Elif derin bir nefes aldı. Artık yapabileceği tek şey, Erdem’in peşinden gelmemesini ummaktı. Elindeki poşeti sıkıca kavrayıp hızlı adımlarla yürümeye başladı. Fakat attığı her birkaç adımdan sonra istemsizce arkasına dönüyor, Erdem’in hâlâ orada olup olmadığını kontrol ediyordu.
Erdem ise arabasının yanında durmuş, Elif’in gözden kaybolmasını izliyordu. Onun bu kadar tedirgin davranması içinde garip bir merak uyandırmıştı. Kaşlarını hafifçe çatıp kendi kendine, “Neden bu kadar çekiniyor?” diye mırıldandı.
Elif birkaç sokak ilerledikten sonra eski evinin bulunduğu sokağa girdi. Tam kapının önüne yaklaşmıştı ki arkasından tanıdık bir ses duyuldu.
“Elif kızım, sonunda geldin!”
Elif olduğu yerde duraksadı. Kalbi kısa bir anlığına hızlandı. Hemen arkasını dönüp sessizce, “Ayşe teyze, lütfen sus...” dedi.
Ayşe teyze şaşkınlıkla ona baktı. “Ne oldu kızım?” diye sordu.
Elif, yaşananları kısaca anlatınca Ayşe teyze hemen durumu anladı. Küçük kıza yardım etmek için hiç düşünmeden onun annesiymiş gibi davranmaya başladı. Elif’i zor durumda bırakmamak için bu oyuna uyum sağladı.
Tam o sırada Erdem yanlarına geldi. Elindeki poşeti Ayşe teyzeye uzattı.
“Evladım, zahmet etmişsin. Çok teşekkür ederim. Herkes böyle düşünceli davranmıyor.” dedi Ayşe teyze sıcak bir gülümsemeyle.
Erdem hafifçe gülümsedi. “Ne demek Ayşe teyze, önemli değil. Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.”
Elif şaşkın bir şekilde onları izledi. “Aaa, hiç gelmene gerek yoktu. Ben zaten şimdi geliyordum.” dedi.
Erdem, Elif’in poşeti annesine teslim ettiğini düşünerek içten içe rahatladı. Oysa poşet Ayşe teyzeye verilmişti. Bir süre sonra ikisi de oradan ayrıldı. Ayşe teyze ise kimse fark etmeden Elif’in evinin önüne gidip poşeti görünmeyecek bir yere bıraktı.
Bir süre sessizce yürüdükten sonra Erdem kararan havaya baktı.
“Hava bayağı karardı. İstersen seni evine bırakayım.” dedi.
Elif küçük bir gülümsemeyle başını salladı. “Yok, teşekkür ederim. Zaten yakın. Arabaya gerek yok.”
Erdem tekrar teklif etmek istese de Elif’in bunu istemediğini anlamıştı.
“Peki o zaman. Yarın saat 9.00’da dükkânda olursun. Bu da dükkânın anahtarı.” dedi.
Ardından cebinden küçük bir kutu çıkarıp Elif’e uzattı. Elif kutunun içinde ne olduğunu tahmin etmişti.
“Sana bir küpe aldım.” dedi Erdem. “Şans getirir diye düşündüm. Sana vermek istedim.”
Elif hediyeye bakarken yüzünde küçük bir tebessüm oluştu. “Çok teşekkür ederim. Ne gereği vardı?” diye sordu.
Erdem samimi bir ifadeyle, “Benim için sadece içimden gelen bir şey. Kabul edersen beni mutlu edersin.” dedi.
Elif kabul edip küpeyi aldı. Erdem ona son kez gülümsedi, ardından arabasına binerek uzaklaştı.
Elif arkasından bakarken derin bir nefes verdi.
“Ohhh...” diye fısıldadı.
Sonunda evine doğru yürümeye başladı. Ayşe teyzenin bıraktığı poşeti alıp kapısını açtı.
“En azından dolap çalışıyor. Çalışmasa bunu koyacak yer bulamazdım.” diye kendi kendine söylendi.
Biraz yemek yedikten sonra duşa girdi. Suyun soğuk olmasına rağmen buna alışkındı. Yaklaşık yarım saat sonra odasına geçti. Yarın başlayacağı yeni işin heyecanıyla yatağına uzandı.
Elif’in sadece tuşlu bir telefonu vardı. Alarmını kurdu. İlk maaşıyla aldığı yuvarlak saatini yatağının yanına koydu. Sonra gözlerini kapattı ve uzun zamandır hissetmediği huzurla uykuya daldı.
Sabah saat 8 olduğunda Elif sakin bir şekilde uyandı. Hazırlandı, Erdem’in verdiği küpeyi taktı ve dolaptaki birkaç yiyecekle kahvaltısını yaptı. Ayakkabılarını giyip evden çıktı ve dolmuşa bindi.
Yol boyunca yüzünde küçük bir gülümseme vardı. Gökyüzüne, ağaçlara ve uçuşan kuşlara bakarken uzun zamandır unuttuğu bir huzuru hissediyordu.
Dükkâna vardığında saat tam 9 olmuştu. Anahtarı çıkarıp kapıyı açtı. Önce her zamanki gibi temizliğe başladı. Masaları düzenledi, mutfağı toparladı ve üst katı da temizledi.
Doğalgazcıların geleceğini öğrenince beklerken boş durmak istemedi. Dükkânın önünü temizlemeye başladı. Tam o sırada kenarda duran güzel çiçek saksılarını fark etti.
Erdem, dükkân daha güzel görünsün diye renk renk çiçekler almıştı. Fakat Elif’in bundan haberi yoktu.
Yan dükkândaki kadın gülümseyerek, “Onları Erdem bey aldı kızım. Dükkân daha güzel görünsün istemiş.” dedi.
Elif şaşkınlıkla çiçeklere baktı. Kokuları o kadar güzeldi ki... Sanki hayal ettiği yer tam olarak böyleydi.
Çiçekleri tek tek alıp müşterilerin daha rahat görebileceği yerlere yerleştirdi. Suladı, bakımını yaptı. Dükkânın havası bir anda değişmişti.
Elif birkaç adım geri çekilip dükkâna baktı. İçinde küçük ama gerçek bir mutluluk vardı.
Tam o sırada ustalar geldi ve doğalgazı açmak için çalışmaya başladılar. Elif onları izlerken farkında olmadan gülümsüyordu.
Belki de bu dükkân, onun için sadece bir iş yeri olmayacaktı. Belki de hayatının yeni başlangıcı olacaktı.