İçeriğe geç

KÜÇÜK BİR SIR

Bölüm 1 · 6 dk okuma

KÜÇÜK BİR SIR

Bölüm 1

1.bölüm

Cam kenarında kulağında kulaklık, müzik dinleyerek geçen yolculuk bence oldukça güzeldi. Nihayet okula varmıştık. Okul oldukça büyüktü, Eskişehir'de ki okulum gibi değildi. Okulun mimarisini oldukça sevmiştim. Bahçesi de oldukça büyük ve güzeldi. Buna ek olarak kuytu köşeleri de vardı ve ben böyle yerleri çok seviyorum.   Okula biraz gelmiştim sınıfımı öğrenmek için... Okula girdim ve direkt müdür yardımcısının odasına gittim. Kapıyı tıklatarak odaya girdim. Cam kenarında kulağında kulaklık, müzik dinleyerek geçen yolculuk bence oldukça güzeldi. Nihayet okula varmıştık. Okul oldukça büyüktü, Eskişehir'de ki okulum gibi değildi. Okulun mimarisini oldukça sevmiştim. Bahçesi de oldukça büyük ve güzeldi. Buna ek olarak kuytu köşeleri de vardı ve ben böyle yerleri çok seviyorum. Okula biraz gelmiştim sınıfımı öğrenmek için... Okula girdim ve direkt müdür yardımcısının odasına gittim. Kapıyı tıklatarak odaya girdim. Ben tam adımımı atmıştım ki bir çocuk daha içeri girdi. Hasan hocayla konuşmak için gelmişti. Sabah sabah neyden bahsedebilir? diye düşünürken okul projesinden bahsetmeye başlamıştı. Hasan hoca '' Sonra konuşuruz oğlum. Sen şimdi sınıfına git.'' dedi. Çocukla çıkarken göz göze geldik... Gözleri oldukça güzeldi. Hasan hoca bana dönüp '' Sen ne için gelmiştin kızım?'' dedi. '' Hocam ben yeni nakil oldum da... Sınıfımı öğrenmek için gelmiştim'' dedim. 11/C de olduğumu söyledi ve bende teşekkür edip çıktım odadan. Çantamı arka sıralardan birine koyup oturmuştum. On beş, yirmi dakika içinde sınıf dolmaya başladı. En son sınıfa aşırı derecede özgüvenli kızlar girdi. Üç kişilerdi ve en önlerinde olan kız '' Tatlım yalnız orası benim yerim.'' dedi. Sanki itiraz etsem kavga çıkaracakmış gibi bakıyordu. Gözlerimi ondan çevirip etrafıma bakındığımda sınıftakilerin de bize baktığını gördüm. O an anladım kalkmazsam gerçekten olay çıkaracaktı. Derin olsaydı kızdan önce o olay çıkartırdı. Onu düşündüğümde yarım ağız gülümsedim. Kız gülümsememi yanlış anlayıp '' Bunda gülünecek ne var acaba?'' dedi. Bende gülümsememe devam edip, çantamı alıp çıktım sıradan. Sınıf neredeyse tam dolu olduğu için sınıfa dönüp '' Eee boş bir sıra var mı arkadaşlar?'' dedim. Hasan hocanın yanında gördüğüm çocuk yanını işaret etti. Etrafıma bakındım ama cidden neredeyse her yer doluydu. Bende o çocuğun yanına gittim ve oturdum. Ona dönüp '' Adın ne?'' diye soracaktım ki zil çaldı o an. Ve hepimiz kalkıp sıraya indik. Bende sıranın en arkasına geçtim. Dönem ortasında olmamıza rağmen müdürün klasik konuşmalarını dinlemiştik. 9'lardan başlayarak herkes kıyafet kontrolüyle sınıflara girdi. Ben yeni geldiği için üzerimde okulun üniforması yoktu. Nöbetçi öğretmenlerden birisi beni kenara çekti ve üzerimin neden böyle olduğunu sordu. Bende yeni geldiğimi söyledim.    Ve hemen geçmeme izin verdi. Bende sınıfımda yeni yerime oturdum. İlk ders matematikti, ben sadece bir kaç tane defter getirmiştim. Bu yüzden kareli defterimi çıkarttım. Hoca içeriye girdi; herkes ayağa kalktı. Sınıfa göz gezdirdikten sonra '' Yeni arkadaşlar var aramızda.'' dedi. Sonra bana dönüp '' Evet canım, seni tanıyalım.'' dedi gayet sevecen bir şekilde. Hoca bunu sorduğunda bütün sınıf ayaktaydık. '' Ben Umay, Umay Bozkurt.'' dedim. Öğretmenimiz '' Nereden geldin canım?'' diye sordu. '' Eskişehir'den hocam. Babamın tayini çıktığı için geldik.'' dedim.  Sınıftan tanımadığım birisi '' Baban ne iş yapıyor ki?'' diye sordu. Ama sesinde hafiften bir aşağılama vardı. Bende gayet gururlu bir şekilde, çenem dik ''Doktor.'' dedim. Başka birisi '' Ne doktoru?'' dedi.  '' Kalp cerrahı.'' dedim. Herkes sessizleşmişti. Beni yerinden kaldıran o kız '' Annen ne iş yapıyor tatlım?'' dedi iğneleyerek. Annemin ev hanımı olduğunu düşünüyordu...     Gözlerimin içine bakıyordu. Başım artık daha da dikti. '' Annem de savcı. Tatlımm.'' dedim bende gözlerinin içine bakarak; gayet sert bakıyordu. Bende öyle. Sınıfta gergin bir hava oluşmuştu. Hoca da ortamı dağıtmak için '' Evet arkadaşlar, derse geçelim..'' dedi ve bende defterimi açtım. Ama bu sırada üzerimde gözler hissediyordum. Başımı yana çevirdiğimde o çocuk bana bakıyordu; sınıftaki diğerleri gibi.           Sanırım o kıza kimse bir şey diyemiyordu. Ben şuan öyle olduğunu düşünüyordum. Hoca derse başlamıştı bu yüzden  önüme döndüm ve derse odaklanmaya çalıştım. Trigonometrinin ortalarındaydılar ve hoca çok kolay sorular yazıyordu. Dikkat çekmek istemediğim için sorulara cevap vermedim.       Bir süre sonra teneffüs oldu, ben de çantamdan kitabımı çıkardım ve onu okumaya başladım.  Ama yanımdaki çocuk bir bardak sıcak kahveyi önüme koydu. Gözlerimi kitabımdan ayırıp ona baktım. Sonra da önüme koyduğu kahveye... Ona tekrar dönüp '' Teşekkür ederim ama ben kahve sevmiyorum.'' dedim gülümseyerek. O da kahveyi almak için elini uzattı, kahveyi geri çektim. '' İçerim. Ama bir dahaki sefere lütfen başka şeyler al.'' dedim tekrar gülümseyerek.  Elimdeki sıcak kahveye bakarak '' Adın ne?'' diye sordum. Gülümseyerek '' Mert.'' dedi. '' Mert...'' diye tekrar ettim kısık sesle...  Dersteyken adımı söylediğim için tekrar söyleme gereği duymadım ve kahvemden bir yudum alıp ''Memnun oldum.'' dedim. O da bana bakarak memnun olduğunu söyledi. Ancak birinin bakışlarını üzerimde hissediyordum. Tabii ki o kızdı...    Hoca adını okurken duymuştum adı Derin'di. Derin'i her seferinde Mert ve bana bakarken yakalıyordum. Ne zaman ona baksam gözü buradaydı. Gözlerini hep üzerimde hissediyordum.                                                                                    🪷🪷🪷       Bir kaç ders sonra okul bitmişti. Bende eve gitmek için çantamı hazırlıyordum. Çantamı hazırlarken Mert '' Ne tarafa gideceksin?'' diye sordu. Bende gayet normal bir şekilde '' Geldiğim yere geri gideceğim.'' dedim.  Mert gülmeye başladı; bende sıcak bir şekilde tebessüm ettim. O da durumu toparlayıp hangi otobüslere bineceksin diye sordu. Bende '' Doğrusunu söylemek gerekirse buraları çok fazla bilmiyorum. Bu yüzden de sabah geldiğim otobüse binmeyi düşünüyorum açıkçası.'' dedim.     Bana dönüp ''İstersen beraber gidebiliriz.'' dedi.  '' Olabilir aslında...'' Hem zaten sabah da beraber gelmiştik onunla. Hem de okuldan sonra tek gitmek istemiyordum. Bu yüzden teklifini kabul etmiştim. Çantamı toparlamayı bitirdiğimde okuldan çıkmıştık. Yürüye yürüye durağa varmıştık. Yol boyunca da birbirimizi tanımak için sorular sormuştuk.     Durağa vardığımızda tuhaf bir sessizlik oluşmuştu. İkimiz de ne diyeceğimizi bilemiyorduk bu yüzden aramızdaki sessizlik uzamaya devam etti.       Tam bu sırada otobüs geldi; duraktaki herkes sırayla otobüse binmeye başladı. İkimiz artardaydık, aramızdaki tuhaf sessizlik sürmeye devam etti. Ben de bundan dolayı gerilip kulaklıklarımı taktım ve telefona bakmaya başladım. Ona baktığımda o arkadaşlarıyla konuşuyordu. Anladığım kadarıyla oldukça sosyaldi. Oldukça yakışıklıydı da...  O arkadaşlarıyla konuşurken ben de kulaklığım takılı bir şekilde ve ilgiyle onu izliyordum. Daha doğrusu merakla ama birinin gözlerinin üstümde olduğunu hissetmiş olucam ki kafamı ön tarafa çevirdim ve sınıftaki o kız bana bakıyordu. Yanında ki bir erkekle beraber. Kıza gerçekten gıcık oluyordum ama sanırım Mert ile aralarında bir şey vardı.   Kız ne zaman Mert'e baksa hisli bakıyordu. Aralarında bir yaşanmışlık vardı belliydi. Kafamı onların olduğu yerden çevirdim ve bu sefer de Mert bana baktı ve '' Sen nerede ineceksin?'' diye sordu. Bir sonraki durakta ineceğimi söyledim. O da hafif bir şekilde tebessüm ederek '' Ben burada iniyorum. Yarın görüşürüz!'' dedi. Ben de gülümseyerek '' Görüşürüz.'' dedim. Ve o indi.     Durakların arasında çok bir mesafe yoktu zaten. Ben de çok geçmeden indim otobüsten. İnmemle beraber fark etmiştim ki o kız da benimle birlikte indi. Ben çok umursamadan devam edicektim ki kolumu tutup beni kendine çevirdi. Derin bir nefes alıp önümü ona döndüm ve konuşmasını bekledim.       ''Mert'ten uzak duracaksın!'' dedi. Gayet sinirli bir şekilde. Umursamayarak '' Yani?'' dedim. O da bana soru sorar gibi baktı. ''Bak ,Mert'in peşinde değilim. Belli; aranızda bir şeyler geçmiş ve onu benden kıskanıyorsun ama ben kıskanman gereken son kişiyim.''  dedim. Elini bana doğru uzatarak ve sinirli bir şekilde '' Madem aramızda bir şeyler geçtiğini biliyorsun o zaman ne diye onun peşindesin?!'' dedi. Ben de gayet sakin bir şekilde '' Anlamayacaksın değil mi?'' dedim. Ben onu anlıyordum ama o beni anlamıyordu.  Ona tekrar baktım; aşağı doğru ve o beni gerçekten anlamıyordu. Onun gözünde sevgilisinin yanında dolaşan bir kızdım sadece. Ona tekrar dönüp dedim ki '' Bak, sen şuan benim dediklerimi anlamıyorsun. Seninle sonra konuşalım.'' dedim. Şaşırmıştı, bunu beklemiyordu. Ben de bu sayede arkamı dönüp gittim..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.