10. Bölüm – Fırtına Öncesi SessizlikGök, gri bir örtü gibi uzanıyordu kampın üzerinde. Hava garip biçimde durgundu. Sanki doğa bile yaklaşmakta olan felaketi sezmişti. Ormanın ötesinde, Noar’ın ordusu yeniden toplanıyordu. Selene’nin lanetli büyüsü gökleri karartıyor, ölüm sessizce yaklaşıyordu.Kaemon, kılıcını bilemekteydi. Ama zihni başka bir yerdeydi — onun olduğu yerde. Alvara'nın. Onu düşündükçe kalbindeki savaş daha da büyüyordu. Bu artık sadece halklarını koruma savaşı değildi. Bu, aşkı uğruna savaştığı bir kaderdi.Alvara sessizce çadıra girdi. Gözleri Kaemon’u bulduğunda bir an her şey sustu. “Giderek daha da karanlık oluyor,” dedi. “Ama ben karanlıktan korkmuyorum. Sen yanımdayken.”Kaemon ayağa kalktı. Yavaşça Alvara’ya yaklaştı. “Ben senin yanında oldukça, hiçbir karanlık bizi yutamaz.”Bir anlık sessizlik.Ve sonra…İlk öpücük.Kaemon ellerini Alvara’nın yanağına koydu. Göz göze geldiler. Ardından dudakları buluştu — savaşın, kanın, ihanetten doğan acıların arasında, bir anda doğan saf, sıcak bir dokunuş. Dünya sanki o anda durmuştu. Ne geçmiş vardı ne de gelecek. Sadece o an.“Sana ne olursa olsun,” dedi Kaemon, “seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim.”Alvara da fısıldadı, sesi neredeyse bir dua gibiydi: “Seninle savaşır, seninle ölürüm... ama senden asla vazgeçmem.”---Gecenin İçinden Gelen ÇığlıkTam o anda kampın dışında borular öttü. Gözcüler bağırıyordu:“Noar’ın birlikleri saldırıyor! Kuzey kanadına sızdılar!”Kaemon ve Alvara göz göze geldi. Aşklarının sıcaklığı, buz gibi gerçeğe çarptı: savaş yeniden başlamıştı.Silahlarını kuşandılar. Birlikte çadırdan dışarı çıktılar. Gökyüzü şimşeklerle yankılanıyor, yer sarsılıyordu. Kara sancaklar ufukta belirmişti. Selene’nin büyücüleri önden geliyordu, ardından kılıç ve mızrak sesleri göğü yarıyordu.---Kan ve AlevKaemon, Alvara’nın elini sımsıkı tuttu. “Ayrılmayalım.”“Hiçbir zaman,” dedi Alvara.Ve birlikte, ön cepheye koştular.Savaş, korkunçtu. Büyü alevleri havada patlıyor, askerler gölgelerin içinde yok oluyordu. Kaemon bir kılıç darbesiyle üç düşmanı biçti, Alvara ise bir büyücünün büyüsünü savuşturup karşı saldırıya geçti.Ama savaş bir ölüm çemberiydi ve çevrelerinde dostlar birer birer düşüyordu.---Gölgelerin Arasındaki TuzakTam siper almak üzereyken, bir gözcü nefes nefese geldi.“Kaemon! Alvara! Kuzeydoğudan gelen yeni bir birlik daha var. Onlar... farklı. İçlerinde... Dylan da var.”Kaemon’un gözleri karardı. “Dylan.”Alvara kılıcını sıkıca tuttu. “Bizi içeriden vurmaya çalışıyorlar.”Kaemon, Alvara’ya baktı. “Bu gece... kaderimizi belirleyecek.”Ve birlikte, kanın ve yıldırımın içinde ilerlediler. Dylan, onları bekliyordu. Selene ise büyüsünü tamamlamak Kaemon ve Alvara, kuzeydoğudaki ormanın kenarına ulaştıklarında, havada yankılanan uğultu büyümüştü. Kara pelerinli bir birlik onları bekliyordu. Aralarından biri öne çıktı.Dylan’dı.Yüzünde öyle bir ifade vardı ki, Kaemon onu ilk kez görmüş gibi hissetti. Sevgiyle değil, delilikle bakan bir adamdı bu. Elleri arkasında bağlıydı. Gözleri yalnızca Alvara'ya kitlenmişti.“İkisini de alın,” dedi.Ama beklenen olmadı.O an Selene’nin lanetli büyüsü göklerde patladı. Yıldızlar kararır gibi oldu. Gökten bir kara alev süzüldü ve kampın merkezine indi. Orada patlayan büyü, birçok askeri havaya savurdu. Bu, sadece fiziksel değil, ruhu ezen bir büyüydü. Bazıları çıldırdı, bazıları diz çöktü. Bu, Selene’nin ‘Kırık Zihin’ büyüsüydü.Kaemon gözlerini kıstı. “Alvara, büyü kampın içini vuruyor. Onları yalnız bırakmayız!”Ama Alvara'nın gözleri Dylan’a kilitlenmişti. “Kaemon... o bana bakarken, yalnızca seninle olan her şeyi yok etmek istiyor.”Kaemon başını eğdi. “Biliyorum. Beni değil, bizi hedef alıyor.”Ve ardından, Kaemon Alvara’ya döndü. Göz göze geldiler. Dünya birkaç kalp atışı için sessizleşti.Kaemon fısıldadı:“Eğer bu gece ölürsek bile… son anım seninle olsun.”Alvara yanıt vermedi. Sadece yaklaştı. Ve Kaemon’un dudaklarına bir öpücük kondurdu. Uzun, sessiz, duygularla mühürlenmiş bir öpücük...Savaşın ortasında, ölümün kıyısında...Aşkları mühürlendi.---Savaşın Son VuruşuKaemon, gözlerini açtı. “Artık savaş vaktidir.”Ve ileri atıldı. Karanlık birlikleri ikiye yardı. Alvara da onun hemen arkasındaydı. Kılıçlar parladı, büyüler çarpıştı. Birlikte ilerlediler.Ama savaşın ortasında Kaemon birden tökezledi. Omzuna bir ok saplanmıştı. Bir an için geri çekildi ama Alvara onun yanında belirdi.“Kaemon, seni yalnız bırakmam!”“Ben de seni!” dedi Kaemon, son bir hamleyle düşmanı yere sererek. “Bu gece bizim olacak!”---Ve Geceye Kapanan KapıGece sonunda, kamp ağır kayıplarla da olsa saldırıyı geri püskürttü. Selene kaçtı. Ama Dylan... ortadan kaybolmuştu.Alvara, Kaemon’un yanında durdu. “Biz yaşadık... ama bu daha bitmedi.”Kaemon başını salladı. “Hayır. Ve Dylan... geri dönecek. Ama ben seninleyim. Ne olursa olsun.”Alvara, Kaemon’un elini tuttu. “Her şey için birlikte savaşacağız. Her şey için...”Kaemon bir an durdu. Sanki içinde garip bir his vardı.“Bu gece zafer gibi hissettirse de... karanlık hâlâ gölgelerde saklanıyor.”
Bölüm 10
Fırtına öncesi sessizlik
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.