İçeriğe geç

Küllerin ithali

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Küllerin ithali

Bölüm 3

3.Bölüm Herkes ebeveyn olmamalı

"Bazı evler vardır, içinde nefes alamazsınız. Bazı anneler vardır, kendi acılarını dindirmek için sizi ateşe atarlar. Benim hikayem, o ateşin tam kalbinde başladı."

1 ​ve 2. bölümde anlattığım o cehennemin en keskin hançeri aslında babamın kemeri değil, annemin o buz gibi bakışlarıydı. İnsanlar sanıyor ki anneler hep sever, hep korur. Hayır. Bazı anneler, kendi uğradığı zulmün acısını en savunmasız olanından, yani kendi kızından çıkarır. Ben doğduğum gün, annem için bir "umut" değil, bir "yük" olmuşum. Bunu bana her fırsatta, her bakışında hissettirdi.

​Benden nefret etmesi için hiçbir somut sebebi yoktu; sadece var olmam yetti ona. Ben çocukken, o koca evde kendimi bir hayalet gibi hissederdim. Annem, erkek kardeşimin başını okşayıp ona en sevdiği yemekleri yaparken; bana sadece yapılacak işlerin, silinecek yerlerin listesini fırlatırdı. Ben mutfakta yerleri ellerim parçalanana kadar silerken, o diğer odada "Hatalı doğan çocuk" diye fısıldardı arkamdan. Babam vurduğunda o gelip yaramı sarmazdı; tam tersine, "Hak ettin, daha fazlasını görmelisin ki haddini bilesin," diyerek o yaraya tuzu bizzat basardı.

​Hayatımızın en büyük kırılma noktası, babamın eve o ikinci kadını getirdiği gündü. Kasaba zihniyetinin o iğrenç yüzü bir kez daha hortlamıştı. Eve başka bir kadın geldiğinde annem yıkıldı sanmıştım, ama o yıkılmak yerine öfkesini bana kustu. "Senin yüzünden!" dedi bana, "Uğursuzluğun yüzünden baban eve bu kadını getirdi. Bir erkek çocuktan sonra bir tane daha getiremedim, senin gibi bir yükle kaldım diye oldu bunlar!"

​Babamın getirdiği o kadın, evin içinde bir kraliçe gibi ağırlanırken, annem ve ben o kadının hizmetçisi konumuna düşmüştük. Ama annem, o kadına ses çıkaramadığı için hıncını benden alıyordu. Kadın bir emir veriyordu, babam bakıyordu, annem ise o emri bana tokatla yaptırıyordu. Kendi annem tarafından istenmemek ve babamın ihanetinin suçlusu ilan edilmek, o kemer izlerinden çok daha derin yaralar açtı ruhumda.

​Otele, o parıltılı dünyaya geri dönmek benim tek kurtuluşumdu. Babama verdiğim o "tamam" sözü, bir boyun eğiş değil, büyük bir kaçışın ilk adımıydı. Otelin o devasa kapısından içeri girdiğimde, üzerimdeki o rutubet ve mutfak kokulu kıyafetlerden kurtulup üniformamı giydiğimde, kendimi başka bir evrende hissettim. Ailemin "günah" dediği o şehir ışıkları, aslında benim özgürlüğümün meşalesiydi.

​Bir hafta boyunca, eve sadece uyumak için gittim. Kazandığım paranın yarısını babamın önüne, o doymak bilmeyen avucuna atarken; diğer yarısını gizlice ayakkabımın astarına sakladım. Annem o parayı gördüğünde gözleri parlıyordu, paranın getirdiği rahatlığı seviyordu ama bana bakarken hala o nefret dolu soğukluk vardı. O parayı harcarken "uğursuz" olduğumu unutuyordu ama işine gelince yine o eski zehrini akıtıyordu.

​Otelde çalışırken, insanların birbirine saygı duyuşunu, kadınların dimdik yürüyüşünü izledim. Benim dünyamda kadın "kir" demekti, burada ise "emek". Kimse bana "Neden okudun?" ya da "Neden buradasın?" diye sormuyordu. Sadece işimi yapıyordum ve bu bana hayatım boyunca tatmadığım bir güç veriyordu.

​Mühür, kalbimin soğuyan küllerinden yeniden basıldı. Artık ne babamın kemeri, ne annemin bitmek bilmeyen nefreti, ne de o ikinci kadının küstahlığı beni durdurabilirdi. Ben kendi yolumu, kendi kanımla ve kimseden yardım almadan çiziyordum. Bu evden tamamen kurtulacağım ve o paraları yüzlerine çarpacağım günün hayali, çektiğim her sancıya değiyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.