İçeriğe geç

Küçük Melek Elif -

Bölüm 54 · 5 dk okuma

Küçük Melek Elif -

Bölüm 54

Küçük Melek Elif -

---Bölüm 1: Kaybolan KanatlarElif, henüz altı yaşında, ailesini bir trafik kazasında kaybettiğinde hayatı altüst olmuştu. Annesinin sıcak gülüşü, babasının ona her akşam anlattığı masallar artık yoktu. Koca bir boşluk kalmıştı geriye. O küçücük yaşında yalnız kalmış, şehrin kenarındaki bir yetimhaneye yerleştirilmişti. Yıllar geçti, Elif büyüdü ama kalbindeki kırgınlık hiç küçülmedi.Bir sonbahar günü, yetimhanenin bahçesinde tek başına bir bankta otururken kapıdan yeni bir çocuk girdi. Uzun boylu, biraz ürkek ama gözlerinde sıcacık bir ifade vardı. Müdire hanım, Elif’e doğru yaklaşarak yanındaki çocuğu işaret etti.— “Elif, bu Ali. Artık bizimle kalacak. Ona evi sen gösterebilirsin.” dedi.Elif kaşlarını çattı, fazla konuşmaya niyeti yoktu. Ama yine de başını salladı.— “Gel,” dedi kısa bir sesle.Ali hafif gülümsedi.— “Merhaba… Ben Ali. Seninle arkadaş olabilir miyiz?”Elif, yüzünü başka tarafa çevirdi.— “Bilmem. Ben kimseyle pek konuşmam.”— “Olsun,” dedi Ali, pes etmeden. “Konuşmazsan da yanında dururum.”O an Elif şaşırdı. Çocukların çoğu onun bu soğuk tavrından korkup uzaklaşırdı. Ama Ali farklıydı. Sessizliğine rağmen yanında kalmak istiyordu.Akşam yemeğinde yan yana oturdular. Ali sürekli sorular soruyor, Elif ise kısa cevaplarla geçiştiriyordu.— “Kaç yaşındasın?”— “On iki.”— “Ben de on üç. Hemen hemen aynı sayılır. Peki burada en çok neyi seversin?”Elif biraz düşündü, sonra fısıldadı:— “Bahçedeki kayısı ağacını.”Ali’nin gözleri parladı.— “O zaman yarın beraber gidip bakalım mı? Belki meyvesi vardır.”Elif istemsizce gülümsedi. Uzun zamandır kimse ona bu kadar içten yaklaşmamıştı.Ertesi gün gerçekten de bahçede buluştular. Kayısı ağacının altında oturup saatlerce konuştular. Elif, annesinden ve babasından bahsetmeye cesaret etti ilk kez. Gözleri dolduğunda Ali, hemen ceketini çıkarıp omzuna koydu.— “Üzülme Elif. Ben de annemi küçükken kaybettim. Ama… belki birbirimizin ailesi olabiliriz, ne dersin?”Elif’in boğazı düğümlendi.— “Gerçekten mi? Sen… sen aile olmak ister misin benimle?”Ali kararlı bir şekilde başını salladı.— “Evet. Sen benim kardeşim, hatta belki… en iyi dostum olabilirsin.”Elif’in kalbindeki taş gibi ağırlık bir an için hafifledi. Gözlerinden yaşlar süzüldü, ama bu kez içinde bir umut vardı. İlk kez kendini yalnız hissetmiyordu... bölüm 2 ---Harika! O zaman ikinci bölümü uzun uzun yazıyorum, bol diyalogla:---Bölüm 2: Kayıp Zamanın İzindeAradan aylar geçti. Elif ve Ali, yetimhanede birbirlerinden ayrılmaz hale gelmişlerdi. Bahçedeki kayısı ağacı onların sır ortağı olmuş, her akşam orada buluşup konuşmuşlardı. Çocuklar onlara “küçük kardeşler” diye takılıyordu.Bir gün, Elif Ali’ye döndü ve alçak sesle sordu:— “Ali… hiç dışarı çıkmak istedin mi? Yani… buranın dışında bir hayat var ya…”Ali, gözlerini uzaklara dikti.— “Evet. Bazen düşünüyorum. Okul bitince ne olacak? Bizi kim sahiplenecek? Ya da belki kimse almazsa… kendi yolumuzu çizmek zorunda kalacağız.”Elif’in yüzü asıldı.— “Ben çok korkuyorum. Yalnız kalmaktan… bir daha sevdiklerimi kaybetmekten…”Ali, kararlı bir sesle konuştu:— “Sen yalnız kalmayacaksın. Ben buradayım. Hatta söz veriyorum, seni asla bırakmayacağım.”Elif, ilk defa birine güvenmeyi denedi. Ellerini sıkıca birleştirdi.— “Bana söz veriyorsun, değil mi?”— “Söz veriyorum. Küçük meleğim.”Bu söz, Elif’in kalbine işledi. O günden sonra Ali ona hep “küçük melek” diye seslenmeye başladı. Elif ise her duyduğunda yüzünü saklayıp utangaç bir şekilde gülüyordu.---Bir akşam, yetimhanede elektrikler kesildi. Çocuklar panikle bağırışırken, Elif karanlıkta Ali’nin sesini duydu:— “Korkma Elif, elimi tut.”Elif hemen elini uzattı. Ali’nin sıcak parmaklarını hissedince rahatladı.— “Ali… ya bir gün seni de kaybedersem?” dedi titrek bir sesle.Ali sert bir şekilde başını salladı, karanlıkta bile gözlerindeki ciddiyet hissediliyordu.— “Bunu asla söyleme. Ben senin yanındayım, hep yanındayım. Eğer kaybolursam… seni bulana kadar yürürüm.”Elif’in gözlerinden yaşlar süzüldü. Fısıldayarak söyledi:— “Beni bulursun, değil mi?”— “Her zaman.”---Günler geçtikçe, aralarındaki bağ daha da derinleşti. Birbirlerine sırlarını açtılar, yaralarını gösterdiler. Elif, geceleri kabus gördüğünde Ali yanına oturuyor, saçlarını okşayarak onu sakinleştiriyordu.Bir gece, Elif kabustan uyanıp nefes nefese kaldığında Ali hemen geldi.— “Küçük melek, yine mi kabus gördün?”Elif başını salladı, gözleri yaşlıydı.— “Beni almaya geliyorlar sandım… yine yalnız kalacağımı sandım.”Ali gözlerini onun gözlerine dikti.— “Beni unutma Elif. Benim yanımda yalnız kalmazsın. Sen… benim en değerli şeyimsin.”Elif kalbinin çarptığını hissetti. İlk kez birinin onu bu kadar sahiplendiğini duyuyordu. O an içinden geçen tek şey şuydu: “Belki de hayat bana ikinci bir aile vermek istedi.”---

--Bölüm 3: Kanatların GölgesindeYıllar su gibi akıp geçti. Elif ve Ali, yetimhanedeki en yakın iki genç olmuşlardı. Ama artık ikisinin de aklında aynı soru vardı: “Buradan sonra ne olacak?”Bir gün müdire hanım onları yanına çağırdı.— “Çocuklar… size bir haberim var. Çok yakında bazı aileler ziyarete gelecek. Belki biriniz ya da ikiniz birlikte evlat edinilebilir.”Elif’in kalbi hızla çarptı. Ama içinde garip bir korku vardı. Ali’ye baktığında o da aynı endişeyi taşıyordu. Odayı terk ettiklerinde Elif fısıldadı:— “Ya bizi ayırırlarsa?”Ali derin bir nefes aldı.— “Ayırmayacaklar. Eğer öyle bir şey olursa… ben kabul etmem.”— “Ama… ya seni seçerlerse, beni değil?”— “O zaman onlara derim ki: ‘Ben ailemi seçtim. O da Elif.’”Elif’in gözleri doldu. Sessizce Ali’nin elini tuttu.---Bir hafta sonra gerçekten de aileler ziyarete geldi. Güzel kıyafetler giydirildiler, herkes en iyi haliyle görünmek istiyordu. Elif, kalabalığın arasında ürkekçe dururken, Ali onun yanına eğildi.— “Unutma küçük melek… birlikteyiz. Bizi göremeyen, zaten aile olamaz.”O anda Elif’in kalbinde bir güven duygusu yayıldı.---O gece, bahçedeki kayısı ağacının altında buluştular. Ay ışığı yaprakların arasından süzülüyordu. Ali, sessizliği bozdu:— “Elif… hatırlıyor musun, sana söz vermiştim? Seni asla bırakmayacağım demiştim.”— “Evet… unutmadım.”— “O söz hâlâ geçerli. Yarın ne olursa olsun, hayat bizi nereye savurursa savursun, ben seni bulurum. Çünkü sen… benim küçük meleğimsin.”Elif’in gözlerinden yaşlar süzüldü. O an Ali’nin omzuna yaslandı ve fısıldadı:— “Ben de seni asla unutmayacağım. Nereye gidersem gideyim, kalbimde olacaksın.”---Zaman geçti… Kader ikisini farklı yollara savurdu. Ama verdikleri söz hiç kaybolmadı. Elif her gece gökyüzüne baktığında, yıldızların arasında Ali’nin gözlerini görür gibi oluyordu. Ali ise her yeni adımında Elif’in gülüşünü hatırlıyordu.Belki yıllar sonra yolları yeniden kesişecekti. Belki de birbirlerini ararken büyüyeceklerdi. Ama ikisi de biliyordu: “Gerçek aile kan bağıyla değil, kalp bağıyla kurulur.”Ve Elif, o geceden sonra kendini hep “küçük melek” olarak hatırladı… çünkü kanatlarını Ali’nin sevgisinde bulmuştu.---✨

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.