"Gitmen gerekiyor mu? " diye sormuştu 11 yaşındaki küçük Elis, elinde dinazor oyuncağını tutan Cenk'e bakarken. "Üzgünüm Elis. Ailemle Tunceli'ye taşınmam gerekiyor. " demişti Cenk, elindeki oyuncağı biraz daha sıkarken. "Geçirdiğimiz onca zaman ne olacak? Parkta geçirdiğimiz o vakit ne olacak? Beni öylece bırakamazsın! " diye haykırmıştı Elis. "Elis.. Bende seni özleyeceğim, ama bu benim kararım değil.. " demişti Cenk, hüzünle. Elis somurtmaya başlamıştı. Cenk bir anda sıkıca ona sarılmıştı. "Bir gün tekrar karşılaşacağız Elis, ama şu anda babamlar beni arabada bekliyor. Gitmem gerek" diyerek sarılmayı bırakmıştı. Elis anlar anlamda başını sallamıştı. O kadar geçirdikleri, oyun oynadıkları ve marketten abur cubur aldıkları zamanlar bir günde çöp olmuştu sanki. Cenk hızlıca el sallayıp babasının arabasına koşmuştu. Elis ise sadece Cenk'in arabaya binişini izlemekle yetinmişti. Araba yoldan ilerlemeye başladığında Elis arabanın arkasından baka kalmıştı.
5 yıl sonra. ....
Yan okuldan dövdüğü kızlar ile müdür karşısında duruyordu Elis. "Elis, bu kaçıncı! İnsanlara bulaşma demiyor muyum ben kızım? " dedi müdür sinirle. "Hocam, bizim okuldaki bir kaç kızla dalga geçmişlerdi. Bende onlara cezalarını verdim. Ayrıca onlar benim arkadaşımdı, ve ben arkadaşlarıma laf söylenmesine hayatta izin vermem" diye sakince açıkladı Elis. Müdür birden elini masaya sinirle vurmştu. "Sen burayı oyun yeri falan mı sanıyorsun? Burada kurallar var! Kafana göre istediğin herşeyi yapamazsın! Ben senden bıktım artık. Kovuldun." dedi müdür sinirle. Elis şoke olmuş şekilde müdüre bakıyordu. Fakat müdür ciddiydi, gerçekten Elis okuldan kovulmuştu. "Tamam hocam, siz nasıl isterseniz" diyip odadan çıkmıştı. Hızlıca çantasını alıp okuldan çıkış yapmıştı. Elis'in Ebeveynleri yurt dışında çalışmaya başladığı için onlarla çok görüşemiyordu. Bu yüzden Elis'in velisi, abisi Harundu. Harun çok başına buyruk birisiydi, bu yüzden Elis ile çok ilgilenmezdi. Yinede okuldan atıldığını abisine söylemesi gerekiyordu. Elis,eve varır varmaz başına buyruk abisinin oturma odasında telefondan okey oynadığını görmüştü. "Abi" dedi dikkatini çekmek için. Abisi ona bakmıştı "Efendim bok surat. Ne istiyorsun?" dedi sırıtarak. "Okuldan atıldım" dedi Elis, konuyu hiç uzatmadan. Abisinin suratı hiç değişmemişti, aksine kahkaha atmaya başlamıştı. "Okulda ne yapıyorsan artık, sana kimse katlanamıyor" diyip gülmeye devam etmişti. Elis, abisi gülmeyi bırakıncaya kadar onu beklemişti. Abisi gülmeyi bıraktığı an tekrar konuşmuştu. "Herneyse. Yarın seni Okyanus lisesine yazdıralım. İkide bir internette karşıma çıkıyor, çok ünlü bir okulmuş. Ayrıca çokta disiplinlilermiş. Tam senlik. Neyse, haftaya pazartesi başlarsın herhalde. Şimdi kaybol" diyip oyununa geri dönmüştü. Elis ise merakla yeni okulunun nasıl bir yer olacağını düşünüyordu. Merakı gidince odasından içeri girmişti. Eski okulunu çok özleyecekti. Hocalarını, eski düzenini ve en önemlisi arkadaşlarını özleyecekti. Ama bir yandan da yeni kişilerle tanışmak eğlenceli olabilirdi. Bunun heyecanıyla birlikte kendini uykunun kollarına teslim etmişti