Kalbimin sesini daha önce hiç bu kadar gürültü yaparken görmemiştim. Nedenini tabi ki biliyordum. Kendimi sürekli bunlara alıştırmaya çalışsamda yok olmuyordu. Sadece adı bile onun olduğu hayallere dalmamı sağlıyorken, onunla konuştuğum zaman yaşadıgım duygu selini siz hayal edin. Beni bile aşıyor o derece bir şey.
"Nefes al ver, nefes al ver. Aynen böyle aferin. Sakinleş ve gidip bir güzel hazırlan." Ellerimle yüzüme hava verirken sakinleşebileceğimi hiç sanmıyordum.
"Sinem Onur ne dedi? Ne zaman gelecekmiş?" Yerimde bile oturamazken onunla nasıl konuşacaktım??
"Bir saat içinde burada olacağını söyledi. Onlar gelince ben aşağı inip Onurla dışarıda bekleyeceğim." Kafamı sallayıp odama doğrü koşturdum. Pijamalarımla karşısına çıkmayı kaldıramazdım.
"Ne giyeceğim." Allahım çok heyacanlı.
"Çok abartmaya gerek yok. Bir pantolan ve güzel bir tişört yeterli olur diye düşünüyorum. Zaten makyaj yapmana gerek yok. Rimel yeter." Bana kalsa gelinlikle karşılar iki dakika içinde yıldırım nikahı kıyar, direk gerdeğe geçiş yapardım eheheheeh. Şaka şaka.
Üstümü başımı giyip rimelimide sürüp salona geçtim. Saçlarımı toplamıştım. Kıvırcık saçlara sahip olduğumdan genelde toplu olurlardı. Nadiren açık bırakırdım.
"Sinem yazsana Onura nerde kaldılar diye. Bir an önce gelsin istiyorum." Bu halime gülüp telefonunu eline alan arkadaşıma minnetle bakıyordum. Onsuz nasıl yaşardım hiç bilmiyordum.
"Gelmişler!" nE
"Bir saat demiştin? Ne ara geldi bunlar?" Hazır mıydım? Hazırdım tamam tamam.
"Seninki arabayla gelmiş. Onur otobüsle geleceklerini zannettiğinden bir saat demiştir." Anladım dercesine kafamı sallayıp koltuğa oturdum.
"Neva ben çıkıyorum. Şuan Bahçedeler, Tekin geldiği zaman sakin ol tamam mı? Sana güveniyorum." Dolu dolu gözlerle Sineme bakıp kafamı yere eğdim.
"Ya istemezse? Beni sevmezse ne olacak?" Düşünmek dahi istemediğim şeyleri sıralarken yüzüme yediğim tokatla şoka girmiştim.
"Neva seni parçalarım bak! Saçma sapan konusup morelini bozma senden iyi ev sahibimi bulacak? Hem bakarsın sadece evinin değil kalbininde sahibi olursun." Kaşlarını kaldırıp indirmesi komiğime gidince gülmüştüm. Yanağım baya acımıştı.
"Vurmayaydın iyiydi."
"İyisin iyi hadi bakalım aslanım." Sırtıma vurup beni gazlayan Sinemde evden çıkınca birden bire dört duvarda üzerime gelmeye başlamıştı. Kapıyı açmasam mı acaba? Yok yok olmaz bir kere girdim bu yola, ölmediğim sürece dönmek yok.
Zilin sesi tüm evde yankılandığında hızla oturduğum yerden fırladım. Deli danalar gibi koşturasım geliyordu.
Kapının önüne gidip bir kaç nefes egzersizi yaptıktan sonra yüzüme abartı olmayan bir gülümseme yerleştirdim. Vakti gelmişti. Kapıyı açıp Tekine baktığımda kafamı duvarlara vurmamak için zor tutuyordum. Bu ne mükemmellik, yapma ölürüm.
Tekin evin sahibinin ben olduğuma şaşırmakla meşgulken onu bir güzel süzdüm. Evimin direği diye demiyorum ama kırmızı bir yakışıyor var ya anlatamam. En sevmediğim renk onun sayesinde en sevdiğim renge dönüşmüştü. Kıvırcık saçları her zamanki güzelliğiyle parıldarken yüzüne nur inmişti sanki. Öyle bir güzellik yani onun ki. Kırmızı, yakalı bir tişört ve siyah bol bir kot giymişti. Çok yakışıklıydı.
"İçeri gel istersen?" Hala şaşkınlığından sıyrılmasada davetimi kabul edip içeri girmişti. Kapıyı arkasından kapatıp salonun yerini gösterdim. Şuan bana arkası dönük olduğu için içimdeki mutluluğu yüzüme yansıtıp kocaman sırıttım.
"Hoşgeldin." Tekinin oturduğu koltuğun karşısına oturarak gözlerimi ona diktim. Ona yıllardır aşık olduğumu hiç çaktırmıyordum bence.
"Hoşbuldum, Tekin ben Onur bahsetmiştir." Ben hariç her yere bakması çok tatlı gelmişti. Bu çocuğun her şeyi tatlıydı. Ölürüm.
"Neva bende." Hatırlıyor mudur acaba dünden?
"Rehber kızsın sen, tanıdım." Aferin my boy ölürüm sana. "Şukufe??" Kocaman açılan gözlerimle Tekine bakarken şoka girmiştim. Onur Allah belanı harbi versin.
"Şukufe kim ya? Tanıyor muyum?" Şuan çok rezil bir durumdaydım. İmdat. Gözlerimi kaçırıp o hariç her yere bakıyordum. Utanç, utanç.
"Unutsak mı biz onu acaba?" Hafifçe gülerek kafasıyla onaylamıştı. Şükür.
Sessizlik. Çok gerildim şuan bir dakika.
"Ee konuşmayacak mısın?" Sonsuza dek susacak gibi görünüyordu.
"Yok sadede biraz şaşırdım. Onur kız olacağını söylememişti." İçimdeki kötü kadın çoktan sırıtmaya başlamıştı.
"Erkek olduğumu mu söyledi sana?" O an kafasına dank etmiş olmalıydı ki yüzü garip bir hal almıştı.
"Aslında erkek olduğunuda söylememişti." Biliyorum aşk bahçem.
"Ee o zaman ev hakkında konuşmaya başlasak mı?" Kafası karışmış gibi bir ifadeyle bana bakması biraz işkillendirmişti. Yoksa vazmıgeçti.
"Bu seni rahatsız etmez mi?" Ya sen beni nasıl rahatsız edebilirsinki kurban olduğum.
"Onur en yakın arkadaşım sayılır, yani eğer seni bana gönderdiyse, sana ciddi anlamda güvenmiştir. Bu yüzden hiç merak etme. O güveniyorsa bende güveniyorumdur bu da tüm rahatsızlıkları ortadan kaldırıyor." Biraz duraksayıp tekrar devam etttim. "Hem tek ortak alanımız mutfak ve bu salon olacak. Evde iki banyo var. Biri benim odamda diğeri koridorda. Koridordakini sen kullanırsın."
Sanki kafasında bir şeyleri oturtmaya çalışıyordu. Ona biraz zaman tanıyıp bir süre konuşmadım. İçimden dualar ediyor her hareketini analiz ediyordum.
Dakikalar sonra kafasını kaldırarak bana bakmıştı. Sanki geldiğinden beri onu izlemiyormuş gibi gözlerimi etrafta dolaştırdım. Birden bire ayağa kalkınca dudaklarımı büzerek kafamı eğmiştim.
"Evi dolaşıp öyle karar vermek istiyorum." Konuşmasıyla içime su serpilmişti.
"Tamamdır. Salon bu şekilde eğer değiştirmek istediğin bir şey varsa hallederiz sıkıntı değil. Mutfağa gidelim." Salondan çıkıp hemen yanındaki mutafağa girdik. Evim diye demiyordum gayet güzel ve genişti. "Yemek yapmayı biliyor musun?" Merakla sorduğum soruyu kafasıyla onaylamıştı.
"Çok iyi yapamasamda deniyorum bir şeyler." Elinden zehir olsada yenirdi de her neyse.
"Kalacağın odaya gidelim." Neredeyse hiç yorum yapmaması iyice morelimi bozuyordu.
"İçinde yatak ve dolap var geri kalanı istediğin gibi döşeyebilirsin zaten." Hala düşünüyordu. Banyo ve balkonada bakıp tekrar salona geçtik.
"Ev güzelmiş beğendim, odası da geniş ve ferahtı." Beklentiyle Tekine bakıyor ne cevap vereceğini merak ediyordum. Pek memnun gözükmüyordu söylediklerinin aksine.
"Aslında tek başıma bir ev tutacaktım ama yaşanan bir kaç olaydan sonra vazgeçtim. Ev arkadaşı daha iyi olabilir diye düşünüyorum." Konuşmayı gittikçe uzatması beni meraktan çıldırtırken ağzına yüzüne vurasım geliyordu.
"Tamam mı yani?"
Hala düşünüyor olamazdı değil mi?
"Tamam." Gözlerimden kapler fışkırırken sehpaya bıraktığım kalem ve kağıdı elime aldım.
"O zaman kirayı ve şartları konuşmaya başlayabiliriz."
"Başlayalım bakalım." Rahatlamışçasına geriye doğru yaslanmış nefesini bırakmıştı. Yüzünden bile belli oluyordu.
Asla kabul etmeyeceğini bildiğimden ayrıca böyle bir şey şuan tuhaf kaçacağından 'kira vermesende olur hayatım, sen yetersin' diyemiyordum ama aşırı uygun bir fiyat söylemiştim. Kendisi bile fiyata şaşırınca bir şekilde geçiştirmiştim.
"Haftada bir gün ortak market alışverişi yaparız. O hafta ne gerekiyorsa alırız. Elektrik, doğalgaz, su zaten yarı yarıya. Sonra yemek ister ayrı ayrı istersen birlikte yeriz bana her şekilde uyar ama ortak yemeklerde bulaşıklar birlikte yıkanacak. Diğer şekilde herkesin bulaşığı kendine." Her ne kadar onun için her şeyimi verebilecek potansiyele sahip olsamda bulaşık en nefret ettiğim şeydir, yani aşkımdan daha fazla bulaşık yıkayamazdım.
"Temizliğe gelince, odalarımız zaten bize ait ama salon, mutfak, balkon ve koridor gibi ortak olanlar hafta bir gün sırayla olacak şekilde yapılacak. Temizlik konusunda aşırı hassas olmasamda dağınık bir ev asla istemediğim bir şey." Her dediğimi kafasıyla onaylıyor herhangi bir şekilde karşı çıkmıyordu. Şuanlık iyi gidiyordu.
"Peki eve birilerini getirmemde bir sıkıntı var mı?" O an asla kız arkadaş yok kuralı koyasım çok geliyordu ama aşırı abartı kaçardı.
"On kişiyi birden getirmediğin sürece sıkıntı yok. Ha eğer diyorsan az kişiyiz ama gürültü olur o zaman bana haber verirsin eve gelmem. Aşırı gürültüyü sevmemde."
"Bunların aynısı senin içinde geçerli olacak mı?"
"Tabi ki. Sonuçta bundan sonra sende burada yaşayacaksın seninde evin sayılır." Memnun bir şekilde gülüpseyip elini uzatmıştı sıkmam için
Derin bir nefes alıp uzattığı elini sıktım. Gözlerim bir süre birleşen ellerimizde takılı kalmıştı.
"Neden aşırı mutlu gözüküyorsun. Bir sebebi var mı?" Sensin diyemiyorum ya içim yanıyor.
"Şey ya evde yalnız kalmayı pek sevmiyorum ben. Başka birinin varlığı rahatlamamı sağlıyor. O yüzdendir."
Halla ellerimiz birdi. Allahım bu çocuk hangi iyiliğimin karşılığıydı be. Ben o kadar iyi biri değildim oysa ki.
