İçeriğe geç

KÜLLER VE KAN

Bölüm 4 · 2 dk okuma

KÜLLER VE KAN

Bölüm 4

KÜLLERİN ARASINDA

Karanlık, Kant’ı yutacakmış gibi ağırdı. Ayinin tamamlanmasının üzerinden dakikalar geçmişti ama dünya hâlâ eski hâline dönmemişti. Havada yanık kokusu vardı. Toprak hâlâ sıcaktı. Zaman bile burada farklı akıyormuş gibi hissettiriyordu. Ve Morgana… Kant gözlerini kırpıştırarak onu süzdü. Morgana, bir heykel gibi hareketsiz duruyordu. Uzun, siyah saçları rüzgârsız havada bile kıpırdanıyordu. Kırmızı gözleri, hiçliğin içinden gelmiş gibi donuk ve dipsizdi. Yavaşça başını kaldırdı. Kant istemsizce geri çekildi. Güçlüydü. O kadar güçlüydü ki, odadaki hava bile onun varlığına uyum sağlıyordu. Sanki dünya, onun varlığına alışmaya çalışıyordu. Morgana, ince parmaklarını hareket ettirdi. Elini havaya kaldırdı ve avcunun içinde küçük bir alev belirdi. Kant, alevin renginin normal olmadığını fark etti. Bu, bildiği ateşlere benzemiyordu. Kırmızı değildi. Turuncu da değil.

Simsiyah. Bu, Morgananın öz gücüydü. Yavaşça Kant’a döndü. “Ne kadar zaman geçti?” Kant, boğazını temizledi. “Yıllar.” Morgana gözleri kısıldı. “Kaç yıl?” Kant, doğru cevabı bilmiyordu. Tam sayı veremezdi. Ama bildiği bir şey vardı: Morgana, bu cevaptan memnun olmayacaktı. “Sana bunu söylemeden önce…” dedi Kant, sesini kontrol etmeye çalışarak. “Sana neden burada olduğumu anlatmalıyım.” Morgana başını yana eğdi. Gözleri, avucundaki siyah alevin ışığında parlıyordu. Kant iç çekti. “Ben seni intikam için uyandırmadım.”

Morgana’nın bakışları tehlikeli bir şekilde daraldı. Kant devam etti. “Benim annem öldü. Onu geri getirmek istiyorum.” Sessizlik. Bir an boyunca Morgana hiçbir şey söylemedi. Sonra, hafifçe güldü. Kant ürperdi. Bu gülüşte bir alay, bir tehdit vardı. “Beni sadece bir araç olarak mı görüyorsun?” diye sordu Morgana. Kant gözlerini kaçırmadı. “Senin gücüne ihtiyacım var. Senin bana ihtiyacın var.” Morgana, ona yaklaştı. Kant, onun hareketini izlerken bedeninin gerildiğini fark etti. Morgana, neredeyse fısıldar gibi konuştu. “Beni uyandırdın. Beni geri çağırdın.”

Kant başını salladı. Morgana, hafifçe gülümsedi. “O zaman şimdi ikimiz de birbirimize bağlıyız.” Kant, kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsun?” Morgana, gözlerini kıstı. Kant’ın bileğindeki eski mühür, parıldamaya başladı. Morgana, başını eğerek hafifçe fısıldadı: “Artık senin kanın da bu büyünün bir parçası, Büyücü. Sen, beni çağırırken farkında olmadan kendini de bu kaderin içine mühürledin.” Kant’ın kalbi hızlandı. Morgana, ona daha da yaklaştı. “Sen olmadan ben var olamam.” Kant, nefesini tuttu. “Ve ben olmadan… sen de yaşayamazsın.” Bu sözler, gecenin içinde yankılandı. Kant, büyünün ciddiyetini o an anladı.

Ve artık geri dönüşü yoktu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.