"Kızım al bundan da ye zihnini açar." Esra teyzem tabağıma yine bir sürü pekmez bal koyarken onun bu haline gülümsedim.
Bu sabah evde en başta Esra teyzem ile başlayarak git gide çoğalan tatlı bir heyecan vardı. Çünkü o büyük duruşma bugündü.
Ferit arabayı bir güzel temizlerken Kemal de bugün için en güzel takımını giyiniyordu.
Mert ile sofrada kahvaltı yaparken bu tatlı heyecanın aslında çok güzel hissettirdiğini fark ettim. Belki da avukatlığımın en önemli duruşmasına çıkacaktım bugün.
Mert dalan bakışlarımı fark eder etmez elimi tuttu. Bakışlarım ona döndü parlayarak.
"Abla her şey çok güzel olacak biliyorsun değil mi?"
Gülümsedim.
"Biliyorum..." diye fısıldadım.
"Ben sana güveniyorum abla biz sana güveniyoruz git ve Burak abimi kurtar."
Bu cümlenin bana verdiği özgüveni kelimelere dökemezdim. Gözlerim dolu dolu gülümsedim.
Mert'e her şeyi anlatmıştım o da artık eski kadronun geri geldiğini biliyordu. Sadece canlı canlı görmemişti.
Bugün duruşmayı kazanırsam sürpriz olarak Burak'ları buraya getirecek çok güzel kutlama yapmayı planlıyorduk.
Derin bir nefes alarak ayaklandım. Saatime baktım hızlıca daha bir saat vardı.
Demir hepimizi alıcak ve öyle geçecektik. Adımlarım girişteki büyük aynaya götürdü kendimi.
İnceledim kendimi, siyah elbisem, makyajım kırmızı rujum , mavi kelebek kolyem ile hazırdım. Özellikle bugüne özel ince topuklu botlarımı seçmiştim. İddialı olmak lazımdı.
Güldüm bu fikrime içimden. 17 yaşım canlandı bir an gözümde. Yansımamdan izledim onu. Avukat olma hayalim ilk o zaman başlamıştı gururla baktık o kıza, hayallerini gerçekleştirmişti.
Onca zorluğa rağmen başarmıştı, başarmıştım.
Yıllar sonra başım dik, adımlarım yere sert basıyordu.
Küçük bir gülümseme yer aldı yüzümde.
Tam o sırada kapının çaldığını duydum Ayşe benden hızlı olarak kapıyı açtığı an neşe saçan sesiyle Zeynep girdi içeri.
Kocaman bir gülümseme yer aldı yüzümde. Ayşe'yi öptükten sonra beni arayan gözleri ona adımlayan adımlarımla fark etti.
"Eylül!" diye bağırarak hızla sarıldı.
Kahkaha attım bu haline.
Benden ayrılmadan gözlerimizi birleştirdi kafasını çekerek.
"Başaracağına inancım şüphesiz. Bunu biliyorsun değil mi?"
Minnettar bir şekilde gülümsedim.
"Biliyorum."
"Ay kız çıkıl az da ben sarılayım." diye araya Bulut'un girmesi ile hepimiz kahkaha attık.
Kocaman sarıldım ona. Yanağımdan makas aldı büyük bir abi edasıyla. "Sen büyüdün de avukat kı oldun?"
Gülümsedim Bulut yine bizim bildiğimiz Bulut'tu. Bizi güldüren Bulut'tu.
"Evet abicim avukat oldum." dedim ona ayak uydurarak ikimizde kıkırdadık bu halimize.
Bulut içerden gelen yemek kokularına dayanamayıp hemen tüydü.
Onun bu koşuşuna kahkaha atarken gözüme kapının girişinde dikilen Demir'e çarptı. Bizi izleyen bakışları bir an bile benden kopmadı.
Zeynep koşarak içeriye giderken Mert ile sarıldıklarına emindim.
Demir yavaşça bana adımladı.
Küçük bir heyecan yer aldı bedenimde. Nefesim hızlanırken gözlerimi bir an bile ondan çekmedim.
Siyah gömleği ve pantolonu ile yine çok şıktı. Hafif şekillendirdiği saçları 17 yaşımı yine ve yine heyecanlandırmayı başarıyordu.
"Çok güzel olmuşsun." diye fısıldadı.
Minik bir gülümseme yer aldı yüzümde.
"Teşekkür ederim."
Elleri ellerimi buldu. "Sana güveniyorum güzelim, sakın kafanı kötü düşünceler ile doldurma ben yanında olacağım."
Burukça gülümsedim ellerimizi ayırarak. Evet bu sefer yanımda olacaktı.
Bu anı bozan Mert'in şaşkınlıkla Demir abi diyişi oldu.
Demir hızla ona doğru dönerken tedirgindi. Onu anlayabiliyordum. Ben onu ilk gördüğümde ne kadar sert bir tepki verdiysem o da Mert'in öyle yapacağını düşünüyordu. Ama yanılıyordu Mert on yıl boyunca kahramanını beklemiş küçük bir çocuktu.
Hızla Mert Demir'e koşup sarıldı. Demir şaşkınlıkla kala kalırken sonradan kolları sıkıca sardı onu. Zeynep ve ben bu anı küçük bir gülümseme ile izlerken saate bakmam ile artık çıkmamız gerektiğini anladım.
"Zeynep, Demir, Bulut acilen gitmeliyiz geç kalacağız."
Demir ile Mert hızla ayrılırken, Zeynep Ayşe ile vedalaşıyordu, Bulut tabağındaki son böreği ağzına attı.
İlk adımlarım Esra teyzemi buldu. Saçlarımı okşadı bir anne edasıyla.
"Git ve dostunu buraya getir kızım."
Kocaman gülümsedim. "Emrin olur Esra teyzem."
Ayşegül'e sımsıkı sarıldım. "Arkandayız Eylül git ve kazan o davayı."
Gülümsedim tekrardan içtenlikle.
Kemal ve Ferit'e aynı anda kollarımı doladım.
Ferit gururla baktı bana "Döndüğünde kutlama için burada olacağız."
Kemal de onu desteklerken hepsine son kez baktım gülümseyerek.
Mert sıkıca bana sarıldı, saçlarımı okşadı. Bu aramızda on yıl boyunca gelişmiş bir sırdı. Ne zaman yardıma ihtiyacımız olsa, yalnız hissetsek birbirimize sarılır saçlarımı okşardık. Hiçbir şey demedi sadece burada olduğunu hissetirdi.
Zeynep, Demir ve Bulut ile evden çıkıp arabaya binene kadar nefesimi tuttuğumu yeni fark etmiştim.
Yol sanki ayaklarımızdan kayıp giderken ön koltukta ben ile Demir vardı Zeynep ve Bulut özellikle arkayı istemişti.
Araba durduğu an soluklandım. İşte başlıyorduk. Üstümdeki cüppemi düzelttim Demir, Bulut ve Zeynep'e son kez baktım ve işaretimle aynı anda arabadan indik.
Önde sertçe adımları atarak yürürken sağ ve sol tarafımdan Demir , Bulut ve Zeynep geliyordu.
Kendimi hiç bu kadar özgüvenli hissetmemiştim. İşte on yıl sonra sırtımı dayayacak birilerinin olması çok güzel hissettiriyordu.
Gözlerim sert bakıyor, adımlarım sert yere basıyor, saçlarım özgüvenle savruluyordu.
Duruşmanın başlamasına on dakika vardı. Birazdan Burak'ı buraya getireceklerdi. Onun da savunması dinlenecekti karşı taraf gibi.
Zeynep ve Bulut bizi öpüp oturmak için içeri geçtiler.
Demir ile baş başa kaldığımız an soluklandım. Tam o sırada Burak'ı içeri attıran o şerefsiz adam ve avukatı geldi.
Tiksinir bir bakış attı ikimize. Sinirle yumruklarımı sıktım.
Yumruğumun üstünü bir el örttü. "Sakin ol güzelim." kulağıma fısıldanan cümle ile sakinledim.
İçeri geçebileceğimiz söylendiği an gözlerim hızla Demir'i buldu.
Gülümsedi. "Hadi gidip Burak'ı kurtaralım."
"Birlikte?"
Gülümsedim. "Birlikte."
Hızla içeri girdik. Sandalyeme yerleşir yerleşmez son kez Bulut ve Zeynep'ten güç aldım.
Demir ile oturduğumuz an yanımdaki boş sandalyeye kaydı gözüm karşımdaki aşağılık adam yüzünden dostum burada dahi oturamıyordu.
Demir bizim için dosyaları ayarlarken gözlerimi bir an bile karşımdaki adamdan çekmedim.
Simsiyah giyinişi, çizik kaşı, iğrenç gülümsemesi bile onun bu işte bir parmağı olduğunu anlatıyordu.
Burak kollarından tutan iki adamla savunmasını yapmak üzere hakimin tam karşısına oturtturuldu.
Kapıdan yükselen ayağa kalkın sesi ile gözümü ondan çektim ve ayaklandım.
Hakim hızla yerine geçip oturdu.
Söz Savcıya verildiği an tüm dikkatimi oraya verdim.
"Hakkında yapılan soruşturma sonucunda uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı idda edilen Burak Kara'nın sevk maddeleri gereği tecziyesine karar verilmesi kamu adına iddia talep olunur. Ve maddeler gereği belirtildiğine göre cezasının en az yirmi yıl olması gerekmektedir."
Tüm salon şokla kalakalırken Zeynep'in ne kadar üzüldüğünü tahmin edebiliyordum. Demir yanımda yumruklarını sıkarken derin bir nefes aldım buna hazırlıklıydım ama asla dediklerinin gerçekleşmesine izin vermeyecektim.
Karşımdaki adamın alttan alttan gülümsemesini görmem ile yavaşça ayaklandım.
"Tüm iddiaları red etiyoruz sayın hakim. Karşı tarafın idda ettiği delillerin yanıltıcı olduğunu, hepsinin arkasında kesin olmayan, yanıltıcı ifadeler olduğunu yüce mahkemeye sunmak istiyorum."
"Öncelikle savcılıktan talep ettiğimiz deliller dosyaya katiyen girmemiştir. Örnek olarak olayın gerçekleştiği iddia edilen saat akşam gece bir sularında hiçbir kayıt bulunmaması,"
Küçük bir es verdiğim an Demir işaretim ile ayaklandı ve teker teker halim Bey'e sıraladığım cümlelerin dosyalarını verdi.
Cümlelerime devam ettim.
"Olay sırasında bulunan hiçbir polisin sırf devlet namına olduğu için dinlenmemesi artı olarak o an müvekkilimin yanında olaya bizzat tanıklık eden Zeynep dinlenmemesi göze çarpmaktadır."
Sert bakışlarım karşımdaki adamı bulduğu an affaladığını fark ettim.
Yarime oturduğum an karşı tarafın avukatının harekete geçeceğini biliyordum.
"İtiraz ediyorum sayın hakim. Müvekkilimin olay sırasında mekanı tek tek incelenmiş ve hiçbir suç teşkil edecek maddeyle karşılaşılmamıştır. Bunun sonucunda mekanın kapatılmaması kabul edilmemiştir."
Şimdi itiraz sırası bendeydim.
"Sayın hakim itiraz ediyorum. Mekanda hiçbir delil bulunmadığın öne sürülmektedir peki ya o mekanın sahibinin o gece suç teşkil edecek madde bulundurmadığı nasıl öne sürülmüştür?"
"Müvekkilimin iddasına göre polisler geldiği ve tutuklanma kararı verildiği ana kadar mekanın sahibi Cenk Keskin'in hiçbir şekilde ne mekanda ne de o bölge civarlarında olduğu tespit edilememiştir."
Cenk denen şerefsizin avukatını dürtmesi ile soluklandım.
"Sayın hakim müvekkilimin ve görgü tanıklarının ilk gün talep ettiğimiz gibi dinlenmesini arz ederim."
Derin bir nefes alarak oturdum. Hakimler ve savcı kendi aralarında konuşurken bu teklifimin kabul edileceğine emindim.
Demir ile göz göze gelirken gülümsedi. Resmen ona yapacak iş bırakmamıştım ama kendimi hiç bu kadar güçlü hissetmemiştim diyordum kendime.
Burak ve bizimkilere dönen gözlerim hepsinde gördüğüm umut ışıkları ile parladı.
"Talebiniz kabul edilmiştir avukat hanım. Burak Kara'nın ifadesi alınmaya hazırdır."
Burak derin bir nefes alarak ayaklandı. Tüm olayı ayrıntısına kadar anlatırken Bulut Zeynep'e destek olmaya çalışıyordu onun için zordu. Bir de aynısını onun da anlatması gerekecekti.
Sırayla Zeynep ve benim bulduğum bir görgü tanığı dinlendi ve tekrar gözler hakime döndü.
Şu andan itibaren ortalık tamamen karışmıştı. Savcının iddaları teker teker çürürken bastırmaya devam etmek amaçla ayaklandım.
"Sayın hakim o gece ateş edilen iki el silahın kime ait olduğu hiçbir şekilde araştırılmamıştır."
Silah kelimesini duyan Cenk hızla avukatına bir şeyler fısıldadı. Hırsla ayağa kalktı avukatı.
"Silahın polislere ait olduğu tespit edilmiştir sayın hakim."
Yandan bir gülüş attım bu sözüne. "Bence çokta emin olmayın avukat Bey."
Demir bu anı bekliyormuş gibi hareketlendi. Dosyaları verdiği an en büyük kozlarımızdan biri olan flaşı görevliye verdi.
Ayakta bekledim sadece zevkle yansıtılan parmak izi görüntüleri ile gülümsedim.
"O gece ateş edilen bu silahın görgü tanıklarının da iadeleri dinlenerek hiçbir polise ait olmadığı idda edilmiştir. Bu iddayı doğru kılan ise bu parmak izi sonuçlarıdır."
Sesimi daha çok vurguladım. "Yapılan test sonucunda tüm parmak izlerinin Cenk Keskin'e ait olduğu tespit edilmiştir."
Cenk'in gözleri kocaman açılırken avukatı itirazla ayaklandı. "Bu silahın o gece kullanılan silah olduğu nasıl kesin ve net bir şekilde tespit edilebilmiştir sayın hakim. Asılsız bir suçlama müvekkilime yapılmaktadır."
"Asılsız bir suçlama değildir sayın hakim. O gece mekanda bulunan ve görgü tanıklarının da anlattığı Fuat Bey'in ve görev başında yer alan bir polisin cümleleridir bunlar. Doğrulamak amaçlı iki isminde dinlenmesini arz ederim."
Demir, Burak, Bulut, Zeynep hepse şokla kala kalırken şaşırmadım. Bunca zaman bilerek Fuat abinin ortaya çıkmamasını, görünmemesini sağlamıştım. Çünkü Cenk ile aralarındaki husumeti biliyordum. Cenk Fuat abiyi görse anında yeni bir plan kuracaktı.
Arz talebimin kabulü ile Fuat abi tüm ağırbaşlılığı ile içeri girdi. Cenk ile kısa süre süren bakışmaları nefret doluydu.
Dinlenen iki görgü tanığı sonunda artık sona yaklaştığımızı hissediyordum.
Hakimler ve savcı arasında yine bir konuşma geçerken karşımdaki avukat panikle elindeki dosyaları karıştıyordu. Cenk ise titreyen bacağı benden kaçırdığı gözleri ile son artık onlar için geliyordu.
"Gereği düşünüldü..."
Herkes ayağa kalktı.
"Dosyadaki eksiklerin tamamlanması için sunulan iddaların, görgü tanıkları tarafından dinlenen bilgilerin kabülüne karar verilmiştir."
Derin bir nefes aldım. Hadi dedim kendime hadi ne olur o cümleyi söyle dedi iç sesim.
"Ve Cenk Keskin'in tutuklanmasına, Burak Kara'nın beraatine karar verilmiştir."
Mutlulukla gülümsedim. Zeynep heyecanla sarıldığı Bulut ile zıplayarak ağlıyorlardı. Burak derin bir nefes bıraktım özgürlüğün sesi ile.
Gözüm son kez Demir'i buldu. Gururla baktı bana, gözleri dolu doluydu. Bir an bile düşünmedim o an, mutlulukla sarıldım.
Kolları sıkıca belimi sararken şükrettim bir kez daha.
Hep birlikte çıktık salondan. Burak son kez kollarından tutularak götürüldü. Dördümüz bekledik o anı. Kelepçelerin çıkarıldığı o anı...
Zeynep en önde bekliyordu gözlerinden yaşlar akarak üçümüz arkasında duruyor ona destek oluyorduk.
Burak'ın kelepçeleri çıkarıldı. Yan duran bedeni hızla bize doğru döndü. Zeynep ile gözleri kesişti o an. Zeynep daha fazla dayanamadı heyecanla koştu ona doğru.
Burak ona doğru iki adım attı kollarını açarak. Zeynep hızla kucağına atladı Burak'ın. Bacaklarını beline dolarken Burak hiç şikayet etmeden karşıladı onu.
Huzurla izledim o anları. Kafamı sağa çevirmem ile Cenk'e takılan kelepçeleri gördüm. Gururla tekrar gözlerim bizimkileri buldu.
Zeynep'i yavaşça aşağı indiren Burak kolyesine uzandı.
"Artık bunu boynuna takmana gerek yok güzelim. Ait olduğu yerde olmalı."
Elini kavradı yavaşça Zeynep'in. Diz çöktü. Hepimiz şokla kalırken Bulut'un Oha diyişi yankılandı kulağımda.
"Pek güzel bir mekan değil biliyorum güzelim ama bu soruyu sen iste sana her yerde sormaya razıyım. Bu sefer de özgürlüğümü kazandığım yerde soruyorum sana. Benimle evlenir misin?"
"Evetttt!" diye bağırdı Zeynep anında. Yüzük takıldığı an tekrar sarıldılar.
Bulut onların videosunu çekerken. Demir'in beni izlediğinin farkındaydım.
İkisi el ele bize gelirken gözlerim dolu dolu açtım kollarımı Zeynep'e. Bana sıkıca sarılırken Burak ile de bizimkiler tebrikleşiyorlardı.
"Koçum bu sahneyi çok düşündün mü lan içerdeyken?" diye sordu Bulut.
"Tabi oğlum romantiğiz biz."
Hep birlikte gülüştüler.
Kısa kutlamamız sonunda sıra evdekilerle kutlamadaydı.
Evet duruşmayı kazanacağımızı tahmin ediyordum ama Burak'ın bir kez daha evlenme teklifi edeceğini hiç tahmin etmemiştim. Kıkırdadım onların bu hallerine.
Arabanın arkasında cilveleşen Burak ve Zeynep'i Bulut aralarına oturarak ortak oluyordu. Demir ve ikimiz onların bu komik atışmalarına gülerken o sarılmadan sonra hiç konuşmamıştık. Ama gözlerimiz hep kesişiyordu.
Bulut'un çılgın planı ile sesizce arabayı durdu Demir. "Tamam Eylül sıra sende hadi." Kıkırdadım onun heyecanını.
Yavaşça indim arabadan. Bizi bekleyen evdekiler hızla bahçeye çıkarken üzgünmüş gibi bir ifade takındım.
Mert hüzünle "Abla yoksa..." demesi ile ben bile üzülecektim şimdi. Hepsi ağladı ağlayacakken hemen devreye girdim.
"KAZANDIK!"
Hepsinden çıkan mutluluk sesleri ile arabanın kapıları açıldı. Tam önünde durduğum arabadan inen dostlarım ile kocaman gülümsedim.
Mert bugün ki ikinci şokunu yaşadı o an. Burak'ın gözleri ilk Mert'i buldu.
"Abicim." dedi sevda, özlem ile.
Mert bir an bile düşünmedi. Hızla sarıldı Burak'a. Bende durur muyum hemen koştum Esra teyzeme.
Sıkıca sarmaladı beni annemmiş gibi.
"Başaracağını biliyordum kızım."
Gülümsedim. Gerçek, içten bir şekilde gülümsedim.
Ayşe Kemal ve Ferit ile de sarılırken bir baktım ki çoktan bizim kadro hepsiyle samimi olmuştu.
"Hadi hep birlikte havuzun oraya geçelim ziyafet orda. Kemal başlat koçum müziği."
Ortamı çok güzel bir müzik güzelleştirirken Ferit'in sözü ile hepimiz masanın oraya geçtik. Zeynep ve ben hızla üstümüze daha rahat şeyler giyindik. Zeynep'in ısrarı ile çiçekli bir elbise giydim.
Kocaman masa bizim şen kahkahalarımız ile doldu o an. Şu hayatımda hiç bu kadar gülmediğimi fark ettim o an.
Yemeğin sonuna doğru Burak ve Zeynep ayaklandı. Bulut ağzı pohaça doluyken yanımdaki Demir'i dürttü heyecanla. "Aha aha bak en heyecanlı yeri geliyor."
Zeynep bir anda yüzüğünü gösterdi herkese. "Evleniyoruzz!"
Masadan yükselen Aaa sesleri ile kıkırdadım. Ferit halay müziği açarken.
"Ee hadi o zaman halayaa!"
Ortam bir anda sıra gecesine dönmüştü. Ferit mendille çılgın gibi dans ediyor, Bulut hem dans ediyor hem yemek yiyordu. Zeynep ve Burak en ortada ayrı bir dünyadalardı. Demir ve ben ise zorla soktukları halayda uyum sağlamaya çalışıyorduk.
İkimizinde halay çekemeyişine güldüm o an. Mert'in Demir'i en ortaya çekmesi ile şimdi gözler onlardaydı.
Mert kendine has halayı ile Demir'e eşlik ediyordu. Dinlenmek için meyve suyumu yudumlarken ömür boyu unutmamak adına zihnime kazıdım bu anları.
Birkaç düğmesi açılmış gömleği, dağılmış saçları, kocaman gülümsemesi ile Demir'i izledim.
Öfke ve özlem.
İkisi bir aradayken hiç bu kadar zor olacağını tahmin edememişti zihnim.
Halayın sonuna doğru Burak'ın Bulut'u havuza itmesi ile eğlence başlamış oldu. Zeynep ve Burak birlikte atladılar. Ayşe Kemal'i attığı an Ferit'te onu itmişti. Esra teyzemin attığı uçan tekme ile ters bir şekilde havuza düştü Ferit. Mert en uzaktan koşarak daldı. Esra teyzem onları videoya çekerken en son bizim kaldığımızı fark ettim. Aramızda bir iki adımlık mesafe vardı Demir ile.
Adımları beni buldu. Elini uzattı.
Hiçbir şey demedi sadece gözlerimin içine baktı. Bir eli bir de gözleri arasında gelip giden bakışlarım gülümsemesinde duraksadı.
Elini tuttum.
Parmaklarımızı birleştirdi sıkıca kavradığı elimle aynı anda havuza atladık.
Suyun içinde gözlerimi açtım. Gözlerimizi kesişti o an.
Belki bir iki saniyelik bir andı ama suyun içindeyken dışarıdaki tüm o gülüşmeler, bağırmalar kesildi o ve ben kaldık.
Eylül ve Demir değil.
Ruhu Yaralı Kız ve Peçeteli Çocuk.
Aynı anda suyun üstüne çıktık, ellerimizin hala kenetli olduğunun farkına varmadan.