İçeriğe geç

Küllerin Arasında

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Küllerin Arasında

Bölüm 1

BÖLÜM 1

İstanbul’un gece soğuğu, Boğaz’ın tuzlu havasıyla birleşince insanın kemiklerine işleyen bir jilete dönüşüyordu. Defne, garsonluk yaptığı lüks davetin terasında, gümüş tepsi elinde hareketsiz duruyordu. İçeride, Karadağ Holding’in yıl dönümü partisi tüm ihtişamıyla devam ediyordu. Kristal avizelerin ışığı, elmas gerdanlıkların üzerinde dans ederken, Defne’nin gözleri sadece bir kişiyi arıyordu: Kaan Karadağ.

Babası bir "kaza" sonucu öldüğünde, arkasında sadece borçlar ve bitmemiş bir adalet arayışı bırakmıştı. Defne, o geceden beri hiçbir şeyi unutmamıştı. Hukuk fakültesindeki başarısı, sadece onları hukuki bir kıskaca almak içindi. Ama şimdi, okyanusa karşı bir kibrit çöpüydü.

"Siparişleri içeri servis et."

Müdürün sert sesiyle irkildi. Başını eğip içeri girdi. Salon, paranın ve gücün ağır kokusuyla doluydu. O an, tam karşısında Kaan’ı gördü. Adam, siyah bir takım elbise içinde, bir heykel kadar kusursuz ve bir o kadar da ulaşılmaz duruyordu. Kaan, elindeki kadehi hafifçe sallarken, babası ve diğer iş ortaklarıyla konuşuyordu. Gözleri, kalabalığın üzerinde boş bir ifadeyle gezinirken, bir anlığına Defne’nin gözlerine takıldı.

Defne, bakışlarını kaçırmamak için büyük bir çaba sarf etti. O an, adamın gözlerindeki yorgunluğu fark etti. Bu, sadece bir yorgunluk değildi; bir yükün, bir vicdanın ağırlığıydı. Kaan’ın bakışları Defne’nin üzerinde bir saniye fazla takılı kaldı. O bir saniye, Defne’nin zihninde babasının cenazesindeki yağmur kadar soğuk ve deliciydi.

Kaan, yanındaki adamlardan izin isteyerek ayrıldı ve Defne’ye doğru yürüdü. Defne, elindeki tepsinin titremesine engel olmaya çalıştı.

"Buraya daha önce geldiğini sanmıyorum," dedi Kaan. Sesi, kadife bir karanlık gibiydi; yumuşak ama tekinsiz.

"Sadece garsonum, efendim," dedi Defne, sesini nötr tutmaya çalışarak. "Sizin dünyanızla sadece hizmet sektöründe kesişiyoruz."

Kaan, köşeli çenesini hafifçe oynattı ve gülümsedi. Ancak bu gülümseme, gözlerine ulaşmıyordu. "Dünyalar sadece mesleklerle ayrılmaz, Defne. Kim olduğun, ne taşıdığına bağlıdır. Sen ne taşıyorsun?"

Defne’nin nefesi göğsünde düğümlendi. Adını nereden biliyordu? Yaka kartına bakmadığına emindi. "Yüklerimi burada teşhir etmem yasak sanırım, Bay Karadağ."

Kaan, birkaç adım yaklaştı. Aramızdaki mesafe o kadar azalmıştı ki, Defne onun parfümündeki sedir ve tütün kokusunu alabiliyordu. "Bazı yükler, sahibini aşağı çekmek yerine güçlendirir. Ama dikkat et, o yükün altında ezilirsen seni ilk ben fark ederim."

Kaan, yanından geçerken omzu hafifçe Defne’nin omzuna çarptı. Bu temas, sanki bir elektrik akımı gibi Defne’nin tüm vücudunu titretti. Adam yürüyüp gittiğinde, Defne olduğu yerde çivilenmiş gibi kaldı. Kalbi, intikamın soğukluğuyla değil, daha önce hiç hissetmediği bir karmaşayla çarpıyordu. Kaan, bir avcı mıydı yoksa bir müttefik mi?

Gecenin ilerleyen saatlerinde, davet bittiğinde Defne, arka kapıdan çıkıp Balat’ın dar, loş sokaklarına daldı. Evinin olduğu sokağa saptığında, siyah bir aracın kaldırımda beklediğini gördü. Araba, Kaan’ınkiydi. Penceresi yavaşça açıldı.

"Bu mahalle senin için çok tehlikeli, Defne," dedi Kaan, arabanın içinden. "Ya da belki de burası, senin gerçek yüzünü sakladığın yerdir."

Defne durdu, elindeki çantayı daha sıkı kavradı. "Siz neyin peşindesiniz? Benimle oyun mu oynamaya çalışıyorsunuz?"

Kaan, kapıyı açıp arabadan indi. Boyu, Defne’nin üzerine bir gölge gibi düştü. "Oyun oynamıyorum. Ben de senin gibi bu ailenin parçasıyım ama bu aileyi en çok ben nefret ediyorum. Senin baban... O, bu holdingin kurbanı olan ilk kişi değil."

Defne’nin gözleri dehşetle açıldı. Kaan, elini uzatıp Defne’nin çenesini nazikçe kavradı. Başını kaldırmasını sağladı. "Babanın intikamını mı alacaksın? Yoksa bu cehennemi beraber mi yakacağız?"

Defne, adamın gözlerine baktı. Kaan’ın gözlerinin derinliklerinde kendi acısının bir yansımasını gördü. Bu adam, kendi ailesini yıkmak isteyen bir meczup muydu, yoksa kurtarıcı mı? Ancak daha bir kelime bile edemeden, sokağın girişinde bir arabanın farları yandı. Kaan aniden Defne’yi kendine çekti ve sokağın çıkmazındaki bir duvarın arkasına savurdu.

"Sessiz ol," diye fısıldadı kulağına. "Şu an öldürülmememiz için dua et."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.