İçeriğe geç

KRALLIK

Bölüm 1 · 3 dk okuma

KRALLIK

Bölüm 1

İlan

BÖLÜM 1 — İLAN

Sabah henüz tam olarak uyanmamıştı.

Şehir griydi. Ama bu sıradan bir gri değildi. Kirli, solmuş, yıllardır yıkanmamış bir kumaş gibi… insanın içine işleyen bir renkti bu. Gökyüzüyle binalar birbirine karışmıştı; nerede biri bitiyor, diğeri başlıyordu ayırt etmek zordu.

Lina gözlerini açtığında ilk gördüğü şey tavandı.

Çatlaklarla dolu, sararmış bir tavan.

Bir süre öylece baktı.

Uyanmıştı… ama kalkmak istemiyordu.

Çünkü kalkmak, aynı güne tekrar başlamak demekti.

Ve o günler birbirinin aynısıydı.

Yavaşça doğruldu. İnce battaniye omzundan kaydı. Oda soğuktu. Gece boyunca içeride biriken ayaz hâlâ dağılmamıştı.

Ayaklarını yere bastı.

Zemin buz gibiydi.

Refleks olarak ayaklarını geri çekti ama sonra tekrar koydu. Alışmıştı. Her şeye alışıldığı gibi, buna da alışmıştı.

Odanın içinde fazla eşya yoktu.

Küçük bir yatak.

Kırık ayaklı bir masa.

Üzerinde eski bir telefon.

Bir köşede katlanmış birkaç kıyafet.

Hepsi buydu.

Lina ayağa kalktı, pencereye doğru yürüdü.

Perdeyi araladığında dışarıdaki manzara değişmemişti. Aynı sokak. Aynı gri. Aynı yorgunluk.

Alt katta bir adam sigara içiyordu. Duman yukarı doğru ağır ağır yükseliyordu. Bir süre onu izledi Lina. Dumanın kayboluşunu…

“Keşke bu kadar kolay olsa,” diye düşündü.

Kaybolmak.

Mutfağa geçti.

Aslında “mutfak” demek biraz abartıydı. Küçük bir tezgâh ve eski bir kettle’dan ibaretti.

Dolabı açtı.

Boştu.

Bir an durdu.

Sanki belki bu sefer farklıdır diye bakmıştı ama değildi.

Kapattı.

Kettle’a su koydu. Kaynatmak için düğmeye bastı. Su kaynarken çıkardığı o ince, titreşimli ses… odadaki tek canlı şey gibiydi.

Kahve yoktu.

Çay yoktu.

Ama sıcak su bile bazen yeterli oluyordu.

Telefonu aldı.

Ekranı açtığında ışık yüzüne vurdu. Gözlerini hafifçe kıstı.

Bildirim yoktu.

Mesaj yoktu.

Arayan yoktu.

Bu da alıştığı bir şeydi.

İş ilanları uygulamasını açtı.

Bu hareket artık refleks olmuştu. Düşünmeden yapıyordu.

Ekranı kaydırmaya başladı.

Bir ilan.

İki ilan.

Üç…

Her biri aynıydı.

Aynı kelimeler.

Aynı şartlar.

Aynı beklentiler.

Ve Lina’nın sahip olmadığı şeyler.

Deneyim.

Referans.

Güvence.

Bir ilana girdi.

“Deneyimli eleman aranıyor.”

Lina’nın dudaklarında silik bir gülümseme oluştu.

Deneyim…

Birinin sana ilk fırsatı vermesi gerekmez miydi bunun için?

Ama kimse o ilk fırsatı vermiyordu.

İlanı kapattı.

Bir diğerine geçti.

Sonra bir diğerine.

Zaman geçti ama hiçbir şey değişmedi.

Tam uygulamayı kapatacakken…

Ekranda bir şey belirdi.

Diğerlerinden farklıydı.

Sanki oraya ait değilmiş gibi duruyordu.

Arka plan siyahtı.

Yazılar beyaz.

Sade. Keskin.

“KRALLIK SEÇMELERİ BAŞLADI.”

Lina’nın parmağı havada kaldı.

Bir süre dokunmadı.

Sadece baktı.

İlanın kendisinde garip bir şey vardı. Açıklaması zor bir his. Sanki… fazla sessizdi.

Altına indi.

“Katılımcılara büyük ödüller.

Hayatını değiştirme şansı.

Cesaretin varsa başvur.”

Lina kaşlarını hafifçe çattı.

“Cesaret mi…?”

Fısıltı gibi çıktı sesi.

Bu bir iş ilanı gibi değildi.

Daha çok…

bir davet gibiydi.

Ama neye?

Gözleri aşağı kaydı.

Ve o an…

her şey durdu.

Ödül miktarı.

Lina’nın nefesi kesildi.

Kalbi bir an ritmini kaybetti.

Ekrana biraz daha yaklaştı. Sanki yanlış görüyormuş gibi.

Ama hayır.

Yanlış değildi.

Bu kadar para…

Bu, Lina’nın sadece hayal edebileceği bir şeydi.

Bir süre hiçbir şey düşünemedi.

Zihni boşaldı.

Sonra yavaş yavaş düşünceler geri geldi.

“Bu gerçek değil.”

“Bu bir tuzak.”

“Böyle şeyler olmaz.”

Ama o düşüncelerin arasında başka bir şey vardı.

Daha derin.

Daha sessiz.

Daha tehlikeli.

“Ya gerçekse?”

Lina telefonunu iki eliyle tuttu.

Parmakları hafifçe titriyordu.

Bu parayla ne yapabileceğini düşündü.

Kirasını ödeyebilirdi.

Yeni kıyafetler alabilirdi.

Belki daha iyi bir yere taşınabilirdi.

Belki…

artık hayatta kalmak için savaşmak zorunda kalmazdı.

Ama bir şey onu durduruyordu.

İçinde küçük bir ses.

Çok küçük.

Ama inatçı.

“Bu normal değil.”

Lina gözlerini kapattı.

Derin bir nefes aldı.

Kendi kalp atışını duyabiliyordu.

Yavaş.

Ağır.

Ama kararlı.

Gözlerini açtı.

“Başvur” butonuna baktı.

Uzun süre…

çok uzun süre…

sadece baktı.

Sonra çok hafif bir hareketle…

parmağı aşağı indi.

Ve dokundu.

Ekran değişti.

“Başvurunuz alınmıştır.”

Bu kadar.

Ne bir açıklama.

Ne bir soru.

Ne bir bilgi.

Sadece bu.

Lina bir süre ekrana bakmaya devam etti.

İçinde garip bir his vardı.

Korku değildi tam olarak.

Ama huzur da değildi.

Sanki…

bir kapı açılmıştı.

Ama o kapının arkasında ne olduğunu kimse söylememişti.

Telefonu yavaşça masaya bıraktı.

Pencereye yürüdü.

Dışarı baktı.

Aynı sokak.

Aynı insanlar.

Aynı hayat.

Ama Lina artık aynı değildi.

Çünkü bu sefer…

bir şey yapmıştı.

Bir seçim.

Ve bazı seçimler…

insanın hayatını değiştirmez.

Onu tamamen yok eder.

(Bölüm 1 Sonu)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.