Dün gece yaşadıklarım gerçek miydi yoksa hayal miydi hâlâ anlayamıyorum.
Kapı çalıyor muydu?
En önemlisi dışarı da biri var mıydı?
Tam düşüncelerim arasında kaybolmuşken sesi bir anda irkilmeme neden oluyor. Kahvaltı hazırladığını bu yüzden hemen yataktan çıkmam gerektiğini söylüyor.
Oysa ben çok yorgun hissediyorum. Gece olanlardan sonra hiç uyuyamadım. Atlatamadığım onca olaylara bir yenisi daha eklenmişti.
Onu kırmak istemiyorum. Beni gerçekten çok düşünüyor. Eve geldiğinden beri benim mutlu olmam için çok çabalıyor.
Yataktan kalkıp, yüzümü yıkadıktan sonra mutfağa yöneliyorum. Kahvaltı her zaman ki gibi çok güzel ve lezzetli görünüyor.
Bana çay koyduğu sırada ona "dün gece hiç kapı sesi duydun mu ? "diye soruyorum.
Korktuğum cevabı veriyor, duymadığını söylüyor.
Artık bunu düşünmemeliyim. Hayal görmüş olmalıyım...belki de bir rüya.
Paylaştığımız işleri hallettikten sonra salona geçiyoruz. Film izlemek istiyor. Uzunca düşündükten sonra bir filme karar veriyor . Mısırlarımız ile birlikte filmin tadını çıkarıyoruz.
Şimdi düşünüyorum da iyi ki annem benim için ev arkadaşı olarak onu seçmiş . Beni anlayan düşünen, tatlı ve kibar biri.
Acaba o benim hakkımda nasıl düşünüyor?
Filmi bir anda durduruyor.
Telefonu çalıyor.
Konuşmasına ve yüzünde oluşan kocaman gülümsemeye bakılırsa arayan kişiden oldukça memnun görünüyor. Telefonu kapattıktan sonra
heyecanla ayağa kalkıp bana bir şeyler anlatıyor.
Arayan kişi çocukluk arkadaşıymış ve uzun bir aradan sonra onu görmeye geliyormuş .
Hızlıca mutlağa doğru ilerliyor. Bir an bile durmaksızın aklına ne gelirse onu yapmaya başlıyor. Bir an durup bana doğru dönüyor.
Sonunda bana, arkadaşını eve davet ettiğini, bundan dolayı rahatsız olup olmayacağımı soruyor.
Eve misafir geliyor...
Rahatsızlık duymuyorum ama bir garip hissediyorum.
Hayatım normale dönmüş gibi...
Onun etrafta koşuşturmasını izlerken kapı çalıyor. Ona haber vermek istiyorum ama beni duymuyor.
Yaptığı tatlıya odaklanmış bir hâlde...
Kapıya bakmaya ben gidiyorum. İçimde sebebini bilmediğim bir huzursuzluk var.
Kapıyı açtığım anda donakalıyorum.
Yüz bana hiç yabancı gelmiyor.
Biz öylece birbirimize bakarken o koşarak kapıya doğru gelip ona sımsıkı sarılıyor.
Benimle tanıştırma zahmetine bile girmeden içeri geçiyorlar.
Onu tanıyorum...aklım benimle oyun oynamıyorsa eğer onu daha önce gördüğümü düşünüyorum.
Ama nerede görmüştüm?
İçeri geçtiğimde çoktan birer çay koyulmuş, koyu sohbete dalınmış bile.
Beni görünce bana da çay koymak için mutfağa gidiyor.
Şimdi onunla yalnızım. Öylece bana bakıyor.
Birden ayağa kalkıp bana doğru ilerliyor.
"Umarım kimseye anlatmamışsındır", diye soruyor.
Şaşkınlıkla ne demek istediğini anlamaya çalışyorum.
Kimsin sen? Seni nereden tanıyorum?
Kulağıma doğru eğilip hatırlamak istemediğim o cümleyi söylüyor:
"Sessiz kalmak zorundayız. Bu bizim sırrımız..."
Olamaz!!
Bu o...
Yardım isteyen o sesi , canını yakan zalim yüzleri gören diğer kişi...
O gece beni eve getiren yabancı...
Şimdi ise burada, tam karşımda.
Peki bu bir tesadüf mü ?






