Eylül’ün elindeki fenerin ışığı gözümü alırken, duyduğum sözlerin ağırlığıyla otoparkın ortasında çakılıp kaldım. Hayatta güvendiğim üç beş insandan biri, meğer en başından beri bizi müdüre gambitleyen casusmuş.
"Eylül... Sen ne yapıyorsun?" diyebildim sadece. Sesimdeki hayal kırıklığı otoparkın boşluğunda yankılandı.
Eylül telefonunu cebine koyarken o bildiğim sevimli kızdan eser kalmamıştı. Yüzünde buz gibi bir ifade vardı. "Kişisel algılama Bige. Bu okulda herkes bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Benim de ödemem gereken bedeller var," dedi, sesi o kadar rahat çıkmıştı ki içim ürperdi.
Barlas beni hafifçe arkasına doğru itti, eli doğrudan belindeki arabasının anahtarına gitti. Gözlerini bir an bile Eylül’ün üzerinden ayırmıyordu. "Boşuna konuşma Bige, onunla harcayacak vaktimiz yok. Adamlar yolda," diye gürledi.
Barlas haklıydı. Uzaktan gelen araba farlarının ışığı otoparkın girişini aydınlatmaya başlamıştı. Müdürün korumaları hızla içeri giriyordu.
"Bin arabaya!" diye bağırdı Barlas.
Kapıyı açıp kendimi siyah spor arabaya nasıl attığımı hatırlamıyorum. Barlas da sürücü koltuğuna geçer geçmez motoru delirmiş gibi çalıştırdı. Eylül arkamızda kalırken, Barlas vitesi geriye takıp otoparktan çıkmak için gaza yüklendi. Tam o sırada iki siyah lüks araç önümüzü kesti. Araçların içinden elleri silahlı adamlar iniyordu.
Barlas direksiyonu sertçe kırıp kaldırımın üzerinden bahçeye daldı. Araba çimlerin üzerinde savrulurken arkamızdan silah sesleri yükseldi. Ama asıl büyük darbe arabanın içinden gelecekti. Barlas hızla ana yola çıkarken, ceketinin içindeki o mavi dosya koltukların arasına düştü.
Araba hızla ilerlerken gözüm yerdeki dosyaya kaydı. Açılan sayfaların arasından yere bir fotoğraf düşmüştü. Fotoğrafı alıp ters çevirdiğimde nefesim kesildi. Fotoğraftaki kişi Barlas’ın yıllar önce şüpheli bir kazada ölen abisiydi. Ve fotoğrafın arkasında müdürün el yazısıyla şu not düşülmüştü:
“Barlas’ın abisinin ölüm emrini veren asıl kişi: Bige Yılmaz’ın babası.”
Başından beri Barlas’ın bana yaklaşma sebebi aşk değil, abisinin intikamıydı. İşte şimdi her şey yerle bir olmuştu.
✍️ Yazarın Notu ve Okuyucu Soruları (Gelin Konuşalım! 👇):
Arkadaşlar... Bölüm sonunda ben bile nakavt oldum resmen! 😱 Eylül’ün yılan çıkmasının şokunu atlatamadan, asıl büyük darbe Barlas ve Bige’nin geçmişinden geldi. Ortalık fena karıştı. Gelin yorumlarda bir durum değerlendirmesi yapalım:
- Fotoğrafın arkasındaki o not hakkında ne düşünüyorsunuz? Bige’nin babası gerçekten bu işin içinde olabilir mi, yoksa müdür Barlas’ı Bige’ye düşman etmek için mi bu kumpası kurdu? 🤔
- Barlas bu gerçeği en başından beri biliyor muydu dersiniz? Bige’ye yaklaşma sebebi gerçekten sadece intikam mıydı, yoksa plana sadık kalamayıp gerçekten aşık mı oldu? 🖤
- Eylül’ün bu ihanetinden sonra Bige okulda kime güvenecek? Araba hızla uzaklaşıyor ama Bige bu fotoğraftan sonra Barlas’ın yanında kalmaya devam edecek mi? 🚨
Bölümü beğendiyseniz oylamayı (yıldız vermeyi) unutmayın dostlar. Satır arası yorumlarda teorilerinizi bekliyorum, hepsine tek tek döneceğim. Bu sefer günün ilerleyen zamanlarında 14. bölümde görüşmek üzere! 👊
