İçeriğe geç

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 16 · 3 dk okuma

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 16

1.6

🦢 KUĞU PRENSESİ

16. Bölüm — Amelia

> “İnsan bazen kalbinin kararını çoktan verdiğini, aklı hâlâ itiraz ederken anlardı.”

Sabah uyandığımda ilk yaptığım şey telefonuma bakmak oldu ve bunu yaparken kendime kızdım, çünkü artık Damian'ın mesajlarını beklediğimi saklamanın hiçbir anlamı kalmamıştı. Dün ona gerçekten ondan hoşlandığımı söylemiştim. Üstelik bunu bir anlık dalgınlıkla değil, gözlerinin içine bakarak söylemiştim ve şimdi o cümlenin ağırlığı üzerimdeydi. Telefon ekranında yeni bir mesaj görünce kalbim hızlandı.

Damian: Günaydın, Kuğu Prensesi.

Daha yataktan kalkmadan gülümsedim.

Amelia: Günaydın, Kötü Çocuk.

Damian: Bugün bana kötü çocuk demeye devam edecek misin?

Amelia: Evet.

Damian: Güzel.

Amelia: Nesi güzel?

Damian: Bana taktığın lakapları seviyorum.

Kaşlarımı kaldırdım.

Amelia: Kibirli'yi de mi?

Damian: Özellikle onu.

Amelia: Neden?

Damian: Çünkü sadece sen böyle söyleyebiliyorsun.

Bir süre ekrana baktım. Sonra telefonu yüzüme kapattım.

“Bu çocuk bunu bilerek yapıyor.”

Tam o sırada kapım çalındı. Lillian içeri girdi ve beni yatağın üzerinde telefonla konuşurken görünce gözlerini kıstı.

“Damian mı?”

“Hayır.”

“Yine mi?”

“Ne yine mi?”

“Her sabah aynı yalanı söylemen.”

“Ben yalan söylemiyorum.”

“Telefonu neden göğsüne sakladın?”

“Çünkü... özel.”

Lillian kahkaha attı. “Sen gerçekten âşık oluyorsun.”

“Hayır.”

“Peki.”

“Gerçekten hayır.”

“Tamam.”

“Bana neden inanmıyorsun?”

“Çünkü yüzün sana ihanet ediyor.”

Yastığı ona doğru fırlattım. “Çık odamdan.”

Gülerek kapıya yöneldi. “Kahvaltıda görüşürüz, Kuğu Prensesi.”

“Sen de mi başladın?”

“Damian'dan öğreniyorum.”

Kapı kapandığında tekrar telefona baktım. Yeni bir mesaj vardı.

Damian: Lillian sana Kuğu Prensesi mi dedi?

Amelia: Sen ona ne anlattın?

Damian: Hiçbir şey.

Amelia: Yalan.

Damian: Belki biraz.

Amelia: Damian!

Damian: Ne?

Amelia: Beni herkesin içinde utandırmayı bırak.

Damian: Seni utandırmak hoşuma gidiyor.

Amelia: Kötü Çocuk.

Damian: İşte yine söyledi.

Gülümsememi engelleyemedim. Kahvaltıya indiğimde Damian çoktan masadaydı. Beni görür görmez sandalyesine yaslandı ve yüzünde o sinir bozucu gülümseme belirdi.

“Günaydın.”

“Günaydın.”

“Uykun nasıldı?”

“İyiydi.”

“Beni düşündün mü?”

Çatalımı tabağıma bıraktım.

“Sabah sabah başlama.”

“Bu cevap evet demek.”

“Hayır.”

“Emin misin?”

“Kesinlikle.”

“Çünkü ben seni düşündüm.”

Bir anda yüzüm ısındı.

Masadaki herkes kendi konuşmasına devam ederken ben Damian'a baktım.

“Bunu neden herkesin içinde söylüyorsun?”

“Çünkü doğru.”

“Senin utanma duygun yok mu?”

“Senin yanında kayboluyor.”

Gözlerimi devirdim ama gülümsememi engelleyemedim. Damian bunu fark etti ve daha da fazla gülümsedi.

Kahvaltıdan sonra birlikte sarayın avlusuna çıktık. Hava güzeldi ve bugün herhangi bir toplantımız olmadığı için günün geri kalanını boş geçirebilecektik. Damian ellerini cebine koyup yanımda yürürken bir anda durdu.

“Bugün sana bir şey göstereceğim.”

“Yine mi?”

“Evet.”

“Bu kez nereye?”

“Güven bana.”

“Bu cümleyi senden duyduğumda daha çok korkuyorum.”

“Bence bana güveniyorsun.”

“Biraz.”

“Ne kadar?”

“Yüzde otuz.”

“Yüzde yetmişe çıkaralım.”

“Nasıl?”

“Bana bir gün daha ver.”

Ona baktım. “Bir gün mü?”

“Evet.”

“Ne yapacağız?”

“Hiçbir şey.”

“Hiçbir şey mi?”

“Bazen hiçbir şey yapmak en güzel şeydir.”

Sarayın dışındaki küçük gölün yanına gittik. Damian bir battaniye getirip çimlerin üzerine serdi. Yanına oturduğumda gökyüzü açık maviydi. Bir süre konuşmadan oturduk. Sonra Damian başını geriye yasladı.

“Biliyor musun?”

“Ne?”

“Seninle böyle oturmayı seviyorum.”

“Ben de.”

“Şaşırdım.”

“Neden?”

“Çünkü genelde bana kızıyorsun.”

“Genelde hak ediyorsun.”

“Bu doğru.”

Güldüm.

Bir süre sonra başımı çimlere yasladım. Bulutları izlerken Damian'ın sesi yeniden geldi.

“Amelia.”

“Efendim?”

“Bir gün her şey değişirse ne yaparsın?”

Kaşlarımı çattım. “Ne demek istiyorsun?”

“Krallıklar, aileler, sorumluluklar... Hepsi.”

“Bilmiyorum.”

“Peki ya bizim yüzümüzden değişirse?”

Kalbim hızlandı.

“Bizim yüzümüzden mi?”

“Evet.”

Ona döndüm. Damian da bana bakıyordu.

“Bundan korkuyor musun?” diye sordum.

“Evet.”

“Ben de.”

Bir süre birbirimize baktık.

Sonra Damian gülümsedi.

“Ama yine de senden uzaklaşmak istemiyorum.”

Bu cümle içimde bir yere dokundu. Çünkü ben de aynı şeyi hissediyordum.

“Ben de senden uzaklaşmak istemiyorum.”

O an ikimiz de sustuk.

Sanki bu cümleyi söylemek, aramızdaki bütün şakaları bir anda gerçek hâle getirmişti.

Artık bu yalnızca Kötü Çocuk ve Kuğu Prensesi'nin birbirini kızdırması değildi.

Artık ikimiz de biliyorduk.

Ve belki de en korkutucu şey buydu.

Çünkü kalbimin verdiği kararın geri dönüşü olmadığını ilk kez o gün anladım.

Ben Damian'dan hoşlanıyordum.

Hem de düşündüğümden çok daha fazla. 🦢🖤

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.