İçeriğe geç

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 2 · 2 dk okuma

KÜLT PROTOKOLÜ 1

Bölüm 2

Bölüm 2 : Hücredeki fısıltılar

Sığınağın revir kısmı, sadece paslanmaz çelikten sedyeler ve tepeden sızan soğuk beyaz florasan ışıklardan ibaretti. Burası, tarikatın en katı kurallarının uygulandığı yerlerden biriydi. Yabancı—boynundaki parıldayan mavi siber-grafik dövmesiyle ölüm döşeğindeki bir hayalet gibi yatan o adam—ağır zincirlerle sedyeye bağlanmıştı.

​Sena, revirin havalandırma ızgarasının arkasından izliyordu onu. Aras’ın nöbet değişim saatini saniyesi saniyesine ezberlemişti. İçindeki o durdurulamaz merak, sığınak kurallarının getirdiği ölüm korkusunu çoktan gölgede bırakmıştı.

​Yabancının göğsü hızla inip kalkmaya başladı. Kirpikleri titredi ve aniden, derin bir nefes alarak gözlerini açtı. Göz bebekleri sıra dışı bir tondaydı; adeta buz mavisi bir neon ışık gibi parlıyordu.

​Sena, kalbinin göğüs kafesini zorladığını hissetti. Havalandırma kapağını sessizce gevşetti ve kendini revirin soğuk zeminine bıraktı. Adımları bir kedi kadar sessizdi.

​Sedyenin ucuna yaklaştığında, yabancı başını hızla ona doğru çevirdi. Zincirler gürültüyle şakırdadı.

​"Şşşt, sessiz ol," diye fısıldadı Sena, elini yabancının ağzına doğru götürerek. "Eğer ses çıkarırsan ikimizi de bu sığınaktan hiç çıkamayacağımız bir yere kapatırlar."

​Yabancı, Sena'nın gözlerinin içine baktı. Bakışlarında bir canavarın vahşeti değil, sadece dipsiz bir yalnızlık vardı. Yavaşça başını salladı. Sena elini çektiğinde, adamın ses telleri paslanmış bir metal gibi gıcırdadı.

​"Adım..." dedi İngiliz aksanıyla karışık pürüzlü bir Türkçe ile. "Asher. Asher Vance."

​"Asher..." Sena ismi kendi dilinde evirip çevirdi. Sığınaktaki tek düze isimlerden sonra bu isim ona başka bir dünyaya ait bir melodi gibi gelmişti. "Dışarıdan nasıl gelebildin? Orası zehirli, külle kaplı..."

​"Kül sadece bir maske," dedi Asher, gözlerini Sena’nın yüzünde gezdirerek. Boynundaki mavi siber-dövme, heyecanlandıkça daha hızlı yanıp sönüyordu. "Sizi burada bir kafeste tutuyorlar. Gökyüzü... Gökyüzü hala orada. Ama kapıyı kapatıyorlar. Eğer yeryüzündekiler burayı bulursa—"

​Sözü, koridorda yankılanan ağır bot sesleriyle kesildi.

​"Geliyorlar," dedi Sena panikle. Gitmek için hamle yaptı ama Asher titreyen, zincirli eliyle Sena’nın bileğini yakaladı. Dokunuşu şaşırtıcı derecede sıcaktı, adeta Sena'nın tenini yakan bir elektrik akımı gibiydi.

​"Gitme," diye fısıldadı Asher, mavi gözlerinde ilk defa beliren bir çaresizlikle. "Sana ihtiyacım var, Sena."

​Sena adını nasıl bildiğini soramadan elini zorlukla kurtardı ve kendini havalandırma boşluğuna geri attı. Kapağı tam zamanında kapatmıştı.

​Revirin ağır çelik kapısı büyük bir gürültüyle açıldı. İçeriye giren figür, sığınağın mutlak hakimi, tarikata yön veren acımasız lider Peder Dominic'ti. Arkasında ise yüzü gerginlikten gerilmiş olan Aras duruyordu.

​Peder Dominic, sedyedeki Asher’a tiksinir gibi baktı. Elindeki bastonu metal zemine sertçe vurdu.

​"Demek dışarıdan gelen yozlaşmış ruh sensin," dedi Dominic, buz gibi bir ses tonuyla. "Boynundaki o şey... Şeytanın teknolojisi. Sığınağımızın temiz havasını senin gibi bir günahkarla kirletemeyiz."

​"Efendim," araya girdi Aras, gözlerini sedyedeki adamdan ayırmayarak. "Onu hemen infaz mı edelim? Protokol dış dünyadan gelenlerin yok edilmesini emrediyor."

​Dominic elini kaldırıp Aras’ı durdurdu. Yüzünde şeytani bir gülümseme belirdi. "Hayır, Aras. Yarın Sena’nın Arınma Töreni var. Bu yabancıyı törende bir ibret vesikası olarak kullanacağız. Halk, dışarısının ne kadar korkunç ve mutasyona uğramış olduğunu kendi gözleriyle görmeli. Onu hazırlayın."

​Havalandırma boşluğunda nefesini tutan Sena, duyduklarıyla sarsıldı. Asher’ın mavi gözleri, tavadaki ızgaraya, tam olarak Sena’nın saklandığı yere dikilmişti.

​Sena, hem kendi hayatını hem de bu gizemli yabancıyı kurtarmak istiyorsa, yarınki törenden önce sığınağın en büyük günahını işlemek zorunda kalacağını biliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.