Elif işe başlamıştı. Dükkân daha yeni açılacağı için içeride yapılacak çok iş vardı. O gün Mahmut amcanın adını da öğrenmişti. Mahmut amcanın eşi ise Zehra teyzeydi. Zehra teyze gençliğinde ünlü bir aşçı, hatta bir şefti. Yıllarca birbirinden güzel yemekler yapmıştı. Yaşı ilerleyince mesleğini bırakmak zorunda kalmıştı ama yemek yapma konusundaki ustalığını hâlâ kaybetmemişti.
Elif büyük bir hevesle temizliğe başladı. Bir yandan o, bir yandan Mahmut amca çalışıyordu. Dükkân uzun zamandır kullanılmadığı için her yer toz içindeydi. Raflar, camlar ve yerler neredeyse görünmeyecek kadar kirlenmişti.
Yaklaşık yarım saat sonra bütün tozlar temizlenmiş, dükkân pırıl pırıl olmuştu. Ardından yeni boyalar yapıldı. Mahmut amcaya yan dükkândaki tanıdığı esnaflar da yardım etmişti. Yaşlı olmasına rağmen Mahmut amca hâlâ oldukça güçlüydü.
Elif yerleri silerken kapının önünde siyah saçlı, ela gözlü ve oldukça yakışıklı bir genç gördü. Onu müşteri sandığı için pek umursamadı ve işine devam etti.
Genç içeri girer girmez Mahmut amcaya,
"Dede, hazırlıklar nasıl gidiyor?" diye sordu.
Mahmut amca gülümseyerek,
"Gayet iyi gidiyor. Hem sana birini de tanıştıracağım." dedi.
Sonra Elif'i işaret etti.
"Bu bizim yeni temizlikçimiz Elif. Çok çalışkan ve iyi niyetli bir kız."
Genç, Elif'in yanına doğru yürüdü.
"Merhaba."
Elif irkilerek arkasını döndü. Karşısındaki genci görünce ne diyeceğini şaşırdı.
"M-Merhaba..." diyebildi utangaç bir sesle.
Genç gülümseyerek elini uzattı.
"Ben Eren. Mahmut dedemin torunuyum. Yakında bu restoranı ben işleteceğim."
Elif de utana sıkıla elini uzattı.
"Ben de Elif. Tanıştığımıza memnun oldum."
Eren gülümseyerek,
"Ben de memnun oldum. İlk günün nasıl geçiyor?" diye sordu.
"Güzel... Biraz yorucu ama alışırım." dedi Elif.
Eren dükkânın etrafına bakarak,
"Burası çocukluğumdan beri en büyük hayalimdi. Küçük ama sıcak bir restoran açmak istiyorum. İnsanlar buraya sadece yemek yemeye değil, mutlu olmaya da gelsin istiyorum." dedi.
Elif farkında olmadan Eren'i dinlemeye dalmıştı. Onun konuşurken gözlerinin içinin parladığını gördü. Bir an göz göze geldiler. Elif hemen bakışlarını kaçırdı. Kalbi hızlı hızlı atmaya başlamıştı. Nefesini tutmuş gibi hissediyordu. Neden böyle olduğunu kendisi bile anlayamıyordu.
Eren ise gülümseyerek konuşmaya devam etti.
"Bir hafta sonra eksikler tamamlanacak. Doğalgaz bağlanacak, ustalar gelecek ve restoranımız açılacak."
İkisi uzun süre sohbet ettiler. Restoranın nasıl olacağını, yapılacak hazırlıkları ve gelecek planlarını konuştular. Zamanın nasıl geçtiğini ikisi de fark etmedi.
Uzaktan onları izleyen Mahmut amca gülümseyerek,
"Siz ikiniz sohbeti biraz fazla koyulaştırdınız galiba." diye seslendi.
Elif bir anda utandı. Yanakları hafifçe kızardı.
"Ben... Ben işime döneyim." diyerek hemen yerleri silmeye devam etti.
Bir süre sonra Mahmut amca cebinden bir miktar para çıkarıp Elif'e uzattı.
"Kızım, şu listedeki malzemeleri marketten alıp gelir misin?" dedi.
Elif listeyi alıp koşarak markete gitti. Kısa süre içinde bütün malzemeleri alıp geri döndü.
Dükkânın içi tamamen temizlenmişti ama dış cepheyi silmeyi unutmuşlardı. Mahmut amca bu işi de Elif'e verdi.
Elif camları silerken dükkânın önüne lüks siyah bir araba yanaştı. Arabadan uzun sarı saçlı, mavi gözlü, son derece güzel bir genç kız indi. Üzerinde şık kıyafetler vardı. Neredeyse hiç makyaj yapmamıştı ama doğal güzelliği herkesi kendine hayran bırakacak kadar etkileyiciydi.
Elif de aslında çok güzeldi. Hatta onu gören birçok kişi bunu fark edebilirdi. Fakat Elif, yoksulluk içinde büyüdüğü için kendi güzelliğinin hiçbir zaman farkına varamamıştı.
Tam o sırada Eren'in yüzünde büyük bir gülümseme belirdi.
"Hoş geldin..." dedi.
Elif ise karşısındaki genç kızın kim olduğunu merak ederek onları sessizce izlemeye başladı...