğum kitabı gördüğünde "Tam senlik bir kitapmış" dedi. Ah be kadın hem başıma gelen en güzel şey hemde bela nasıl olabiliyorsun acaba? Gülüp geçtim, kitabı okumaya başladım ki eşim kendisine kahve yapmaya gitti. O gidince odada yalnızdım kitabımı okuyayım desem olmazdı çünkü yalnız kalmak bana bi garip geliyordu êee tabi evlenince bekarlık ne demek unutuyor insan, eşim elinde iki kahve ile gelmişti ah be sevdiğim benide düşünmüş "banada mı getirdin?" dedim. "Yoo kendime getirdim kahve istiyosan git kendin al!" dedi. Allah'ım güzel biri, iyi yürekli, düşünceli diyorum, karıcığım sen neden böylesin? Bana bakıp "Şaka şaka kızma lütfen" Dedi. Yastığı hafifçe kafasına vurdum ve "ödeştik artık" dedim. Napalım bizde böyle çocuk gibi eğlenip duruyoruz, arada bir birbirimizi şımartıyor sonrada kavgaya girişiyoruz.
Tam tamına iki saat boyunca kitap okuyor ve kahve içiyorduk en sonunda gözlerim kapanmaya başlamıştı, kitabı kapatıp yatağın yanındaki minik masaya koymuştum kitabı, kendimi Luna'nın üstüne yığı verdim, öyle üstününe kendimi yığmak denilince akla bildiğin üstüne yatmak gelmesin yanında sadece kafamı göğsüne yaslamıştım o kadar ben ona sarılarak uyuyorum o benim saçlarımla oynayarak kitap okuyordu, en sonunda ikimizde derin bir uykuyla birbirimize sarılarak yatmıştık.

