İçeriğe geç

Küller ve Yıldızlar

Bölüm 14 · 2 dk okuma

Küller ve Yıldızlar

Bölüm 14

Yıldız odası

Kulübenin içindeki hava ağırlaşmıştı.

Yağmur yeniden başlamış, damlalar çatının üzerine düzensiz bir ritimle vuruyordu.

Lavinya, İlk Lavinya'nın yüzüne bakıyordu.

Kadın birkaç dakika önce "Darius Yıldız Odası'nı açtı." demişti ama devamını getirmemişti.

Sanki söylemek istemediği bir şey vardı.

Kael sabrını kaybetmeye başlamıştı.

"Artık bize her şeyi anlatmalısın."

İlk Lavinya sessiz kaldı.

"Yıllardır kaçıyoruz." diye devam etti Kael. "İnsanlar ölüyor. Darius peşimizde. Ve hâlâ neyin içinde olduğumuzu tam olarak bilmiyoruz."

Kadın gözlerini kapattı.

Yorgun görünüyordu.

Çok yorgun.

Sonunda konuştu.

"Yıldız Odası bir oda değil."

Lavinya kaşlarını çattı.

"Ne demek istiyorsun?"

"Yıldız Odası bir yerden çok daha fazlası."

Kadın ayağa kalktı.

Pencereye yürüdü.

Yağmuru izledi.

"Yüzyıllar önce Arden ailesi bir keşif yaptı."

"O neydi?" diye sordu Lavinya.

Kadın yavaşça ona döndü.

"İnsanların bilmemesi gereken bir şey."

O gece kimse uyuyamadı.

Sabaha karşı kulübeden ayrıldılar.

Yolları dağların arasından geçiyordu.

Gökyüzü griydi.

Hava serinlemişti.

Lavinya arabanın camından dışarı bakıyordu.

Kael sürüyordu.

İlk Lavinya arka koltukta sessizce oturuyordu.

Bir süre sonra Lavinya konuştu.

"Sen gerçekten elli yıldır uyuyor muydun?"

Kadın hafifçe gülümsedi.

"Uyumak gibi değildi."

"Peki nasıldı?"

"Rüya görmek gibi."

"Ne gördün?"

Kadın uzun süre cevap vermedi.

Sonra fısıldadı.

"Geleceği."

Lavinya'nın tüyleri diken diken oldu.

Öğleden sonra eski bir kasabaya ulaştılar.

Burası haritalarda bile zor bulunan yerlerden biriydi.

Dar sokaklar.

Taş evler.

Sessiz meydanlar.

Kael arabayı küçük bir pansiyonun önünde durdurdu.

"Birkaç saat dinleneceğiz."

Kimse itiraz etmedi.

Akşam olduğunda Lavinya dışarı çıktı.

Kasaba sessizdi.

Meydandaki çeşmeden akan suyun sesi duyuluyordu.

Bir süre yürüdü.

Kafasını toparlamaya çalışıyordu.

Derken bir bankın yanında Kael'i gördü.

Tek başınaydı.

Elinde eski bir fotoğraf vardı.

Lavinya yavaşça yanına oturdu.

Kael fotoğrafı kapatmaya çalıştı.

Ama geç kalmıştı.

"Annen mi?"

Kael başını salladı.

Gözlerini fotoğraftan ayırmıyordu.

"Onu çok özlüyorum."

Lavinya ne diyeceğini bilemedi.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra Kael hafifçe güldü.

"Çocukken dedektif olmak isterdim."

Lavinya şaşırdı.

"Ciddi misin?"

"Evet."

"Niye?"

"Macera filmlerini çok izlerdim."

Lavinya gülmeye başladı.

"Bu hiç beklemediğim bir cevap."

"Sen ne olmak isterdin?"

Lavinya düşündü.

"Yazar."

"Yazar mı?"

"Evet."

"Olabilirsin."

Lavinya omuz silkti.

"Artık biraz zor."

Kael ona baktı.

"Hayır."

"Neden?"

"Çünkü bütün bunlar bittiğinde önünde hâlâ bir hayat olacak."

Lavinya cevap vermedi.

Ama o sözler kalbinin bir yerinde kaldı.

Gece çöktüğünde pansiyona döndüler.

Tam uyuyacakları sırada kapı çalındı.

Tak.

Tak.

Tak.

Kael hemen ayağa kalktı.

"Bu saatte kim olabilir?"

Kimse cevap vermedi.

Kapı tekrar çalındı.

Bu kez daha sert.

Tak!

Tak!

Tak!

Kael yavaşça kapıya yaklaştı.

Kapıyı araladı.

Koridorda kimse yoktu.

Ama yerde küçük bir kutu duruyordu.

Kael kutuyu aldı.

Masanın üzerine koydu.

Lavinya dikkatle baktı.

Kutunun üzerinde kuzgun sembolü yoktu.

Onun yerine siyah bir ay vardı.

İlk Lavinya'nın yüzü anında değişti.

"Hayır..."

Lavinya ürperdi.

"Nedir bu?"

Kadın titreyen bir sesle konuştu.

"Gece Konseyi."

Kael kutuyu açtı.

İçinden eski bir anahtar çıktı.

Ve katlanmış bir not.

Lavinya notu açtı.

Kâğıtta yalnızca şu yazıyordu:

"Darius'u durdurmak istiyorsanız yarın gece kuzey kayalıklarına gelin."

Altında ise başka bir cümle vardı.

"Geç kalırsanız Kael ölecek."

Oda bir anda sessizliğe gömüldü.

Lavinya yavaşça başını kaldırdı.

Kael'in yüzündeki ifade ilk kez gerçekten korkmuş görünüyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.