İçeriğe geç

Kristal Orman

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Kristal Orman

Bölüm 2

-2-

“Merhaba... Ben Lin.” konuşurken lüle saçları sallanıyordu. Kardeşi de hemen onun yanına gelip konuşmaya başlamıştı. “Ben de Lis.” az öncenin aksine kısa saçlarını arkadan toplamıştı. Miray kızların samimiyeti karşısında kısa bir şok geçirmişti.

“Ben de Miray.”

“Ne kadar güzel bir isim.”

“Saçlarında çok güzel.”

“Gözleri de çok güzel. Hey Lin Lin onu mankenimiz yapalım mı?”

“Lis Lis onu kesinlikle mankenimiz yapmalıyız.” Miray, Lin ve Lis’le ne yapacağını düşünürken arkalarındaki hareketliliğe gözü değdi. Az önceki kız Lin ve Lis’in arkasına geçmiş ve omuzlarından onları koltuğa doğru çekiştirmişti.

“Merhaba, ben Scarlett...” Miray’a tanışmak için elini uzatmıştı. Miray elini görmemezlikten gelip direkt gözünün içine bakarak cevap verdi.

“Merhaba...” Scarlett yüzündeki gülümsemeyi hiç bozmadan elini geri çekti.

“Kahve içer misin? Şimdi demliyordum.” Miray hafifçe başını sallayarak rahat görünen tekli koltuğa kendini attı.

“Teşekkürler...”

“Rica ederim” sondaki “m”yi uzatarak dış kapının sağında kalan ufak tezgaha ilerlemişti. Miray ilk girdiğinde gözünden kaçırmış olmalıydı. “Nerden geliyorsun?” Lis hevesle Miray’ın gözlerinin içine bakıyordu.

“Kuzeyden geliyorum.”

“Lis, kuzeyde 3 şehir vardı değil mi?” Lis hızla başını salladı. Başını sallarken topladığı saçlar tokadan hafifçe çıkmıştı.

“Biz daha önce Lorin’e gitmiştik. Soğuk olsada kesinlikle muhteşem bir şehirdi.”

“Evet gerçekten güzeldir ama ben şehirden gelmiyorum.”

“Kuzeydeki köylerden geliyor olmalısın.” Miray hafifçe başını sallayarak Scarlett’i onayladı.

“Peki siz?”

“Ah kendimizi tanıtmadık. Kabalığımız için lütfen bizi affet.” Lin mahcup bir ifadesini çok kısa bir süre takınıp enerjik haline geri dönmüştü. “Biz Lanes’te doğup büyüdük.”

“Buralı olduğunuz için kesinlikle şanslısınız. Bense evime gitmek için 3 hafta yol gitmeliyim.” Scarlett elinde kahve tepsisiyle Miray’ın karşısındaki tekli koltuğa oturmuştu.

“Kotar’dan mı geliyorsun?” Miray sanki bir an için Scarlett’in gözlerinin içinin parladığını görmüştü. “Evet Kotar’dan geliyorum.”

“Orayı seviyor olmalısın.”

“Hemde çok seviyorum.” Scarlett’in konuşurken aniden gözleri duvardaki saate takılmıştı.

“Yemek zamanı geçiyor! Acele edin. Lis yine senin yüzünden yemeği kaçıracaktık. Düşündükçe kan şekerim düşüyor.”

“Ah! Kahveleri boşuna mı yaptım ben.” Scarlett elini sertçe alnına vurdu. “Tüm sevgimi katmıştım oysaki.”

“Sevgi mi?” Lis yüzünü buruşturarak scarlett’e baktı. “Sevgiyi bilmem ama suyu fazla olmuştu.” Scarlett, Lis’in bu cevabına karşılık koltuğun yanında kınında duran kılıcı alıp, Lis’in sırtına vurdu. Onlar böyle didişirken Lin aceleyle odaya ilerledi.

“Miray en fazla 1 dakikan var. Hazır mısın?”

“Ne için?”

“Tabi sen yemek yemiş olmalısın.” Scarlett, Miray’ın boş bakışlarıyla bir an duraksamıştı. “Yedin mi?”

“Hayır.” Scarlett’le Miray birkaç saniye bakıştıktan sonra, Scarlett gözlerini kısarak konuştu.

“Neden uğraştığım çocuk sayısı dörde çıkmış gibi hissediyorum.” Lin’in odadan çıkışıyla Miray Lin’e baktı. Elinde iki beyaz panço vardı.

“Ben hazırım.” Lin, Lis’in yanına geçerek saçındaki tokayı hızlıca açıp tekrardan topladı.

“Miray gelmiyor musun?” Miray tam kafasını iki yana sallayıp reddedecekken Lis söze atlamıştı.

“Tabi ki geliyor. Hadi Miray!” Miray odadakilerin onu aniden bu kadar ısrarla çağırmasına şaşırmıştı. Oturduğu yerden kalkarak onların arkasından kapıya doğru ilerledi. Yürürken arka cebine koymuş olduğu eldivenleri çıkarıp ellerine geçirdi. Arkada olsa da eldiven giymesi Lis’in dikkatini çekmişti, hava eldiven için yeterince serin değildi.

“Miray kaçıncı sınıfsın? Seni daha önce gördüğümü hatırlamıyorum.” Scarlett merakla hafif arkadan yürüyen Miray’a baktı. “Evet daha önce seni hiç görmedik.” Miray, Lin ve Lis’in aynı anda konuşmasıyla ufak bir tebessüm etmişti. “Birinci sınıfım.”

“Daha ilk senen demek. Okulla ilgili öğrenecek çok şeyin var.” Lis lafını bitirir bitirmez hafifçe kıkırdamıştı.

“Peki siz? tanıştığınıza göre ilk seneniz değil.”

“Biz hepimiz üçüncü sınıfız. Lin ve Lis moda okuyorlar. Lin tasarımcı Lis ise terzi. Giydikleri her şeyi kendileri tasarlar ve dikerler.” Miray ufak bir şaşkınlıkla ikizlere baktı. “Çok yeteneklisiniz.”

“Teşekkür ederiz. İkiz olmak bunu gerektirir.”

“Bende politika ve işletme okuyorum ama eğer iki seneye kadar tüm konuları verirsem tarım bölümüne geçiş yapmak istiyorum.”

“Sanırım yanımda 16 yaşında bir dahi duruyor.” Scarlett kıkırdayarak Miray’a baktı.

“sahiden çok çalışkanım.” Miray artık aynı hizada yürüdüğü Scarlett’in söylediğine çok ufak bir tebessüm etti.

Arkadan aniden Miray’ın yanına gelen Lis konuşmaya başladı. “Mütevazi olduğuna bakma, gerçekten zekidir. Grubun başıdır. O olmasa yemek saatlerini bile kaçırırdık.” sözünü bitirince Lin ve Lis durup sessizce alkış tuttular.

Scarlett alkış tutan iki arkadaşının yakasından tutup öne doğru ittirdi. “Ah şu çocuklar.” Lis, gülerek önümüzde duran yemekhane kapısından girdi. Yemek saatinin bitişine az kaldığı için olsa gerek, yemek sırası kısaydı. Lin, Lis ve Scarlett aralarında Miray’ın anlamadığı bir tartışmaya girmişlerdi. Konudan kopan Miray yemekhaneyi incelemek için onlardan kafasını çevirdi. Oldukça kalabalıktı. Kaşık, çatal sesleri insan sesleriyle karışıp yemekhanede yankı oluşturuyordu. Masalarda oturan öğrenciler Miray’ın içinde olmayan bir sevinçle konuşuyorlardı. Miray öğrencileri incelerken gözü tanıdık bir gözle kesişti. Lucas'ın sahte gülümsemesine karşılık tanımıyormuş gibi yapıp kafasını yeniden kızlara çevirdi. “Lin bizimkileri gördün mü?” Lin, Lis’in sorusuna kafasını sallayıp parmağıyla camın kenarındaki masalardan birini gösterdi.

“Rex gerçekten bu sefer seni öldürebilir.”

“Bakışları beni burdan üşüttü.” Lis ellerini kollarına koyup kendini sanki ısıtmak ister gibi sıvazladı. Miray hangi masadan bahsettiklerini hissettiği bakıştan anlayabiliyordu ama emin olmak için Lin’e dönüp sordu.

“Hangi masadan bahsediyorsunuz?”

“Cam kenarında 4. sıra, 4 erkek oturuyor. Gördün mü?” Miray az önce gözünü kaçırdığı Lucas’a bir daha baktı. Masum gibi görünen sahte gülümsemesiyle Miray’ın gözlerinin içine bakmıştı. Miray dudaklarını memnuniyetsiz bir şekilde büküp gözlerini kıstı.

“O memnuniyetsiz surat ifadesi ne öyle?” Scarlett gülmemek için kendini zor tutup Miray’ın yüzüne baktı. Miray suratını hızlıca düzeltip Scarlett’e döndü. “Beni sinir eden birini gördüm.”

“Kim o? Kim o?” Lis fısıldayarak Miray’a yaklaştı. “Önemli biri değil.” Derin bir nefes verip sıraya baktı.

“Lis sıran geldi.” Lis Miray’ın söylediğiyle hevesle sıraya dönüp tabaklarını yemeklerle doldurmaya başladı. Arkasından Lin ve Scarlett’te büyük bir iştahla baktıkları yemeklerden almışlardı. Oldukça çeşit yemek vardı. Miray tabaklarını az miktarda doldurup kenarda onu bekleyen kızların yanına ilerledi.

“Arkadaşlarınızı rahatsız etmeyi istemem, başka masaya otursam daha iyi olur.” kızlar şok olmuş bir yüz ifadesiyle Miray’a baktılar. “Onlar dünyada rahatsız olacak en son insanlar, hadi gidelim.”

“Miray oda arkadaşınla tanıştın mı? Dün geldi. O da senin gibi 1. sınıf.” Scarlett önden ilerleyerek masaya giden ikizlere bakarken yavaş adımlarla ilerlemeye başladı.

“Henüz tanışmadık.” Scarlett başını salladı.

“Ailesi şehirdeymiş, akşama kadar beraberler. O da ikizler gibi konuşkan biri. Akşam tanışırsınız.” Scarlett sözünü bitirdiğinde masaya varmışlardı. Miray bu kadar kalabalık ortamda gerçekten rahatsızlık duyuyordu. Ortamın gerginliğinden, en rahat hissedeceğini düşündüğü Lucas’ın yanındaki sandalyeye oturdu.

Çaprazında oturan Scarlett’i azarlayan çocuğa baktı. Koyu kestane saçları ve uzun sayılabilecek bir boyu vardı. Onlarda dikkatini alıp masadakilere baktı. Sağ çaprazında oturan çocuk gözlerini önündeki kitaba dikmiş sanki başka bir dünyada gibiydi. Kumral saçlarının üstü uzun yanları kısaydı. Siyah çerçeveli gözlüklerini tutarak kafasını hızlıca havaya kaldırdı. “Biraz sessiz olun kitabın en heyecan verici yerindeyim.” Rex azarladığı Scarlett’ten kafasını çevirip kumral çocuğa baktı.

“Hangi bölümdesin deniz çiçeğinin burun akıntısını kestiği bölümde mi?” gözlüklü çocuk alaycı bir tebessüm ederek Rex’e baktı “Hayır deniz çiçeğinin insanların dilini koparabildiği bölümdeyim.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.