Gözlerim duyduklarım karşısında buğulandı. Söyleyecek söz bulamadım. İkimiz sesizce birbirimize bakakaldık o an.
Kendimi topladığım ilk an hızla ayağa kalktım. Zeynep şokla bana bakarken elinden tutup onu da kaldırdım.
Hızla kollarımı ona sardım.
Sarıldım...Bir daha kaybetmemek umuduyla en yakın arkadaşıma sarıldım.
Zeynep ilk başta afalladı sonra sıkıca kollarını bedenime sardı.
İç sesim yankılanıyordu zihnimde.
Ne çok şey yaşamış...
"Bir de bizim yaşadıklarımızı bilse." dedi iç sesim.
Sus iç ses. Hatırlatma...
Geri çekildiğimiz an göz göze geldik.
"Senin avukatın ben olacağım Zeynep. Burak'ı ne olursa olsun attıracakları o hapisten kurtaracağım."
Burukça gülümsedi. "Emin misin Eylül uyuşturucu yakaladılar çantada. Bunun cezası çok büyük."
"Evet doğru diyorsun ama o uyuşturucunun Burak'a ait olduğu hakkında hiçbir delilleri yok, ben de bunu kanıtlayacağım. Ama şimdi önemli olan yoğun bakım, ordan çıkar çıkmaz hapse atıcaklardır. O yüzden gidip yanında olmalıyız."
"Burak'ı yalnız bırakamayacağımdan yanında Fuat abi duruyor. Durumunu ondan saat başı öğreniyorum."
Rahat bir nefes aldım. "Tamamdır hadi bizde gidelim."
Düşünceli bir şekilde kafa salladı.
Vakit kaybetmemek amacıyla hızla çantamı aldım tam o sırada Zeynep'in cümlesi ile duraksadım.
"Eylül, Demir'de İstanbuldaymış diye duydum."
Demir...
Sırtım dönük olan bedenimi yavaşça Zeynep'e çevirdim.
"Onu da görebilir miyim?" diye çekinerek sordu.
Gözlerimi ondan kaçırdım kararsızlıkla. Ama haklıydı Demir'i görmek hakkıydı. Ayaklarım geri adım atmak istesede onu onayladım.
"Olur gel gidelim."
Mutlulukla yüzü parlarken ben önden o arkamdan odadan çıktık. Yüzümde sert bir ifade yer alırken Aslan hukuk bürosuna kendi ayaklarımla gidecek olmanın verdiği huzursuzluk vardı üzerimde.
Ferit'e hızla bir mesaj attım. Büyük olan arabayı getirmesini istedim. Bu araba hep günlük kullandığım bir arabaydı ama o yere gideceksem gizlenmekte fayda vardı.
İkimizde arka koltuğa yerleştiğimizde Ferit'in anlamaz bakışları beni buldu. Gözlerimi kapatıp açtım sorun yok dercesine.
"Nereye gidiyoruz Eylül Hanım?"
Ellerim yumruk oldu anında. "Aslan Hukuk Bürosuna."
Şaşkınlıkla gözleri büyüdünFerit'in. "Gerçekten mi?" dercesine bir ifade vardı suratında. Zeynep camdan dışarı bakarken kafa salladım ona.
Kafası karışmış olsa da arabayı çalıştırdı.
Sinir her bir hücremi ele geçirirken sakin olmaya çalıştım. Gözlerim camdan dışarıyı izledi birer birer.
Ferit'in fren yapması ile durduğumuzu anladım. Siyah gözlüğümü çantamdan çıkardım. Zeynep heyecanla bana bakarken gözlüğümü takmadan son kez ona baktım.
"Sen burada bekle ben Demir'i getirip geleceğim."
Hızla kafa salladı. Ferit'e dikkatli ol bakışı attım. Kafasını onaylar şekilde salladı. Derin bir nefes alıp hızla indim.
Bugünün manşetler kısmında yer alacağımı şimdiden tahmin ediyordum. Gizlice girmek için bir giriş yoktu bir de daha güneş bile tam batmamışken aksiyona hiç gerek yoktu. O zaman havalı bir giriş gerekiyordu.
Topuklularımın çıkardığı sesle güvenlikteki adamların şaşkın bakışları beni buldu. Saçımı savurup ilerledim. Bugünün manşet haberlerini halletmesi için Selin'e haber vermem gerektiğini aklıma yazdım.
Güvenlikçiler hiçbir şey diyemezken resepsiyondan Demir'in odasını öğrendim. Daha çok yeni öğreniyormuş gibi rol yaptım. Selin ile araştırmalarımızla kaçıncı katta olduğunu, odasının hangi cepheye baktığını bile öğrenmiştik.
Asansörden indiğimde çalışanların gözü beni buldu. Bir uğultu olurken kapısının önüne geldim. Gözlüğümü çıkarıp çantanın içine attım.
İlk başta soluklandım kapının kolunu kavradım yavaşça.
Sakin ol Eylül. Yap gitsin.
Düşünme. Sadece yapman gerekeni yap.
Kapıyı hızla açtım, bir adım öne atıcakken o sırada hiç beklemediğim bir şey oldu.
Demir ile göz göze geldik. Yüzlerimiz birbirine çok yakındı neredeyse burunlarımız birbirine değecekti.
Kapıyı açmak için havada asılı kalan eli yavaşça indi. Gözlerim şaşkınlıkla açılı kalırken geri adım atamadım.
"Eylül..." diye fısıldadı Demir şaşkınlıkla.
İleri atacağım adımımı geri çektim mesafe koymak için.
"Benimle geliyorsun." diye sertçe emrettim.
"Nereye?"
"Çok soru sorma acele et hemen gitmeliyiz." dedim bileğini kavrarken asansöre doğru bildiğiniz koşarak gittik. Kapı kapanır kapanmaz soluklandım.
Bakışlarım Demir'e kayarken bileğinde duran elime baktığını fark ettim.
Hızla geri çektim.
Bakışlarımız birbirini buldu.
"Eylül neler olduğunu açıklayacak mısın?" diye sordu merakla.
"Neler olduğunu ben değil başka biri açıklayacak. Sadece beni takip et."
Hızla yan yana hukuk bürosudan çıktık. Kerim arabanın kilitli kapısını açtı ilk önce ben binip Zeynep'in karşısına oturdum.
Demir arkamdan binip ilk gördüğü yere Zeynep'in yanına oturdu.
Göz göze geldikleri an Demir'in şaşkınlığı yüzünden okunuyordu.
Bakışları kısa bir an beni buldu.
Geçmişin acı ve tatlı hatıraları gözünden akıp geçti teker teker.
Bense bakışlarımı ondan çevirip dışarıya baktım.
Sadece puslu, acı hatıralar zihnimi ele geçirirken...
|
•
|
Zeynep geçmişini Demir'e de yol boyunca anlatmıştı.
Arabanın arkasının ses geçirmez özelliği ile Ferit'in duymamasını sağladım.
Araba Zeynep'in söylediği hastanenin önünde durdu.
Birlikte indik Burak'ın bulunduğu kata geldiğimizde bizi hikayedeki Fuat abi karşıladı.
Zeynep Fuat abiye bizden bahsettiğini söylemişti. Bizi gören gözleri yabancılık çekmedi, tanıdı.
Zeynep Fuat abiye sarılırken biz baş selamı verdik. Kafamı sağa çevirdiğimde ise Burak'ı gördüm.
Durumu hala kritikti.
Her yetinden kablolar bağlanmış. Üst kısmının her yeri bandajlıydı.
Üçümüzde sırayla yan yana dizildik yol arkadaşımıza bakarken.
Bu sahne bana çok tanıdık geliyordu.
Bulut... dedi zihnim.
Bir zamanlar orda yatan kişi oydu. Ne kadar çok şey değişmişti. Şimdi Bulut burada değildi hatta kim bilir neredeydi.
Yansımam gözüme çarptı yavaşça. Yansımamdan gördüğüm kişi de ben değildim.
Aynı değildim.
Göz altlarım tonla makyaja rağmen mor, gözlerim yorgun, bedenim çok zayıftı...
Neredeydi eski Eylül?
Öldü...
Bana bakan bir çift göz hissetmem ile kafamı Demir'e çevirdim o an aynı şeyi düşündüğümüzü anladım.
Gözleri yalvarıyordu sanki beni bulmak için. Hissetmek, anlamak için.
Ama gözlerimde karanlıktan başka hiçbir şey yoktu.