kriastilia krallığına vardığımız da askerler prensin plaketini gördükten sonra bana selam verip bana giriş plaketi verdiler belime asıp içeri girdiğimizde biraz ilerledikten sonra kocaman saray gibi bir yere gelmiştik hayatimda saray hic görmediğim için neresi olduğunu bile bilmiyordum
Ben : burası saray mı burda mı kalcaz nerde kalcaz
Lucas : çok soru soruyorsun ateş ama cevaplim diyerek
bana döndü kollarını göğsünde birleştirdi ve gülümseyip konuşmaya devam etti
buranın su yan tarafinda askerler ve savaşçılar kalır bölmelere göre değişir sen yeni başladığın için senin ne olduğuna karar veremedik yarın verirler savaşçılar 2 kademe de olanlardır askerlerin altında olan en küçük kademede olan çırak dediklerimizdir ayriyetten en üst kademe de olan ÜSBS dediğimiz kişiler vardır onlar en güzel yerlerde kalır ve ben onlardan biriyim abim hala savaşçı malesef ve benim yanımda kalan ortağım var onun dışında kimse yok gelmeni istediğim için senle dövüşmedim söylenenlere aldanma ateşli
Ben: anladım ben şu anlık nerde kalıcam peki
Lucas sırıttıp bana adım attı ve eğilip gözlerime bakti
ve şöyle dedi
yanımda kalmaya ne dersin ?
Ben : sen beni her gece yatağına attığın çöp parçası olan kızlardan sanıyorsun herhalde diyip hançeri çekip boğazına dayayıp yüzüne yaklaştım ve dudak büküp
ama üzgünüm ben öyle biri olduğumu sanmıyorum ukala
Lucas : eğer hançeri çekmezsen öperim seni ateşli
şaşırıp geri adım attığımda gözlerimi kocaman açıp
Ben : huh ne saçmalıyorsun sen
Lucas : kötü kokuyorsun bence ilk önce bir duş al ayrıca seni benden uzaklaştırmak içinde 2 çift laf yeterli görüyorsun ki diyip arkasına bakmadan yürüdü
arkasından ukala diye bağırdım
ve yavaşca yürüdüm ve sarayın diğer bölümüne girdiğimiz de yüksek bir merdiven çıktık beni bir sürü oda olan yere getirip bir oda gösterdi Lucas ve tek kelime etmeden yukarı çıktı içeri girdiğimde burası çömezlerin yeri olduğunu anladim pekte iyi durmuyordu ama köy de kaldığım yere göre gayet iyiydi sıcak bir duş alıp kendimi direkt yatağa atmıştım oldukça yorgundum sabah köylülere gidip eski kraliçe için ağız aramalıydım belki lucasa da aynısını yapabilirdim çünkü yakın gibiyiz abisine göre kafamı boşaltmaya çalışarak üstüme rahat birşeyler giyip uyumaya karar verdim ardından kapı tıklatilma sesiyle uyanıp sersemce kapının ardındaki perdeyi cekip kim olduğuna baktım LUCASTI gecenin bu saatinde ne işi vardı bilmiyorum ama bi anda kapıyı açtım ve Lucas beni süzmeye başladığında üstüme bakıp hemen bir ceketle örtündüm
ben : aa şey birşey mi oldu bu saatte neden geldin
Lucas : bölümün belli oldu savaşçısın kıyafetlerini getirmeye geldim yarın 10 da genellikle eğitim yaparız haberin olsun ayrıca ateşli üstündeki normal kıyafetlerine göre daha temiz üstünü örtünmeye gerek yok dediğinde
elimdeki ceketi düşürüp parmağımı ileri tuttum
ben : sen beni küçümsüyormusun ne haddine
Lucas hafifçe gülüp başını yana çevirip tekrar bana baktığında sersemledim yüzüm düştü
Lucas: dalga geçiyorum prenses yarın görüşürüz diyerek
kıyafetleri uzattı bana beyaz ve üzerinde kriastilia krallığının logosu olan ayni zamanda kapsonlu bir kıyafetti logoya iyice baktığımda kırmızı bir aslan ve boğazına dolanmış bir yılan vardı tuhaf gelmişti ilk defa böyle bir logo görmüştüm bana annemi hatırlattı ve bir anlamı olduğunu düşündüm belki anneme olanları kral biliyordur ve bu anı bekliyordur ama bunu anlayıp hareket etmem lazımdı kıyafeti bi kenara bırakıp yatağa geçip tavana baktım ve uyuya kaldım yüzüme gelen güneşle uyandığımda