Aylin, Deniz'e baktı.
"Hayatta kalanlar mı?"
Deniz evet der gibi başını salladı.
Apartmanın girişindeki sessizlik bir anda ağırlaşmıştı.
Arda da merakla onlara bakıyordu.
"Başka insanlar mı var?" diye sordu.
"Var."
Bu cevap Aylin'i şaşırttı.
Aylar boyunca yalnız olduğunu sanmıştı.
Sonra Deniz'i bulmuştu.
Şimdi ise daha fazla insanın hayatta olduğunu öğreniyordu.
"O zaman bu iyi bir şey değil mi?" dedi.
Deniz'in yüzündeki ifade değişmedi.
"Değil."
Aylin kaşlarını çattı.
"Ne demek istiyorsun?"
Deniz birkaç saniye sustu.
Sanki anlatıp anlatmamak arasında kalmış gibiydi.
"Onlarla birkaç ay önce tanıştım."
Aylin dikkatle dinliyordu.
"Başta normal insanlara benziyorlardı. Yardım teklif ettiler. Yemekleri vardı. Güvenli bir yerleri vardı."
"Sonra?"
"Sonra insanların kaybolmaya başladığını fark ettim."
Apartmanın içindeki hava bir anda daha da soğumuş gibi geldi, hepsi gerilmişti.
Arda sessizce yutkundu.
Deniz devam etti.
"Kimse nereye gittiklerini bilmiyordu. Sorular soranlar da kayboluyordu."
Aylin'in içi ürperdi.
"Peki sen nasıl kaçtın?"
Deniz gözlerini yere indirdi.
"Şans."
Tam o sırada üst kattan bir ses geldi.
Üçü de dondu.
Gıcırdayan bir tahta sesi.
Sonra bir ayak sesi.
Aylin'in kalbi hızlandı.
"Burada biri mi var?"
Arda korkuyla merdivenlere baktı.
Deniz çakısını çıkardı.
"Arkamda kalın."
Ayak sesleri yeniden duyuldu.
Yavaş.
Düzenli.
Birileri merdivenlerden aşağı iniyordu.
Aylin nefesini tuttu.
Gölgeler görünmeye başladı.
Bir kişi...
Sonra ikinci kişi...
Sonra üçüncü.
Üç yabancı.
Üzerlerinde koyu renk kıyafetler vardı.
Ve içlerinden birinin kolunda, çantadakiyle aynı sembol bulunuyordu.
Deniz'in yüzü bembeyaz kesildi.
Çünkü onları hatırlamıştı.
Ve bu kez kaçabileceklerinden emin değildi.