İçeriğe geç

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 12 · 3 dk okuma

KUĞU PRENSESİ

Bölüm 12

1.2

🦢 KUĞU PRENSESİ

12. Bölüm — Amelia

> “Bazı insanlarla konuşmak için bir sebebe ihtiyacın olmazdı; çünkü asıl mesele konuşmak değil, o kişinin senden bir mesaj beklemesiydi.”

Telefonumun ekranına üçüncü kez baktığımda hâlâ Damian'dan mesaj gelmemişti. Bunun neden canımı sıktığını bilmiyordum. Daha doğrusu biliyordum ama kendime itiraf etmek istemiyordum. Dün kasabada geçirdiğimiz birkaç saatten sonra Damian'ın bana yazacağını düşünmüştüm. Belki saçma bir şey söyleyecek, belki yine bana “Kuğu Prensesi” diyecek, belki de sadece sinirimi bozmak için bir emoji gönderecekti. Ama hiçbir şey yoktu. Telefonu masanın üzerine bıraktım. İki saniye sonra tekrar aldım. Ekranı açtım. Yine hiçbir şey. “Harika Amelia,” diye mırıldandım. “Artık bir mesaj beklediğin için kendinle gurur duyabilirsin.” Tam telefonu bırakacakken ekran aydınlandı.

Damian: Uyanık mısın?

Kaşlarım istemsizce havaya kalktı.

Amelia: Hayır.

Cevabı hemen geldi.

Damian: Mesaj attığıma göre ölmüş olmam lazım.

Amelia: Belki telefonun kendi kendine yazıyordur.

Damian: Telefonumun senden daha zeki olduğu kesin.

Amelia: Kendine güvenin yine tavan.

Damian: Sana yazıyorum sonuçta. Başka ne yapabilirim?

Bir an ekrana bakakaldım. Sonra telefonu yüzüstü bıraktım. On saniye sonra tekrar aldım.

Amelia: Neden yazıyorsun?

Damian: Merak ettim.

Amelia: Neyi?

Damian: Beni özleyip özlemediğini.

Gözlerimi kapattım. “Bu çocuk gerçekten akıl hastası.”

Amelia: Hayır.

Damian: Çok hızlı cevap verdin.

Amelia: Çünkü cevap belli.

Damian: O zaman neden hâlâ benimle konuşuyorsun?

Parmaklarım klavyenin üzerinde kaldı. Buna verecek bir cevabım yoktu. Çünkü gerçekten de neden hâlâ onunla konuştuğumu bilmiyordum. Telefonu kapatmak yerine yazdım.

Amelia: Canım sıkılıyor.

Damian: Benimle konuşmak eğlenceli mi yani?

Amelia: Bazen.

Damian: “Bazen” mi?

Amelia: Şımarma.

Damian: Geç kaldın, Kuğu Prensesi.

Dudaklarımın kenarı istemsizce yukarı kıvrıldı. Tam o sırada kapım açıldı ve Lillian içeri girdi. Telefonu hemen kapattım.

“Ne yapıyorsun?”

“Hiç.”

“Niye gülümsüyorsun?”

“Gülümsemiyorum.”

“Amelia.”

“Lillian.”

“Damian mı?”

“Hayır.”

“Daha ben adını söylemeden yüzün ele verdi.”

“Sen bu sarayda fazla uzun yaşadın.”

“Sen de Damian'la fazla uzun konuşuyorsun.”

Telefonum tekrar titredi.

İkimiz de ekrana baktık.

Lillian'ın yüzündeki sırıtış büyüdü.

“Kesin Damian.”

“Kesinlikle değil.”

Telefonu açtım.

Damian: Lillian yanında mı?

Gözlerim büyüdü.

“Bu çocuk beni nasıl izliyor?”

Lillian kahkaha attı. “Sarayın duvarları var demişti.”

Hemen cevap yazdım.

Amelia: Sen beni gerçekten takip ediyor musun?

Damian: Hayır.

Amelia: O zaman bunu nereden biliyorsun?

Damian: Çünkü Lillian'ın yanında olduğunda mesajlara daha geç cevap veriyorsun.

Başımı kaldırıp Lillian'a baktım.

“Beni gözlemliyor.”

Lillian kollarını göğsünde birleştirdi. “Bence senden hoşlanıyor.”

“Hayır.”

“Peki.”

“Gerçekten hayır.”

“Ben hiçbir şey demedim.”

Telefonum yeniden titredi.

Damian: Lillian ne diyor?

Amelia: Senden hoşlandığını düşünüyor.

Üç nokta belirdi.

Kayboldu.

Tekrar belirdi.

Sonunda mesaj geldi.

Damian: Sen ne düşünüyorsun?

Kalbim hızlandı.

Lillian bana bakıyordu.

Ben ekrana bakıyordum.

Amelia: Hiçbir şey düşünmüyorum.

Damian: Yalan.

Amelia: Neden?

Damian: Çünkü bunu yazarken düşündüğünü biliyorum.

Amelia: Kendini fazla önemseme.

Damian: Bunu senden duymak hoşuma gidiyor.

Amelia: Neden?

Damian: Çünkü bana kızdığında bile benimle konuşuyorsun.

Telefonu elimden bıraktım.

Lillian kaşlarını kaldırdı. “Ne dedi?”

“Hiç.”

“Amelia.”

“Hiçbir şey.”

“Yüzün kızardı.”

“Hayır.”

“Evet.”

“Lillian!”

Gülerek yatağımın üzerine oturdu. “Tamam, tamam. Ben hiçbir şey görmedim.”

Telefonumu tekrar elime aldım.

Amelia: Yarın ne yapıyorsun?

Mesajı gönderdiğim anda pişman oldum.

Çünkü bu kez ben ona yazmıştım.

Cevap birkaç saniye sonra geldi.

Damian: Beni özlediğini kabul ettiğin gün.

Kaşlarımı çattım.

Amelia: O zaman uzun süre bekleyeceksin.

Damian: Beklerim.

Bir an sustum.

Bu tek kelime, önceki bütün mesajlarından daha farklı hissettirmişti.

Amelia: Neden?

Cevap biraz gecikti.

Damian: Çünkü bazı şeylerin aceleye gelmesini istemiyorum.

Telefonu yavaşça indirdim.

Lillian'ın sesi uzaktan geliyormuş gibiydi.

“Ne oldu?”

“Hiç.”

Ama bu kez “hiç” diyerek kendimi bile kandıramadım.

Çünkü Damian'ın mesajı hâlâ ekranımdaydı.

Çünkü bazı şeylerin aceleye gelmesini istemiyorum.

Belki de sorun Damian'ın beni sinirlendirmesi değildi.

Belki sorun, onunla konuşurken zamanın nasıl geçtiğini fark etmememdi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.