İçeriğe geç

Küllenmiş Kalpler

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Küllenmiş Kalpler

Bölüm 2

BÖLÜM 2

GEÇMİŞ

Neredeyse tüm gece sınava çalışmıştım. Şimdi ise bir saatlik uykuyla sınava gidiyordum . Yorgunluktan gözümü dahi açamıyordum resmen ama bu sınav benim için çok önemliydi. Eğer bu dersten kalırsam tüm senem çöp olurdu ve ben bunu göze alamazdım. Ben fazla makyaj yapmazdım ancak şuan hortlak gibi göründüğüm için göz altlarımı kapatamam gerekiyordu. Ben banyoda bu işimi hallederken tüm gece resmen benimle uyumayıp ders çalışan sevgilim ise hala beni telefondan izliyordu. Kendisi de bir o kadar yorgundu ancak hala bunu inkar ediyordu. Kendisi Milli Savunma Üniversitesinde okuyordu. Ben ise Medipol Üniversitesinde tam burslu mimarlık okuyordum . Son yılım olduğu için ne kadar mutlu olsam da bir o kadar öğrencilik hayatım biteceği içinde bir o kadar hüzünlüydüm. Aşağıdan beni kahvaltıya çağıran annemin sesini duymamla

"Melih annem çağırıyor kapatmam gerek ."

"Tamam güzelim sınavdan çıkınca bana haber ver olur mu ?"

"Olur hadi görüşürüz. Seni seviyorum"

"Bende"

Ve telefonu hızlıca kapattım. Çantamı aldım ve koşar hızla merdivenlerden inerek mutfağa gittim. Babam yoktu.

"Anne babam nerede?"

"Aşağıda seni bekliyor ahenk. Senin için babana poğaça falan verdim onları yolda ye sakın kendini aç bırakma ve sınavına odaklan annecim tamam mı?"

Annemin tek nefeste söylediği bu cümleyi hızlıca kafamla onaylayarak koşar adım dışarı çıktım. Babam arabada bekliyordu hemen ön koltuğa oturdum. Babam ben bindikten sonra hemen arabayı çalıştırdı okulun önüne gelince babamla vedalaştım . Ve bu sefer gerçekten koşarak sınavı olacağımız sınıfa gittim. Sırama oturdum ve sınavın başlamasını bekledim. Hoca kağıtları dağıtmaya başlayınca sakinleşmek için içimden bildiğim tüm duaları okuyordum. Hoca benim kağıdımı verince sakince soruları çözmeye başladım. Bir saat sonra kağıdımı hocaya teslim edip sınıftan çıktım. Zaten sınavın bitmesine de beş on dakika falan vardı. Sınavdan çıktığım zaman ilk işim önce aileme sınavımın iyi geçtiğini haber vermek ve sevgilimi aramak oldu. İkinci çalışta telefonumuzu açabilmişti beyefendi

"Sonunda açabildiniz beyefendi benden daha önemli bir işiniz var sanırım."

"Narinim olur mu hiç öyle şey ?"

Sevgili sevgilim benim fazla kırılgan olduğumu düşündüğü için bana ilk günden beri böyle hitap ediyordu . Onun bu sorusuna cilveyle

"Olmaz dimi?" dedim.

"Olmaz tabi ya"

Açıkçası ben gerçekten bu çocuğa aşıktım ve bunu söylemekten de asla çekinmiyordum.

"Seni çok seviyorum bunu biliyorsun değil mi?"

"Bende seni çok seviyorum narinim ama benim sana bir şey söylemem lazım "

İçimi kaplayan korkuyla sordum

"Ne oldu melih ?"

" Korkma narinim korkulacak bir şey değil sadece uzun bir mesele biliyorsun mete benim en yakın arkadaşım annesi uzun zamandır hastaydı. Bu sabahta Adana 'dan haber geldi annesi vefat etmiş. Okul var o sebeple mete de gidemiyor adana 'ya benimde onun yanında olmam gerek yani üzgünüm hafta sonu gelemeyeceğim .

Açıkçası bunu duymak sınavımın iyi geçmesinin verdiği mutluluğu tuzla buz etmişti. Ama melih uzakta olduğu için bunu ona çok belli etmek istemedim.

"Yaa öyle sağlık olsun önemli değil. Arkadaşının yanında olman gerekiyor. Bir sonraki izin gününde gelirsin.

"Üzülmedin mi yani gelmediğime ?"

"Üzüldüm tabi ama şuan arkadaşının yanında olmalısın ."

"Peki, görüşürüz o zaman bir sonraki izin günümde haber veririm sana."

"Tamam bekliyor olacağım".

Ve telefonu kapattık. Okulun bahçesinden çıkışa doğru hızlı adımlarla yürürken karşımda bir adet yüzündeki güneş gözlüğü ve arabasına yaslanmış bir adet Melih Beyoğlu görmemle gözlerim şaşkınca açıldı. Bu sefer adımlarımın hedefi kendisi olmuştu. Yanına vardığımda geldiğine sevinmiştim ama neden bana yalan söylediğine anlam verememiştim hem de böyle bir konuda .

"Sen utanmıyor musun bana yalan söylemeye ?" dedim hafifçe omzuna vurarak. Ama sanırım sesim biraz yüksek çıkmıştı ki yanımızdan geçen birkaç kişinin anlamsız bakışlarına maruz kaldık.

"Yani aslında yalan söylemedim ama buraya geldiğim zaman annesinin bana vefat ettiğini söyledi bu sebeple çok fazla kalamayacağım."

"Anladım . Önemli olan gelmendi." dedim ona sımsıkı sarılırken. Gerçekten Melih'i çok seviyordum. O gerçekten iyi ki vardı ve benim yanımdaydı. Beni bir kaç ay sonra terk edeceğinden habersiz söylemiştim bunları.

GÜNÜMÜZ

Selimle birlikte hızlıca binaya girdik. O zaman fark ettim ki ben gerçekten eski hayatımı , mutlu zamanlarımı çok özlemiştim. Bir daha asla geri gelmeyeceğini o zamanları. Hızlıca evin kapısını önüne geldim ve sabırsız bir şekilde kapıyı çaldım. Kapı da aynı hızla açıldı sanki annem de bizim gelmemizi bekliyordu. Hemen içeri girdik ve annemle sarıldık. Onu çok özlemiştim . Hastalığı ile hepimizi oldukça korkutmuştu zaten birde hasta olması yetmiyormuş gibi ahenk gelmeden tedavi olmamda demişti bu yüzden apar topar gelmiştim. Doktorlar annemin akciğer kanseri olduğunu söylemişlerdi. Bir kayıp daha kaldıramayacağımız için annemin iyileşmesi için ne olursa olsun yapmaya hazırdık.

Çok yorgun olduğumuz hemen kendimizi salonda ki koltuklara attık. Bir süre sessiz kaldık ve sadece oturduk. Ve selimin de dediği gibi annem o malum konuyu açtı.

"Annem sormayayım sormayayım diyorum ama gerçekten bunu öğrenmek istiyorum. Birbiriniz bu kadar severken neden ayrıldınız ? He annem oldu mu gerçekten baban vefat etmişti hepimiz psikolojik olarak iyi değildik sen de bunun farkındaydın neden ilişkini bitirdin hem sen onun gibi birini bir daha nasıl bulacaksın hiç düşündün mü ? Melih gibisi bu devirde zor bulunur zor"

Annem dedikleriyle melihin kalbimde açtığı yaraları yeni kanamaya başladı . Dolan gözlerimle beraber sinirle ayağa kalktım.

"Hiç umurunda değil değil mi ? Benim ne hissettiklerim hiç düşünmedin dimi benim kızım bu kadar severken nasıl terk etsin ? Hiç demedin dimi . Senin umurunda değil ki . Senin umurunda olan şey bize göre bir damat dimi anne. Anne ben terk etmedim anne terk edildim. Size tanıttığım o aşık olduğum adam var ya babamın ölümünü daha atlatamadan ona en çok ihtiyacım olduğu o zaman beni terk etti. Seni istemiyorum dedi anne . Seni sevmiyorum dedi artık anne . O bunları bana söyledi ve ben konuşamadım bile anne biliyor musun ? Konuşamadım bile . Senin o oğlum dediğin adam beni sevmiyor anne beni istemiyor ona vakit kaybettiriyor muşum anne ben ne yapayım şimdi beni istemeyen bir adam için ha sen söyle ne yapayım anne?"

Sanırım annemin de artık söyleyecek bir şeyi yoktu. Bende zaten onu dinlemeden koşar adım üst kata çıktım . Gözümden akan yaşlar dur durak bilmiyordu. Yaşlı gözlerle odama baktım. Ne güzel anılarım olmuştu bu oda da. Yavaşça dizlerimin üstüne eğildim ve yatağımın altındaki kutuyu çıkardım. Bu kutu benim hayatımdı . Tüm güzel anılarımı bu kutuya saklamıştım herkesten korumak için çünkü elimden almadıkları bir onlar kalmıştı.

Yavaşça kutuyu açtım gördüğüm ilk fotoğrafla gözyaşlarım daha da artı fotoğrafta ben ve melih vardık. Sevgililiğimizin ilk zamanlarıydı. Beraber bisiklet sürmeye gitmiştik ve bizi bisiklet sürerken gören en yakın arkadaşım özümde kamerasıyla fotoğrafımızı çekmişti. Onun gibi daha nice fotoğraflarımız vardı hepsini halının üstüne döktüm ve sanki hiç yapmamışım gibi bir kez daha onların üzerine gözyaşlarımı akıttım. Rastgele elime birine aldım. Bu fotoğrafta melihin yemin törenin de çekilmişti. Ona sürpriz yapmıştım. Uzun uzun baktım fotoğrafa ağlayarak. Melih neden beni terk etmişti ? Neden beni sevmemişti ? Ya da neden seviyormuş gibi yapıp beni kandırmıştı? Denedim demişti bana bende ayrılırken

"Seni sevmeyi denedim. Ama başaramadım." demişti bana . O güne dair unutamadığım tek şey bu cümle olmuştu .

Fotoğraftan beni gülümseyen melihe baktım

"Beni neden sevmedin melih? Ben seni çok sevmiştim sen niye beni sevmedin ? Ben sadece sen de beni sev istedim çok mu şey istedim sende ? Hiç mi o sözleri söylerken benim ne hissedeceğimi düşünmedin niye neden hepiniz benim kalbim yokmuş da hiçbir şey hissetmiyor muşum gibi davranıyorsunuz? Hissediyorum çünkü benimde bir kalbim var ne kadar yara bere içinde olsa da."

Sanırım gerçekten nefes alamıyordum. Ayağa kalktım ve yavaş adımlarla pencereye doğru yürüdüm ve pencereyi açtım .Temiz havadan derin bir nefes çektim içime. Başımı eğdim ve aşağıda ki insanlara baktım. Orada görmeyi beklemediğim tek şey sanırım bir elinde mor renk kalpli bir balon olan , diğer eliyle ise kendisine gülümseyen melihi ileri gelmesi için çekiştiren bir kız. İşte gerçekten bu sahneyi görmeyi beklemiyordum . Yere oturdum ve hıçkırıklara boğuldum. Ne kadar da çabuk unutmuştu. Yerimi ne çabuk birisi ile doldurmuştu. Daha doğrusu bir yerim varsa ki bence yoktu. Kendimden geçmişçesine ağlarken başımı duvara yasladım . Ve gözlerimden sessizce yaşların akmasına izin verdim. Sesler duyuyordum sanırım beni aşağı çağırıyorlardı. Daha fazla ağlayamadım çünkü çok yorulmuştum artık dayanıyordum ve bu kimsenin umurunda değildi. Sahi ben kimin umurundaydım ki?

Sessizce aşağı indim hiçbirinin yüzüne bakmadım konuşmadım çok yorgunum çünkü kimseyle savaşacak gücüm kalmadı. Onlar benim bu halime bakarken kapının sertçe çalındığını duyduk.

KISA BİR REKLAM ARASI SONRA TEKRAR BURADAYIZ....

UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR ,YENİ BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE

BÖLÜME OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN SİZLERİ SEVİYORUM

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.