Gece ağırdı.
Sanki şehir bile nefesini tutmuştu.
Elara pencerenin önünde duruyordu.
Aşağıdaki sokaklara baktı.
Artık o eski kız değildi.
Ve bunu en çok… kendisi fark ediyordu.
“Değiştin.”
Lorenzo’nun sesi arkasından geldi.
Elara arkasını dönmedi.
“Senin yüzünden.”
Lorenzo yaklaştı.
Adımları sessizdi… ama varlığı ağır.
“Hayır,” dedi sakin bir şekilde.
“Zaten içindeydi.”
Elara başını hafifçe eğdi.
“Belki.”
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra Elara döndü.
Gözleri direkt Lorenzo’daydı.
“Bana her şeyi anlatmadın.”
Lorenzo’nun bakışları sertleşti.
“Bilmen gerekmiyor.”
Elara bir adım yaklaştı.
“Artık gerekiyor.”
Bu bir meydan okumaydı.
Ve Lorenzo bunu anladı.
Uzun bir sessizlik…
Sonra konuştu:
“Bir ailem vardı.”
Elara dikkatle dinledi.
“Ve hepsini kaybettim.”
Sesi düz çıktı.
Ama altında… bir şey vardı.
Bastırılmış bir şey.
“Nasıl?” diye sordu Elara.
Lorenzo’nun çenesi gerildi.
“İhanet.”
Bu kelime… ağırdı.
Elara’nın nefesi yavaşladı.
“Kim?”
Lorenzo’nun gözleri karardı.
“En güvendiğim kişi.”
Elara’nın kalbi sıkıştı.
“Ne yaptı?”
Lorenzo cevap vermedi.
Sadece ona baktı.
Sonra yavaşça söyledi:
“Onları bana karşı sattı.”
Sessizlik…
Elara’nın aklına kendi yaptığı şey geldi.
Telefon.
O konuşma.
İhanet.
Gözlerini kaçırdı.
Lorenzo bunu fark etti.
Bir adım yaklaştı.
“Tanıdık geldi mi?”
Elara’nın kalbi hızlandı.
“Ben aynı şeyi yapmadım…”
Lorenzo başını eğdi.
“Fark ne?”
Elara’nın sesi titredi.
“Ben… hayatta kalmaya çalıştım.”
Lorenzo’nun bakışları keskinleşti.
“Onlar da.”
Bu cümle… Elara’yı susturdu.
Lorenzo devam etti:
“İhanetin bahanesi olmaz.”
Bir adım daha yaklaştı.
Artık çok yakındı.
“Sonuçları olur.”
Elara geri çekilmedi.
Bu sefer kaçmadı.
“Ve sen?” dedi.
“Sen ne yaptın?”
Lorenzo’nun yüzü tamamen karardı.
“Yok ettim.”
Bu bir tehdit değildi.
Bu bir gerçekti.
Elara’nın kalbi titredi.
Ama gözlerini kaçırmadı.
“Beni de yok edecek misin?”
Uzun bir sessizlik oldu.
Lorenzo ona baktı.
Derin… yoğun… tehlikeli.
Sonra yavaşça başını salladı.
“Hayır.”
Elara şaşırdı.
“Çünkü…”
Lorenzo’nun sesi düştü.
“Sen farklısın.”
Elara fısıldadı:
“Nasıl?”
Lorenzo’nun cevabı gecikmedi:
“Seni yok etmek istemiyorum.”
Bir saniye…
“Yanımda tutmak istiyorum.”
Bu sözler…
Tehlikeliydi.
Çünkü bu bir sevgi değildi sadece.
Bu bir bağdı.
Kırılması zor.
Kaçılması imkânsız.
Elara derin bir nefes aldı.
“Geçmişin… geri gelecek mi?”
Lorenzo’nun bakışları uzaklaştı.
Karanlığa.
“Zaten geldi.”
Tam o anda—
Telefonu çaldı.
Lorenzo açtı.
Sadece dinledi.
Yüzü yavaşça değişti.
Gözleri… daha da karardı.
Telefonu kapattı.
Elara hemen sordu:
“Ne oldu?”
Lorenzo ona baktı.
Sesi alçaktı.
“Eski bir hayalet geri döndü.”
Elara’nın kalbi sıkıştı.
“Kim?”
Lorenzo’nun dudakları hafifçe kıvrıldı.
Ama bu gülüş…
tehlikeliydi.
“Beni yaratan kişi.”
Sessizlik…
Sonra ekledi:
“Ve seni benden almak isteyen tek kişi.”
