İçeriğe geç

KÜÇÜK BİR SIR

Bölüm 2 · 10 dk okuma

KÜÇÜK BİR SIR

Bölüm 2

2.bölüm

Eve vardığımda annem günümün nasıl geçtiğini sordu. Ama ben çok konuşkan biri değildim. Bu yüzden sadece iyi deyip geçiştirdim annemi. Oldukça mutsuzdum çünkü en yakın arkadaşımdan ayrılmıştım. Aylin'i çok özlüyordum. Her gün telefonda görüşüyorduk ama benim için bu yeterli olmuyordu. Onu yanımda istiyordum. Onsuz kendimi yalnız hissediyordum.

Odama çekilip Aylin'i görüntülü aradım. Uzun bir çalıştan sonra telefonu açtı. Beni gördüğünde sevinçle '' Umay!!'' dedi. Telefonu geç açtığı için '' Benim telefonum neden geç açılıyor Aylin Hanım?!'' dedim hafif tripli bir şekilde.

- '' Ya, kanka ders çalışıyordum; görmedim. Telefonum yan odadaydı. Annem getirdi zaten senin aradığını söyleyerek. ''

-'' Ee , ne yapıyorsun görüşmeyeli?'' dedi. Arkasından Berk abi geçti. Benim de gözüm ona kaydı. Onu da çok özlemiştim. Onu görünce iç çektim; uzun zamandır ona bakıyor olacaktım ki

Aylin '' Umay... beni dinliyor musun sen??'' dedi. Kamerayı tamamen kendine çevirmişti. Ve bende odağımı ona verdim. Gözlerimi ona çevirip '' Evet, evet dinliyorum seni.'' dedim.

- '' O zaman neden cevap vermiyorsun?'' dedi. ''Daldım canım ya, Ne oldu? Ne diyordun?'' dedim.

- '' 'Ne yapıyorsun' dedim kanka'' dedi. '' Okuldan geldim canım; Ne yapayım?'' dedim. '' Şimdi de masaya oturdum işte...'' dedim. Beni çok iyi tanıdığı için '' Yemek yemeden mi?'' dedi. Hesap sorarcasına '' Ben olmadığımda kendini aç bırakabileceğini sanıyorsan yanılıyorsun Umay Hanım!'' dedi.

Ben çok yemek yiyen birisi değildim Eskişehir'deyken hep Aylin hatırlatırdı yemek yemeyi, çok kilolu biri de değildim ama unutuyordum işte. Aylin'le beraber her şeyi yapardık. Beraber karate kursuna giderdik, beraber ders çalışırdık. Ailemiz bile çok yakındı, çoğu zaman birbirimizin evinde akşam yemeği yerdik. Onu çok seviyordum ama onların ailesinden sevdiğim bir kişi daha vardı ve bu benim KÜÇÜK SIRRIMDI. Abisini seviyordum. Ve bundan Aylin'in haberi yoktu.

Sırf bu yüzden ona ihanet ediyormuşum gibi geliyordu ama elimde değildi. Kendimi onu sevmekten alıkoyamıyordum. Ona olan hislerim ne zaman başlamıştı bilmiyordum. Ama fark ettiğimde çoktan kendimi ona kaptırmıştım.

Gözlerimi masadan Aylin'e çevirmiştim. '' Yemedim, sen olmayınca yediklerimin de pek tadı tuzu olmuyor.'' dedim. O da gayri ihtiyari gülümsedi.

- '' Aşkım öyle olur mu hiç? Yemeğini ye. Hem Aybike teyze sana yemek yapmıştır. Çok güzel de yapmıştır.'' Annemin yemekleri karnını acıktırmış olacak ki diliyle dudaklarını yaladı.

Aylin annemin yemeklerini çok severdi. Bu konuda Berna teyze birazcık annemi kıskanırdı. Aralarında tatlı ve ufak tartışmalar olurdu. Ama birbirlerini çok severlerdi. Aynı bizim gibi arada kavga etseler de çok iyi anlaşılırlardı. Tıpkı bir kardeş gibilerdi...

- '' Canım istemiyor Aylin...'' dedim. Ona çok boş bakıyordum bunları söylerken o da bende bir şeyler olduğunu fark edip '' Okulda bir şey mi oldu ?'' diye sordu. Bende okulda bütün olan bitenleri anlattım. ''Bence o kız Mert'in eski sevgilisi ve çocuğa kafayı takmış Umay.'' dedi.

- '' Bilemiyorum kanka yine de bana saçma geliyor. Çocuğa takıntılı olursun da ben ne alaka yani?'' Bana bütün bu olanlar saçmalıktan başka bir şeymiş gibi gelmiyordu. Yine de böyle davranmasını doğru bulmuyordum. Ancak sonra bunun benim umurumda olmaması gerektiğini fark ettim ve bunları düşünmeyi bırakmak istedim. '' Kanka, biz neden bu çocukla o kızı konuşuyoruz?'' diye hem ona hem de kendime sormuştum bu soruyu.

Konuyu değiştirerek '' Siz ne zaman geliyorsunuz buraya?'' diye sordum Aylin'e ilk soruyu cevaplamasına fırsat vermeden onu çok özlüyordum.

-'' Babam yıllık izine girince geliyoruz canım. Bende seni çok özledim Umay.''

Sevinçle ve şaşkınlıkla gözlerimi kocaman açtım. '' Ne, gerçekten mi?!'' dedim. Beklemiyordum bunu... Gelmeleri gerçekten çok güzel olucaktı daha şimdiden Aylin ile yapacağımız şeyleri düşünmeye başlamıştım bile...

Büyük bir sevinçle, beni onaylamak için kafasını salladı. '' Hıhım, geliyoruz.'' dedi. O da tıpkı benim gibi gülümsüyordu. Onu kırmak istemediğimden '' Neyse aşkım, ben yemeğimi yiyeyim.'' dedim.

-'' Olur canım, görüşüz...'' dedi elini sallayarak sonra da öpücük gönderdi ekrandan bana. Bende '' Görüşürüz canım.'' dedim ve bende onu öptüm. Telefonu kapattığımda masamdan kalkıp lavaboya gittim; Ellerimi yıkamak için.

Sofraya gittiğimde canım annem her şeyi hazırlamıştı.

Masada gördüklerimle iştahım iyice açılmıştı ve hemen masaya oturdum. Ben masaya oturduktan sonra annem de oturdu. Ben tabağıma yemekleri koymaya başlamıştım... Annemle babam kendi arasında konuşmaya başlamıştı.

Bayağı da koyu bir sohbet içerisindeydiler. Annem bir davadan babam ise onu çok etkileyen bir hastasından bahsediyordu. Ancak benim kafam doluydu ve bende kendi halimde yemeğimi yiyordum.

Ben gözlerim dalmış yemeğimi yerken babam birden " Okul nasıl gidiyor kızım?" Diye sordu.

Nasıl gitsin olduğu yerde duruyor.

Dedim içimden. Bunu dışıma da vurmak istedim ama yapamadım. Çünkü annemle babam derslerim konusunda oldukça katıydı. İkisi de okumuş insanlardı ve haliyle benim de okumamı istiyorlardı. Onları anlıyordum ancak her yerde ders konuşmaktan çok sıkılmış ve bunalmıştım. Ama savcı bir anne ve hekim bir babayla birlikte büyüyorsanız başarılı olmak zorundaydınız. Açıkçası bende başarılı birisi olmak istiyorum ancak üstüme çok geliyorlarmış gibi hissediyordum. Annemle babama da çok imreniyorum ancak sürekli derslerden konuşmaktan sıkılmıştım.

Zaten babam ne zaman bu konuları açsa kaçamak cevaplar veriyordum.

'' İyii, iyi gidiyor baba.'' dedim bu konudan kaçmaya çalışarak bir yandan da tabağımdaki yemekle oynuyordum. Bu konu beni strese sokuyordu. Babamın bu konuyu daha fazla uzatmasını istemediğim için Aylin'den bahsettim. '' Aylinler geliceklermiş. Biliyor musunuz?'' dedim hevesli bir şekilde. Bunu söylediğime annem şaşırmadığına göre annem zaten Berna teyzeyle bu konuyu konuşmuştu.

Babam da söylediğim şeye sevinerek '' Ahmetler mi gelecek?'' dedi. Ahmet amca Aylin'in babasıydı ve babamla gayet iyi anlaşıyorlardı. Ancak işlerden dolayı çok görüşemiyorlardı. Bizim şehir değiştirmemiz bu işin tuzu biberi olmuştu babam için. Dolayısıyla bu habere babam da çok sevinmişti. Aylin gözümde tütüyordu.

Annem çok sıradan bir şeyden bahsediyormuşuz gibi sakindi. Ancak onun endişesini görebiliyordum. Üçümüz de çok yoğunduk ve dolayısıyla onları pek de iyi ağırlayamazdık ; zaten annem de bundan korkuyordu. Ne yapacağımızı ben de pek bilmiyordum ancak buna fazla kafa yormamaya çalıştım.

Babam annemin neden sevinmediğini sorduğunda annem '' Üçümüzde çok yoğunuz Dağhan, hangimiz ilgilenicez onlarla?'' demişti. Annemi anlıyordum. Çalışan bir kadın olarak pek çok şeye vakti olmuyordu. Zaten ben de bir çok zaman Aylinlerde oluyordum. Sonuçta kapı komşumuzdu onlar bizim.

Babam da annemin endişesini anlayan gözlerle bakıyordu anneme, elini uzatıp annemin elini tuttu. Endişesini paylaşmak ister gibi... '' Endişelenme hayatım, hele bir onlar gelsin; buluruz yolumuzu.'' dedi babam. Babamın bu lafı üzerine annem de diğer elini uzatıp babamın elinin üzerine tuttu. Birbirlerine destek oluyorlardı ve bu inanılmaz hoşuma gidiyordu. Annemle babamın ilişkisine her zaman gıpta etmiştim. Babamı çok seviyordum ve ileride babam gibi biriyle evlenmek istiyordum.

🪷🪷🪷

Sabah erkenden kalkıp hazırlanıp okula gelmiştim. Sırada en arkada beklerken Mert yanıma geldi. '' Günaydın.'' dedi neşeli bir sesle. Bende gayet yorgun bir sesle '' Günaydın.'' dedim. Dün gece geç saatlere kadar test çözmüştüm ve dolayısıyla da çok yorgundum. Mert yorgun olduğumu anlayarak '' Dün gece geç yattın heralde'' dedi. Elimle ağzımı kapatarak esnerken '' Evet.'' dedim. '' Gece 2'ye kadar test çözdüm.'' dedim. O da benimle aynı düşüncede olarak '' Niye o kadar geç saate kadar soru çözdün ki?'' dedi. Açıkçası sınav haftası geliyordu ve ona uymam gereken bir program vardı ve zaten seneye de üniversite sınavımız vardı. Ancak ben bir günlük bir boşluğum olsun istediğim için hepsini dün gece halletmeye çalışmıştım ama başaramadım.

'' Sınav haftası yaklaşıyor, zaten seneye de üniversite sınavı var Mert. Benim de uymam gereken bir program var, yarın boş olmak istediğim için hepsini dün gece halletmeye çalıştım ancak pek de başarılı olamadım.'' dedim. '' Keşke kendini bu kadar yormasaydın, zombiye benziyorsun.'' dedi. Ellerimi saçlarıma götürerek '' O kadar kötü mü ya?'' dedim. Samimi bir şekilde gülümserken '' Evet.'' dedi ve sıra bize geldi. Biz tam okula girerken arkama baktığımda İrem'in bize baktığını fark ettim ama bozuntuya vermeden içeriye girdim.

Öğle arasına kadar sınıftan çıkmamıştım. Uykum olduğu için tenefüslerde hep uyudum. Hatta son derste de uyuya kalmışım ama kimse uyandırmamış. Öğle arasına girdiğimizde Mert beni kaldırdı. Uyku mahrmuru bir halde sağa sola bakarken o '' Günaydınn.'' dedi. Esneyerek '' Günaydın.'' dedim uykulu bir sesle. Saatin kaç olduğunu merak edip saatime baktım ve öğle arası olmuştu. '' Niye beni uyandırmadın?'' dedim. Şuan ki halimi göstererek '' Uyandırdım.'' dedi.

'' Bir şeyler yemiycek misin? Aç değil misin?'' dedi. '' Pek değilim.'' dedim. Hala ayılmaya çalışıyordum. Ben kalkarken '' Gel bir şeyler yiyelim; ben acıktım.'' dedi. Kabul ettim. Her ne kadar acıkmadım desem de çok acıkmıştım ve bunu kantine girdiğimizde fark ettim. O sadece bir tane döner yemişti bense ikinciyi yarılamıştım. Mert'te gülerek '' Acıkmadım diyene

bak sen, benden fazla yedi.'' dedi. Ben de ağzım dolu bir şekilde '' Valla çok acıkmışım ya...'' dedim. Ben ikinci dönerin sonuna gelmiştim ki İrem girdi içeri ve yanımıza oturdu.

Ortamın havası gerilmişti. Ama onu umursamamaya çalışarak son lokmamı yutmaya çalıştım. Mert'in yanına oturmuş elini onun saçlarına götürüyordu. Bir yandan bana bakıyor bir yandan da Mert'e yürüyordu. Ben kalan son lokmamı yutup üstüne ayrınımı da içip bitirmiştim. Ayranımı bitirdiğim gibi çöplerimi alıp '' Size iyi eğlenceler.'' diyip uzaklaştım masadan. Çıkarken de çöpümü attım. Ben kantinden çıkarken Mert'in bana seslendiğini duydum ama aldırış etmeden yoluma devam ettim.

Kantinden çıkıp okul bahçesindeki kamelyalara ilerlerken Mert kolumdan tuttu. Arkama dönüp ona anlamayan gözlerle baktım. '' Umay, açıklayabilirim.'' dedi. Kolumu elinden kurtarıp anlamayan gözlerle ona bakmaya devam ettim. '' Sen de gördün kendisi geldi yanıma.'' dedi ancak ben hala neden bana açıklama yaptığını anlayamıyordum. '' Bu sizin aranızda Mert beni ilgilendirmez. O senin eski sevgilin, bana açıklama yapmak zorunda değilsin.'' dedim. O yine de kendini açıklamak istermiş gibi bakıyordu ve açıklamaya da devam etti. Benim çok da umrumda olmadığı için bundan sonra söylediklerini dinlememiştim açıkçası. Ben kamelyalara ilerlerken o hala peşimden geliyordu.

Onu duymazdan geldiğim için peşimdeydi. Kamelyaya oturduğumda o da benimle birlikte oturdu. Ben cebimden telefonu çıkarıp telefonla ilgilenmeye başlamıştım ancak o buna biraz sinirlenmiş olucaktı ki telefonumu elimden alıp '' Umay sen beni dinlemiyor musun?!'' diye sordu sesini hafif yükselterek. Derin bir nefes verip ona döndüm.'' Bak Mert, İrem ile önceden ne yaşadığınız, şuan ne yaşıyor olduğunuz veya gelecekte ne yaşayacağınız beni ilgilendirmez. O senin sevgilin.'' Son cümlemi kurduğumda uyarı dolu bakışlarla eski sevgilisi olduğunu hatırlattı. Kabullenerek '' Tamam, eski sevgilin.'' dedim. '' Ancak o seni hala seviyor Mert ve ayrıldığınızı kabul edememiş, onu anlıyorum. Ancak kıskançlıklarına hak vermiyorum. Sonuçta ikimiz arkadaşız.'' dediğimde Mert, bozulan surat ifadesini saklayamıyordu.

Biz bu konuda tartışırken telefonum çalmaya başladı. Akıllı saatime baktığımda arayan kişinin Aylin olduğunu gördüm ve heyecanlandım ancak Mert heyecanlandığımı görüp daha çok bozuldu. Elimi ona uzatıp '' Telefonumu verir misin?'' diye sordum ancak bana bozuk olduğu için sitemli bir şekilde '' Vermeyceğim.'' dedi. Sinirlenmeye başlıyordum. Telefonum benim özel alanımdı ve özel alanıma birilerinin girmesinden hiç hoşlanmıyordum.

Onu son kez uyardım '' Veriyor musun? Vermiyor musun?'' vermezse kalbini kırabilirdim. Çünkü Auylin arıyordu ve Aylin hep öğle aralarının sonlarına doğru arardı. Onlar bizden önce öğle arasına çıkıyor ve bizden önce de içeri giriyorlardı. Uyarı dolu gözlerle ona bakıyordum. Neyse ki inat etmeyip vermişti telefonumu. Arama kapanmadan açtım telefonu.

'' Alo, aşkım nasılsın?'' dedim Aylin'e Mert ise ona ihanet etmişim gibi bakıyordu. Telefonun diğer ucundan Aylin '' İyi canım, sen?'' dedi. ''İyi bende ne olsun?''cevap vermesini beklemeden '' Hayırdır, niye aradın?'' dedim. Aylin alınmış gibi '' Aşk olsun Umay ben sadece işim düştüğünde mi arıyorum?'' dedi.

'' Yani hayır ama içimden bir ses aramanın önemli bir sebebi var diyor.''

'' Kızım var ya sen kesin medyum falan olmalıymışsın. Sendeki bu altıncı his...'' dedi ve yarım kaldı.

'' Bendeki bu altıncı his...'' biraz duraksadı ama cevap verdi.

'' Umay benim sana bir sürprizim var.'' sevinerek '' Öyle mi? Neymiş?'' diye sordum hevesli bir sesle.

'' Şimdi olmaz, yarın görüceksin.''

'' Ama kızım yarına kadar bekleyemem ben.. Off Aylin.'' dedim. Bunları duymasıyla Mert'in gerildiğini fark etmediğim omuz kasları gevşemişti.

Son derse kadar Aylin'in sürprizi ne olabilir diye düşünüp durdum. Şuanda da son dersteydik ve Aylin'in sürprizini düşünürken elimdeki kalemi kemiriyordum. Ne olabilirdi?... Sürprizi ne olabilirdi?...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.