İçeriğe geç

Küllerin Ardından

Bölüm 3 · 2 dk okuma

Küllerin Ardından

Bölüm 3

Sırtımdaki Yük

Rıfat hâlâ elinde tuttuğu kimliğe bakıyordu.

"Bu... bu Zeynep mi lan gerçekten?" diye mırıldandı.

Kaan, bir an cevap veremedi. Gözleri hâlâ o oturan kadındaydı.

Geçmiş, dumanla birlikte yeniden yükseldi.

Zeynep, nefesini dengelemeye çalışarak yavaşça maskesini çıkardı.

Ciğerleri yanıyordu ama asıl yakan, karşısında duran adamdı.

Başını hafifçe kaldırdı.

Gözleri Kaan'a takıldı.

O an... geçmişin karanlık bir sayfası yeniden açıldı.

Bu adamı tanıyordu.

O gece…

Kaosun ortasında, Meclis binasının demir kapılarında kanlar içinde beklerken…

Omzundan yara almıştı Kaan.

Ama buna rağmen, onu içeriden çekip çıkaran oydu.

Zeynep'in darbenin liderini vurmasına giden yol, Kaan'ın gösterdiği direnç sayesinde açılmıştı.

Eğer Kaan o an orada olmasaydı...

Bugün burada yaşayan bir Zeynep olmayacaktı.

İçten bir nefes çekti.

Ne diyeceğini bilemeden sadece fısıldadı:

"Sen... o gece oradaydın."

Kaan, sözleri duyunca bir an sarsıldı.

Hızla kendini toparladı.

"Zeynep Hanımı hemen buradan götürün!"

dedi, öfkeli sesiyle. Etraf yankılandı.

Zeynep maskesini yeniden taktı.

Gözleri hâlâ Kaan'ın yüzündeki sertliği okuyordu.

Sinirlenmiş miydi? Yoksa sadece şok mu yaşıyordu?

Derin bir nefesle maskeyi indirip söyledi:

"Komutanım ben burada görevimi yapıyorum. Öğrencilerimin yanında olmalıyım."

Gözlerine kararlılıkla baktı.

"O gün, arkadaşlarım bu vatan uğruna şehit oldu. Bu zafer hepimizin zaferidir, sadece benim değil.

Bunun yükünün altında kalmak nasıl bir his, biliyor musunuz ha?!"

Kaan, sert bakışlarını yumuşatmadan hafifçe başını eğdi.

Zeynep’in gözlerine dikti gözlerini.

Ama bir anlığına onun titrediğini gördü.

Tartışmayı uzatmadı.

Üstünden çıkardığı kabanı onun omuzlarına bıraktı.

Zeynep, tek bir kelime etmeden ona ciddiyetle bakmayı sürdürdü.

Kaan başıyla arabayı işaret etti.

Ne olursa olsun, o bir komutandı.

Ve burası... bir zamanlar Zeynep'in üssüydü.

Yangın, itfaiye ekipleri tarafından kontrol altına alınmıştı.

Okulun yarısı yok olmuştu.

Çocuklar üzgün bir şekilde, tek kurtuluş yollarına bakıyorlardı.

Sanırım artık o da yoktu.

Askerî araca bindikten sonra, komutan burada beklemem konusunda beni uyardı.

İçeri girdiğimde, başını bilgisayardan kaldırmayan biriyle karşılaştım.

Dizüstü bilgisayarına gömülmüş bir kadındı.

"Merhaba," dedim.

Ama beni duymamış gibi yaptı.

Sanki yoktum.

Buhar maskesini tekrar taktım ve derin bir nefes aldım.

O sırada, kadını yan gözle bana bakarken yakaladım.

Göz göze geldiğimizi fark ettiği an, hızla başını çevirdi.

Yüz ifadesi bir şeyleri saklar gibiydi. Ya da sadece fazla çekingen miydi Zeynep?

Kendi kendime kafamda bu soruları kurarken kapı hızla açıldı.

İçeri Kaan girdi ve sürücü koltuğuna geçti.

Onun hemen yanındaki koltuğa Rıfat Abi oturdu.

Arka koltuklara askerler yerleşirken, hepsi benden olabildiğince uzak oturmaya çalışıyordu.

Camdan dışarıya bakarken, etrafın sessizliği içimi sıkıyordu

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.