İçeriğe geç

Küller Üstünde

Bölüm 29 · 3 dk okuma

Küller Üstünde

Bölüm 29

29. Bölüm- Yeniden Başlamak

Kaan’ın yanımda olması, her şeyi hissettirdiği gibi basit, ama bir o kadar karmaşıktı. Sonunda, bu savaşın ortasında, sadece birbirimize tutunarak ilerliyorduk. Görevler, tehlikeler, ölümün soğuk nefesi… Bunlar sadece arka planda kalıyordu. Çünkü en önemli şey, birbirimize duyduğumuz güven ve varlığımızdı.

Bir sabah, görev öncesi, bir an olsun uzaklaşmak istedik. Her şeyin üst üste geldiği bu günlerde, biraz nefes almak gerekirdi. Kaan, soğukkanlı tavırları ve işine olan bağlılığıyla tanınsa da, o sabah sadece bana odaklanmıştı.

Kollarında kaybolacak kadar yakın ve huzurlu hissettim.

Bazen, bir anın içinde kaybolmak, hiçbir şey düşünmemek gerekir. O an, işte tam böyle bir andı.

Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. Kaan yanımda duruyor, aramızda hiçbir şey yokmuş gibi sessizce zaman geçiyordu. Konuşmadık, ama bazen birinin varlığını hissetmek, kelimelerden çok daha anlamlıydı.

Sonra, birden Kaan bana doğru döndü. Yavaşça gözlerime bakarken, önceki soğukkanlı halinden biraz daha farklıydı. Gözlerinde bir şeyler vardı; belki bir soru, belki bir açıklama.

“Deniz,” dedi, sesi bu kez o kadar yumuşaktı ki, neredeyse fark etmedim. “Seninle… burada, bu anı yaşamak istiyorum. Hani, her şeyin ortasında… ama sadece seninle.”

Ne demek istediğini anladım. Bu, büyük bir şey değil, basit bir şeydi. O anı yaşamak, o anın içinde olmak, bu kadar basitti.

“İyi,” dedim, gülümseyerek. “Birlikte olmak, bazen bütün dünyayı unutmak gibi bir şey. Ama işte, o anın içinde kaybolmak da güzel.”

Kaan’ın dudaklarında bir gülümseme belirdi. Bir anlık bir rahatlama, bir huzur. O anın büyüsünü birlikte hissediyorduk.

Ve sonra, hiç beklemediğim bir şey oldu. Kaan, yavaşça başını eğip alnıma dokundu. Bu, en basit ama en anlamlı hareketti. Birçok şeyi ifade etmiyordu belki, ama bana her şeyin ne kadar doğru olduğunu düşündürdü. Birlikte olmamızın ne kadar önemli olduğunu.

“Bazen, sadece sessiz olmak ve bir arada durmak yeterli,” dedi.

Yavaşça gülümsedim.

“Evet, her şeyin açıklanmasına gerek yok. Zaten biz burada, sadece varız.”

Bir süre sessiz kaldık. Zaman, her şeyin ötesinde, birlikte geçirdiğimiz anlarda derinleşiyordu. Kaan’ın varlığı, bu zor dünyada tek bir güven kaynağıydı. Ama bu sefer, o güvenin ötesinde bir şey vardı. Bir nevi, bu savaşı birlikte bitirebilirdik, ama her şeyin sonrasında birbirimize sahip olmanın bir anlamı vardı. Bunu anlatmaya gerek yoktu.

Birden, Kaan’ın elleri belimdeydi, ve yavaşça bedenimi kendine çekti. O anın sıcaklığını hissedebiliyordum. Vücudumun her bir parçası ona daha yakın olmak istiyordu. Derin bir nefes aldım, kalbim hızla çarpmaya başladı.

Gözlerim Kaan’ınkilerle buluştu. O anda, her şey sessizleşti. Her şeyin, kelimelerin ötesinde bir anlam kazandığı bir an. Kaan’ın nefesi, boynumda bir rüzgar gibi esiyordu.

Yavaşça, elleri boynuma kaydı ve dudaklarıma doğru yöneldi. Kaan, ne çok hızlı, ne de çok yavaş hareket ediyordu; her şeyin doğal akışında, birlikte olmak istiyordu. O an, zamanın hiç önemi yoktu. O kadar yakındık ki, sanki başka hiçbir şeyin var olmasına gerek yoktu.

Ve sonra, o anı yakaladık. Kaan’ın elleri bedenimde, hislerimiz bir bütün haline geldi. Bütün dünya dışarıda kayboldu. O an sadece ikimiz vardık.

Yavaşça sarıldık, her şeyin üstesinden gelmeye hazır gibi…

Bütün vücudumun titrediğini hissediyordum. Gözlerim Kaan’ın gözlerine takıldı, o anın saf ve içtenliğini paylaşarak birbirimize daha da yakınlaştık.

Bütün bu anın büyüsü içinde, sessizlikte kaybolarak, birbirimize dokunmanın derinliğini hissettik.

Ve o an, her şeyin doğru olduğunu, birbirimize gerçekten ait olduğumuzu fark ettim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.