Sabah olmuştu.Yer yatağımdan kalktım.Hayatımda ilk kez o gece bu kadar rahat yatmıştım.Isıtıcı hâla açıktı.Bu nedenle tavan arası hâla sıcaktı.Nerimanı uyandırdım.Beraber kahvaltı yaptık.Kahvaltıda dün yarım bıraktığımız yemekleri yedik.Kahvaltıdan sonra ben süpürge ve kovayı,Neriman ise deterjan ve fısfısı aldı.Gene okulu temizlemek için aşağıya indik.Akşam olunca gene tavan arasına çıkınca bir şey fark ettik.Gene bizim için bir masa hazırlanmıştı.Bu sefer içecek olarak iki tane şerbet konulmuştu.Babamla son akşam yemeğimizde yediğimiz yemek şu an tam karşımızda duruyordu.Hatırladığım kadarıyla o gün o akşam yemeğinde bu tabağın ne kadar saçma olduğunu düşünmüştüm.Fakat artık çok aç olduğum için o yemek bana çok güzel görünmüştü.Yemeklerin arasına iki tane ekmek konulmuştu.Bir de bu sefer sadece yemek konulmamış,kıyafetler de konulmuştu.Yer yataklarının yanında duruyorlardı.Masaya daha yakın bakmak için geldiğimde bir not gördüm.Neruman notu sordu.Elime notu aldım.Notu Nerimanın da duyması için sesli okudum.
"Tavan arasındaki küçük kızlar için."
Bir arkadaştan.
Çok aç olduğumuz için notu kimin gönderdiğini düşünmeden yemeklere daldık.Üstümüze de kıyafetlerimizi giydik.Kıyafetler gerçekten de çok sıcak tutuyordu.Ben ve Neriman bu düzene çok alışmıştık.Artık ikimizinde karnı tok ve kalplerimiz mutluydu.Vildan Hanıma gelirsek o Nerimana çok dikkat etmezdi ama bendeki değişikliği görünce çok şaşırdı.Aslında şaşırmak mıdır yoksa küçümsemek mi bilemedim çünkü Vildan Hanım beni görür görmez sinirlenerek bana bakıyordu.Ama artık o umurumda bile değildi.Tavan arası kısa sürede o eski odama geri dönmüştü.Yumuşak yataklar,renkli boya kalemleri,yün halılar,güzel kokan çiçekler ve daha fazlası sadece birkaç günde gelmişti.Ben ve Neriman da bunun sihir dışında bir açıklamasını bulamıyorduk.Daha fazla kıyafetler ve kitaplarda gelmişti.Günler böylece geçip gidiyordu.Bir gün temizlik yaparken bir konuşmada benim adım geçti,
"Vildan Hanım benimle ilgili bir şey mi var?"
Kapıda bir postacı vardı.Elinde iki tane kutu taşıyordu.Postacı kadın:
"Leyla Hanım siz misiniz?"
diye sordu.
"Evet benim."
"Buyrun efendim.Bu kutular sizin için."
"Benim için mi?"
"Evet sizin için.Şuraya da bir imza alayım."
"İ-imza mı?"
"Evet şuraya."
İmzayı attım.Postacı kadın gitti.
"V-Vildan Hanım ne yapmalıyım?"
"Sana gelmiş aç bakayım."
"Peki efendim."
Kutuları açtım.İçinden bir sürü kıyafet çıktı.Çok sevinmiştim ama Vildan Hanım öfkeyle bana bakıyordu.Bunu bilmediğimi söyledim.Bir kutunun içinden de bir not çıktı.Vildan Hanım bir hışımla notu elimden aldı.Vildan Hanım notu benim de duymam için sesli okudu.
"Tavan arasında kalan küçük kızlar için."
Her gün giymek için gerekli olduğunda yenileri ile değiştirilecektir.
Bir arkadaştan.
"Bunları kimin gönderdiğini biliyor musun Leyla?"
"B-bilmiyorum efendim."
"Bir akraban falan olabilir mi?"
"Emin değilim efendim.Fakat bence olamaz."
"İyi madem.Güle güle giy."
"S-sağolun efendim."
Leyla Hanımın sanırım aklı karışmıştı.Beni sorguya çekmesini sebebi de buydu.Hiçbir şey söylemeden sanki beni başından savmak istercesine gitti.Bir süre sonra nedensizce Elif Hanım bana beni Vildan Hanımın çağırdığını söyledi.Beraber onun yanına gittik.
"Vildan Hanım beni çağırmışsınız."
"Evet seni çağırdım Leyla.Çabuk git yıkan.Vücudunda iğne deliği kadar kir kalmayacak.Artık sabunlanır mısın şampuanlanır mısın orasını bilemem.Yıkandıktan sonra sana verilen kıyafetlerden birini giy.Bundan sonra sadece küçüklerle ilgileneceksin.Okulu temizlemeni istemiyorum."
"V-Vildan Hanım siz ciddi misiniz?"
"Şaka yapacak halim yok ya Leyla.Fikrimi değiştirmeden çabuk yıkansan iyi olur."
"Peki efendim anladım."
Bu fikir gerçekten de beni çok sevindirdi.Artık okul temizliği yapmıyor sadece küçüklerle ilgileniyordum.Bir gece yarısı birden bir ses duydum.Hemen uyandım.Hafiften ilerlemeye başladım.Tavan arasında hiçbir şey yoktu.Sesler dışarıdan geliyordu.Bu ses Levent'in maymununun sesiydi.Sanırım kaçmıştı.Onu almak için aşağıya indim.Maymunu en sonunda alabildim ama onu sahibine geri vermem gerekiyordu.Fakat gece yarısı olduğu için bunu yapamazdım.En iyisi kahvaltı zamanında dışarı çıkıp maymunu sahibine teslim etmekti.Onu içeri aldım.Ertesi sabah maymunu teslim etmek için okuldan çıktım ve bitişikteki eve gittim.Vildan Hanım camdan dışarıyı seyrediyordu.Ama şu an onu düşünemezdim.Kapıyı çaldım.Kapıyı bir hizmetli açtı.Maymunu ona teslim ettim.Tam gidiyorken:
"Leyla."
"Efendim."
"Bizimle kalsana.Beraber çay falan içeriz."
Tekliflerini kabul ettim.Fakat mutfakta içmek yerine o zengin adamın çalışma salonunda çaylarımızı içtik.Bir süre konuştuk.Adamın adı Tarık Cebeliydi.Aslında babam hakkında bir şeyler demek istiyordum ama buna vücudum izin vermiyordu.Tarık Bey birden durdu.
"Evladım senin adın neydi?!"
"L-Leyla."
Adam zorluklarla nefes almaya başladı.
"Ne oldu efendim?"
"Evladım haftalardır seni arıyorum!Birkaç dedektiflik ajansına başvurdum!Bütün devlet dairelerine adamlarımı yolladım!Bir ipucunun peşinden ta Rusyaya gittim!Ama sen tam bitişik evdeymişsin!Ben babanın arkadaşıyım!"
"N-ne!"
Duyduklarım karşısında şok olmuştum.Tarık Bey anlatmaya devam etti.
"Baban çok hasta olup yataklara düştüğünde senin için endişelenmeye başlamıştı.Son anlarında sana bakacağıma söz vermiştim.Ardından ben de hastalandım.Aylarca kendimi bilmezce yattım.İyileşince hemen seni bulmaları için İzmir'e adamlarımı gönderdim.Annenin İstanbullu akrabalarına yakın olman için İstanbulda bir yatılı okula yerleştirildiğini zannediyordum."
"Peki tavan arasına her şeyi bırakan arkadaşlarınız İstanbullu beyefendiler var mı?"
"Evet tam da öyle.Onların iyi kalpliliği bir mucize yarattı.Bu kadar çaba işe yaramadı ama Levent bizim mirasçıyı buldu."
"Ama...ama ben mirasçı değilim efendim.Babamdan bana hiçbir şey kalmadı."
"İşte bu konuda çok yanılıyorsun evladım.Yüksek ateşten vefat etmeden önce babanla ben çok zengin bir elmas madeni bulduk.Baban oraya iyi bir yatırım yapmıştı.Zavallı adamcağız vefat edince çok zengindi."
"Ama...ama babamın avukatı öyle bir madenin olmadığını söyledi."
"Maden var evladım.İçi elmaslarla dolu.Sen çok zengin bir çocuksun Leyla."
"G-gerçekten mi?"
Tarık Bey'in söyledikleri kulağımda çınlıyordu.Demek ki her şey yalandı.Aslında benim çoktan mutluluğa ermem gerekiyordu.Birden kapıdan Vildan Hanım girdi.Tarık Bey sinirle bana onun yanında kalıp kalmadığımı sordu.Ben de doğruyu söyledim elbette.Vildan Hanım sanki beni çok seviyormuş gibi hareketler yaptı.Fakat Tarık Bey öfkeyle onu geri çekti.İnanamıyordum...O karanlık günlerde kendime söylediğim her şey şu an gerçekleşmişti.Her şey ama her şey değişmişti...
1 hafta sonra...
Aradan bir hafta geçti.Bu haftayı okulda değil Tarık Bey'in evinde geçirdim.Tarık Bey bana her gün ne yapmak istediğimi soruyordu.Yaptığım ilk şey Nerimanı yanıma çağırmaktı.Neriman da artık o okulda değil Tarık Bey'in evinde kalıyordu.Artık kendilerimize ait odalarımız vardı.Orada çok mutluyduk.Mükemmel bir aile olmuştuk.Bu seferde bir ay geçti.Tarık Cebeli okul yönetimini eline almak için Vildan Hanıma bir dava açtı.Davanın sonunda Tarık Bey kazandı.Artık okul müdürü gerçekten de okul müdürüydü.Elif Hanım bundan sonra okulda sorumlu olacak kişiydi.Davanın sonunda onun suratını görmeliydiniz.Resmen sevincinden ağlayacaktı.Yıllar boyunca Vildan Hanımdan haksızlık görmüştü.Okulumuza bir daha geri döndük.Bütün arkadaşlarımla bir daha buluştum ve okumaya devam ettik.Aradan on yıl geçti.Yıllar sonra bu okulda bir öğretmen oldum...Şimdi kitabımın bu son sayfasını öğretmenler odasından yazıyorum.Sevgilerle;
Leyla Tekin...