Sığınak Sektör 9’un paslı ve unutulmuş bakım tünelleri, yukarıdaki steril dünyadan tamamen uzaktı. Burası, devasa havalandırma fanlarının uğultusu ve paslı borulardan damlayan sıcak suların sesiyle doluydu.
Sena, sırtındaki hafif ama etkili Küldoğan zırhı ve yüzündeki koruyucu maskeyle borulardan birine tutunarak yukarı tırmanıyordu. Valerie’den aldığı o birkaç günlük yoğun eğitim, vücudundaki her kasın sızlamasına yol açsa da hareketlerine yeni bir kıvraklık kazandırmıştı. Artık o sığınaktaki korumasız kız değildi; adımları daha sessiz, bakışları daha kararlıydı.
"Durun," diye fısıldadı Valerie en önden.
Sena ve hemen arkasından gelen Asher anında oldukları yerde dondu. Havalandırma ızgarasının hemen ardında, sığınağın iç koridorlarından birine açılan boşluk vardı. Izgaranın aralıklarından sızan parlak floresan ışığı, tünelin loş karanlığını kesiyordu.
"Lazer bariyerleri güncellenmiş," dedi Asher, siber-gözünü ızgaraya yaklaştırarak. Boynundaki mavi dövme hafifçe parıldadı. "Dominic güvenlik protokollerini tamamen değiştirmiş. Eğer bu ızgarayı açarsak, ana merkeze doğrudan sessiz alarm gidecek."
Valerie dişlerini sıktı. "Kaelen’ın verdiği frekans bozucu bu bariyerleri devre dışı bırakamaz mı?"
"Bırakır ama önce fiziksel olarak kontrol paneline bağlanmam gerek," dedi Asher. "Panel koridorun diğer ucunda, muhafız devriyesinin tam geçiş noktasında."
Sena, ızgaranın arkasındaki koridora baktı. Bu koridoru çok iyi biliyordu; çocukken Aras’la muhafızlardan kaçıp saklandıkları eski arşiv odasına gidiyordu.
"Ben giderim," dedi Sena kararlılıkla. "Kabinler ve arşiv odası sayesinde devriyelere yakalanmadan o panele ulaşabilirim. Valerie beni yukarıdan korur."
Valerie, Sena’nın gözlüklerinin arkasından bakan o inatçı kahverengi gözlerine baktı ve hafifçe sırıttı. "Sığınak faresi yavaş yavaş bir avcıya dönüşüyor. Güzel. Ama dikkat et, en ufak bir hata hepimizin sonu olur."
Sena, Valerie’nin yardımıyla havalandırma ızgarasının vidalarını sessizce gevşetti. Kendini koridorun loş zeminine bıraktığında, sığınağın o steril ve tanıdık havası ciğerlerine doldu. Evine dönmüştü ama burası artık onun evi değildi.
Duvar diplerinden süzülerek kontrol paneline doğru ilerledi. Tam köşeyi döneceği sırada, koridorun diğer ucundaki ağır metal kapı açıldı. Sena anında kendini eski arşiv odasının kapı aralığına attı ve nefesini tuttu.
Gelenler iki muhafızdı. Konuşmaları koridorda yankılanıyordu.
"Aras'ı bugün çekirdek dairesinde gördün mü?" dedi muhafızlardan biri, sesinde alaycı bir ton vardı. "Peder Dominic herifi resmen bitirmiş. O eski kasıntı halinden eser kalmamış. Dev jeneratörlerin kömür ve kül filtrelerini temizletiyorlar adama."
Diğer muhafız güldü. "Sena denen o kız için değdi mi acaba? Kız dışarıda çoktan küle dönmüştür. Aras ise burada yavaş yavaş zehirlenerek ölecek."
Sena, kapı aralığında duyduklarıyla sarsıldı. Aras... Onun yüzünden çekirdek dairesinin o en ölümcül, en kirli işine sürülmüştü. İçindeki suçluluk duygusu boğazına bir düğüm gibi oturdu. Ama aynı zamanda bu, ona gitmesi gereken yeri tam olarak gösteriyordu. Aras oradaydı, çekirdeğin tam kalbinde.
Muhafızlar uzaklaştığında Sena hızla öne atıldı. Kaelen’ın cihazını kontrol paneline bağladı ve Asher’ın telsizden verdiği direktiflerle kabloları eşleştirdi.
Birkaç saniye sonra koridordaki görünmez kırmızı lazerler hafif bir cızırtıyla söndü.
Asher ve Valerie sessizce havalandırmadan aşağı süzüldüler. Asher, Sena’nın yanına gelip elini omzuna koydu. "Aras’ın orada olduğunu duydun, değil mi?"
Sena başını salladı, gözlerindeki yaşları geri itti. "Bu her şeyi değiştirmez, Asher. O çekirdeği patlatacağız. Ama Aras'ı orada bırakmayacağım."
Valerie tüfeğini kurdu, gözlerinde vahşi bir parıltı vardı. "O zaman sığınağın kalbine iniyoruz. Bakalım yeşil gözlü kahramanımız bizi gördüğünde ne yapacak."