Jale:
"Bakın Vildan Hanım.Size gece gizli gizli buluştuklarını söylemiştim."
dedi.Vildan Hanım öfkeyle:
"Siz ikiniz!
dedi.Eris korkuyla:
"E-efendim...Vildan Hanım..."
dedi.Gerçi korkudan sanki dilini yutmuştu.Ellerimizde tabak ve çatallar varken öylece kalakalmıştık.Jale bunu defalarca kez tekrar etti.Sonrasında Vildan Hanım ona odasına gitmesini söyledi.Vildan Hanımın bize ne ceza vereceğini düşünüyorduk.Ben sokakta kalıp muhtemelen çürüyecektim.Peki ya Eris'e ne olacaktı?Ailesi iki yıllığına Şileye gitmişlerdi.Onun sokağa atıldığından nasıl haberleri olacaktı?Yoksa o da mı sokaklarda çürüyecekti?Jalenin odasına gittiğini zannediyordum ama hiçte öyle olmamıştı.Jale bana yaklaştı.Çenemi elledi.Bana iğrenerek bakıyordu.
"Sen Leyla...Gizli işler çevirmek size yakışıyor muydu?A doğru ya ne de olsa artık bir hizmetçi çöpüsün.Hizmetçiler bu tür işleri yapmayı severler değil mi?"
Aslında devamını da söyleyecekti ama Eris öfkeyle:
"Sen varya?!"
dedi.Jale ona göz devirdi.
"Ne yaparsın?Ailen bile yanında değil.Sen de sokaklarda çürüyeceksin bu belli.Neyse sokaklarda cesetlerini köpekler yiyecek olan insanlarla konuşmamaya dikkat ediyorum.Size sokaklarda iyi günler."
deyip gitti.Titremeye başladım.
"V-Vildan Hanım...Açıklayabilirim.Gerçekten açıklayabilirim."
"Demek ki Jale doğru söylüyormuş.Bir zengin züppesine bu kadar şefkat göstermeyin.Zengin züppesi ya.Aldatır gider."
"Efendim biz-"
"Senin gibi pis bir köpekle tavan arasında yan yana olduğunu Eris'in ailesi duysaydı sence ne olurdu Leyla?"
Birden durdum.Bana böyle bir haksızlığı yapamazdı.
"Peki ya benim babam sizin gibi bir dangalak yüzünden tavan arasında kaldığımı duysa ne derdi Vildan Hanım?"
Vildan Hanım o kadar öfkelenmişti ki suratı mosmor olmuştu.Bana bir cevap vermeden Eris'in kolunu tuttu ve gitti.Benim kalbim de bu tavan arası kadar soğuktu şimdi.Bir damla bile gözyaşı dökmedim.
"Madem Vildan Hanım babamın ölümünü fırsat bilip bana böyle kötü davranıyorsa göreceğiz bakalım kim kime kötülük ediyor?"
Bunu sesli bir şekilde söyledim.
***
İki hafta sonra bir sabah dışarıda işlerim vardı.O kadar zavallı görünüyordum ki annesiyle beraber yürüyen yedi yaşlarında bir çocuk beni dilenci sandı.Bana biraz para verdi.Ona dilenci olmadığımı açıkladım ama gene de parayı verdi.Bu para gerçekten çok işime yarayacaktı.Bu zamanlarımda iyi insanlar görmek biraz zordu.Parayla ne yapacağımı düşünürken aklıma günlerdir bir şey yemediğim geldi.Bu parayla güzel bir poğaça alabilirdim.Pastaneden poğaçaları alıp okula dönerken pastanenin önünde günlerdir bir şey yemeyen bir çocuğu gördüm.Çocuk yerinden kalktı ve vitrindeki pastaları,börekleri ve poğaçaları seyretmeye koyuldu.Bir an gökyüzüne baktım.Babamın ruhunu hissetmeye başladım.Gözümden birkaç damla gözyaşı aktı.Babamın bir sözü vardı."İyilik yaparsan iyilik bulursun" diye...Ben en azından okula geldiğimde biraz bile olsa ekmek yiyecektim.Fakat bu çocuk belki hiçbir şey yiyemeyecekti.Aldığım bütün poğaçaları çocuğa verdim...Belki karnım aç olabilirdi ama bir insana yardım ettiğim için mutluydum.O sırada pastaneci bize bakıyordu.Oradan uzaklaştım.Pastaneci çocuğa:
"Çocuk bir baksana buraya."
"Efendim?"
"Sen hep buraya gel olur mu?Her geldiğinde sana istediğin kadar poğaça vereceğim.Üstelik sana ücretsiz."
Çocuk çok sevinmişti.Bir yardımım sayesinde pastaneciye de bir iyilik vermiştim.Birkaç gün sonra pastaneci çocuğu yanına çırak olarak aldı ve çocuk çok mutluydu.Bir gün okul mutfağı için alışverişteyken o zengin adamın bir çalışanına rastladım.Çocukla bir süre konuştuk.İsmi Leventmiş.Levent benim poşetlerimi taşımaya yardım etti.Bana üşüyüp üşümediğimi sordu.Herhalde üstümdeki rengi belli olmayan tişörtümü görmüş olmalıydı.Levent'e teşekkür ettikten sonra gitti.Ben de okula geldim.Aslında tam gidiyordum ki Leyla:
"Leyla"
"Efendim."
"Son bir şey daha sorabilir miyim?"
"Evet tabii ki de."
"Şey...Sen acaba nerede kalıyorsun?"
"Ben mi..."
"Evet."
"Iıı...Ben tavan arasında kalıyorum."
"Tavan arası mı?Böyle bildiğimiz tavan arası yani."
"Evet öyle yani çatı katı."
"Orası çok soğuk olmuyor mu?"
"Evet yani biraz soğuk oluyor ama yapacak bir şey yok."
"Soba falan yanmıyor mu orada?"
"Orayı ısıtabilecek hiçbir şey yok maalesef."
"Iıı...Peki bir şey soracağım iznin olursa."
"Elbette."
"Size ne kadar yemek veriyorlar?Yani sana."
"Benimle tavan arasında kalan bir arkadaşım var.İşte biz her gün öğrencilerin yemediği yemekleri yiyoruz."
"Gerçekten mi?"
"Evet öyle."
"Vildan Hanım daha fazlasını vermiyor bize."
"Ah...anlaşılan Vildan Hanım o kadar da iyi bir kadın değilmiş."
"Evet iyi bir kadın değil."
"Neyse Leyla güle güle."
"Güle güle."
Şimdi fark ediyorum da çok acınası bir durumdaydım.Levent bile bana acımıştı.Saat artık çok geç olmuştu.Bütün işlerimi bitirdikten sonra yorgun argın tavan arasına çıktım.Birden bir sıcaklık hissettim.Burası olduğu kadardan daha sıcaktı.Oysaki bugün hava çok soğuktu.İçeriye girdiğimde yerde bir halıyla karşılaştım.Bu halıyı buraya kim koymuştu ki?Nerimana seslendim.Fakat cevap gelmedi.Zaten Nerimanla tuvaletleri temizliyorduk.Nerimanın odasına baktım.Onun odasına da bir tane halı serilmişti.Diğer odaya geçtiğimde şok oldum.Camda bir şamdan vardı.Üstelik yanıyordu.Odanın ortasına kocaman bir masa yerleştirilmişti.Masada iki bardak bira,kocaman bir hindi,ekmek ve küçükte olsa bir miktar salata vardı.İki tane mavi renginde sandalye bizim için hazırlanmıştı.Masanın karşısında hem yemeklerin soğumaması için hem de odayı ısıtmak için bir ısıtıcı vardı.Odaya sıcak hava üfluyordu."Yemek" diye bağırdım.Uzun zamandır ikimizde böyle ihtişamlı yemekler yememiştik.Bir an rüyada olduğumu zannedip kendime çimdik attım ama rüyada olmadığımı anladım.Koşarak Neriman'ı çağırdım.Neriman da benimle aynı şeyleri yaşadı.Kimin bunu bıraktığını umursamadan yemeklere daldık.Yemekten sonra ısıtıcıyı odalarımıza getirdik ve yattık.Aklıma bugün o çocuğa yardım ettiğim geldi.Sanırım babamın sözü doğruymuş.Ben de şu an iyilik buldum.