Zaman Atlaması – İlk Adımlar
Alp, ilk adımını attığında Aylin çoktan yürüyordu. Sessizce köşeden onu izliyor, sonra kendi ayaklarının üstünde durmaya çalışıyordu. Başardı. Yere düşerken gülerek düştü. Ardından çığlık attı.
“Kaaaan! Baba olduumm!!”
Kaan sevinçle gülerek onu kucağına aldı.
“Sen zaten benim kahramanımsın.”
Ama o günden sonra Alp, evin içinde bir fırtına gibi esmeye başladı. Sandalyelerin üstüne çıktı, kitaplığa tırmandı, Aylin’in oyuncaklarını sürekli sakladı. Aylin her seferinde bana gelip;
“Anne... Alp yine unicornumun boynuzunu kırdı,”
diyordu. Kaan da her defasında kahkaha atıp "Bu çocuğun içinde özel kuvvetler ruhu var" diyordu.
Zaman Atlaması – İlk Kelime
Aylin’in ilk kelimesi "anne" olmuştu. Tatlı, melodik sesiyle fısıldar gibi söyledi. Ağladım. Aylin bana sarıldı. O koca gözleriyle bana bakarken sanki “hep yanında olacağım” diyordu.
Alp’in ilk kelimesi ise netti: “Hayır!”
Kaan gözlerini devirmişti.
“Seninle müzakere edemiyoruz. İlk kelimeden savaşa girdik!”
Zaman Atlaması – İlk Doğum Günleri
İki yaş doğum günlerinde Aylin pembe taçlar taktı, Alp ise pastayı eliyle yedi. Misafirlerin önünde tişörtünü çıkarıp başına geçirdi. Yine herkes Alp’in peşindeydi. Ama kahkahalarla.
Kaan bir gün bana dönüp şöyle dedi:
“Alp benim küçük yansımam. Korkutucu ama... eğlenceli bir kader.”
Zaman Atlaması – İlk Kreş Günü
Kapının önünde vedalaşırken Aylin öğretmeninin elini tutmuştu bile. Gülümsüyordu. Alp ise binaya girmemek için kapıya sarılmıştı.
“Beni bırakmayınnn!!"
Kaan sırtına alıp içeri taşımıştı.
O gün akşam bize anlatırken dedi ki:
“Aylin arkadaş edinmiş, Alp öğretmeniyle münakaşaya girmiş.”
Zaman Atlaması – 6 Yaşındalar (Son Sahne)
Ev sıcak, sakin ve dağınıktı. Oyuncaklar koltukların altından fışkırıyor, mutfakta biraz mısır patlağı kokuyordu. Kaan, salonda kitabını okuyordu. Ben mutfağa yönelirken küçük adımlarla biri yanıma geldi.
Aylin.
Gözleri dolmuş, kollarını göğsünde kavuşturmuştu.
“Anne... Alp benim defterimi yırttı. Üstelik bana ‘sen çizim yapma, büyüyünce ben seni korurum zaten’ dedi. Koruyucuymuş! O defterde prenses çizmiştim!”
Yanaklarını okşadım.
“Hadi babana şikayet et.”
Aylin hızla salona koştu.
“Baba! Alp bana çok kötü bir şey yaptııı!”
Kaan başını kaldırdı. Gülümsedi. Dizine oturtup yavaşça konuştu:
“Alp. Bazen sevdiklerimizi korumak isterken onları üzebiliriz. Ama erkek olmak her zaman güçlü olmak değil. Bazen de yumuşak olmaktır. Özür dilemen gerek.”
Alp başını eğdi, Aylin’e döndü.
“Özür dilerim Aylin. Ama çizimin güzeldi, kıskanmış olabilirim...”
Aylin gülümsedi, uzattı elini:
“Tamam. Ama yarın yeni bir tane çizeceğim, sen de bakabilirsin.”
İçimde sıcacık bir şey aktı. O an anladım: Biz aile olmayı başarmıştık.
“Film izlemek ister misiniz?” dedim. “Popcorn da yapıyorum.”
İ
kisi de sevinçle bağırdı. Kaan göz kırptı.
Mısır patlatıp battaniyeyi koltuğa yaydık. Alp kucağıma, Aylin Kaan’ın göğsüne kıvrıldı. Film oynarken fısıltılar yavaşça kesildi. Küçük bedenlerimizin sıcaklığı birbirine karıştı.
Ve biz...
Birbirimize sarılarak...
Uyuyakaldık.
Işıklar sönmemişti. Film arka planda sessizce akıyor, evin içi huzurla doluyordu.
Çünkü artık savaşlar bitmişti. Yaralar kapanmıştı. Ve biz, külün üstünden yeniden doğmuştuk.
SON