Babam gittikten birkaç dakika sonra da müdürün odasındaydım.Orada duruyordum çünkü odama nasıl gideceğimi unutmuştum.Aklıma gelmediği için buzdağı kadına:
"Vildan Hanım benim odam neredeydi?"
dedim.Vildan Hanım gözlerini devirerek neşeli kadına döndü:
"Elif sen şu kıza odasını göster."
dedi.Elif Hanım telaşla:
"Peki Vildan Hanım.Gel tatlım seni odana götüreyim."
dedi.Koskoca okul müdürü,okulun sahibinden korkuyordu.Beraber odama gittik.Artık yolu ezberlemiştim.Elif Hanım beni odama bıraktıktan sonra:
"Leyla Hanım odanız burası.Bu arada birazdan akşam yemeği saati için yemek salonuna inmeniz gerekiyor.Ancak yemek salonuna inmek istemezseniz yemeğinizi odanıza götürebilirler."
dedi.Yorgun bir sesle:
"Tamam.Ben biraz yorgunum ama yemek salonuna inerim.Siz merak etmeyin."
dedim.Elif Hanım kapıyı kapattı ve gitti.Ağlayarak yatağa kendimi attım.Bu aptal yere babam neden beni bırakmıştı ki?...
***
Bir süre ağladıktan sonra artık ağlamanın manası olmadığı için yemek salonuna inmeye karar verdim.Gardıropu açtım.İçinde bir sürü elbise vardı.Elime sevdiğim bir elbiseyi aldım.Siyah beyaz çizgili,uzun siyah etekli bir elbiseydi.Daha güzel elbiseler vardı elbet ama akşam yemeği için sade bir şeyler giysem daha iyi olurdu.Gardıropun alt kısmında da ayakkabılar vardı.Kırmızı renginde iki topuklu ayakkabı ilgimi çekti.Gerçekten de güzel bir kırmızıydı.Hiç makyaj yapmadan aşağı indim.Zaten ilk akşam yemeği için çok süslenmem gerekmiyordu.Altın renginde,kocaman ve en az on iki kişiyi alabilen bir asansöre bindim.Asansörün üstünde küçük ve sevimli hayvancıklar yemek yerken bir resim vardı.Yer fayanstı.Ana salona geldiğimde bir masada kocaman bir çikolata şelalesi olduğunu gördüm.Burası otel kahvaltıları gibiydi.Herkes alacağı şeyi kendisi alıyordu.Onların yanında insanın aklına gelecek her türden dondurma çeşidi vardı.Minik kekler,Fransız tatlıları,Marshmelowlar,meyveler hepsi bu bölümdeydi.Sanırım ana yemeklerini yedikten sonra öğrenciler buradan atıştırmalık alıyorlardı.Biraz daha ilerlediğimde yok artık denilecek bir şey gördüm.Bir sahne,sahnede piyano ve mikrofon vardı.Acaba her gün sanatçılar gelip burada şarkı mı söylüyorlardı?Artık yemek almaya karar verdim.İki galetanın arasına kremalı mantar sosu konulmuştu.Üst galetanın üstünde ufak,iki tane nane vardı.Hoşuma gittiği için bir tabak aldım ve yer aramaya başladım.Bir kız ve erkeğin oturduğu dört kişilik bir masa vardı.Onlara seslenerek:
"Merhaba.Burada oturmamda bir sakınca var mı?"
dedim.Kız bana dönerek:
"Hayır sakınca yok.Oturabilirsin."
dedi.Oturup:
"Teşekkürler."
dedim.Tekrardan bana dönerek:
"Rica ederim."
dedi.Bir yandan yemeğimi yerken bir yandan öğrencileri gözetliyordum.Bana yer veren kızın saçının bir kısmı bir omzunda,bir kısmı da sırtındaydı.Saçına beyaz bir taç takmıştı.Pembe,çerçeveli gözlükleri vardı.Teni çok esmerdi.İçeride olmamıza rağmen çok üşüyor olmalıydı ki pembe bir atkı takıyordu.Üzerinde beyaz,yüzlü bir bulutlu,bir kazak vardı.Yanındaki erkekte sarı saçlıydı.Üzerinde sakallı bir adamlı,sarı renginde bir atlet giyiyordu.O biraz makaron yiyor,kız da minik bir kek yiyordu.Birden tatlı bir kız sesi duydum:
"Şuradaki kıza bak.Ne kadar da güzel.Hayatımda gördüğüm en güzel kız olabilir."
diye bir sesti.İstemsizce gülümsedim.Bunu diyen kızı inceledim.Kısa boyluydu ama bu onu tatlı gösteriyordu.Ten renginde yarı toplanmış saçları vardı.Mavi beyaz çizgili bir elbise giymişti.Eteği kırmızı rengindeydi.Yeşil renginde spor ayakkabılar giymişti.Ona seslenerek:
"Merhaba benim adım Leyla.Senin adın ne?"
dedim.Kız utanarak:
"Iıı...şey benim adım Cemre.Kıyafetin annemin kıyafetlerine benziyor."
dedi.Sesli bir şekilde güldüm ve:
"Çok tatlısın Cemre.Gel yanıma otur."
dedim.Cemre sevinerek:
"A gerçekten mi?Teşekkür ederim."
dedi ve yanıma oturdu.Ben de:
"Rica ederim."
dedim.Cemreyle muhabbete daldık.
"Ben seni bu okulda hiç görmemiştim.Nereden çıktın sen?Çok güzelsin.Kıyafetlerin de gerçekten çok güzel görünüyor."
"Teşekkür ederim.Ben bu okula okumak için geldim.Yeni geldim daha.Beni görmemen normal.Peki sen?Burada ne işin var?Yani bu okulda mı okuyorsun?"
"Evet ben bu okulda okuyorum ve bu okulda yaşıyorum.Annem ve babamın çok işi olduğu için beni buraya getirdiler.Ben de her gün resim yapıyorum ve burada bir şeyler öğreniyorum.Öğrenmek güzeldir bence."
"Senin gibi ikimizde aynı şeyi yaşıyoruz.Yemeğini bitirdin mi bakalım?"
"Evet yemeğimi bitirdim."
"Peki şimdi ne yapacaksın?"
"Bilmem.Canım çok sıkılıyor.Yapacak bir şey bulamadım okulda.Galiba odama gidip resim yapacağım."
"Bak benim daha iyi bir fikrim var.Ben yemeklerimi bitireyim.Daha sonra da seninle beraber benim odama gidelim.Nasıl fikir?"
"Gerçekten mi?Çok iyi olur.Çok nazik bir kızsın."
"Teşekkürler tatlım.Sen de çok tatlı bir kızsın."
"A gerçekten mi?Teşekkür ederim."
"Rica ederim tatlım."
dedim ve beraber odama çıktık.Odamın kapısını açtım ve:
"Bak işte burası benim odam."
dedim.Cemre şaşkınlıkla:
"A Leyla eşyaların çok güzelmiş.Bakabilir miyim?"
dedi.İçimi bir hoşnutluk sardı:
"Tabii ki de bakabilirsin tatlım.Hem bu eşyalarla tek başıma durmak bana sıkıcı geliyor.Seninle olsa daha iyi olur."
dedim.Bana dönerek:
"Teşekkür ederim.Ben hızlıca bakayım."
dedi Cemre.O baktıktan sonra beraber kutu oyunu oynadık,birbirimize korku hikayeleri anlattık,birbirimize makyaj yaptık...Kısacası bir sürü şey.Birkaç saat sonra Cemre gitti.Mavi renginde bulutlu bir pijama giydim ve yattım.
***
"Leyla Hanım,Leyla Hanım!Uyanın.Sabah oldu efendim."
diyen bir ses uyanmamı sağladı.Sesin yavaş yavaş Elif Hanımın sesine ait olduğunu anladım.Yataktan hızlıca kalkarak kapıyı açtım:
"Günaydınlar."
dedi Elif Hanım.Ben de ona:
"Günaydın."
dedim.Meğersem kahvaltı saatinin başlamasına çok az kalmış.O nedenle uyanmam gerekiyormuş.Elif Hanımı yolladıktan sonra beyaz bir tişört giydim.Üzerine de pembe renginde bir elbise giydim ve kahverengi renginde çizmeler giydim.Kahvaltıdan sonra buzdağı Vildan beni ders salonuna götürdü.İlk ders Fransızcaydı.Fakat ben Fransızcayı güzelce konuşabiliyordum.Buzdağı Vildan sınıfa girince bir öğretmen:
"Merhabalar Vildan Hanım.Ne için gelmiştiniz?"
dedi.Öğretmen oldukça yaşlı bir öğretmendi.Saçları iyice grileşmişti.Saçlarının arasına sıkıştırdığı sarı rengindeki kurşun kalem her taraftan görünüyordu.Yüzü çok kırışmıştı.Kahverengi kısık gözlerinin üstünde kahverengi renginde çerçeveli gözlükleri vardı.Tam bir old money havasında giyinmişti.Buzdağı Vildan:
"Sevgili öğrenciler bu Leyla.Okulumuzda okumak için İstanbuldan İzmir'e geldi.Onunla iyi anlaşıcağanıza inanıyorum.Burada Fransızca dersi öğreneceksin Leyla."
dedi.Son cümleyi söylerken bana baktı:
"Ama Vildan Hanım ben zaten Fransızca biliyorum."
"Leyla büyütülürken her istediğin yerine getirildiği için birazcık şımartılmışsın!Ancak burası disiplinli ve ciddi bir okuldur!Burada öğreneceğin şeyleri sen seçemezsin!"
dedi sinirle.Aptal kadın...Bana bunları nasıl demiş olabilirdi?:
"Ama ben sadece Fransızca bildiğimi söylemiştim."
dedim.Sanki o ailemin beni nasıl büyüttüğünün her detayına kadar incelemişti...





